Nihat Genç yazdı…
(Çıkan kısmın özeti: Kokain Sevkiyatı siyaset gündemine düşer düşmez gelmiş geçmiş bütün muhalif baba yazarlar ve efsane olmuş mizah kahramanları Karagöz’ü Hacivat’ı harekete geçer…)
Bu sefer, ünlü mizah ve halk kahramanı Keloğlan’ın kapısı çalınır.
Saraylı: (Keloğlan’ı köşe bucak aramaktadır) Keloğlaaaan!
Keloğlan: (Kapıya çıkar) Hayırdır!
Saraylı: Keloğlan, saraydan, padişahın fermanı var, tez Keloğlan’ı çağırın. Kokain gemileri manevra yapıp limana giremiyor. Keloğlan’ın dedesinin dedesi de Oruç Reis’in kadırgasında leventlik yapmıştı, az buçuk bilir bu işleri. Keloğlan bir zahmet gemiyi emniyetle limana yanaştırsın, dedi.
Keloğlu: Ben padişahıma küsüm. 15 Temmuz gecesi çağırdı, anamla sokaklara koştuk. Anamın başına bomba düştü, on tane beyin ameliyatı geçirdi. Benim ayağım tankın altında ezildi. Nereye müracaat ettiysek bize bir sigorta bağlamadı.
Saraylı: Keloğlan, maaşın lafı mı olur. Padişahım gemiyi yanaştırırsın kızımı Keloğlan’a vereceğim, diyor.
Keloğlan’ın Annesi: (kapıya çıkar) Yine ne var Keloğlan!
Keloğlan: Ana saraydan ferman var gemileri limana sokarsam padişah kızını bana verecek!
Keloğlan’ın Annesi: Ah benim saf oğlum, padişahın bütün kızları evlidir, seni yine kandırıyorlar Keloğlan!
Saraylı: Kızları evli tamam ama kız torunu vardır Keloğlan’a beşik kertmesi yapılacak. Sonunda saray sana kalacak Keloğlan!
Keloğlan: (Sevinir) Ana saray bana kalacak. Bin tane odası var. Birini de sana veririm. Hadi ana tası tarağı topla çıkınımı hazırla hakkını helal et, ben yola çıkıyorum ana, emir büyük yerden, hakkını helal et! Gün bugündür ana!
Keloğlan’ın Anası: Keloğlan padişahın kız torunu da yoktur bir yanlışlık var ama sana laf anlatmam mümkün değil. Hadi yolun açık olsun oğul! Ben de bari gelinime çeyiz düzmeye başlayayım.
Keloğlan: Ana sen de ne cahilmişsin? Saraya çeyiz girmez, saray burası her tarafı çeyiz.
Keloğlan’ın Anası: Ben de anayım oğul, bir oyalı yaşmak da mı hazırlamayayım?
Keloğlan: Ana sen o yaşmakları bana ver, onların her birine kokain sarar zula yaparım, lazım olur!
Keloğlan’ın Anası: al oğlum bir bohça dolusu yaşmak, vatan uğruna hepsi sana feda olsun!
(Keloğlan yola çıkar, neşelidir, türkü söyler)
Keloğlan: Ben bir garip keloğlanım atam dedem dümencidir, gemi gemi kokainim bir de garip anacığım bir de birkaç tavuğum var.
(Keloğlan, şarkı söylerken arada bir cenk tutar gibi aşka gelir..)
Keloğlan. Savulun kahpeler Keloğlan geliyoooor!
(Yol üstünde bir kervanla karşılaşır…)
Kervancı: Nereye gidersin evlat! Adın nedir kimlerdensin?
Keloğlan: Te Venezzualla’dan kokain gemileri taşırım. Binalioğullarındanım, soyumuz Sarıçiçek yaylasından gelir. İçinin temizliğiyle şöhret olmuş saflığıyla ünlü Türk mizah kahramanıyım.
Kervancı: Nereye gidersin evlat!
Keloğlan: Yalıkavak Marina’ya giderim. Orada bir Beylerbeyi varmış Mehmet Ağar.. Gemileri limana sokacak ‘kaptan’ları yok imiş… Keloğlan kaptanlık yapsın gemileri limana soksun, diye padişah ferman verdi. Sizin yolunuz nire kervancı!
Kervancı: Son parti malı yükledik Keloğlan, buradan il il çöllere kadar dağıta dağıta gidiyoruz!
