Nihat Genç yazdı…
BİR
Ayettir, bazı insanlar cinlere sığınıp onların taşkınlıklarını artırır.
Hristiyanlar da cinlere inanır ve hristiyan cinleri şeytanın ta kendisidir ve şeytan gibi insanın içine girer, ki, dinimizde de cinler insana musallat olur.
Musallat olmayla cin kelimesi handiyse eş değerdir!
19. yüzyıl ortalarında fotoğraf icad olunca insanlığın ilk işi cin ve şeytan ve hortlak ve ruhlar ve bilinmeyen/görülmez varlıkların fotoğrafını çekmek olmuştur. Tabii ki çekilen bütün fotoğraflar istisnasız uydurma/düzmece/aldatma montaj ya da ışık oyunları fotoğraflarıydı. Ancak, bir yüzyıl sürecince ‘cinlerin-şeytanların-ruhların’ fotoğrafları ana medyanın ilgisi ve manşetindeydi.
Fotoğraf makinesi bir yüzyıl cin görüntülemeyince sonra ‘ufo’ işine sardı, ki, havalarda gelişen uzay teknolojisiyle gazeteler için bir yüzyıldır merak uyandırıcı büyük bir malzeme olmaya devam ediyor!
Cinler görülmez varlıklar ancak dinimiz cinlerin de insanlar gibi iradeleri olduğunu söylüyor.
‘Cin’ hikayeleri en çok şeyh, tarikat hikayelerinde çok kullanışlıdır, mesela, bazı şeyhlerin cinlerden orduları olduğu söylenir ve hatta çoğu cinleri tarlasında çalıştırır, sevmediği/husumeti olduğu düşmanlarına musallat eder.
Yani cinleri olan insanlar ‘güç’ sahibi insanlardır!
İnsanlar gibi akıl ve iradeleri olduğuna göre, cinler, tarih boyu pekala siyaset de yapıyor ve bazı insanlara dokunulmaz ve gizemli-ilahi güçlerle destek oluyorlar!
Mesela bir akıl fikir ve iradeleri olduğuna asla inanmadığım Fetö’nün kitlesi gözle görülmeyen cinler ordusuydu! Fetöcüler, cinlerden daha aşağı bir ordu olmalı, çünkü Fetö’nün ordusu görmeyen düşünmeyen iradesi aklı fikri olmayan beyinleri yıkanmış bir orduydu.
Ama çok kullanışlıydı ve Fetö’nün cinler ordusu acı ama gerçek Türk Ordusu’nu AKP’yle tasfiye etmeyi başardı. Şimdi, başımız, yetmiş bin cini olduğunu söyleyen Menzil’le dertte. Ayrıca Sadat gibi kurum var ki, cinler gibi, bilinmeyen bir ordu, nerededir ne iş yapar kime hizmet eder, bilen anlayan yok. Ve TÜGVA adlı iktidar vakfının videolarına bakınca, benzer bir cinler ordusuyla karşı karşıyayız, aklı fikri iradeleri olmayan yüzbinlerce genç Tayyip’e bağlı!
Yani iktidarın her üst kademesinde ‘cin orduları’ mevzilenmiş!
Bir hukuk toplumunda görülmeleri denetlenmeleri görüşleri ve akılları ve fikirleri ve bir bedenleri var mı yok mu fotoğraf ve kamerayla ya da hukukla sorguyla bilinebilecek bir şey değil! Ki, muhalefetin içine gizlenmiş İyi Parti ve yeni CHP’de de ‘cinler ordusunu’ bulup ortaya çıkartmak teknolojik olarak hayli zor mesele!
Çünkü cinlerin ilk işi alayı geçmiş kayıtlarını-izlerini silmiş, ve alayı hafızayı da silmiş.
