Nihat Genç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Tayyip Erdoğan’ın gücü tarikatlara yetmez. Cami cemaatini bölenler cemaatlerdir

Tayyip Erdoğan’ın gücü tarikatlara yetmez. Cami cemaatini bölenler cemaatlerdir

featured

Nihat Genç yazdı…

Bulutların yüksekliği ve şekline ve rüzgara bakıp olası fırtınaları kestirmek eski denizci bilgisidir, ancak karaya ne kadar yanaştıklarına kuşlara bakarak karar verirler, şu kuş türleri sahile 200 km. şu kuş türleri 50 km. kaldığını gösterir. Sedat Peker adlı mafya kuşunun videoları da Susurluk’a çok az kaldığını gösteriyor.

Oysa mübarek bayram da geliyor, devlet büyükleri Çakıcı’yı, Sedat Peker’i, Mehmet Ağar’ı ve bilümum irili ufaklı reisleri bir araya toplayıp devletimizle kucaklaştırmalı!

Sedat Peker’i dinliyorum, bu kadar kırıcı olmasak, küsmesek, birlik olsak, diyorum.

Yoksa cumhurbaşkanımızın ve Bahçeli’nin mafya alemine gücü yetmiyor mu, işte buna inanmak istemiyorum!

Yani mafya reislerini bir araya getirip milletimizin birlik ve düzeni için onları kucaklaştıracak bir siyasi güç’ten mahrum olmayı büyük bir beka tehlikesi olarak görüyorum.

Affetmeye gelince yasa dahi çıkartırlar, gerekirse beslerler, gerekirse tehlikeli arızalı hukuk dışı işler yaptırırlar, ve Mit diye ajan niyetine kullanırlar ve sırası gelir tetikçilik işleri verirler ve büyük uyuşturucu trafiğini HDP dahil aralarında bir güzel üleşirler, ve bunların hepsi Atatürk’ün suçu.

Hatta 1. Cihan harbinde savaş zamanı hepsini hapisten çıkartıp başıbozuk ordu kurmak gibi Osmanlı Ocakları bilmem ne ayakları alayını bugünkü hukuk düzeninde asayişe sopa niyetine kullanırız, ve ancak, mafya reislerini yine de yan yana getirmeye gücümüz yetmez.

Pudra şekerine de Kolombiya limanlarına da tedarikine de 128 milyara da gücümüz yetmez. Hepsi kemalizmin ve cumhuriyet’in suçudur.

Büyük allame Engin Ardıç ve Mustafa Armağan ve Kadir Mısırlıoğlu’nun da dediği gibi pudra şekeri patlamasının suçu Atatürk devrimleridir, Atatürk tepeden bakınca hepsinin çok ağrına gitti pudra ticaretine girdiler!

Oysa milletimizin dirliği ve bekası için hepsini pipetleriyle pudra şekeri serili genişçe bir sofra etrafında bu mübarek günlerde bir araya toplamalı ve kaymış kaymış aşka gelmiş ağızlarla tekbir ve ilahiler eşliğinde dosta düşmana ‘birlik’ beraberlik fotoğrafı verebilmeliyiz.

Aynı şekilde.

Değerli Veryansın yazarı sevgili ağbimiz Profesör Şahin Filiz Bey bildiğimiz sandığımız ne çok şeyin tekrar altına çizip hatırlatıyor.

Geçen günlerde bu konuda ODA TV’de bir haber dahi çıkmıştı. Kışlada bir Camiye yeşil takkeliler giriyor ve imamın karşı koymasına rağmen ayrı şekilde saf tutuyorlar. 

Şunu diyor Şahin hoca, Camide müslümanlar Allah’ın karşısında eşit şekilde, ancak, cemaatler Camileri de böldü.

Birlik beraberlik diyerek şekil olan mafya liderleri de sonunda milletimizi böldü, saraya hizmet eden Kurtlar Vadisi’nin Polat’ı… Yeni bölümünde saraya… ınınınnn… acaba niye karşı!

Şahin hocaya aynen harfiyen katılıyorum, İslam’ı parça pinçik bölen tarikat ve cemaatlerin ikilik nifak kavga husumet çıkartmadığı Cami yok gibidir.

Hepsi istisnasız ‘Camileri’ ele geçirme yarışındadır.

Zaten hepsinin ‘Cami’ bölgeleri’ vardır.

Askeriyeye sızdıkları aşikar olduğu için şimdi tarikatların ele geçirmeye çalıştıkları yer konumuz kışla Camileri!

Üniforma gibi yeşil ya da mavi takke ya da sarık ve giyim şekilleriyle hangi tarikatın üyesi olduklarını bilirler ve Caminin ‘saf’ düzenini bozarlar.

Camiyi tarikatlarına mürit toplama şov ve gösteri merkezi haline getirirler.

Hepsi Cami cemaatini kalabalık oluşlarıyla etki altına almak ya da Cami düzenini resmi dini diyaneti küçümseyip aşağılayıp kendi tarikat liderlerini arşı alaya çıkarırlar.

Kibirlerinin yarışmadığı haşa bir Peygamberdir dahi diyemezsiniz, gün gelir, sırlı kapalı derin sohbetlerde peygamberi dahi haşa kendi (rütbelerinden) ilahi makamlarından aşağı çektikleri çok görülmüştür!

İlahi makamlarıyla askeri üniformalarının savaşı bu topraklarda hep çöküşle mahvolmayla parçalanmakla iç savaşla sona ermiştir, örnek yeniçeriliğin isyanlarla geçen yüzyılı!