Keloğlan: Bir kervan dolusu kokain kaç dolar tutar Kervancı!
Kervancı: Bir kervanı nereden baksan yarısını kaptırsak elde kalanı bir trilyon dolar…
Keloğlan: Benim şu çıkını tıka basa doldursak kaç dolar?
Kervancı: Nereden baksan bir milyon dolar!
Keloğlan: Yolunuzu kesen oldu mu? He he he kokain güzel mi?
Kervancı: Kapış kapış gidiyor Keloğlan, cemaatlere tarikatlara yetiştiremiyoruz, tez yetiş, son parti bitmeden sen de nasiplen!
(Keloğlan tekrar yola koyulur, neşelidir, şarkı söyler)
Keloğlan: Ben çok akıllı Keloğlanım, atam dedem kokaindir, bir parti mal bir trilyon, varım yoğum doğruluktur. Hiç de sevmem yalanı, bir garip anam var bir de birkaç tavuk!
(Keloğlan şarkı söyleyip giderken ünlü Amerikalı kahraman Tommiks karşısına çıkar)
Keloğlan: Hey yabancı! Hayırdır, nereye böyle!
Tommiks: Malların teee Amerika’dan izini sürdüm gemiler Türkiye’de bir limana yanaşıyor!
Keloğlan: Tez attan aşağı in, yoksa indiririm, onun adı kokain, siz memlekette ona mal mı diyorsunuz!
‘(Tommiks atından iner, etrafı gözler, düşünceli düşünceli Keloğlan’ın omzuna elini atar)
Tommiks: Bak doğunun egzotik saf ve kek çocuğu, kafadanbacaklılar ahtabotlar kalamarlar dünyanın hakimi olsaydı biz insanlar için .öttenbacaklılar diyecekti, şimdi dünyanın hakimi biziz, ve alınıp satılan her şeye biz Amerikalılar ‘mal’ deriz! Sen de bir ‘malsın’ evlat, seni de alıp satarız. Senin ülkendeki siyasi partiler gazeteciler de bir ‘mal’ evlat, onları da alır satarız…
Keloğlan: Hey Tommiks kardeş tee Amerikalar’dan geldin ama ‘mal’ nedir bilmiyorsun, bizim burada mal şeye denir, nasıl desem, safım anamdan utanıyorum şey’e derler işte anla….
Tommiks: Bir gemi dolu mal kovalıyorum, Bodrum açıklarına kadar geldi…
Keloğlan: Hey dostum, o gemi kokain taşımıyor, Türk halkının rızkını taşıyor, Anadolu’nun istiklali için silah taşıyor, geldiğin gibi geri git…
Tommiks: Kızma Keloğlan, sakin ol, gideceğim, ancak, konuşup anlaşabiliriz, hazır ülkenize gelmişken bir de yanımda ‘demokrasi’ getirdim.
Keloğlan: Hadi yallah, burası Irak Afganistan Küba mı ulan, burası Kolombiya Venezzualla değil, kendine gel hadsiz…
Tommiks: ‘(Keloğlan’a sarılır…) Bak elimdeki silahı görüyor musun, bak saf ve kek ve keklik çocuk, işte bunun adına ‘özgürlük’ derler…
(Keloğlan, eline silahı alır, inceler…)
(Tommiksle Keloğlan hızla kaynaşır kanka olurlar)
Tommiks: Daha silah tutmayı bilmiyor, hey keloğlan ata binmeyi biliyor musun?
Keloğlan: Biz eşek’e bineriz. Ama at’a binmeye de birkaç sefer heves etmişliğim var. Saraydan bir yavuklum vardı, bana durmadan puantiyeli yıldızlı donlar alıyordu. Hayırdır dedim, bana niye joker forması gibi kilotlar alıyorsun. Meğer, fantazisi buymuş, ata biner gibi binmemi istiyormuş. Cahil eşşek kafam anlayamadım. O gün bugündür ata binmek içimde bir heves kaldı.
Tommiks: Hey Keloğlan şu sarayın yolunu bir de bana söyle, bende şansımı deneyeyim.
Keloğlan: Olmaz, yabancı, bizim sarayımız yerli ve milli!
Tommiks: Bak Keloğlan, yanımda kimi getirdim? (Tommiks ıslık çalar, tepenin ardından Red Kit görünür).. Red Kit de benimle… Atı düldülü de yanındaydı. Şu İsmailağa’nın hocaları yatırıp düldülü bir güzel düzmüşler.