Yani cinler ordusu bu ülkede Türk Ordusu hukuksuzca tasfiye edilmemiş gibi, başbakanların şaibeli servetleri hiç olmamış gibi, Suriye’de milyonlarca müslümanı müslümanlar hiç öldürmemiş gibi, uyuşturucu gemileri hiç olmamış gibi, hukuk devleti bütünüyle ortadan kaldırılmamış gibi, muhalefetin de cinleri, Nato bu ülkede ihtilal yapmamış gibi, 90 bin Fetö ajanını beslememiş gibi, PKK onbinlerce insanımızı hiç öldürmemiş, gibi, hafızayı silmişler!
İktidarın cinlerine göre, Tayyip’e sımsıkı bağlı kalırsak ülke düzlüğe mutlaka çıkacak, muhalefetin cinlerine göre de parlamentoyu değiştirip merkez bankasını bağımsız yaparsak, ülke refah ve huzura kavuşacak, diyorlar, ve, ama kim diyor kim yürüyor kim büyütüyor, ötesini göremiyor bilmiyoruz.
Yani ‘cin ordularını’ kim kumanda ediyor, kim sahaya sürüyor, kim hangi amaçla çalıştırıyor, bilen, anlayan gören tanıyan ve yakalayan polisi hukuku ve görüntüleyen kamerası gazetesi hiç yok!
Velhasıl ülkemizde iktidar ve muhalefin kavgası görünür-açık bir siyasi kavgadan çok kayıtlarda olmayan denetlenmeyen-sorgulanmayan-bilinmeyen cin ordularının cin ordularına karşı savaşı!
Ancak, şu kesin, cinler insanların iradelerini ele geçirdi, insanların hafızasını sildi, insanları köle gibi çalıştırıyor, insanları kanını iliğini emiyor, insanları kullanıp istediğini iktidar istediğini karun yapıyor!
İrade dediğimiz ‘halk iradesidir’, seçimle vekillerini seçen, vekillerin de denetim aygıtlarını devreye soktuğu yaşayan canlı görünen bilinen gerçekliği rakamla ortada bir ‘irade’.
Ancak halkın iradesi diye bir şey yok, cinler ordusu istatistiksel gerçekleri hiç ciddiye almıyor, mesela Davutoğlu ve Babacan yüzde sıfırbuçuk oyuna rağmen arkalarında nasıl bilinmez bir güç olmalı ki her gün ya Fox TV ya Habertürk’te çok büyük siyasi figürler gibi konuşuyorlar. Oysa büyüklüğü küçüklüğü rakamlar ortaya koyar, sandıktan çıkan büyüklük küçüklük halk iradesini ortaya koyar. Demek ki arkalarında bilmediğimiz ‘cinler ordusu’ var.
Cinlerin ilk işi milleti çarpmak, siyaseti çarpmak, rakamı gerçeği çarpmak, yolsuzlukları, uyuşturucu ticaretini, şaibeli servetleri çarpmak, yani ‘görünen’ bal gibi ortada hakiki gerçekleri çarpıtmak.
Evet, halk iradesi, siyaset dışı ve sahnede cinler ordusu, birbirleriyle çok kanlı bir savaşa girişmişler!
Ve, arkalarına cin ordularını almış iktidarı muhalefeti, hepsi kendini ‘cin’ sanıyor ve bizlere siyasetimize ülkemize musallat olmuşlar, hepimizi ahmak yerine koyuyor, bizim sırtımızdan bizim vergimizden ‘görülmeyen’ ordularla (Sadat’ı Tugvası Menzili, muhalefette Fetösü, illegal PKK’sı, Nato’nun görülmez orduları vs.) anayasadan Türk egemenliğini çıkartmak, toprak bütünlüğünü peşkeş masasına getirmek ve cumhuriyet kazanımlarını hiç edip harcamak!