Camide yasak olmasına karşın kendi tarikat ritüellerinin zikirlerini Cami içinde uluorta yapmaktan çok zevk alırlar.

Akıllarınca şeyhlerinin adını bağırarak güya ilahi (zevke-şevke:)vecde gelirler, ve kimse onları sustursun Camide çıkartsın isterse kabadayılıkla size din kitap akılları vererek dinimi ibadetimi yapıyorum diyerek sen ne karışıyorsun postasını koyarlar.

Şahin hoca hatırlatınca, aklıma geliverdi, sahi, siz ülkemizde iki ayrı tarikat şeyhinin bayramda seyranda önemli günlerde ya da önemli cenazelerde yan yana gelebildiklerine hiç şahit oldunuz mu?

Zibil gibi şeyh bolluğu yaşayan ülkemizde tarihte ve bugün iki şeyhin yan yana bir fotoğrafını hatırasını bilen gören var mı, asla, yoktur, olamazlar, Yeşilçam filmlerinin afişleri gibi, en başa ismi yazılanlar, afişte başka isme rıza göstermezler. Onca dergileri youtube yayınları var, başka bir şeyhin adını olumlu geçirdikleri söyledikleri yazdıkları çizdikleri tek yer yoktur!

Mesela Fetö Türkçe olimpiyatı ayağına her kesimi yan yana getirir ancak bir araya getiremediği cemaat ve tarikatlardır. Şu hale bakın, yüz-bin çeşit cins aydını liberali dahi aynı koltuk sırasında yan yana dizebiliyorlar ama iki ayrı tarikat şeyhini yan yana getirmeye tarihte ve bugün kimsenin gücü yetmedi!

Süleymancılarla İskenderpaşa, Menzil, İsmailağa, öbürü, diğeri, hiç bir tarikatın şeyhi diğeriyle yan yana gelmez! Neden?

Birbirleriyle nasıl tokalaşacakları-selamlaşacakları-hangi seviyede ve üslupta yan yana duracakları yani hiyerarşik olarak bu protokol çözümsüzdür. 

Hepsi kendini en birinci kabul ettiği için diğerinin yanında ikinci sırada göstermek asla istemez, bu dünyayı geçtim, konuşmalarına bakın, mahşer ve ahret düzenini öyle ince detaylı anlatılırlar ki orada dahi nerede hangi evliyanın yanında duracaklarını bugünden tayin etmişlerdir!

Yani kardeşlerim, bir şeyh ancak eli öpülür ya da eteği öpülür ya da önünde eğilerek selam verilirse ikinci üçüncü vs. kişileri kabul edebilir.

Yani bir şeyh, kalabalık içinde kendisiyle iki eşit insan gibi elini sıkan ya da dik durarak selamlaşan ikinci üçüncü vs. kişilere tahammül göstermez ya da böyle bir sosyal protokol düzenine asla müsaade etmez.

Bu yüzden şeyh gelmeden-gitmeden önce şeyhin adamları önceden varıp hiyerarşik oturma düzenini, oturma, konuşma, selamlaşma ve susma dinleme, neyse, her şeyi iyice diplomatik olarak ince ince ayarlarlar!

Yani hep yüksekte! Ya da en ortada! Ya da hep kürsüde, hutbede ya da imam gibi hep en öndedir, mafya lideri de şeyhi de sarayın başının gözü de iddiası da aynı irtifa aynı arşı alalardır!

Mesela, Tayyip Erdoğan bey, cumhurbaşkanımız ve aynı zamanda ordularımızın başkomutanı, değil mi?

O halde, hadi, bir iftar ya da sohbet ya da bir konferans ya da bir tanışma vs. toplantısında bahsi geçen bu tarikat liderlerini basına açık şekilde bir araya getirebilsin.

Mümkünatı yok. Olmamıştır, olamaz!

İkinci şeyhin yanında Cumhurbaşkanının birinci şeyhe nasıl davranacağı büyük sorundur, yani elini mi sıkacak kucaklaşacak mı mesafesi ne kadar, selamlaşacak mı ya da yüz gülümsemesi samimiyet göstermesi ya da kullanacağı ağırlama iltifat nezaket sözleri neler olacak.

İşte hepsi çok ciddi protokol problemleri ve aynı şekilde teolojik sorunlardır, tıpkı Katolik Vatikan’ın çok ağır yüzyıllardır hiç değişmeyen tören protokolları gibi, tıpkı Buttingham sarayının protokolü gibi.

Oysa Osmanlı kendine güveniyordu ve sanıldığının aksine çok rahattı, Osmanlı tarikat ve cemaatlerin yüzüne hiç bakmadı, uzaktan sopa gösterip yönetti.

Ve asla cemaat ve tarikatlarla haşa boy ölçüşmedi, aksine hiç çekinmeden kellelerini aldı ve çoğu zaman tarikatları bataklıktaki sivrisinek sürüsü gibi görüp önlemini öyle almak istedi!

Ve ancak sarayın askere-yeniçeriye olan ihtiyacı, yeniçerinin sadakatı çok önem kazanmaya başlayınca, ve gün geldi yeniçeri içinde zibil gibi çoğalan tarikatlar sarayı da koruması ve sonra etkisi ve oyuncağı haline getirdi! Çürüme yeniçeriyi din elden gidiyor diye kullanan tarikatların sarayı kuşatmasıyla başladı.