(Tommiks başına gelenleri hikaye eder): Sonra Hadi Sadi kardeşler murdar olmasın diye düldülü kesmiş ve sucuk yapıp satmış. Red Kit’in hali de çok fena, yardımcı olmalıyız.
Keloğlan: (hayretle) Düldüle de Redkit’e de tecavüz mü etmişler?
Tommiks: Anladım ki Keloğlan, sizin memlekette rafadan yumurta pişirmesini bilmiyorlar, yumurtanın sarısı ya bu tarafa ya kıçına doğru kayıyor ya da beyazı delip çıkıyor.
Keloğlan: Rafadan yumurta işte nesi yanlış!
Tommiks: Sarısını suda haşlayınca sarısını ortalıyamıyorsunuz, bu Hadi Sadi korsan kardeşlere bak, anası babası ortalayamamış, oysa, biz rafadanı Teksas’ta suyla değil kumla haşlarız, cezveye kum koyacaksınız. Kumunuz yoksa bu eğri buğru puştlar yüzünden demokrasi inşa edemezsiniz. Ah saf Keloğlan, millet yazın sahillere neden koşuyor, sahil kumları üstünde ortalamayı tutturmak için…
Keloğlan: Anladım o zaman sarısı sallanmaz ortalığa eline akmaz.. Anama söyleyeceğim biz de kumla yapalım.
Tommiks: Hadi konuş Red Kit, Keloğlan dostumuz her şeyi anlat!
Red Kit: Adlarına Menzilci diyorlar Kahta da olabilir, tarlanın ortasından gidiyorduk düldülü de beni de domaltıp Nasa’dan çekilmiş kamera görüntüleri var..
Keloğlan: Bak Red Kit kardeş, bu Menzilcilerden biz de .ötü kurtaramıyoruz, Bunların bir de Engin Ardıç Mehmet Barlas Mehmet Altan türleri var, bari siz kaçın .ötü kurtarın… Bunların alayı sapık…
Tommiks: Dur dur bi dakika Keloğlan, çok cinsiyetçi dilin var. Biz Amerika’da sapık demiyoruz Keloğlan, libido diyoruz. Anlaşılan sizin Menzilin libidosu yandaşların libidosu çok yüksek.
Keloğlan: Bak Tommiks kardeş, sizin ‘altına hücum’ çağınız vardı hani ya dıgıdık dıgıdık Batıya hücum. Hiç ekilmemiş bakir bereketli topraklara ve altın madenlerine hücuma geçmişti dedeleriniz. İşte İslamcılar iktidara gelince seksen milyon tarikatlara hücum etti, ihaleler holdingler, livata tecavüz sahiller holdingler…
Tommiks: Eril bir dil kullanmıyoruz Keloğlan, livata demiyoruz ‘libido’ diyoruz.
Keloğlan: İşte livatayıgavsülazam bakanlıkların hepsini domaltmış…..!
Tommiks: Anlaşılan sizin kasabada cesur kahraman bir şerif yok!
Keloğlan: Ağzından yel alsın şeriflerin şerifi bizde padişah var..
Tommiks: O zaman demokrasi yok…
Keloğlan: Valla dilini kopartırlar ilerinin en ilerisi demokrasi var…
Tommiks: En ilerisi derken…
Keloğlan: Kim kimi tutarsa…
Tommiks: Mesela kim kimi tutuyor?
Keloğlan: Süleymancılar, Menzilciler, badeciler, kebapçılar, .,aşşakçılar, livatacılar, afedersiniz libidocular, Karslı Gazeteciler, alayı milleti yatırmış…
Red Kit: Dostum sarayın bundan haberi var mı?
Keloğlan: Saray bunlara para yetiştiremiyor, şimdi gemilerle kokain geldi, bir el atıp limana sokacağız, parasını bunların libido bankalarına yatıracağız!
Red Kit: Libido bankası derken?
Keloğlan: Sabaha kadar birbirlerine….
Tommiks: Gözümü korkuttun Keloğlan, yani bizim de işimiz çok, yolumuz da uzun, kalkalım….