Bir ülke siyaset yapabilmesi ve bağımsız kurumlarını çalıştırabilmesi için tarafları bizatihi görebilmesi tanıyabilmesi anlaması yapılarını derinliklerini güçlerini desteklerini arkalarındaki pozisyonları projeleri çok net açık şekilde bilebilmesi şarttır, ama bir savaş var ve hiç bir şey göremiyoruz!
Şaka değil mizah değil abartı değil uydurma yakıştırma benzetme hiç değil, cin ordularıyla yönetildiğimiz açık bir gerçek!
Hafızayı siliyorlar rakamları siliyorlar birilerinin ardına sığınıyorlar ve acılar trajediler felaketler hiç yaşanmamış gibi milli kurtuluş savaşı hiç verilmemiş gibi bu ülkenin bir anayasası ve hukuk kurumları hiç yokmuş olmamış gibi cin orduları ortaçağ’dan beri kaldıkları yerden ülkeyi ve insanları sömürmeye ve köleleştirmeye devam ediyorlar!
İKİ
Cin min derken..
Kitap Fuarı’nda Veryansın/Pankuş standı ara bir koridorda, yani görünür yerde değil, bazen okuyucular arayıp ara sokakta bizi zor buluyor!
Dünkü gün, ilk gün gibi, paso kitap imzalıyor fotoğraf çektiriyoruz, üstelik, standın arkasından fotoğraf zor olur diye sandalyeleri standın önüne koridora çıkarttım ki fotoğraf ve imzaya gelenlerle daha hızlı seri fotoğraf çektireyim diye. Tabii heyecanlı buluşmalar ve ayaküstü okuyucuyla bir kaç laf ediyor dertleşiyor bir kaç soruya kısa cevaplar veriyor ve sonra çoğuyla nasıl buluşabileceğimizi kararlaştırıyoruz.
Ve tabii çoğu sefer henüz hiç bir laf etmeden nedense gelen okuyucu bizi görür görmez ağlıyor biz de ağlıyoruz, birbirimizi öyle görüp kucaklayınca. Niye ağlıyoruz bilmiyorum. Okuyucu niye ağlıyarak bizi kucaklıyor, onu da bilmiyorum. Hepimizin içinde konuşamadığımız derin bir yara var, onun için mi ağlıyoruz! Adını koyamadığımız bir büyük cendere içinde sıkışmışlık mı, bilmiyorum! Ve birbirimizi, direnin beraberiz arkanızdayız bu ülke sahipsiz değil vs. sözleriyle uğurluyoruz!
Derken.. Yanımda bir genç okuyucuya kitap imzalıyorum. Solumdan çarşaflı bir kadın geldi. -Beni tanıyor musunuz, sizinle görüşmek istiyorum, dedi.. -Sizi tanıyorum, dedim, siz Emine Şenlikoğlu. Hemen, lafa girdi. -Bir saniye, yanımdaki arkadaşın kitabını imzalayayım bir fotoğraf, sonra, görüşürüz, birazcık bekler misiniz, dedim.. Ve standın önünde kameralar aralıksız fotoğraflarımızı ve küçük videolar çekiyor, hazır vaziyette.
Emine Şenlikoğlu 90’lı yıllarda Abdürrahman Dilipak’la bir TV yıldızıydı, ortalığı kan revan götürüyor, delirmiş gibi saç saça baş başa bitmeyen şeriat-laik tartışmaları. Televizyon kavgalarının en vahşi yılları. Vahşice cumhuriyet’e saldırılar! En ağır kutuplaşma cepheleşme düşmanlaşma dönemi. İnancımızı yaşamak gibi masum ifadelerle yırtıcı hayvanlar gibi birbirlerine giriyorlardı.
Yani, Emine Şenlikoğlu, İslamcılar’ın çok meşhur yırtıcı kavgacı bir sembolüdür!
Türkiye kitap fuarlarında geçmiş otuz seneden beri en çok kitap imzalayan yazarların başında gelirim, tek bir gün nezaketimi bozmadım, hiç bir kırışık densiz olaya müsaade etmedim.
