Nihat Genç yazdı…
Anadolu tarihinin gelmiş geçmiş en zalim yıkıcı yok edici barbarları kimdir? Haçlılar, Moğollar, IŞİD, PKK, AKP?
Bilemediniz!
El cevap: İmparator Konstantin!
M.S. 300’lü yılların başında Hristiyanlığı kabul etti ve antik Yunan eserlerini ‘pagan’ inanç diye tarihlerde eşine rastlanmayan büyük bir yıkıma girişti!
Atina, İskenderiye, Ege ve Akdeniz kıyısında onlarca şehirde binlerce, Yunan, tapınaklarını heykellerini sunaklarını fanatik Hristiyanlara parçalattırdı ve kütüphaneleri yaktırdı ve müzik aletleri flütleri daha yok etti ve Yunan filozoflarına aşağılamayı tükürmeyi alay etmeyi, ve bir yüzyıl içinde hepsini tarihe gömdü!
Öyle bir gün geldi ki bir Hristiyan için o Yunan eserlerine dokunmak yakınından geçmek büyük affedilmez günah haline geliverdi!
Harabeye çevirdikleri şehirlerin devrilmiş taşları yanından geçmek zorunda kaldıklarında ise beddualar lanetler okuyorlardı!
Tüm dünya tarihinde M.S. 300’lü yıllarında başlayan eski Yunan şehirlerine saldırının yaygınlığı ve büyüklüğü ve korkunçluğunun eşi benzeri yoktur! O yıllarda Hristiyanların azgınlığı ve vahşeti konusunda bugünün IŞİD’i yobaz İslamcıları masum kalır!
M.S. 300’lü yıllarda Roma İmparatorluğu’nda Hristiyanlar azınlıktı ve mağdur ve masum ayaklarıyla çoğu inzivada gizli yaşıyordu!
Hristiyanların gelecek bin yıla damgasını vuran akıldan bilimden uzak o ünlü karanlık ‘ortaçağ’ları Konstantin’in bir günde Hristiyan olmasıyla başlar!
Hristiyanların yakıp yıktığı şehir ve eserlerin listesini günümüz tarihçileri üçyüz sayfalık kitaplara dahi sığdıramıyor!
Varlıkları ve eserleri ve kitapları ve sütunlarıyla Yunan tapınakları ve şehirleri yanında Yunan filozofları ve şairleri ve mimarları yani medeniyeti de tarihten silinir!
Konstantin döneminden bugüne Antik Yunan eserlerinden ancak binde biri kalmıştır! Onlar da bugün şahit oluyorsunuz sütun ve kaideleri devrilip yıkılmış heykellerin zayıf kırılgan yerleri burunları ve elleri parçalanmış ve yıkamadıklarının üstüne de haç işaretleri çizmişlerdir! (Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ‘Kasvetli Çağ’ kitabını okuyun neye uğradığınızı şaşırırsınız!)
Konstantin’in bir gecede bir anda Hristiyan olmasına da tarihçiler akıl sır erdiremiyor ve birgün, banyoda karısı ve oğlunu ensest ilişkide yakalayıp vahşice öldürttüğü ve sonra bu büyük suçluluktan kurtulamadığı hikaye edilir!
Tarihçiler bir ‘sebep’ aramayı çok sever. Ki bazen haklıdırlar, büyük suçluluklar, insanların kendini temize çekmesine günah çıkartmasına kendini sorgulamasına yani bir tarikata ya da dine girmesine sebep olabilir ya bir canavara ya da bir melek’e(?) dönüşmesine sebep olabilir!
Suçluluk insanı yalnız bırakmaz ya delirtir ya inzivaya ya da geçmiş hayatını inkara ya da en yakınlarıyla ölümcül bir savaşa sürükler! Ve suçluluğun altından kendiyle hesaplaşma gibi yollarla da insan kalkabilir, ancak bunun için feraset ve birikim ve duyarlı vicdani bir kalp ister! Yani suçluluğun acısını kendi öder!
Ama bazen liderler suçluluğun intikamını bulundukları koltuğun gücüyle uygarlıktan ve kitlelerden vahşice alırlar!
