Nihat Genç

İmece

featured

Nihat Genç yazdı…

Suriye’nin inşasına bir de olumlu bakalım, bakın, insanlık Suriye’nin yeniden inşası için el ele vermiş!

Deprem-yangın felaketinden çıkan bir komşu gibi, hani biri yatağını verir diğeri yemeğini..

Neo-liberalizmin küresel imparatorluğunun fikir babalarından Brzezinski de böyle demiyor muydu, Rusya ve İran ve Çin ortadan kalkarsa her şey yoluna girer!

(Brezenski’yi de hatırlatalım, kendileri Sovyetler’in çözülmesinden sonra ABD imparatorluğunun önünün açıldığı tezleriyle meşhurdur ve Samuel Huntington’ın kankisidir ve son otuz yılın bütün ABD devlet başkanlarının danışmanıdır ve bütün İslam dünyasının haritaları değişecektir diyen Condolezze Rıce’in fikir babasıdır!)

Bunlar geçmişte kaldı diyelim, şimdi İsrail, Golan’dan düze indim sınırlarımı geliştirdim ve Hizbullah’ın terk ettiği Lübnan Dağları’na el koyuyorum, şimdilik bu bana yeter! Üstelik yeni Şam yönetiminin askeri kapasitesini sınırlı tutarım ve zaten İsrail karşıtı birkaç adam yönetime gelirse onu da hallederim, diyebilir!

Körfez ülkeleri yahu ne güzel Avrupa’ya petrol boru hattı geçecek, Rusya’nın gücünü düşüreceğiz, bu da şimdilik bize yeter, diyebilir!

Ve HTŞ’nin köktenci kadrosu, tac giyen baş akıllanır, kravat takma zamanı, artık insan içine çıkalım, pek tabii İslami hassasiyetlerimizi koruyalım, ama önümüz açık, ortalığı karıştırmanın alemi yok, zaten ortalıkta başı kesilecek şii unsurlar da hiç yok, diyebilir!

Ve Avrupa, yahu göçten anamız ağladı, şu Suriye’ye ekonomik destek verelim de daha fazla göç olmasın ve belki göçmenleri geri de gönderebiliriz, diyebilir!

Ve Şam’ın yeni yönetimi, yahu Irak gibi etnik mezhebi bir anayasa değil, Suriye vatandaşlığı üzerine bir anayasa yapalım, diyebilir! Ve elimizde Türkiye’de ve Suriye’de yetişmiş kadrolar var, zaten İsrail’i de kuzey Avrupalı yahudiler kurmadı mı, dışardan tekrar ülkelerine dönecek mesleki uzmanlarla tarihte görülmemiş şekilde bir bürokrasi ve siyasi kadro yaratabilir ve bir devlet inşa edebiliriz, diyebilir!

Türkiye, Emevi Camii’nde namaz kılma havası bana yeter, yıllarca yaptığımız yatırımların karşılığını aldık, Suriye’nin toprak bütünlüğü söylemiyle iç siyasette peki PYD ne olacak endişelerine karşılık veririz ve İsrail işgaline de söylem olarak karşı çıkarız, ancak, şimdilik ortalığı ayağa kaldırmanın alemi yok, işte ne güzel yepyeni bir ülke kuruluyor, inşaatı, çimentosu, demiri, bulguru mercimeği, ticareti ve iki ülke arasında neredeyse kalkmış sınırlar, daha Allah’tan belanı mı istiyorsun, diyebilir!

Mısır ve Arap ülkeleri, yahu Suriye üzerinde Türkiye’nin etkisi fazla yine bize efendilik ağbilik yapıyor ama durum da ortada, kaşımanın alemi yok, diyebilir!

Ve Amerika, Tayyip zaten elimde, iç politikadaki sıkıntılarına yardımcı olalım, Suriye’nin kuzeyinde PKK diye ısrar etmenin alemi yok, kucaklayıcı ve önlerini açan bir dil kullanalım, diyebilir!

Rejimin yıkılmasıyla farklı etnik ve mezhebi yapılar bir silkinip kardeşçe yepyeni bir dünya kurmak için yola çıkabilir, ki, büyük devrimlerin zihniyetleri değiştirmede büyük gücü vardır!

Alt yapımızı, elektriği, suyu, barajı ve yıkılmış şehirleri bismillah deyip ayağa kaldıralım, sonrası Allah büyük, bugünden kalkıp İsrail’e ve PYD’ye ağır laflar edip işi boka sarmanın alemi yok, diyebilir!

Ve Suriye en yoksul Arap ülkelerinden, bu kadar insanın maaşlarını kim verecek, gibi ağır sorunları var, olsun, hangi ülkenin ekonomik sorunları yok ki, Allah bir kapı açar!

Bu satırlar ironi hiç değil batılı ülkelerin el ele verip bir ülkeyi ayağa kaldırmak için muhteşem bu imece dili zaten bugün itibariyle dünya siyasetinin politik söylemi haline gelmiş!

Bu iyimser satırlar şu an ekranlarınızdaki politik dilin birebir aynısı, bize söylenen bunlar!