Yobaz din adamlarının yeniçeri içinde etkili hale gelmesiyle Osmanlı Devleti çürüyüp çökmeye başladı.

Ve yeniçerilik kaldırılıp sil baştan bambaşka bir askeri düzen kurulmaktan başka çare kalmadı.

Ve ama bu yeni askerlik düzeni Osmanlı’nın çöküşünde yani en hayati günlerinde yüz senesini aldı ve imparatorluğun dağılmasını önleyemedi!

Hurafelere ve şeyhlere bağlı isyan başkaldırılar trajediler içinde parçalanan imparatorluk son yüzyılına kör topal girdi ve ortaya çıkan mucizevi bir avuç aydın şeyhe bağlılık yerine ‘vatan’ sevgisini vatan toprağına bağlılığını yazıp çizdiler! Bakın Fetöye bağlı kitleler hala sadece Fetöye bağlılar, toprağa ve vatanlarına değil!

Ve sil baştan tanzim edilen subaylık her şeyi büyüğünden saraydan yukardan amirinden bekleyen emir eri emir kulu yerine aktif sorumluluk yani ‘inisiyatif’ alabilen yepyeni bir ‘asker’ karakteri ortaya koydular. her şeyi saraydan Osmanlı’dan bekleyen subay türü geçmişte kaldı. Artık kendi bileklerine kendi bölüğüne kendi gücüne güvenmeliydi. Kırım’da Balkan Savaşları’nda I. Cihan Harbi’nde kısmı başarılar da sağlandı ve ama asıl önemlisi subayımızın insiyatif alabilen bu kendine güven duyan subayları Kurtuluş Savaşı’yla yurdumuzu düşmandan kurtardılar!

İşte Afganistan örneği, Rus işgalini mücahitler büyük bir kahramanlıkla geri püskürttüler ancak aralarında anlaşamayan şeyhler yüzünden bu ahmaklar bu inatçı keçiler yüzünden dünya tarihinin en uzun süreli iç savaşı hala sürüyor.

Çünkü dini statü askeri hiyerarşide kargaşaya yol açar, ki, öyle oldu, Afganistan mahvoldu.

İşte silahlı kuvvetlerde yüzde yüz varlığıyla Fetöcüler bütün tank ve silahlara rağmen kalkışmayı gerçekleştiremediler.

Çünkü birbiriyle irtibatı kopmuş birlikler o gece kendi başlarına insiyatif alamadılar, karakter ve kişilik koyamadılar, hep yukardan emir talimat beklediler.

Çünkü hepsi mürit yani emir eri, yani, korkak tırsık, yani ev köpeği gibi yetiştirilmişlerdi, bu yüzden rezil rüsva olup dağılıp fareler gibi kaçtılar!

Ve mesela o gece askeri düzen içinde Allah şükür otuz-kırk tane zinde özel hareket polisi Fetö’nün yüzlerce generalini bir gecede derdest edip sabaha kadar evire çevire tokatlayarak teslim aldılar!

Düşünün koskoca filo ve ordu komutanları üç-dört tane özel hareket polisi karşısında ıslanmış sıçana dönüşüyor!

Çünkü şeyhlik cemaat tarikatlık hepsi korkaklık sinsilik öğretir, ancak fareler gibi kaçmayı sıvışmayı ve sadece gizlenmeyi bilirler!

Zaten güçlü kişilikleri olsaydı cemaat ve tarikatlara sığınmazdılar.

Ve kendilerini aşağılık hissetmeselerdi cemaatler de bu zavallıları kukla gibi ele geçirip keyiflerince ajan diye köpek diye etinden sütünden kullanamazdı.

Yani şeyh, tarikat ve cemaatler, asker olarak asla savaşamaz, tarihte de örneği yoktur, cihangir, levent, bahadır, yiğitlik ve kahramanlık başka şey müritlik başka şeydir!

Şimdiki tarikatçıların ise mahir oldukları tek şey ‘gizlenmek’.

Yani araziye uymak ve hukuk ve tüzük ve yönetmelikleri atlatmak için hileler bulmak.

Giydikleri üniformanın yani kalıplarının adamı olmadılar olamazlar!

O üniforma içinde hepiniz gördünüz işte sabun gibi deterjan gibi kaypak balgam tükürük kıvamında her şekle girip ahlakı ve dini ve memleketi mahveden ağızları dilleri pislikle dolu lağım suyu oldular!

Yani sorun şurada başlar, yukarda Allah bir, ondan sonra Peygamber, evet, buraya kadar düzenimiz güzel güzel geldi.

Ama iş buradan sonra çok karışık, üçüncü sıraya o tarikatın kurucu lideri ve sonra bugün yaşayan şeyhimiz sıralanmalı, yani, protokol sırası 3’te olmalı.

Mesela Fetö bir zahmet fedakarlık yapıp 3. sırayı Tayyip Bey’e o da göstermelik verebilseydi bugün ülkeyi kardeşçe üleşip sövüşlemeye devam edebileceklerdi. 

Konuya dönelim, bugün tarikat ve cemaatler resmi olarak Beştepe’den Osmanlı gibi uzaktan tanzime yani Diyanet’in şemsiyesi altında meşruiyet görmekle yetinmek zorunda kalıyorlar ve şimdilik bu uzaktan meşru görülme sessiz kalınma onların hiyerarşik günlük ihtiyaçlarını karşılıyor, çünkü holdingleşiyorlar ve asker ve hakimlik içinde çok büyük bir güç elde ediyorlar!