Hristiyanların Yunan tapınaklarını şeytan ilan etmesinin de bahaneleri vardı, öncelikle bu tapınaklarda ‘tütsü’ yakılıyordu, ki, tütsü İncil’e göre şeytandır, şeytan gibi ince, rüyalarınıza, gece odanıza, ruhunuza, her şeye girebilir, ki haşa bedeninizi ele geçirebilir.
Dini bahaneler çoktu, çıplak heykeller müstehcen ve baştan çıkarıcıydı ve Yunanlılar şarap içiyor ve Diyozenes şenliklerinde kendilerinden geçiyorlardı ve debdebeli gösterişli iştahlı sofraları ve alemleri vardı ve Yunanlıların tanrısı çoktu ve kim hangi Tanrı’ya inanıyor bilinmiyordu ve oğlancılık yaygındı ve Tanrıları’na adak ve kurban sunuyorlardı, ki, İncil’de İsa’nın işte tüm bunları yakın-yıkın yok edin emri de açıktı!
Anadolu tarihinin gelmiş geçmiş en vahşi en canavarca en yaygın en büyük yıkımı ilk Hristiyanlar tarafından gerçekleşti ve ortada binlerce yılın medeniyeti tarihin ve kilisenin karanlık sayfalarında kaybolup gitti!
Soralım, Cumhuriyet Tarihi’nin en büyük yıkımını kim gerçekleştirdi?
Amerikan darbeleri mi, sağcı yapılar mı, toprak ağaları mı, tarikatlar mı, aşırı İslamcılık mı, soğuk savaş yıllarının iç savaşı mı, Özal’la başlayan neo-liberalizmle her şeyin satılması mı, medyanın bölücü liberallerin eline geçmesi mi, burjuvanın Cumhuriyet’e ihanet edip sağcı yapılar ve tarikatlarla işbirliğine girmesi mi, gladyo cinayetleri mi, Fetö operasyonları mı, milli düşmanlarımızın beslediği PKK mı? Suriye Savaşı ve büyük göçler mi?
Şüphe yok, hepsi sırasıyla vahşi baltasını Cumhuriyet’in kafasına indirdi!
Biri kolunu bacağını biri kaşını gözünü biri ordusunu biri hukukunu kimi bunlar dinsiz diyerek kimi ayrı bir devlet istiyoruz diyerek balyozlarla kırıverdi!
Ancak!
Her şeye rağmen sabırla direnen yüzde 25’lik bir seçmen kitlesi vardı ve beğenip beğenmeyelim Cumhuriyet’in kazanımlarını ve kurumlarını savunan bekleyen CHP’si vardı!
Yüzde 25, onlarca yıl ülkenin tek sigortası olarak sabırla direndi ve bekledi!
Yüzde 25 iktidar olamıyorsa da mecliste anayasanın giriş maddelerinin değiştirilmesinin önündeki en büyük engeldi!
Yani Cumhuriyet’in ayakta kalmış tek sütunu: 25’lik oylar!
Hatırlatalım, Cumhuriyet, nedir?
Cumhuriyet, Türk Milleti’nin eşsiz hazinesidir!
Türk Milleti’nin tarihindeki en büyük mucizesi!
İstiklal savaşı kazanılmış milli egemenlikle inşa edilmiş ortak yasalar altında herkesin hukuk karşısında eşitliği!
Ancak Cumhuriyet’in çok büyük bir kusuru(?) vardır, tek taşıyla oynadığınızda bütün sistem tuzla buz unufak olup dağılır! PKK’nın ve tarikatların Anayasa’nın giriş maddelerini düşman görmesinin sebebi de budur!
Cumhuriyet, Türk Milleti’nin tarihten bugüne, gücü, direnişi, zekası birikimiyle elde ettiği en yüksek değeridir!
Hepimizi ‘birarada’ tutan hepimizi bir millet yapan!
Tarikatların toprak ağalarının liberallerin Fetö’nün PKK’nın IŞİD’in gladyonun Amerika’nın saldırılarına uğrasa da Türk Milleti’nin bekasını sabırla bekleyen direnen bir yüzde 25’i hep olmuştur!