Orta Doğu’da ne kadar iyimser olsak da hiç değişmeyecek asla kata değişmeyecek konulara gelelim, birincisi, İsrail aldığı topraklardan asla geri çekilmez ve askeri ve sıkı gözetim tehdidinden hiçbir şekilde vaz geçmez, ikincisi, bir Amerika-İsrail yapımı olan PKK-PYD varlığını iç dengeler için uykuya yatırır ancak geri adım atmaz!

İsrail ve Amerika’ya tehdit olmadıktan sonra önünüz açılır!

Bu iyimser tablo zoraki bir akılla ortaya çıkmadı, bu iyimser tablo Körfez ülkelerinde şu anda zaten hayatta, Suudlar ve Körfez ülkeleri Amerika ve İngiltere’ye arkalarını dayayıp işte saraylarında gül gibi geçiniyorlar!

‘Gül’ gibi geçinecek aileye şimdi yeni bir devlet geliyor!

Suriye’nin yeni devleti de, şöyle, bize bir on yıl müsaade edin bürokratik ve siyasi ve iktisadi kadrolarımızı kuralım, maaşları ödemenin karnımızı doyurmanın önünü açalım, sonra, milli bir kimlikmiş, milli bir onurmuş, bağımsız bir ülkeymiş, derdine düşeriz, diyebilir!

Peki sıkıntı ne?

Bence de hayaller umutlar beklentiler pek güzel iştah açıcı ve bir sıkıntı görünmüyor!

Sorun emperyalizmi tanıyıp tanımama sorunu!

Yani İsrail gibi ebedi bir düşmanla niçin el altından anlaşma yapıldı ve emperyalizmin çıkarı ne?

Emperyalizm bir savaş makinesidir, ve bu savaş makinesinin karnını silah satarak doyurur, sonra dünyanın petrol, enerji, yüksek teknoloji ve büyük finans şirketleriyle doyurur, ve sonra hakimiyetini dünyanın büyük iletişim araçlarına sahip olmasıyla sürdürür ve bütün denizlere savaş gemilerini göndererek!

Altınlarınız petrolünüz madenleriniz topraklarınız ve halkınız işte bu emperyalist şirketlerin tehdidi altında ve kölesidir!

Bu şirketler bir dünya imparatorluğu kurmuştur ve ülkelerin siyasetlerini darbelerle ya da istihbaratıyla ya da terör örgütleriyle kendi çıkarlarına değiştirmek dönüştürmek imkanına sahiptir!

Borsanızı, madenlerinizi, ziraatınızı ve siyasetinizi bu şirketlerin emrine verdikten sonra, hakikaten sorun yok, size de sadece kendi sarayınızı inşa etmek kalmış!

Bu şirketlerin yağma ve talanını ve karları için ülkeleri nasıl soykırım ve katliamlardan geçirdiğini insanlık son iki yüzyıldır ve sizler de canlı canlı son kırk yılda izlediniz!

Ve mesela ülkemizde Fetö ve PKK ve Ilımlı islamı devreye sokup bu emperyalist şirketlerin taşeronluğu yapıp medyanın ve borsanın ve hazinelerin ve yaylaların ve ihalelerin ve sahillerin ve ormanların sahipleri oldular ve sonuç, milyonlarca çok iyi okumuş genç insan evinde oturuyor ve ama bir kaç bin insan çok mutlu şekilde malikanelerinde!

Bağımsızlık ‘ekonomiyle’ kazanılan bir şeydir, bağımsız ekonomi ise ülkenin milli kaynaklarıyla kazanılan!

Türkiye bağımsızlığını Özal’ın neo-liberal siyasetleriyle sıcak paraya yani borca bağımlılığıyla kaybetti ve sıcak parayı verenler önümüze Fetö ve PKK gibi casus örgütlerini koyup elli uzun yıldır enerjimizi trilyon dolarlarımızı yağma ve talan ve israfla yok ettiler!

Ekonomi için, milli seferberlik şarttır, milli seferberlik için milli bir tarım ve milli madencilik şarttır ve topraklarınızda milli hakimiyetiniz şarttır!

Size yukardaki bu mutlu tabloyu sunan emperyalistler sizlerin milli bir varlığınız milli bir iradeniz olmaması için, kaynaklarınıza el koyar, siyasetinize el koyar, istihbaratıyla el koyar, dünya ticaret örgütü ve Dünya bankasının şartlı destekleriyle el koyar milli şirketlerinizi sattırır ve bu da olmadı terör örgütleri kurup içinizi karıştırıp el koyar!

Her ülke her devlet dünyayla ticaret mutlaka yapacaktır, dünyayla iktisadi siyasi kültürel bir entegre içinde mutlaka olacaktır bu başka, ancak, milli kaynakları milli toprakları üzerinde hak sahibi olabilecek midir? Kendi kaynaklarınız üzerinde hak sahibi değilseniz milli bir iradeniz milli bir meclisiniz olamaz, örnek işte Türkiye!

Yani sorun, IŞİD’in artık kafa kesmeyeceğim demesi hiç değil, zaten IŞİD, kimden besleniyorsa onun düşmanlarının kafasını kesiyordu!