Ve daha ileri bir adımın örneği için şartların olgunlaşacağı devletin kurumsal olarak da dönüşeceği günleri tabii ki bekliyorlar, ama geçmişte dahi olmamış bu beklentinin nasıl olacağını kendileri dahi bilmiyorlar ve bu görünüşte laik düzeni müritlerine geçici diye karalayıp şikayet ediyorlar ve ama bu laik kurumların sürekli ekmeğini yemek pratik olarak daha kolay geliyor!

Ve, başa dönelim, ve ama, ortada bir protokol boşluğu var!

Gaipleri öte dünyaları dahi aşmış bu bütün çağlardan daha evliya şeyhlerin bugün devletimizce ağırlanmaması sizce de büyük bir boşluk değil mi? 

Yani diyelim cumhurbaşkanımız tekkellerine uğradı ya da şeyhler bir hatır gönül sorma saraya davet edildi, evet, bu protokol düzeninde Cumhurbaşkanımızın yeri meçhul ve tarikatların saraydaki yeri meçhul. Hayatımız sittinsene hep böyle gizli kapaklı mı sürecek, sinsi yılan fare böcek gibi.

Cumhurbaşkanımızın Allah ve peygamberden sonra üçüncü sırayı alabilmesi için emirülmüminin ya da halifelik sıfatını resmen taşıması gerekir!

Bugün birçok tarikat halifelik ve emirülmümin sıfatını manen Cumhurbaşkanımıza yakıştırıyor ve veriyor, ancak, bu temenniden dilekten resmiyete ulaşması için Cumhurbaşkanımız adına hutbe okunmalı ve yani biat alınmalı!

Değilse, şeren (resmen) tanınmayan Cumhurbaşkanı, 3. sırayı işgal edemez. Edemediği için Cumhurbaşkanıyla hiç bir protokol görüşmesi yani hiyerarşik düzen gösterecek sosyal temas ve ilişkiye girilmez.

Çünkü bir tarikat lideri ancak halife ve emirilmümine biat eder!

Yani ilahi rütbeleri gereği burunlarından kıl da aldırmazlar!

O halde her iki taraf da siyaset ve kurum ve protokol ve devlet dışı ‘dayanışma’ gösterecek yani kaçak gizli gizli buluşacak birbirlerine gizli gizli bağlılıklarını bildirecekler, yani her şey el altından!

Düşünün koskoca generaller el altından, koskoca hakimler hep gizlice buluşacak görüşecek… Bu kadar gizlilik sinsilik bu kadar illegal siyaset her insanın karakterini bozar! Bu kadar gizli kapaklı olmak her devleti çürütür!

Çünkü ortada değilsin harbi değilsin şeffaf hiç değilsin.

Çünkü gizli kapaklı kalarak yanlışından eksiğinden çalmandan çırpmandan hesap vermiyorsun!

Yani hırsızsın!

Ve sana din diyanet adına göz yumuluyor!

Bu gizli kapaklı yaşamak, çok ayıp bir şey.

Bence hem şeyhlerimiz hem de cumhurbaşkanımız için çok büyük bir mahrumiyet ve mağduriyet!

Düşünün sevdiğini söyleyemiyor, sevse de yanında bir fotoğraf dahi veremiyor, ya da iki ayrı şeyhi bir sofrada ya da cenazede yan yana getiremiyor, düşünün insan içinde öpüp sarılamıyor, düşünün toplum  önünde sevgisini dile getiremiyor, düşünün şeyhini gönlünden geçtiği gibi yalayıp yutamıyor, düşünün şeyhinin etrafında pervane gibi dönen hizmetini dört dörtlük yerine getiremiyor. İşte Engin Ardıç’ın da çok güzel buyurduğu gibi bütün bu mahrumiyet ve mağduriyetin sebebi hepsi Atatürk!

Peki ya müritlerinin bu protokolda yeri ne, ki, hepsi asker olduklarına göre?

Yani askeriyedeki tarikat ehli için, şöyle bir kurgu deneyelim, askeriyedeki yeşil sarıklıların önünde namazı kim kıldıracak şeyhi mi yoksa Cumhurbaşkanı mı?

Mesela Cumhurbaşkanı önde gelir diyorsanız, Cumhurbaşkanımızın komutanlık ettiği resmi kuruma, diyelim, diyanet ve askeriye içindeki Camisine ‘saygı'(‘biat) göstermelisiniz, ama değil.

Çünkü sivilde Diyanet’i tanımayan bazı tarikatlar askeriye içinde de diyanetin Camisine ve onun düzenini ve asayişini de tanımıyor.

Yani Camiyi ve tekkeyi ve takkeyi kışlaya sokmak sorunu çözmüyor, çünkü, tarikatlar kökten resmi din ve diyanete karşı kurumlar, ve bu Camilere de karşılar ve hiç çekinmeden kışladaki Camiyi de tarikatları lehine propagandasına suistimal edebiliyorlar!

İstedikleri tarikat kisvesiyle-işareti-sembolü-giyim tarzıyla pekala Camiye girebiliyor ve ama Cami içinde bile yataklarını ayrı seriyorlar, kafanız mı karıştı, kısaltıp soralım!

Bu sarıklı askerler şeyhlerinin mi arkasında Cumhurbaşkanının mı arkasında saf olup namaz kılarlar, öncelikleri hangisidir.