Soğuk Savaş’taki ünlü ‘dehşet dengesi’ gibi, iki tarafın elinde de nükleer var ve düğmeye ilk basan ülke yok olur!
Yüzde 25, Türk Milleti’nin son kalesi, bütün suikast operasyon saldırı ve felaketler karşısında elimizde kalan tek ihtiyat akçesi, tek, ihtiyat ordusu!
İhtiyat ordusu, nedir?
Ordular savaşa bütün askerlerini sokmaz, geride, en kötü ihtimale karşı bir ihtiyat ordusu bırakırlar, hepten-tamamen-topyekûn savaşı kaybetmemek için!
Evet, son elli yılda Cumhuriyetçiler aşırı sağcı tarikatçı muhafazakar yapılara karşı çok savaş kaybetti çok kan kaybetti çok kurumları elden çıktı ancak elinde nefes alacak direnecek son bir umut ışığı, yüzde 25’i tutmayı başardı!
1950’lili yıllardan bugüne, Cumhuriyet’in kazanımları-kurumları, anayasası varlığı Amerikan darbeleriyle tarikatlarla aşırı İslamcılıkla yolsuzluklarla ahlaksızlıkla defalarca saldırıya uğradı! Ve önce kolu kanadı sonra kafası beyni kalbi paramparça edildi!
Milli egemenlik ve meclis ve ordu ve bağımsız yargı yani Cumhuriyet adına bugün elimizde tek umut kalmıştır, o da: işte Cumhuriyet’in son sütunu: yüzde 25!
Şimdi soralım, Cumhuriyet tarihinin en büyük yıkımı nedir?
Ayakta kalan işte bu son sütunun parçalanması un ufak edilmesi işgal ve düşman güçlerine peşkeş çekilmesidir!
Cumhuriyet’in son ihtiyat akçesi, bugüne kadar Cumhuriyet’e saldıran azılı düşmanı Fetö ve PKK’lılara teslim edildi!
CHP listelerinde baş tacı edilenleri görünce, düşman Fetö ve PKK, bu son ihtiyat ordusunu ele geçirdi!
Gitti Konstantin, geldi Kılıçdaroğlu!
M.S. 400’lü yıllara geldiğimizde dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük filozoflarını sanatçılarını şairlerini barındıran eski Yunan medeniyetinden ortaklıkta tek kişi kalmadı. Binlerce yıl sürecek karanlık ortaçağ başlayıverdi!
Kılıçdaroğlu, ayakta kalan bu son sütunu, Fetö ve PKK’ya peşkeş çekmekle kalmadı, toprak bütünlüğünü mecliste masaya yatıracağı sözünü verdi, CHP listelerine doluşturulan Babacan, Davutoğlu, Fetösü ve PKK’sı ve İyi Partisi, hepsi anayasanın giriş maddelerini değiştireceği sözü verdi!
Cumhuriyet tarihimizin en büyük yıkımı start aldı!
Tek hazinemiz tek varlığımız Cumhuriyet’in nöbetini tutan kitleler din değiştiren posterci gardolapçı Atatürkçüler eliyle PKK ve Fetö ve gladyo kadrolarına teslim edildi!
Hatırlatalım, hiçbir konuda güya AKP’yle anlaşamayan muhalif kadroların AKP’yle anlaştığı tek şey: anayasanın değiştirilmesi ve çözüm sürecinin başlatılması!
Bir insan evladı, ekmeğini yediği suyunu içtiği bir memleketi harabeye çevirecek birliğini dağıtacak anayasasıyla oynayacak varlığını bekasını Fetö ve PKK’nın ellerine teslim edecek bu denli büyük bir vahşi yıkıma nasıl karar verebilir? Milli sütunlar düşman komutanlarına nasıl ve niye teslim edilir!
