Naim Babüroğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Tarihin kıskandığı liderin hüzünlü vedası: Beni hatırlayınız…

Tarihin kıskandığı liderin hüzünlü vedası: Beni hatırlayınız…

featured

Savaş Tarihi’nin en büyük komutanları, Büyük İskender, Hannibal, Sezar, Napolyon kıskanmışlar mıdır bilinmez ama iyi komutan olduklarından Atatürk’ün önünde büyük saygıyla eğilmişlerdir.

Çankaya’da Cumhurbaşkanlığı Köşkü arşivinde yedi beyaz sayfa…  Üzerinde Atatürk’ün el yazısı… Bu sayfalar, 29 Ekim 1933 günü Cumhuriyet’in Onuncu Yıldönümü kutlanırken Ankara’da, Hipodrom’da milletine konuşan liderin elindeydi. Atatürk, milletine geçen yılların hesabını veriyor ve yapılacakları işaret ediyordu. Bu yedi sayfayı gece yazmıştı. Birinci sayfa: “Türk Milleti, Kurtuluş Savaşı’na başladığımızın on beşinci yılındayız” sözleriyle başlıyordu. İkinci cümle, “Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun.” şeklinde devam ediyordu.

 /></p>
<p>Son sayfada, son cümle: <strong><em>“Türk Milleti! Ebediyete akıp giden her on senede bu büyük millet bayramını, daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim. Ne Mutlu Türküm diyene!”</em> </strong>sözleriyle bitiyordu. Bu son cümleden önce, Atatürk’ün sesinden duymadığımız, ancak kâğıda yazdığı şu sözler duygu yüklü, hüzünlü bir vedanın kâğıda dökülmüş gözyaşlarıydı aslında: <strong><em>“Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden (Türk Milleti’nden) ve bütün medeni beşeriyetten (uygar insanlık âleminden) dileğim şudur: Beni hatırlayınız!”</em></strong> Atatürk, taslak olan konuşma yazısını düzeltirken, bu cümleye geldiğinde duygulanır. O anda, yanında bulunan Hikmet Bayur’un da etkisiyle, bu mutlu günde milletine veda anlamı vereceğini düşünerek bu cümlenin üzerini çizer ve 29 Ekim günü, Hipodrom’da törende okumaz.</p><div class=

 /></p>
<h2><strong>VASİYETİNE SON ŞEKLİ VERDİ</strong></h2>
<p>8 Haziran 1938 günü doktor çağrılır. Hastalık kötüleşmiştir. Bu arada, Hatay’a Türk askerinin giriş tarihi kararlaştırılır. Hatay, O’nun son davasıydı, ancak kendisini de bitirmişti. Hatay denildiğinde; mükemmel stratejik öngörüsü, kararlı, onurlu ve son derece istikrarlı dış politikası ile Atatürk akla gelir. Tek kurşun atmadan, Hatay Türkiye’ye katılır. 5 Temmuz 1938 günü, Türk askeri Hatay’a girer. Milletinin lideri, Türk askerinin Hatay’a giriş zaferini kutlamak için çocuk coşkusuyla küçük bir motorla boğazda gezintiye çıkar. Ateşi 39 dereceyi aşmış ve artık yatağa düşmüştü.</p>
<p><strong>28 Ağustos 1938…</strong> Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’nda hasta yatağındadır. Sabiha Gökçen’i kabul eder. Hüzün dolu gözlerle şunları söyler<strong>: <em>“30 Ağustos’u bensiz kutlayacaklar! Oysa o kadar isterdim ki törene katılmayı… Çocuklarımızı görmeyi, modern araç ve gereçlerle donatılan ordumuzun geçişini görmeyi… Biliyor musun Gökçen, bayrağımızı da özledim;</em></strong> <strong><em>onun şöyle anlı şanlı dalgalanışını, göklerle bütünleşmesini…”</em></strong> Savaş tarihinin kıskandığı Başkomutan, son 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda hasta yatağında olmanın büyük üzüntüsü içindedir…</p>
<p><strong>5 Eylül 1938 günü vasiyetine son şeklini verir…</strong> Cumhuriyet’in Onbeşinci yıldönümü törenlerine katılmak ve Ankara ile son kez kucaklaşmak arzusundaydı. Belki, beş yıl önce Onuncu Yıl kutlamaları konuşma metninde üzerini çizdiği, <strong>“Beni Hatırlayınız”</strong> cümlesini bu kez söyleyecekti. Fakat, ne yazık ki yolculuk yapması mümkün değildi.</p>
<p><strong>28 Ekim 1938…</strong> Atatürk’ün, Sabiha Gökçen’i kabulü ve söyledikleri:<strong> <em>“Yarın bayram değil mi Gökçen? Bu günü halkımla, halkımın içinde kutlamak isterdim. Beni Cumhuriyet Bayramı’nda halkımdan uzak tutan bu hastalığa lanet ediyorum.” “En büyük eserim Cumhuriyet’tir”</em> </strong>dediği ve Türk gençliğine emanet ettiği bu en önemli günde, çok sevdiği milletiyle birlikte olamıyordu. Sayılı günleri kaldığının farkında mıydı bilinmez ama tarihin akışını değiştiren lider için büyük bir ızdıraptı…</p>
<p><img decoding=[email protected]

