Orkun Özeller yazdı…
“Terörsüz Türkiye” adıyla başlatılan “ikinci açılım/çözülüm” süreci kilitlendi.
Bunda sürece karşı mücadele edenler başta olmak üzere Türk milletinin payı büyük. Fakat birileri hala kilidi açıp süreci devam ettirmek istiyor. O nedenle mücadeleye hız kesmeden devam etmek zorundayız.
“Sürecin kilitlendiğini” neye dayanarak söylüyorum?
Öncelikle;
Sizi 29 Ekim 2025 günü gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna götüreyim.
Malum bu tarihte “sürece ısrarla karşı çıkmış ve de hiçbir şekilde geri adım atmamış olmam” nedeniyle Silivri’de tutuluyordum. Yani bendenizin Silivri’de iken, davete icap etmeyerek Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’na katılmayan MHP Yönetimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo gönderdi. Bahçeli’nin kimi zaman grup toplantılarında kürsüye koyduğu dosyalarla, yakasındaki rozet veya parmağındaki yüzükle ya da dinlediği müziklerle siyasi mesaj vermeyi bir adet haline getirdiği MHP’nin gönderdiği tablo da bir mesaj niteliği taşıyordu.
“Cumhur İttifakı”nın bir ortağı olacaksın ve davete icap etmeyeceksin. Asla normal bir durum değildi bu tavır. Ve tavrın arkasındaki nedeni ise gönderilen tablodaki mesajla anlayabiliyorduk. Tabloda yer alan Türk Bayrağı, Cumhurbaşkanı Forsu ve Erdoğan fotoğrafını okuyacak olursanız; Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’dır. Hatırlatırız ki biz seni yine Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyoruz ve bu da bizim elimizde.
Ben o tarihte gönderilen tablodaki mesajı bu şekilde okumuştum.

***
Şimdi dönelim iki hafta öncesine…
İbrahim Kalın, etnik ırkçı PKK terör örgütünün silah bırakmadığına dair bir rapordan bahsetti ve kamuoyu da gelişmelerden Hürriyet’ten Nedim Şener vasıtasıyla haberdar edildi.
Her halde MİT ilk defa rapor yazmadı. İlk defa bu raporla örgütün silah bırakmadığı da anlaşılmadı. Ama ilk defa böyle bir rapor servis edilerek sürecin yürümesinin mümkün olmadığı Türk toplumuna ifşa edildi. Bunun bile isteye yapılmış olduğunu değerlendirmek zor olmaz. Lakin bu gelişme; süreci başlatan ve terörist başına özgürlük ve terör örgütüne sunulacak kazanımlarla sonuçlanmasını isteyen MHP’yi zor durumda bıraktı.
Hatırlayacağınız üzere;
Bu ifşanın yapıldığı günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve sürecin ana sahibi Devlet Bahçeli özel bir görüşme gerçekleştirdi. Müteakiben Bahçeli TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, daha önce “gelsin Meclis’te konuşsun” dediği terörist başına bu defa “statü verilmesini” istedi ve Bebek katili Öcalan için “barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü” önerisi getirdi.
Elbette ki açılım ve çözülme sürecinin her çeşidine ezelden beri karşı çıkan Türk milletinin böyle bir öneriyi kabul etmesi de mümkün değil ama gözler “nasıl bir tepki vereceği merak edilen” Cumhurbaşkanına çevrildi. Gerçekten de Erdoğan “ne diyecek, nasıl bir karşılık verecek” dedik. Çünkü Bahçeli, bir el bombasının pimini çekip iktidar partisinin kucağına bırakmıştı. Üstelik bu bir restleşme durumuydu ve AKP, sürecin siyasi iktidarına verdiği zarardan rahatsızdı. Süreç Cumhur İttifakı’nın iki paydaşını ters düşürmüştü.
AKP Genel Başkanı olarak Erdoğan, yaptığı açıklamada sadece “bu süreçte gelinen noktadan dönüş olmayacağını” söylemekle yetindi ama daha ileri gidileceği yönünde de bir kararlılıktan bahsetmedi.
Ve tüm bunlar bize bir kez daha;
Kendi hedefleri doğrultusunda bir mücadele içinde olan siyasilerin, Türk Milletinin dert ve sıkıntılarını esas gündem yapmadıklarını gösterdi.
O yüzden biz bu sütunlar vasıtasıyla siyasilere uyarımızı yenileyelim:
Ne yaparsanız yapın Türk milletinin iradesi er ya da geç tecelli edecek.