Emine hanım’a, -buyrun, dedim… Emine hanım, özel, bir kenarda görüşebilir miyiz? dedi. Kalktım ve kenara çekildik. Bana, -siz dedi, müslümanları İslam’ı niye eleştiriyorsunuz, diye bir soru sordu!
-Emine hanım, bizler müslüman bir halkın ve kültürün çocuklarıyız, bizim eleştirdiğimiz müslümanlık değil siyasal İslamcılık, şu ezik sömürge ülkelerinden getirdiğiniz siyasi islamcılık’a eleştiriyoruz, der, demez, araya girdi, sözümü kesti, TV’de yaptığı gibi, bozgunculuk dalaşma kavgaya müsait bir söz yarışını başlatır gibi.. -Siz, dedi, İslam’da siyaset olmaz mı demek istiyorsunuz… Oysa, lafın burayla alakası yok, ve daha konuşmama başlamadım bile, ve hemen, konuşmayı kestim, -bir soru sordunuz henüz cevaplamadım, neden sözümü kestiniz, dedim ve yerime geçtim ve bir daha ciddiye almadım yüzüne bakmadım, oralı olmadım. Çünkü ne için geldiği belliydi artık!
Sonra, kitap imzaladığım yere, bir daha geldi, -çok sinirlisiniz galiba, dedi, ve gitti.
Hayır, gitmedi, etrafımızda saatlerce sabırsızca dolandı durdu, arkadaşlara tenbih ettim, bu hanımefendi bir cıngar çıkartmanın peşinde aman ciddiye almayın nezaketi de bozmayın ve ama oralı da olmayın, sonra bir daha gelmiş, konuşmaya çalışmış, cevap alamamış…
Yani, fuarda dörtyüzün üstünde kitap standı var, ve bin çeşit fikir görüş beyan eden sağ sol muhafazakar kemalist yayınevleri standları var, bu binlerce mekandan neden hedef olarak bizi seçiyorsun, kalabalık bir saatte bizi meşgul ediyorsun, imzanın ortası sizin doymak bilmediğiniz fikir tartışmalarınız yeri mi, sırada bekleyen var, ticari olarak dahi hiç uygun değil!
Yanıma bir okuyucu kitabı imzalatmak için geldi, ve o da, olup bitene şahit oldu, okuyucuya dedim ki, görüyorsunuz işte, başbakanları 28 milyar şaibeli servet kazanmış nice bakanları aynı şekilde ama onlara gidemez ve hala bize hesap sormaya buraya gelir, Suriye’de milyonlarca müslüman öldürmüşler ama hesap sormaya buraya gelir, uyuşturucu gemileri ortalıkta cirit atıyor bunu sorgulayamaz, ama kalkmış bize gelir, müslüman din alimleri yolsuzluğa bile olumlu fetvalar vermiş, hesap soramaz, ama bize gelir..
-Nihat bey, bunları yüzüne karşı söylesene, diyen, genç arkadaşa, -onun da bizden istediği söz dalaşı çıkartmak, cıngar çıkartmak, benim adım Nihat Genç namım ortada cıngar çıkartmaktan hiç korkmam, ama onun istediği söz dalaşı… Buranın bizim dengemizi bozmak. Ağzımızdan her tarafa çekilebilecek kontrolsüz bir laf alıp kavgayı derinleştirmek.
Olup biteni, sıradaki diğer okuyucu da gördü.
İmzaya gelen arkadaşa: -Oralı olma dedim, görüyorsun, Türk Ordusunu tasfiye edip ortadan kaldırmışlar doymamışlar, Türk hukukunu ortadan kaldırmış doymamışlar, sahilleri yaylaları belediyeleri talan ve yağma etmişler doymamışlar, hala müslümanlığı tartışmaya hesaplaşmaya bizim yanımıza geliyorlar, ordu yok, hukuk yok, milli bir parti yok, şurada kala kala küçük iki metrelik bir kitap standımız kalmış, ona bile dayanamıyor, fuardaki bin dükkan içinde kalkmış hır çıkartmak dalaşmak için buraya geliyor, dedim.
