Nihat Genç yazdı…
II. Dünya Savaşı biter bitmez De Gaulle Paris’e girer ve hayatının en muhteşem konuşmasını yapar:
“…Felakete uğrayan Paris! Kolu kanadı kırık Paris! Istırap çeken Paris! (…) Kendi kendine özgürlüğe kavuşan Paris! Fransız ordusunun desteğiyle kendi halkı tarafından kurtarılan, Fransa’nın desteği ve yardımlarıyla yalnızca Fransa tarafından, gerçek Fransa tarafından, ölümsüz Fransa tarafından özgürlüğüne kavuşturulan Paris!”
De Gaulle Fransa’yı çok sevdiği için ‘gerçek dışı’ konuşuyor, gerçek: Fransa’yı Fransız Ordusu ve halkı kurtarmadı, Fransa’yı müttefikler İngiliz ve Amerikalılar kurtardı. Konuşmasındaki Fransa’yı Fransa kurtardı lafları De Gaulle’ün uydurması! Fransa’nın kırılan gururunu tamir edip yeniden diriltmek için böyle konuşuyor!
Yani yeni bir Fransa’nın inşası için De Gaulle’ün asıl kurtarıcı İngiliz ve Amerikalıları inkâr eden bu konuşmaya ihtiyacı vardı, De Gaulle Fransa’yı kurtaran İngiliz ve Amerilalılardan hiçbir zaman hiçbir yerde hiç söz etmedi.
Mesela on binlerce İngiliz, Amerikan, hatta Kanadalının öldüğü çıkartmada ölen Fransız asker sayısı sadece 19’dur. Yani Normandiya’ya çıkan ‘özgür Fransız ordusu’ olmadığı halde De Gaulle, radyoda bu mücadelenin Fransa’nın savaşı olduğunu söyler ve yine müttefiklerin katkısından söz etmez (Savaşta Liderlik, s.148). De Gaulle’ün kendisi dahi çıkartmadan sekiz gün sonra sahile çıktı ve sahilde öyle bir gezinti yaptı.
Yani, içerde ve dışarda Fransız milli direnişinin çok zayıf olduğu ortadadır. Fransa’nın milli direnci ve gururu naziler tarafından gerçekten kırılmıştır ve ancak, müttefikler Fransa’ya bir iyilik daha yapmış savaşın sonunda Paris’te Zafer Yürüyüşü’nün en önünde milli savaşa gösteriş dışında katkısı hiç olmayan De Gaulle’un yürümesine izin vermişlerdi.
II. Dünya Savaşı’nda Nazilerin Paris’i işgalinde Fransız siyasilerin sağ partilerin sanatçıların Nazilerle işbirliği milli bir utançtır, Yakup Kadri’nin İstanbul işgalinde yazdığı “Sodom Gomore” romanı da bizim için utançtır ancak Fransız versiyonu karşısında çok zayıf kalır!
Savaştan sonra Fransızların siyasilerini ve sanatçılarını tarttığı terazi çok basittir, Nazi işgali karşısında durdun mu durmadın mı?
Aynı soruyu bizler de sorarız, İngilizlerin İstanbul işgaline karşı kimler durdu, kimler işbirliğine girdi?
Ya da 15 Temmuz Amerikan güdümlü FETÖ işgaline karşı kimler durdu?
Mesela şimdi Boğaziçi’nde eylem yapan LGBT’ye destek imzası atan yazar şair edebiyatçı takımının alayını isim isim tanıyoruz, hiçbiri 15 Temmuz’a karşı durmadı.
LGBT’ye destek veren bu ‘takım’ ayrıca Ermenilere özür bildirisi de yayınladı, yetmedi, aynı takım Kıbrıs’ta Türk tezlerini hiç bir zaman desteklemedi. Ayrıca, Türkiye’yi zayıf düşürmek ve bölmek için FETÖ, PKK ve “Alevi derneklerini” kasıtla destekleyen Almanya ve Fransa’ya karşı bu imzacıların tek cümlesini de görmedik. Ayrıca bu malum takımın anayasanın toprak bütünlüğünü (üniter devlet) koruyan ilk üç maddesini savunduklarını hiç görmedik. Ve…?
Bu malum takımın 15 Temmuz öncesi-gecesi-sonrası siyasi duruşlarına, tutumlarına bakınız, 15 Temmuz işgaline karşı durmuşlar mı?
Hayır!
Milli olan hiç bir yerde yoklar!
Anlaşılan bu arkadaşları da “müttefikler” gelip kurtaracak.