Bunun tek bir sebebi var, Cumhuriyet’i yıkmak için Fetösüyle el ele AKP’yi iktidara taşıyan güçler şimdi Cumhuriyet’in son kalıntılarını izlerini silmek için Fetö ve PKK’sıyla Türk Milleti’nin elinden son şansını da alıvermek için büyük bir korku sindirme rıza alma linç boyun eğdirme operasyonlarına başladılar. Kimle, Sözcü, Cumhuriyet, Halk TV vs. satın alınmış yazarları ve fonlanmış yayın organlarıyla!
Yeni bir ‘dinleri’ var artık: bütün kötülüklerin anası Cumhuriyet’in işini bitirmek!
Şeytanların şeytanı Cumhuriyet’i ortadan kaldırmak(?)
Etnik ve dini çatışmaların kaynağı Cumhuriyet rejimine son vermek(?)
Tarikatların önündeki engeli kaldırmak, ülkeye, Lübnan ve eski Yugoslavya ve Irak vb. etnik anayasası hediye edip Türk Milleti’ni infilak ettirip birliğini bitirmek!
Konstantin Yunan şehirlerini yıkma emrini İncil’den aldı, pagan diyordu, onlar dinsiz, onlar kafir, onların içinde şeytan var!
Ve son yaklaştı, iktidarın ihmalinden ikiyüzbine yakın insanın depremde ölüvermesi yüzde 25’i nihayet umutlandırdı?
Ancak AKP’nin nihayet iktidardan düşeceği umudu belirir belirmez onlarca yıl acı ve sabırla bekleyen yüzde 25’in en önüne Fetöcüleri ve PKK’lıları komutan olarak birileri atayıverdi!
Bir seçim zaferi sonrası düne kadar Cumhuriyet’in bu en azılı düşmanları ne diyecek, sizi, biz kurtardık, diyecek!
Fetöcü ve PKK’lı ve işbirlikçi liberaller ihtiyat ordusunun kahramanları olarak törenle selamlanıp alkışlanacak!
Cumhuriyetçilerin başına Fetö ve PKK’lı komutanların geçmesi Cumhuriyet tarihinin en büyük en vahşi en amansız yıkımıdır! Son sütun devrilmiştir! Cumhuriyet’i ayakta tutacak bir umut bir beklenti kalmamıştır!
Ve yüzde 25, elleri kolları bağlı, çaresiz, partisiz!
Konstantin onlarca Yunan şehrini binlerce Yunan tapınağını yıkarken Yunanlılar neden bir direniş gösteremedi!
Çünkü Roma’nın eyaletiydiler! Roma tarihin en büyük gücü, karşı çıkacak güçleri askerleri orduları yoktu!
Ve en önemlisi gizli Hristiyanlar her yerde onları ihbar ediyordu!
Ve birkaç filozofları dirense de Yunanlılar inanmadıkları halde din değiştirmeye başladılar!
Çünkü İncil ve vaizler ve Sözcü gazetesi ve Cumhuriyet gazetesi ve Halk TV ve Tele 1, her yerde Yunan medeniyetinin şeytan ifrit iblis günahkar ve kafir olduğu propagandası yapıyordu! Bu yoğun propagandaya karşı koyamadılar!
Öyle hale geldi ki yanlışlıkla mermerden bir Yunan sütununa dokunmuş-değinmiş Hristiyan dahi kendini günaha bulaşmış addediyordu, öyle bir hale geldi ki bir Cumhuriyetçiyi listeye almak bir vatanseveri ekrana çıkartmak, Cumhuriyetçiye dokunmak temas etmek, Halk TV ve Sözcü ve Cumhuriyet için en büyük en affedilmez günah haline geliverdi!
Biz de alkışlayalım posterci rakıcı balocu Atatürkçülerin yeni azizleri: Cengiz Çandarlarını, Sadullah Erginlerini, Yüksel Taşkınlarını.
Aziz Babacanları, kutsal Davutoğulları’nı ve seçim öncesi trafiklerin piyasayı harlayıp rayiçleri yükselttiği bugünlerde Halk TV mezhebinden Sözcü mezhebine geçen İsmail Saymazlar’ı, ve sıkı bir satış var deyip Fox TV’deki on milyon dolarlarına yeni on milyonlar katmak için Sözcü TV’ye atlayan Fatih Portakalları!