Bu hadiseyi ayrıntısıyla tek tek buraya yazmaya hukuken mecburum, görünen bilinen ortada olan kayıt altında ne varsa yazmalıyım, çünkü, dünyayı füturuzca yemiş yutmuş bu İslamcı cinler size bir kere musallat olmasın, yine gelir tekrar gelir, söz dalaş için bahane bulmayı çok iyi bilirler!
Bunların ‘iradeleri’ yoktur, ‘akılları’ yoktur, ülkemizde Cumhuriyet’e ve ordusuna ve milli aydınlara kırk uzun yıldır musallat oldular ve onlarca kemalist aydın öldürüldü ve ordu ortadan kaldırıldı. Yiyecek çalacak müslümanı müslümana öldürecek kadar canlı kanlı ortadadırlar ama hesap vermeye gelince ama kimdir bunlar dediğinizde ortada hukuken de kameralarla da görülmez olurlar!
Ve bu ‘kudurmuşların’ söze girerken süt dökmüş kedi gibi alttan alan cümlelerine de kanmayın, istedikleri sizi bitimsiz boş bir kavganın içine çekip nesnesi yapmak!
Yani ortada görünen bilinen tanınan hedef olan saldırılan sansürlenen sadece cumhuriyet’e ve anayasaya ve toprak bütünlüğüne ve hukuka bağlı milli güçlerdir, gerisi, tevatür, kimin eli kimin cebinde, kim kimin adamı, bilen anlayan kayda geçiren sorgulayan hakimi hiç yok. İnsanlığın ve Türkiye’nin ve müslümanların başına açtıkları felaketleri hala anlayamamış akılsız ve iradesiz, bu cin orduları! Sadece musallat olurlar!
Yemişler yıkmışlar kudurmuşlar doymamışlar Allah’tan korkmamışlar ve gelip hala bize musallat olurlar!
Ben 28 yaşındayım.. 2000’li yılların başlarında Türkiye Dünya Kupası maçları vardı. Hiç unutmuyorum Diyarbakır ve Batman’da herkes konvoy halinde Türkiye bayrağı ile sloganlar atıyordu.. Kimsenin aklında Kürtçülük falan yoktu.. Herkes A Milli takımını tutuyordu.. Bu lanet olası siyasetçiler olmasa aslında halk olarak çok iyi kaynaşıyoruz.
hayır. Veryansın TV onları çarpacak. ve cinler dağılıp gidecek.
Nihat Genç.yazılarınızı okumaktan gurur duyuyorum.