Öncelikleri Cumhurbaşkanı ya da onu temsil eden Diyanet’in Camisindeki imam ise, pekala imamın arkasına geçip namazlarını temiz kalple kılabilirler, ama değil.

Camiye topluca geliyorlar ve diyelim on kişi diyelim on beş kişi, kendi başlarına ‘grup’ oluşturuyorlar!

Çünkü tarikat ve cemaatlerin en büyük ve ilk iddiası biz ayrı bir cemaatiz biz başka bir cemaatiz ve biz sizin cemaatinizden değiliz’i, sembolle işaretle söylemle eylemle belli etmek!

Bir tarikatçının ömrü giyiniş ve oturuş şekillerinden ve söylemlerinden kendilerini Cami cemaatine eş-eşit görmediklerini anlatmakla geçer!

O halde bunları kışladaki Camiler de paklamaz sakinleştirmez.

O halde kışlalarımız ‘çeşit çeşit’ renk renk şube şube tekkelerini açmalı ve bu tarikat ehline daha fazla mahrumiyet ve mağduriyet oluşturmamalı.

Yani hakiki anlamıyla ‘saf’ olmamışlar, ‘ayrı’ olmuşlar!

Cami cemaatiyle müminle müslümanla tenezzül edip omuz omuza verip omuzlarını çürütmemişler!

Yani kardeşlerim, nifak, ikilik, cemaat arasına ayrılık, bölünme, kin ve husumet sokmak, işte budur!

Kendi cemaatini Cami cemaatinden ayıran herkes şimdi kışla içinde, şimdi soralım, ki, bu yapılar askeri düzen içinde nasıl tek vücut tek cephe olacak!

Hepsi kendi şeyhini diğerinden rütbece üstün görüyor, kimden emir alacak!

Hepsi kendi cemaatini cennetle müjdelenmiş şefaatte ve ahiretteki mahşeri düzen içinde en torpilli cemaat görüyor, hangisinin şehitliği kabul olacak hangi tarikatın gazileri şehitleri adam yerine koyulmayacak!

Yani İslam’ın birliği düzeni kardeşliği diyorsak, önce, siyasetimiz ve dualarımız ve gayretlerimiz Cami cemaatinin birliği için olmalı.

Mesela, Cami cemaati, ne güzeldir, her kasabada Camiler herkese açıktır.

Ve ama tarikat ve cemaatler ardına kadar açık bu kapılardan girip cemaat içine büyüklük-kibir tohumları çoktan attılar!

Sen mi daha evliyasın benim komutanım mı, senin onbaşı mı Allah’a daha yakın dost, işte hesapta olmayan yeni bir sicil savaşı bir de bunun kavgasını verirler.

Dikkat edin, bugün bu yüzden Cami cemaatleri sıfıra yakın azalırken tarikat Camileri ve zikirleri ve medreseleri tıka basa ağzına kadar dolu.

Neden? Çünkü Camileri boşaltıp Cami cemaatini kendi nüfus ve tapularına geçirmişler, ya da iş ve makam vaadiyle cemaatin aklını çelmiş Allah yolundan çıkartıp kendi şeyhlerinin müriti haline sokmuşlardır.

Yani sevgili Diyanet, Camiler boş diye ağlama!

Ve sevgili diyanet, bunca cemaat ve tarikat hepimizin Camisinde niye aynı safta aynı sırada asırlardır yan yana gelemiyor. Camide bir araya gelemeyen insanlar savaşta aynı cephede bir araya gelebilir mi? Suriye ve Irak savaşları bize neyi anlatıyor, Suriye ve Irak’ı parçalayan neydi?

 /></a></p>
</div></div>	<div class=

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

31 Yorum

  1. Ey Türk Genç’i; askeri-polis akademilerinde ders olarak okutulacak bir yazı yazmışsın yine, tebrikler.

  2. Tehlikeli bir mide bulantısından daha azı değil bu tarikatlar!

  3. 10 Mayıs 2021, 17:14

    Süper bir yazı olmuş

  4. Bizleri degisik acilardan dusunmeye tesvik ettigin icin tesekkurler Nihat Genc. Yaziya gore halife olamaz ise tayyip bu cemaatleri bir araya getiremez. Yobaz mantigi acisindan gecerli ve etkili bir gerekce, katiliyorum. O zaman dinciler icin belkide bu halifelik olmassa olmaz bir is. Allah’in yeryuzundeki golgesi olmadigin surece tarikatlar bir araya gelmeyecek. Perincek bile bu durumu “milli cepheyi sonunda sagladik” diyerek devrim olarak adlandirabilir. Ulke birligi ve milli birligi Allah’in yeryuzundeki golgesi halifenin altinda saglamak en hafifinden enteresan bir gorus. Turkiye’nin AKP, MHP, ve kafasi karisik, ne oldugu belli olmayan kucuk ortak VP’nin kafasindaki bundan sonraki proje bu mu? Hatta Perincek’in oglu sayin Profesor Mehmet Perincek daha bir sene once Rus dusunuru kati ortodoks hiristiyani Alexander Dugin’in “dindar ve sunni ozune donmus Turkiye” fikrini savuna gelmemismiydi? TGB denilen gencler orgutu, hilafetci osmanli orgutu ile sokaklarda slogan atmiyor mu? Uniformali, resmi aracli amiral sanki ozellikle gorulsun istenirmiscesine tarikat tekkesinde goruntulenmedi mi? Ataturk Cumhuriyeti yerine hilafet teokrasisi acaba cumhur ittifaki icin gercekten etkili bir iktidar caresi ve milli birlik cozumu olarak mi dusunulmekte? Kesinlikle ciddiyim ve bunu ne alaya nede hafife aliyorum. Ekonomi, virus, dis politika cikmazlari ile eriyen oylar karsisinda iktidarin dusundugu cozum boyle birsey olabilir mi acaba diye sadece samimice kendime soruyorum.