Keloğlan: Nicole Kidman’a benden selam söyleyin, Sevilay Yılman ablamız kadar güzel değilse de… Yeni film çektiğinde haberim olsun. Nicole Kidman’ın canını yerim söyle bir film de Keloğlan’la çektirsin…
(Tommiks, Red Kit, vedalaşır, yola koyulur…)
(Keloğlan, şarkı söyleyerek yoluna devam eder)
Keloğlan: Ben bir garip keloğlanım, atam dedem gemicidir, bir trilyon dolarım var… Bir de garip anam bir de birkaç tavuğum var…
(Keloğlan’un önüne birden hırsız çetesi Dalton Kardeşler ve liderleri Avarel çıkar).
Keloğlan: Ulaaan bak işe, bunlar Dalton kardeşler bu da Avarel değil mi, ulan kokain gemilerini duyan Amerikalı Türkiye’ye gelmiş… Hayırdır Avarel tee Amerika’dan…
Avarel: Keloğlan, çok perişanız, kimi nereyi soymak istesek önceden soyulmuş. Hayal kırıklığı içindeyiz. O kadar yolu geldik elimiz boş. Üstelik çubuklu formalarımız vardı onları da soydular..
Keloğlan: Haa çubuklular, (sinsi sinsi güler) onlarla Paramount otelde iyi taya binilir. Yanlış ülkeye gelmişsin Avarel kardeş, burası çoktaaaan SOYULDU. Kapıkule’de girişteki tabelayı okumadınız mı ‘boş’ yazıyor, hiç bir şey yok.
Avarel: Biz de kendimizi hızlı sanırdık?
Keloğlan: Ohooo siz Amerikalılar’ın öğreneceği çok şey var bizde tarihlerin en hızlı soyguncuları var. Bir parti soyulduk 400 milyar doları Fetö Amerika’ya kaçırdı. Şimdi ikinci parti. Bin yıldır aynı adamların torunlarının torunları soyuyor. İsmailağa, Menzil, Erenköy, Süleymancılar, İskenderpaşa… Siz de sigara markası biz de tarikat markası Avarel kardeş. Amerika daha kurulalı üç yüzyıl olmadı biz bin yıldır soyuluyoruz, hey Avarel sana burda iş düşmez!
Avarel: Geri dönecek paramız da yok.. Oysa yanımızda işinize yarar diye ‘başkanlık sistemi’ de getirmiştik..
Keloğlan: Nasıl bir sistem?
Avarel: Bakın Daltonların başı benim, başkanlık sistemi budur.
Keloğlan: Haa o mu? Ohoooo başkanlığın daniskası bizde.. Bak ne diyeceğim. Siz bize akıl vereceğinize gelmişken siz bu memleketten bir şeyler öğrenin. Bakın bizde Nagehan Alçı gibi gazeteciler var, alıp götürün, siz banka soyarken bankanın önünde Atatürk Diktatör diye ortalığı velveleye versin, tantana galeyan arbede, derken, tereyağından kıl çeker gibi bankayı soyarsınız!
Avarel: Bu Nagehan tezgahı bize kaça mal olur?
Keloğlan: Miami’de iki tane yalıya tav olur!
Avarel: Cepte beş kuruş yok, Amerika’ya dönecek bir on doların var mı Keloğlan kardeş!
Keloğlan: Gel Avarel kardeş, kokain gemilerini birlikte boşaltalım, seni boş göndermem.
Avarel: Yükümüz zaten çok ağır Keloğlan hafif şeyler olsun…
Keloğlan: Yükünüz? Ne yüklediniz!
Avarel: Bizi saf buldular Keloğlan, Yılmaz Özdil’in kitaplarını kakaladılar iki koli..
Keloğlan: Bak Avarel kardeş, o kitaplar kokainden de iyi kafa yapar, valla iki sayfa oku, Okyanus’u nasıl geçtim anlayamazsın… Bunlar da bizim mormon tarikatı. Bu muhalifler kendi içlerinde evlenir. Bunların da Uğur Dündar gibi peygamberleri var. Bir Sedef Kabaş ablamız var ki Türk ordusu işgal edilip kodese tıkılırken her gün Samanyolu TV’deydi şimdi bizim mormon muhaliflerinin önde giden kahraman kraliçesi, Türkiye nasıl kurtulur makalaleri bile yazıyor!
Avarel: Keloğlan kardeş,hadi bize müsaade, biz kaçıp canımızı kurtaralım!
Keloğlan: Yolunuz uzun, hadi uğurlar olsun… Nicole Kidman’a selamımı söyleyin. Türkiye’de bir Keloğlan var her gece seninle yatıp kalkıyor, deyiverin. Yolu bu tarafa düşerse, Kapıkule’den sorsun, araya sora bizim köyü bulur… Nicole Kidman’a söyleyin Keloğlan parayı buluyor, az kaldı, gemileri bir yanaştırayım, Nicole Kidman’ın yanındayım, merak etmesin.