***
Bu arada MİT raporuyle örgütün silah bırakmadığı ortaya çıkınca çeşitli açıklamalar yapıldı. Bunlardan biri kod adı Hüseyin Ali olan PKK yöneticisi Mustafa Karasu idi. MİT raporunu doğrulayacak şekilde özetle diyor ki bu etnik ırkçı:
“Örgüt isim değiştirdi. Yasal düzenlemeler olunca silah bırakacak. Örgütün konumlandığı bölgede başka düşmanlar da var. Dolayısıyla bu aşamada örgütün silah bırakması mümkün değil…”
Bir yanda bu açıklama, diğer yanda bebek katiline statü isteyen MHP Lideri…
Sonra kalkıp şu cümleyi kuruyorsunuz:
Hiç kimse MHP’yi terörle yan yana getiremez!
Gelelim terör örgütünün silahsız mücadelesine;
Siz hiç bu etnik ırkçılardan amaçlarından/hedeflerinden vazgeçtiklerine dair bir söylem/açıklama duydunuz mu?
Türk Bayrağı’nın altında Cumhuriyet rejimine bağlı, tek devlet anlayışı içinde, memlekete vatandaş olacaklarını duydunuz mu?
Bahçeli’nin statü istediği bebek katili Öcalan’dan da bu yönde bir açıklama duydunuz mu?
Kaldı ki “bu etnik ırkçı örgüt ve siyasi uzantıları; devlet kurumlarına sızarak ana dilde eğitim hakkı alıp, millet olmanın gereği olan ortak dil kavramını yok ederek, yine üniter yapının bozulmasına neden olursa ve en nihayetinde ülkeyi bölünmeye götürürse bu durum MHP’nin bugünkü lider ve yöneticileri için bir başarı olarak mı görülecek?” çok merak ediyorum.
“Terörsüz Türkiye olacak, şehit haberleri gelmeyecek” diyerek birden ortaya atılıp açılım/çözülme sürecinin baş aktörü haline gelen MHP için, elde edilecek her türden netice başarı mı?
Sahi son genel seçimde böylesine bir ihanet projesi için seçmenden onay almayan MHP, böyle bir süreci kimden aldığı yetkiyle başlattı da ısrar ediyor. Gerçekten MHP, Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetme yetkisini nereden alıyor. Bunlar cevap bekleyen sorulardır.
İMRALI’YA MİSAFİR GELMİŞ
“Terör örgütü SDG elebaşı Mazlum Abdi’nin bu yılın mart ayında İmralı’ya giderek PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile görüştüğü” iddiaları henüz yalanlanmadı. Bu işi organize edenler isteyenler onaylayanlar ne bekliyor bilemiyorum ama onlara tek bir şey söyleyeyim:
ABD’nin donattığı finanse ettiği bir yapıyı, ABD’nin isteği dışında bir pozisyon almasını beklemek, ABD’nin verdiği silahları bırakacaklarını beklemek hangi akılla izah ediliyor anlamıyorum.
Sakın buna “devlet aklı” demeyin, benim devletimin aklı bu kadar küçük gösterilemez.
Bu olsa olsa derin ABD’nin aklıdır!
YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR.
19 Mayıs’ta ABD Büyükelçiliği önünde Tom Barrack’ı hadsiz söylemlerinden dolayı protesto edeceğiz. Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milleti’nindir ve bu eyleme Türk Milleti’nin her ferdi davetlidir.
Malum; siyasetçilerimiz de Tom Barrack’ın açıklamalarından rahatsız. Biz de onların sözlerinden cesaret aldık. Aynı hedefte buluşmak üzere yola çıkıyor ve “yürüyelim arkadaşlar” diyoruz.
Hani hep soruyorlar ya “ne yapabiliriz?” diye!
Bu soruyu yöneltenlere işte tarihi bir fırsat.
19 Mayıs’ta korkmadan yürüyelim arkadaşlar.
İstiklal Marşı “Korkma” uyarısı ile başlayan Türk Milleti’ni uysal sananların akıbetlerini tarih yazmaktadır.
19 Mayıs’ın bir ayağa kalkış ve ilk adım olmasını arzu ediyoruz.
İlk adımdan sonra da yürüyeceğiz arkadaşlar!
Ne Mutlu Türküm Diyene
Komutanım yüreğinize sağlık sesimiz oluryorsunuz ,yanınızda olarak sesimize güç katacağız.
Ne mutlu Türküm diyene!🇹🇷🇹🇷🇹🇷
19 Mayıs’ta korkmadan yürüyelim arkadaşlar.