Kapkara penguenin birini çok ustaca başınızdan savmışsınız anladığım kadarı ile bir tarafta bu penguenler bir tarafta natonun hdp nin k… çına takılmış beceriksiz muhalefet sonumuz hayır olsun ne diyelim
Cinlere Hizmet eden ve büyü yapan şahıs, kâfir gibi ölür. Çünkü şeytan ve büyü kullanan şahıs şeytandan yardım istemiş olur ve şeytandan yardım isteyen şahıs Allah’a savaş açmış olur ve Allaha savaş açanın sonu belli. Türk kağanı olan zulkarneyn ve yahud peygamberi olan Hz. Süleyman ve Hristiyan peygamberi olan Mesih ve İslam peygamberi Hz. Muhammed Allah tarafından şeytan ile biyat edenleri cezalandırmaya geldiler. Allah’ın bir meleği tüm şeytanlardan daha güçlü olur, bunu biz Çanakkale savaşı ile gördük atatürk cin ordusuna karşı 1 kişi olarak yola çıktı ve sonra 19 kişi oldular ve tarih 1919 ve gün 19!! Bu tarih cinlere ve patronlarına bir güçlü mesajdır, çünkü Kuran’da diyor ki cehennem muhafız meleklerin sayısı 19 kişidir, bu 19 melek kâfir sürülerini cehenneme tıkar. İşte 19 kişilik Atatürk ordusu ve 1919 tarihi Allah tarafından cin ordusuna bir tokat oldu. Bu cin siyaseti kullanan şeytanlar ne yaparlarsa yapsınlar çünkü Türk’ten yine zulkarneyn fatih Mehmet Atatürk ve Atilla doğar ve yine cin ordusunu Çanakkale sularına gömer. Siyasal İslam yapacağız diyorlar ve ülke millet ümmet din herşeyi batırdılar, Afganistan İran Arabistan Pakistan sonuç ortada , sorun İslam ve hatta siyasal İslam’da değil , siyasal İslam kuracak bu rezillerin haddi değildir. Bana bir cadillak sixteen verseler 13 litre motor ile kesin olarak hem kendimi hem arabayı batırırım, bunu kullanmak benim haddim değil düşünmem gerekir. Bu fuara gelen hanım efendi kendi isteği ile gelmemiş, koskoca fuarda her türlü Müslüm Yahudi ateist Hristiyan komünist kâfir yazar varken neden tartışmak için sizi seçmiş mesela doğu Perinçek ile neden tartışmamış? Bence bunu göndermişler, bu defa geldiğine mutlaka sorun ki kim göndermiş.
Bir yanardağ gibi patlayacak Türk milletinin aklı, iradesi. Yakındır. Mustafa Kemal’in ve Cumhuriyetin ateşiyle.
Veryansın tv haberlerinin altına çok daha önce de yazdım. Vakıf yurtları militan devşiriyor. Kafayı fetöye taktınız ama başka vakıflar aynı yerden devam ediyor dedik. Bunlar ilim yayma cemiyeti, süleymancılar, tügva, türgev, enderun, ensar. Bazı yerel dernekler vakıflar da işin içinde ama etkileri az. Özellikle tügva tam bir akp gençlik merkezi gibi çalışıyor. İlim yaymacılar tügva gibi akp ye kilitli değil ama onlar da islamcı gençler yetiştirmek için çabalıyorlar. İlim yayma cemiyeti konya şube başkanından bizzat şunu işittim: amacımız nihai noktada üniversiteleri ele geçirmektir. Bu adamlar her alanı gasp edip başkalarına alan tanımamaya çalışıyorlar. Her makamı ele geçirme derdindeler.
“Yani ortada görünen bilinen tanınan hedef olan saldırılan sansürlenen sadece cumhuriyet’e ve anayasaya ve toprak bütünlüğüne ve hukuka bağlı milli güçlerdir, gerisi, tevatür, kimin eli kimin cebinde, kim kimin adamı, bilen anlayan kayda geçiren sorgulayan hakimi hiç yok.” Aynı b.k’un laciverdi hepsi.
Hiç bir internet portalı, televizyon vb. adınızı anmasa da herkesin gözü sizde anladığım kadarıyla. Yılların ötesinden gelip de ağız dalaşı yapmaya niyetlenmesi bunu gösteriyor. Yolunuz her daim açık olsun.
2 de, aha dedim, sizide çarpmaya gelmişler dedim :), yamulup gitmişler :))
En büyük silahları “UTANMAMAZLIK” Nihat abi, hatta o kadar utanmazlar ki o kadar yüzsüzler ki artık bir şey söylediklerinde veya yazdıklarında sinirden, öfkeden daha cevap veremez oldum artık direkt küfür etmek geçiyor içimden genelde senin düşündüğün gibi kaos çıkmasın diye de sessiz kalıyorum.
“Kurulmuş, Beyinsiz Utanmaz Pilli Bebekler; Yürüyen Etli İskelet Torbaları” bundan bir gram fazlası değiller.
“OMURGA” mühim.