Avarel: Nicole Kidman’ı gözünde çok büyütmüşsün Keloğlan, son filmi beraber çektik, uzaktan göründüğü gibi değil, vereceğim diyor gibi ama kazın ayağı öyle değil, mavi mavi gözlerine derin bakışlarına aldanma doğunun saf ve kek Keloğlan’ı… Senin gemi dolusu kokainlerinin parası yetişmez ona…
(Avarel ve Keloğlan kucaklaşır ayrılırlar…)
(Keloğlan, şarkı söyleyerek yola devam eder)
Keloğlan: Ben bir garip Keloğlanım, gemi gemi kokainim, evde birkaç tavuk bir de anam, mağduruz biz çok mağduruz.
(Keloğlan şarkı söyleye söyleye Yalıkavak Marina’nın önüne gelir…)
(Mehmet Ağar ve halk koşarak Keloğlan’ı karşılar, Keloğlan’ın boynuna çelenk havaya konfeti atarlar. Keloğlan’a siyah gözlük takılır ve Marina önünde selfi çektirilir…)
Mehmet Ağar: Keloğlanım, derdiniz büyük, ayağına düştük, Çakıcılar’ı hapisten çıkardık onlar da kar etmedi, gemiler bak taa ufukta demirledi, bir türlü manevra yapıp limana sokamıyoruz, padişahım bu işi yaparsa babası da gemici keloğlan yapar, dedi.
Keloğlan: Ha bismillah… Şimdi sen gemiye geç.. Bana doğru mesafe al gözünü dümeni benden ayırma…
(Keloğlan sahilde Ağar gemide…)
Keloğlan: (ufka doğru bağırır) Sağ yap sağ yap sağ sağ sağ sağ, tamam, bodoslama gir…. Tamaaam…
(Halk geminin limana girişini alkışlar, Keloğlan’ı omuzlarına alırlar, Miss Ukrayna güzeli, Miss Somali güzeli, Mis Rusya güzeli kahraman Keloğlan’la selfi çektirir…)
Keloğlan: Hadi Mehmet Ağar Paşa, payımı verin anam beni bekliyor, ben gidiyorum…
Mehmet Ağar: Sen kimsin lan, .iktir git, atın şunun içeri, bakın şunun icabına…
(Keloğlan neye uğradığını şaşırır, korumalar Keloğlan’ı eşek sudan gelinceye kadar ayaklarının altına alıp tekmeler iyice pataklar ve leşini karayoluna bırakır…)
Keloğlan: (Ağlayarak) Anaaaaa.. Yetiş kurtar beniiii. Yine kandırdılar bizi… Trilyon dolar vereceklerdi hepsi dümenmiş. Yediğimiz dayakla yolların ortasında susuz perişan kaldık…
(Keloğlan, ağlaya ağlaya köyün yolunu tutar, kapıyı anası açar.)
Keloğlan’ın Anası: Keloğlan yavrum ne yaptılar sana böyle!
Keloğlan: Ana saray bizi yine kandırdı, hem paramı vermediler hem de dövdüler… O padişahı yakalarsam…
Keloğlan’ın Anası: Üzülme oğlum, bir daha Keloğlan yetiş derlerse aha buraya yazıyorum, gitmeyeceksin… Al babandan kalma şu silahı. Saray’dan gelirlerse çekip alınlarından vuracaksın!
(Tam o sırada kapı çalınır, Keloğlan’ın anası kapıyı açar)
Saraylı: Ana oğlun Keloğlan evde mi?
Anası: Keloğlan meloğlan yok, alnımızda enayi mi yazıyor!
Keloğlan: Ana kim gelmiş!
Anası: Saraydan gelmişler yine, al silahı gel….
Keloğlan: (Öfkeyle kapıya çıkar) O padişahına söyle, ben ona benzemem bir daha ‘aldanmam’…
Saraylı: Öyle deme Keloğlan, Hazinenin 128 milyarını çalmışlar, padişahın emri var, Keloğlan’a söyle parayı bulsun, yarısı fifti fifti onun…
Keloğlan: Yallah başka kapıya, köpeğiniz yok, hem dövüyor hem alay ediyor hem de para vermiyorsunuz?