  5. Nihat abi süper bir analiz ve mükemmel bir yazı tebrik ederim.

  6. “Hepsi kendini en birinci kabul ettiği için diğerinin yanında ikinci sırada göstermek asla istemez” bir de asıl şu: Allah tektir, şeyh de tek (eşsiz, biricik, kadiri mutlak, güçlü, kıyaslanamaz, vs) olmalıdır yoksa mürid üzerinde bu beyin yıkama mekanizması çalışmaz. Paylaşılmış fantezi özel, biricik ve tam anlamıyla büyüleyici olmalıdır, sıradan günlük insani bir iletişim (toplanıp bayramlaşma, gidip başka tarikatlarla kaynaşma gibi) bir şey olursa paylaşılmış fantezi bozulur. Mürid de bunu istemez. Şeyh zaten istemez. Ama mürid de istemez, ikisi olmadan olacak birşey değil bu tarikat kafası.

  7. 15 Temmuz’u önüyle sonuyla hep hatırlamak ve hatırlatmak lazım. Unutturup yutturuyorlar bize her hıyaneti. Sümük ve balgam demişsiniz bunlara, bu bir hakaret değil hatasız bir teşbihtir. Tarihin insan kılığındaki en insanlık dışı mankurtları fetullahın donundan düşenler bunlardır, unutmayalım bağıra çağıra tekrar edelim. Sağolun abi.

  8. Teşekür

  9. akp tayfasinin gucu ancak isinde, gucunde olan, namuslu, onurlu, kendi halinde, vergisini odeyen, kanunlara saygili insanlara yetiyor. Yeni Turkiye dedikleri yer pislikler ve namussuzlar icin dunyadaki cennet oldu. Elin arabi bile buraya geliyor vurgun yapmayi. kir, oldur, cal, cirp, tecavuz et, arkan saglam ise hepsi sumen alti. Yok arkan saglam degilse, yine sorun yok, tutuksuz yargilanmak uzere serbestsin, en kotusu 4-5 sene yatip cikiyorsun veya takas ediliyorsun. Lut kavmi olduk.

  10. Hepsi tamamda , okutturmak icin izin verenlerin olmasi gerekiyor!
    Bu yolsuzlara yol verenlerin kendisi yolsuz!
    Asker-polis ne yapsin!

    Korona pandemisi palavrasinda görüyoruz! Asker-Polis vatandas`a karsi(degil mi?).

    Ha Cemaatla gütme ha korona ile gütme !!!!!

    Güdülen uyudugu sürece ister cemaat ister “inek ciftligi!”, isterse politik ciftlik (meclis!!!) olsun. UYUMA ARKADAS !

  11. Sevgili Nihat Bey çok teşekkürler. Bu yazıyı yazan ellerinizi eğilip öpüyorum. Cesaret işi bu yazıyı yazmak. Tarikatlar içten kemiren yapılardır. Furkan tarikatını savunan CHPkk ve HDPKK’yı kınamayı unutmamak gerek. Bana değmeyen tarikat bin yaşadın görüşü bugünlere getirisi bizi.

  12. 11 Mayıs 2021, 11:07

    Yorumlarınızda hep Allah’a ve dine büyün yemiz yüreğiyle iman etçillere sürekli hakaret var. Her yorumunuzda inanan insanlara kışkırtma yapıyorsunuz. Bizler dindarız ama tarikatçı değiliz. Niçin tepeden bakıp küçük görüyorsun? Allah’a inanmak dşndar olmak suç mu? İnandık diye Atatürk düşmanı mıyız? Afyonda Eskişehir’de uşakta Allah Allah diye kurtuluş savaşı vermedi mi atalarımız. Ne istersin insanları bölerek. Ayıptır. İnanç sahibi insan okumasın mı burayı.

  13. 11 Mayıs 2021, 11:08

    CHP- Dersim tarikatı ne olacak?

  14. Gücünü tarikatlardan cemaatlerden alanlarin onlarla bas etme gibi bir sorunlari olamaz.Fetulah cemaati,ülkeyi mahvetti,orduyu tarümar etti Erdogandan gik cikmadi cünkü isine geliyordu ne zamanki okullar ve 17-25 Aralik olaylari patlayinca ister istemez Fetulaha savas acti veya acmis gibi göründü.Fetulah Cemaatinin yerini baska cemaatler aldi.Erdogan da yine gik yok.Olamazda cünkü cemaatler yoksa Erdoganda yoktur.Erdogan’in oy potansiyelinin kaynagi;Cemaatler,Cemaatler ve Balikci tayfalaridir.

  15. 11 Mayıs 2021, 11:54

    Nihat bey abicim merdan yanardağın televizyonu ve Dersimli kemal- halk TVsi gibi tarikatlardan hiç farkı olmayan medya kuruluşların bir gün yazmanı dilerim. Senin dike getirdiğin hiçbir haberini haber yapmamak için sansür uyguluyorlar. Ayşe arslan denilen kadın veryansın TV den bir tane alıntı haber yapmıyor özellikle. Tele bir denilen merdan yanardağ tarikatı ise senin yazılarında değindiğin konuları bilerek es geçiyor. Bunlar da dinci tarikatlar kadar tehlikeli değil mi?