Ve ama toplum uyur-uyanır gün gelir bir eylem olur, bu malum takım, yalandan gusül abdesti alır gibi, yine işine gelen bir eyleme destek veren imzalar atıverir ve sanki bu topraklardaki ‘direnişin-direnişlerin’ dahi sahibleri görüntüsü verirler.
FETÖ ve PKK’yı destekleyen Almanya’nın Amerika’nın Fransa’nın yanındasın, yetmedi, işgale karşı yoksun, yetmedi, toprak bütünlüğünü koruyan hiç bir siyasette yoksun, ama, allem gullem zeytinyağı gibi üste çıkmada bayağı deneyimli hünerlisin, bu malum arkadaşların içinde savaşta olmayan Fransa’yı savaşın kahramanı gibi sunan boy 1,93 cm bir De Gaulle yaşıyor olmalı.
Ve dünyaca bilinen LGBT dünyanın her yerinde sosyalist ve demokrat ve çevreci siyasetlere destek verir, mesela LGBT’nin ‘etnik milliyetçiliğe’ destek veren bildirisini dünya gözlerimle ben ilk defa Türkiye’de görüyorum, çünkü etnik milliyetçilik ‘evrensel bir değer’ hiç değildir, hatta etnik milliyetçilik siyaseti kültüründen soyutlanıp batıda tamamıyla ayıplanmış ve yasal olarak da yasaklanmıştır.
Yani?
15 Temmuz gecesi hem FETÖ’yle hem Amerika’yla hem Fransa hem Almanya’yla aynı yatakta basılıp yakalanmış malum sözümona şair yazar edebiyatçıları görünce, aklıma Paris’in kurtuluşundan sonra Alman subaylarla otelde düzüşürken yakalanan ünlü Fransız aktrist Arletty’in şu çok meşhur açıklaması gelir:
Evet, kalbim Fransız ancak kıçım dünya vatandaşıdır!
18 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye


Sıradışı…… Alkışlamamak, katılmamak olanaksız….. Teşekkürler Nihat Genç…. Gülümsetiyor, düşündürüyor, gururlandırıyorsun….. Saol Varol…..
Çok güzel bir yorum bayıldım
Haklı eleştirilerin karşısında tek bir cevabı olan, kişilerin ve sözde örgütlerin kıçlarına dünyayı bağlasan vatandaşı olamazlar, başka gezegende orospuluk yapmak için bir plan uydururlar, efendilerine kölelik virüsünün aşısı bulmasak bile işe yarayacağından şüpheliyim, yine de diline sağlık…
Bildiğimiz liberal demokrat görüntülü ATATÜRK ve Cumhuriyet düşmanı bu tayfayı eleştirirken 15 Temmuz’u doğru okumak lazım, bu işin hedefine sadece onları koyarak birilerini sütten çıkmış ak kaşık anlamında paklamamak lazım. Kim bu hain girişimi organize etmiş? Kimin bilgisi dahlinde MIT ve GKB ile o gün gündüz bir araya gelinmiş? Kim buna bir süre önceden bildiği halde ses çıkarmamış? Kim daha sonra bunu kontrol edip kendi çıkarına evirmiş? Kim bu hain kalkışmaya karşı direnen ve bastıran gerçek ATATÜRK’çü subayları daha sonra sessizce bunu dayanak yaparak ordudan uzaklaştırmış? Özetle, kim bu işten ordu yok edilirken faydalanıp iktidarını sağlamlaştırmış ve nemalanmış ona bakmak lazım. Öyle kuru gürültü ile Vatan Millet Sakarya edebiyatı ile toplumda hiç bir karşılığı olmayan birilerini hedef göstererek mesele topluma anlatılmaz, gizlenemez gerçeklerin üstü örtülemez. Yiğitlik acı eleştirilere dayanıp korkmadan gerçekleri kamufle etmeden Türk halkına anlatmaktır, gerçek Vatanseverlik budur.
Harika Nihat bey noktası virgülüne kadar harika.İyiki varsınız.
tam chpo lik yazı ATATÜRKÜN KURDUGU PARİ Yİ AMERİKANIN SOROSUN PKK NIN ARKA BAHÇESİ YAPIP DAHA SONRADA UTANMADAN ATATÜRKÜN MİRASINI SÖMÜRÜN BAY KEMAL KANAS CANAN VE PKK MİLİTANI SEZGİN TANRIKULU BU MANDACI VATAN HAİNLERİNİN BEN GİZLİ SEBATAYİST DEVŞİRME VE AJAN OLDUKLARINA İNANIYORUZ
Noktasına virgülüne kadar katılıyorum. Bence de çok şanssız bir yazı olmuş Nihat Genç için. Ne yani, “15 Temmuz’un karşısında yer almayanlar, Ermeni soykırımı pankartlarının arkasında yürüyen liboşlar, kürt açılımcıları ve LGBT’liler” yarın herhangi bir konuda, “SIRF ÇIKARLARI ÖYLE GEREKTİRDİĞİ İÇİN” doğru tarafta pozisyon alsalar, “biz bunların ne mal olduklarını biliyoruz” deyip karşı tarafa mı geçeceğiz?