Saraylı: Öyle deme Keloğlan, padişahımızın başı Karslı Gazetecioğullarıyla dertte. Paramount otele çökmüşler her akşam manken kovalamaca her akşam kaz partisi, dinimiz rezil oluyor, padişah Keloğlan tez yetişsin diye ferman saldı. Keloğlan Paramount kalesini düşürürse onu İçişleri Bakanı yapacağım, diye emir buyurdu.
Keloğlanın Anası: Defolun gidin size kanacak saf kek oğlum yok benim.
Saraylı: Bak ana oğlun İçişleri Bakanı olacak diyorum…
Keloğlan: Ana sen yana çekil, İçişleri Bakanı kaç lira maaş alıyor?
Saray: Maaş ne ki, üstüne İstanbul’dan iki tane semt veriyorlar… Esenyurt, Beykoz… Hangisini beğenirsen.. Üstelik padişah kaftanı da giyebileceksin.
Keloğlan: Ana hakkını helal, ben gidiyorum düşmana karşı!
(Keloğlan çıkınını omzuna vurur şarkı söyler ve arada bir aşka gelip cenk eder gibi hayali düşmanlarla savaşır…)
Keloğlan: Savulun bre imansızlar, Menzil’e saraya İsmailağa’ya laf edenin kellesini uçururum… Savulun…
(Yolda karşısına birden Kurtlar Vadisi’nden Polat çıkar…)
Polat: Bu işlere burnunu sokma Keloğlan. Yıllardır Fetö’ye çalıştım şimdi Saray’a çalışıyorum, bir ara ikisine birden çalıştım, şimdi yine ikisine birden film peşindeyim, ekmeğimle oynama!
(Keloğlan sopasıyla Polat’ı eşek sudan gelinceye kadar döver…)
(İkisinin de yüzü gözü kanlar içinde Müge Anlı’nın programda canlı yayındadırlar…)
Müge Anlı: Sana da geleceğim Polat, önce Keloğan konuşsun…
Keloğlan: Müge Hanım, şu eltilerin kaçtığı fırıncı var ya işte o bu adam. Bütün görümcelere eltilere baldızlara büyü yapıp Menzil’e gönderiyor. Kadın başı on dolar alıyor… On doların yüzde yirmisini Fetö’nün örgütüne gönderiyor, gerisini livatayıgavsülle bölüşüyorlar…
Polat: Müge Hanım Keloğlan yalan söylüyor, Keloğlan ‘konseye’ çalışıyor….
Keloğlan: Hayır Müge Hanım bana görevi saray verdi bak fermanı burda.
Polat: Hayır Müge Hanım Keloğlan konseyin adamı, konseyde mormonlar kemalistler siyonistler hep birlikte saraya darbe yapıyorlar!
Müge Anlı: Bir saniye. Uzman psikoloğumuza danışalım, Arif hocam ne diyorsun. Keloğlan bana emri saray verdi diyor, elinde delil fermanı da var, Polat, hayır diyor masonlar kemalistlerin ortak konseyi diyor, acaba hangisi doğru söylüyor!
Uzman psikolog Arif Verimli: Valla Müge Hanım beni bu devlet işlerine karıştırmasanız!
(Birden stüdyoyu Köroğlu beyaz atıyla basar….)
Köroğlu: Hadi Keloğlan atla, kaçalım, bunların alayı saraya fetöye ABD’ye masonlara tarikatlara ajanlara çalışıyor, hadi Keloğlan, bu eller bizim eller işgal edilmiş eller….
Keloğlan: Yaşasın Köroğlu geldi, geleceğini biliyordum. Kurtar bizi Köroğlu, bu sapıklardan tarikatlardan saraylardan….
Müge Anlı: (telaşla) Reklama gidiyoruz!
Ah benim kel oğlum, keleş oğlum, hep bir Köroğlu beklenir değil mi!
Nihat Abimm sen de bizdensin. Akşenerci bir yazı olmuş bu da….
Teksas, Tommiks, Keloğlan…. Abi iyi misin? Biz gençler kafayı çoktan sıyırdık, n’olur bari sen sıyırma. Canım abicim benim öptüm.
Nihat Ağbi kokain sevkiyatını gündemde tutmak için mizahın dibini bulmuşsun, geyiğin tillahı! İsmini geçirmediğim kimse yok, helal olsun!
sagolun, varolun. Allah sizi korusun.
Abim benim eh ah! Ellerini öpüyorum