  16. Bu yorum bana ait degildir. Perincek’in VP ve TGB trolleri tarafindan ismimi kullanarak yazdiklari bir yorumdur.

  17. Selami Tandoğan#……… Söz konusu burada inanç değil. Afyon’ da kahramanca savaşanlar değil. Kimse de inançlı insanlara tepeden bakmıyor…….. BUNU BAL GİBİ SEN DE BİLİYORSUN….. Sizin hemen bu mağdur olma stratejiniz kabak tadı verdi. ….. Hiç inandırıcı değil….

  18. 11 Mayıs 2021, 17:05

    Birkaç milletvekili HDP ve Tatikatı savunursa ve Dersim katliamdır derse bile bu CHP söyledi demek değildir. Vatan Partisi ine oy vermek zorunda da değiliz.

  19. 11 Mayıs 2021, 17:27

    Sayın Metin T. , gerçek bir Atatürkçü olarak yürekten katılıyorum yorumunuza.
    Türkiye dervişler şeyhler müritler ülkesi olmayacak.
    Şeyh Said ve şeyh Seyit Rıza heykeli dikenler Furkan tarikatıyla savaşamazlar.
    Nihat Bey bize güç veriyor.
    Atatürk gençliği görev başında.

  20. 11 Mayıs 2021, 21:11

    Tarikatlar hakikat yollarıdır. Dürüstlük yollarıdır. Furkan ve benzerleri bu gerçeği değiştiremez. Tayyip bey bu gerçeği bilir ve susar. Dinden rahatsızlık ezandan rahatsızlık ayıptır. Günahtır.

  21. Tele 1 ‘i kast ettin değil mi? youtube kanalına üyeyim. güzel programlar oluyor tavsiye ederim size de.

  22. Yurtdışına sığınmışsınız din ve inançlılara yobaz diye hakaret ediyorsunuz ve de sağa sola akıl dağıtıyorsunuz.

  23. 12 Mayıs 2021, 08:10

    Bu yorumum biraz uzun olabilir bunu yazar ve okuyucu iletişimi olarak değerlendirin. Anlatmak istediğim birinci husus, Sayın Nihat Abimizin sosyal medya videolarının başındaki söylemini severim. “Cumhuriyetin çocuklarısınız hiç kimseyi eleştirmekten korkmayın” Evet zaten tehdit ve hakaret teşkil etmedikçe ifadeler anayasamızın kollayıcı hükmün kapsamındadır. Lakin “iletişim üstünlüğünün” hakim güçlerin elinde olduğu için o kadar bilgi kirliliği var ki, ünlü markaların çakmasını yapmak gibi sosyal medyada da videonuzu yayımlayan lakin tam da zıt görüşlerde olduğunuz bir çok video kanalları var. Yine aynı zamanda adı haber ile alınan internet haber sitelerinde kullanıcı adı, noktalama işaretleri ile yorum yapılan çakma haber siteleri var. Bunu söylememin gayesi gençler eleştirilerini doğru kanalı izlediğinden emin olsunlar ve yorumlarını eleştirilerini oraya yapsınlar ki bilgi kirliliğinden korunsunlar diye yapıyorum. İkinci husus ise bilgi kirliliği kadar bu bilgilerin kirletmede rol oynayan kirleticilerin de varlığını bilmemiz gerekir. Gerçek sanıldığı kadar kolay ortaya çıkmaz bir dirençle karşılaşır (bilgi kirleticileri) ve bu direnci aşarsa ancak nefes alır ve ortaya çıkar. Yalanın ise böyle bir mücadele vermesi gerekmez alan zaten onundur, taki yürekli biri ipliğini pazara çıkarana kadar.Bu yüzden gerçeğin yeri olan VeryansınTV’de de bazı aklı evvel yorumcular da bilgi kirleticiliği vazifesini üstlenmişler. Yaptıkları ayrılıkçı terör unsurlarını adının özellikle Ana Muhalefet Partisini ekleyerek partinin kurumsal kimliğini kirletme gayretleri alenen ortadadır. Yorumlarından zaten anlarsınız kim olduklarını. Ben de yorumlarımda Ana Muhalefet Parti yönetimini eleştiriyorum ama sadece yönetimi, partinin kurumsal kimliği ayrı bir noktaya koyuyorum. Anlatmak istediğim üçüncü husus evet bu yazıya hitaben tespitler doğrudur. Cumhuriyetimiz tarikatlara teslim olmuş , iktidara ortak olmuş ve iktidarın alanlarını paylaşmıştır. Bize ise ekranlardan vitrin olarak güzel cümleler kuran yetkili kişiler izlettiriliyor. Artık bu gerçek yadsınamaz. Cumhuriyet ilk kurulduğundan beri mücadele verdi. Aşması gereken önündeki sorun ağalık,aşiretlik düzeni yani feodal sistemdi.Bu konuda isyanlar da olmuştur. Cumhuriyet batı ve doğu bölgelerin bir kısmında bu aşiret sorununu aşarken doğunun güney kısımlarında azda olsa devam etmekte olduğu da bir gerçektir. Şimdi ise aşiretlerin yerini emperyal devletlerin desteklediği tarikatlar yer aldı ki şimdi bu tarikatlar her bölgede mevcut ve Cumhuriyetimizi tehdit edecek seviyeye geldi. Oysa emperyal devlet olan ABD’nin kendi ülkesinde herhangibir din veya din dışı tarikatlara karşı hiçbir oluşuma izin vermediğini de biliyoruz.Ne tuhaf kendi ülkesinde izin vermediği oluşumları başka ülkede yaymak. Cumhuriyetimizi korumak için yola çıkan bazı ulusal kesimlerin de Cumhuriyet yanlısı zannettikleri Ayasofya eski din görevlisinin, açıklama yapma hakkını savunduklarını canlı olarak televizyonlardan izleyerek şahit olduk. Ne tuhaf Cumhuriyete karşı olan tarikatlara karşı, Cumhuriyet yanlısı tarikat olduğu imajını parlatmak. Bense tek egemenlik tanırım Ulusal Egemenliğe dayalı Cumhuriyet. (Not:VeryansınTV’ye sitemimdir. “Yaptığım yorumlardan uygun görmediğinizi lütfen ya hiç yayımlamayın hakkınızdır ama yayımlarken yarım çıkan iki yorumum oldu. Bu benim anlatmak istediğimin tam zıttı bir anlam taşımasına neden olabilir.Yorumcuyu ofsaytta bırakmayın.Sonuçta yazdığımızın arkasındayız”.)