Kabe resmi kutuplaştırmacı provokasyondur
cyrano nun mantıgı essız!
Türkiye’de Sodom Gomore’ler çoğunlukta olduğu sürece kurtuluşumuz maalesef gerçekleşmez.
Nihat bey umarım Boğaziçili hippilerin eylemiyle fena gaza gelen Yavuz Alogan da okur bu yazınızı
“Yiğitlik acı eleştirilere dayanıp korkmadan gerçekleri kamufle etmeden Türk halkına anlatmaktır, gerçek Vatanseverlik budur”. Sizin yorumda yazdığınız son cümleniz…
Zaten Nihat Genç te bunu yapmıyor mu? Biz mi herşeyi siz gibi doğru tarafından değil de ters tarafından anlıyoruz? O yüzden mi ben bunları yazmak zorunda kalıyorum ?
Satanist Fransızı örnek vermek ??? Ne diyim bilemedim Nihad Genç…
Nihat “abi”‘nin dikkatine arz olunur.
“Abi” senin tarzın böyle, aklına geleni yazarsın, çekinmen yoktur, itici, kaba ve ayıp kelimeleri tepe tepe kullanırsın. Bu yazının başlığı ve son cümlesi de öyle olmuş. Can çıkmadan da huy çıkamaz mı, Nihat “abi”?
Yazı başlığı Arletty’iye ait söz olduğundan tırnak içinde yazılmalıydı. Haksızca Nihat Genç’e aitmiş gibi algılanabilir.
Fransızlar kıçından konuşur, ona atıf yapıyor Nihat abi. Çok utandırmazsam bir iki Fransızca deyiş ve yaygın olarak bilinen kelam-ı kibar nakledeceğim: Bu onun kıçı, derler, yani kiminle ne yaptığı beni ilgilendirmez anlamında. Paris belediye başkanlığına ibne Delanoe seçilince ben Cezayir gazisi ihtiyar komşumu utandırmak için onun ibne olduğunu söylediğimde bana bu atasözü ile cevap vermişti. Flaubert demiştir: Arkamdan istediğiniz kadar hareket yapabilirsiniz, kıçım sizi gözetliyor nasılsa. Eski başbakanlardan Clemenceau: Bana kırk kıç deliği verin, size bir Fransız Akademisi kurayım, demiş. Artık ne kadar kızmışsa. Montaigne, “ Dünyanın en yüksek tahtına bile kıçınla oturursun, diyerek tevazu dersini Fransızların anlayacağı dilden verir. Bir atasözünde “ kıçı samanlı olan her zaman ateş almasından korkar, diyorlar Son olarak Kardashyan’ın sözü: “ Herkesin kıçı var. Neden bütün insanlar benimkinden bahsediyorlar!!
“Cyrano de Bergerac” takma isimli “Türk” yurttaş. Nihat Genç’e atıp tutmadan önce, kendinize dönüp de bir bakınız: onca Türk kahraman varken niçin bir “Fransız Kahraman”ın adını kendinize bir takma ad, belki bir maske yapma gereksinimi duymaktasınız? Sonra da “Türk Milletini kurtarmak” adına ama Fransız şair ve oyun yazarı Edmond Rostand’ın yarattığı bir oyun “Kahraman”ının adının gölgesi altında huzurla, neşeyle malumu ilam eden Nihat Genç’e ve dolayısıyla bizlere Boğaziçi bağlamında “vatanperverlik” dersleri vermeye teşebbüs etmektesiniz? Nihat Genç’in yazı başlığı ve içerikte paylaştıkları da hani bir tarafı, belki başı “Fransız” olan kahraman ama bedeninin mahrem bir başka bölgesi serbest dolaşıma müsait “Dünya Vatandaşı” General De Gaulle’ e “cuk” oturduğu gibi, sizin takma adınızla adını yaşattığınız romantik, fedakar silahşor Fransız roman kahramanı Cyrano de Bergerac’a da – ve elbette Dünya Vatandaşı üretim ve toplanma merkezi Boğaziçine de- afedersiniz cuk oturuyor.
chpli mv utku çakırözler ahmet altanı da ziyaret etmiş. demokrasinin ayıbıdır ahmet altan çıkmalıdır demiş. ne düşünüyorsun?