 /></p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<p>Utkan Kocatürk, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, AAM, 2015; Hikmet Bayur, Atatürk’ten Anılar, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1998.</p>
<p>Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, 1981.</p>
<p>Hikmet Özdemir, Atatürk’ü Yeniden Düşünmek, 2008.</p>
<p>Bilal N.Şimşir, 10 Kasım Günlüğü, 2014; Bilal N. Şimşir, Atatürk’ün Hastalığı, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2011.</p>
<p>Sabiha Gökçen, Atatürk’ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Hazırlayan Oktay Verel, 1982.</p>
<p>Yüksel Mert, Bilinmeyen Atatürk, 2010.</p>
<p>İ.Güntürkün Kalıpçı, Her Yönüyle İnsan Atatürk, 2004; Esprileri ile İçimizden Biri Atatürk, 2007; Sinan Meydan, Akl-ı Kemal, 1.Cilt, 2014.</p>
<p>Genelkurmay ATASE Başkanlığı, Düşünce ve Davranışları ile Atatürk, 2009.</p>
<p>Asaf İlbay, Çocukluk Arkadaşım Atatürk; Milliyet.com.tr, 28.10.2010.</p>
<p>Naim Babüroğlu, 22 Gün 22 Gece Sakarya, 2020.</p>
<p>Naim Babüroğlu, Kemalyeri, 2017.</p>
<p> </p>
<p> </p>
</div></div>	<div class=

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 Yorum

  1. 11 Kasım 2020, 12:33

    Sayin komutanim goz yaslarim icinde okudum bu degerli yazinizi, yureginiz kaleminiz daim olsun. En derin saygilarimla.

  2. 1-İsmet Paşa neden cenazede yoktu.
    2- Nasıl olduda 11 Kasımda alelacele C.başkanı olabildi.

    Kapancı-Karakaşi kavgası ?

  3. 10 Kasım 2020, 19:34

    Elinize sağlık çok güzel bir yazı , Atatürk seni sevmek Türk milleti için milli bir ibadettir.¨Celal Bayar’ın bu sözünü çerceveletmek lazım Tabiiki Türk olanlar için.

  4. 10 Kasım 2020, 11:31

    O kadar derin düşünen ve geleceği planlayan adam vasiyetinde vatan geleceğine ait hiçbir şey olmamış olmaz bence Atatürkün ölümü ve vasiyeti çok şüphelidir. Hemen vefatından sonra fotoğrafları paralardan kaldırıldı, fotoğraflarını hazmedemeyen vasiyetinide hazmedemez. Atatürk , Türkiye gibi daima yaşayacak. Allah rahmet etsun

  5. Haddim olmasa da, Atatürk yazınızı okusa ‘işte benim manevi mirasçım derdi’ demek istiyorum.

    Biz sonraki kuşaklara gelince, emanetine sahip çıkamadığımızı, çağdaş medeniyeti yakalayıp geçmemizi bırak emperyalist bağımlılıklarla yeniden bağımsızlaşma için uğraştığımız acı gerçeğimiz. Bir ihtiyaç olarak Atatürk özlemimiz daha bir güçlendi, kendisini anlamaya çabalamaya başladık, bu da tesellimiz.

  6. Elinize kolunuza emeginize saglik. Bugün benim dogum günüm ama ayni zamanda yas günüm. Yazla kisi birlikte yasamak gibi birsey. Simdi yazinizi okuduktan sonra iki gözüm iki cesme agliyorum. Ruhu sad olsun. Önünde saygiyla egiliyor onu hicbir zaman unutmayacagimizi, onu kurda kusa yem etmeyecegimizi bildirmek istiyorum. Ne mutlu türküm diyene.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!