  24. 12 Mayıs 2021, 08:58

    Sıradan okuyucu siz yorum değil adeta Hint Destanı yazıyorsunuz. Bir yazı okunur altına kısaca yorum düşülür. Siz okuduğunuz makale kadar yorum yazmaya girişiyorsunuz. Bir de sitem ediyorsunuz. Bari yazar kadrosuna girip yazın yahu!

  25. 12 Mayıs 2021, 09:01

    Tele-1 ve merdan yanardağ kastettim evet. Adam 500 bin doları vermiş dijitürke girmiş. Para nerden? Çıt yok. Adam her gün kin kuustır ve cemaat gibi çalışıyor. Hdpkk konusunda çıt yok. Bir Papyonlu komik gazeteci var ikisi her şeyi biliriz Havasında fetö ve PKK sevicilik yapıyorlar.

  26. 12 Mayıs 2021, 09:39

    Sayın Veryansın okuru adlı kullanıcıya hitaben; Haklısınız yorumumum başında belirttiğim gibi uzun oldu. Ama inanın haberlere yapılan yorumlar için söylemiyorum ama köşe yazarları yorumun uzun olmasından şikayetçi olmazlar, bu kadar ilginin olması ve bir nevi geri dönüştür yazara. Şahsen ben yazar olsam öyle düşünürüm.Yazdıklarıma gelince aynısını bir daha yazamayacağım içimden gelen ilhamla yazıyorum inanın bana.

  27. çok uzundu okumadım.

  28. 12 Mayıs 2021, 17:46

    selma adlı kullanıcıya hitaben; Yazı yazmaya üşenmediniz de okumaya mı üşendiniz. Tavsiyem hızlı okuma kursu almanız yönünde. Ben öyle yaptım.

  29. ” sıradan yorumcunun” dikkatine. sayın genç’in ” cumhuriyetin çocuklarısınız, hiç kimseyi eleştirmekten korkmayın” dediğini sayın genç’in videolarından aktarmışsınız.ben buraya 4 tane yorum gönderdim.hiç biri yayınlanmadı.yorumlarımda ne33 hakaret vrdı ne de küfür. hukukla karşı karşıya karşıya geirecek bir durum da yoktu yorumlarımda. ancak siyasi saiklerle yayınlanmadı. işlediğim konu YCHP ile ilgiliydi. ancak anladığım kadarıyla siyasi saiklerle yayınlanmadı.bir cumhuriyet çocuğu, atatürkçü ve ulusalcı olarak eleştirmekten korkmuyordum sadece.ancak gördümki sayın genç ve ya saahibi olduğu veryansıntv YCHP’nin eleştirilmesinden korkuyor. yorumlarımda şunu soruyor ya da ifde ediyordum; YCHP milletvekilinin dersimle ilgili söylemini, sonrsında YCHP gurup başkanvekili sayın Ö. ÖZEL’in açıklamalarının atatürk’e, atatürkçülüğe ve ulusallığa değen bi rtarafının olup olmdığını soruyordum.

  30. 13 Mayıs 2021, 05:48

    VATAN adlı kullanıcıya hitaben; VeryansınTv’yi savunmak bana düşmez ama yorumunuzun başında kullanıcı adım geçtiği için cevap yazıyorum. Bugüne kadar köşe yazarların yorum kısmına yazdığım yorumlar hep yayımlandı.Bir iki tane haberlere yaptığım yorum yayımlanmadı. Buna da saygım var sonuçta yorum yazarken bir uyarı var. Moderatör uygun görürse yayımlanır deniyor. Kaldı ki VeryansınTV kendisini eleştirdiğimiz her yorumu açık yüreklilikle yayımlıyor aynı sizin bu yorumunuz yayımladığı gibi. Ayrıca yanlış bir kanıdasınız. En çok Ana Muhalefet Partisinin yönetimini eleştiren bu haber sitesidir. Gördüğüm kadarı ile bu haber sitesinin hiçbir partiye yakınlaşması yoktur herkesin yanlışını eleştirir. İyi günler.

  31. Bakma sen ona. Gayet güzel programlar var son zamanlarda. Epeydir girmemişsin sen kanala. Uyduda da var Tele 1. ama Youtube’dan program videolarını izleyebilirsin. Tavsiye ederim.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!