Ve belki vekil olurum umuduyla bu vahşi satışa tellaklık yapan eski komutanları ve listede yer bulamayınca girdikleri yeni dini anında inkar eden bilumum şerefsizleri, vatansızları, ahlaksızları, fırdöndüleri, Atatürk ve Cumhuriyet’i pazarlayıp Cumhuriyetçi kitlelerin algısıyla beyniyle oynayıp seçmenleri deliye maymuna döndürenleri, Fetö ve PKK’ya partilerinin anahtarını komutanlığını teslim edenleri!
Kutlarız, etnik, mezhep, birbirinizi yiyeceğiniz, karanlık çağlarınız başlamıştır!
Kılıçdaroğlu, herkesin sus pus olup hizaya getirildiği yeni bir ‘din’ kurmuş ve Türk Milleti’nin tarihteki en büyük sevinci başarısı hazinesi Cumhuriyet’i talan edip düşmana peşkeş çekmiştir!
Roma, bir Yunan ve Roma uygarlığıydı, Yunan ve Roma medeniyetini yıkan Roma’nın başına gelmiş Konstantin’le gerçekleşti. Cumhuriyet’i yıkmak, Cumhuriyet Partisi’nin başına getirilmiş Kılıçdaroğlu’yla!
Konstantin ve Kılıçdaroğlu’nun benzerlikleri eşsiz yıkımları ve ikinci benzerlikleri ikisi de yeni bir din ve karanlık çağların başlatan dincileri tarikatçıları başa getirmesi!
Üçüncü benzerlik? Tarihçiler bu yıkıma da bir sebep arayacak, Konstantin’e karısı ve çocuğunu öldürten bir sebep buldular, Kılıçdaroğlu? Psikolojiye derine inmeyin: cehalet, gaflet ve kifayetsizlik ve ihanet ve bu ihaneti bayraklaştırıp önünü açan yine cahil kifayetsiz ve ihanet içindeki gazeteler yazarlar!
Gazete ve yazarlar hep bunu yaparlar. Uçağa önce ben binmem lazım yarışıdır. Baksana karar yazarları dün bayrağını sakladıkları iktidarı ipe germek için canhıraş çırpınıyorlar. Tek dertleri uçağa binmek.
10 Kasim 1938 saat 9’u 6 gece basladiklari ihaneti, tam yuz sene sonra basariyla tamamladilar. Cumhuriyet’i kuran parti Cumhuriyet’i yikti.
Ben oyumu inceye vereceğim. ” 5 yıl yoneteyim sonra torunlarıma matematik anlatacağım ” dedi. Önce bir vatan, cumhuriyet olsun sonra konuşalım şeriat, komünizm, liberalizm, Kemalizm….
nihat abi kaleminize sağlık. çok güzel bir benzetme olmuş. cumhuriyetimiz çok hırpalandı , yara aldı. sonunda gömmeye geliyorlar ancak unuttukları şey türk’e kefen biçenin mezarı kazılır.. allah büyüktür.. göreceğiz bakalım ülkeyi parçalayabilecekler mi..
İttifak ayağı ile bana PKK ya oy verdirecek adam anasından doğmadı .
Allah senden razı olsun kahrolsun pkk kahrolsun fetö kahrolsun teslimiyetçilerin yeni partisine dönüşen Y chp
Tespitleriniz çok doğru Sayın Nihat Genç, emeklerinize sağlık. Atatürk’ün eseri Cumhuriyet Halk Partisi ne hale geldi, çok üzücü. Sadullah Ergin’in adaylığı gerçekten kabul edilemez, ne yapacak şimdi Ankara’lı seçmen, tıpış tıpış oyunumu kullanacak.
Muhteşem!
Bu kadar iyi ve net anlatılabilir.
Eline kalemine sağlık Türkiye’nin Yaşayan Tek Filozofu…….
Bugünün yarını da var!
Sonunda benim gibi düşünen birileri varmış diyorum ki söylemek istediklerimi okudum şu an. Düşmanı uzakta aramamak lazımmış!
dogru tespıt ,mukemmel bir yazı. bravo.