Sorun aynı küresel şirketlerin uyuşturucu ve mafyatik yapıların önünü açıp IŞİD ve PKK gibi yapılara aktarılan bu kara paranın önünü kesebilecek bir hukuk devleti olup olamamada, ki, an itibariyle terör örgütleri bölgelerinde uyuşturucu ticaretiyle ayakta duruyor!

İyimser mutlu bir tablo, önsözü okuyup kitabı hiç okumamak gibi bir şey ve son 50 yılda parçalanan ülkeleri görmemek gibi bir şey!

İşte milli istiklal savaşı ve bileğimizin hakkı olarak helal olarak öz be öz sahibi olduğumuz topraklarda Cumhuriyet’i kimler yıktı ve bu toprakların balını kaymağını madenlerini ve borsasını şimdi kimler yiyor?

Hangi holdingler yıktıysa hangi holdingler sömürgeci şirketlerin taşeronluğuna ve siyasi ortaklığına soyunmuşsa onlar yiyor!

Peki ülkemizi kim yönetiyor, sıcak parayı verenler ve bu sömürgeci şirketlere taşeronluk yapanlar!

Peki ülkemizde ekonomik ve siyasi bir huzur neden bulamıyoruz? Suriye’den onlarca defa daha zengin ülkemizde neden halkımız aç ve eşitsizlik diz boyu ve hala milli bir siyaset milli bir egemenlik gücümüz yok ve neden hala terör örgütlerinin peşinden güya fırsatlara ve maceralara sürükleniyoruz!

Çünkü ülke servetleri hep aynı kişilerin cebine gidiyor, işlerine göre terörist örgütleri besleyip işlerine göre uykuya yatıranlar, neden, ülkenin zenginliklerini ele geçirmek için!

Ve diyelim sömürgeci şirketlerin yağma hasanın böreği olmuş bu topraklardaki AKP gibi siyasetleri ortadan kalkarsa ne olur, şüpheniz olmasın uykuya yatırılmış terörist örgütler ayağa kaldırılır!

Çünkü değişmeyen tek şey ‘sömürüdür’!

Sömürü sürdüğü müddetçe Emevi Camii’nde de Ayasofya’da da sabahlara kadar ve yüzlerce yıl namazlarınızı huzur içinde eda etmenize, kimse neden ses çıkartsın?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 Yorum

  1. Batı emperyalizminin işleyiş biçimini bilmeyen mi var? Peki o zaman başka bir şey anlatın bize.
    Daha dün İsrail istese AKP yi bir günde devirir diyordunuz. O halde size göre mesela Türkiye’ye mesela sizin partiniz gibi tam bir anti-emperyalist zihniyet iktidar olursa bir gün içinde devrilecek demektir. Peki bize öneriniz nedir? Bir günde iktidar devirebilen bu güçlerin Türkiye’de anti-emperyalist bir iktidarın kendisine meydan okuyacak şekilde tutunmasına engel olamayacağı şartlar nelerdir? Bu nasıl olacak? Açıktan meydan okursanız bir günde devrileceksiniz. Anti-emperyalist kalarak emperyalizmi uyutmanın formülü nedir? Yoksa sadece sizin emperyalizmin yöntemlerini derinden kavramış olduğunuza dair yazılarınızla mı yetineceğiz.

  2. 22 Aralık 2024, 20:38

    İki önemli bilim var , ekonomik bilimi ve para bilimi. Ekonomik bilimi zaten tüm dünyada üniversitelerde size sunuluyor. Bu bilim size para kazanmayı öğretiyor, yani eşek gibi sabahtan geceye kadar çalışacaksın ve gece ahırına gittiğinde önüne saman koyurlar. Ama önemli bilim para bilimi ki hiçbir üniversitede hiç kimseye sunulmuyor. Bu bilim size parayı yaratmayı öğretiyor ve sadece bir kaç yahudi ailenin elinde. Mesela ülkenin ekonomisini sanayisini yönetmek için neden bankacılık sistemi olmalıdır? Biz tamamen bankacılık sistemini iptal etmek ve GDP’ye endeksli para değerinden tamamen çıkmak ve yeni bir sistem ve para modeli kurmaya neden düşünmüyoruz? Yüzlerce yıl yaratığı ve yönettiği yahudi sistemi ile Yahudileri yenmek gülünç bir dramdır. Bu bir gerçek emperyalistler ve başında Yahudiler gerçekten bilim konusunda üstündür. Onların kurduğu oyunu biz hala tamamen çözememişiz. İlk olarak yahudi Anglosaksonun kurduğu ekonomik para ve sanayi ve tüm altyapıyı sorgulamak lazım ve sonra kökten onların hiçbir kuralını miras almadan yeni bir medeniyet kurmak lazım. Bunların hepsini yapmak için milli insan milli düşünce ve millî felsefe lazım.

  3. Kendi aralarında yeni bir dil geliştirmeye çalıştıklarında fişleri çekilen aygıtlar gibi .Ya bunlara çalışacaksın ya da bunlarla çalışacaksın.

  4. Nihat Bey yazınızı çok beğendim.Emperyalist güçlerin neler yapabildiğini bu güzel yazıda belirtmişsiniz.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!