Şahin Filiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Türk halkının gerçek gündemi etnikçilik ve dincilik siyaseti değil

Türk halkının gerçek gündemi etnikçilik ve dincilik siyaseti değil

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı...

featured

84 milyon Türk halkının gerçek gündemi, siyasilerin çoğu zaman günlük atışma ve söz dalaşının uzağındadır. Halkın gündemi ile siyasetin gündemi belki de böylesine birbirinden uzağa düşmemişti. Yakıcı ve sıkıntılı bir süreç, iktidarı ve muhalefetiyle üzerinde bir an önce düşünülmesini zorunlu kılıyor.

İktidarın ve muhalefetin siyasi gündemini, neler söylediklerini ve birbirine nasıl laf yetiştirdiklerini değil, bu yazıda, bütün siyasi tartışmaların ötesinde ve üstünde halkımızın gerçek gündeminden kesitler paylaşacağım.

Bu kesitlerde, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sorunlar, tabii ki Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere dünyadaki ekonomik dalgalanmalardan da olumsuz etkilenmektedir. Ama iç politika; iktidar ve muhalefetin siyaset yapma yönteminin payı bu sorunlarda çok daha fazla etkiye sahiptir. Amacım, halkın gerçek sorunlarına ve gündemine iki tarafın dikkatlerini toplaması ve bunlara vakit geçirmeden çözümler üretmesi talebini buradan seslendirmektir.

Halkın gündeminden bazı başlıklar veriyorum:

Birincisi, gıda ve diğer tüketim ürünlerindeki fiyat artışları, alım gücünü günden güne eritmektedir. Ekonomistler bu konuda üretimin şart olduğunu özellikle vurgularlar. Üretim arttıkça fiyatlar, dengelenecektir. Ancak üretimin yanında, fiyat denetimi ve stokçuluğun önlenmesi kaçınılmazdır.

İkincisi, sığınmacı sorunudur. Bu da yetmezmiş gibi, basında yer aldığına göre, hala sınırlarımızdan Afganistanlı, Pakistanlı sığınmacılar kitleler halinde yurdumuza geçiş yapmaktadırlar. Sığınmacı sorunundan kaynaklı her türlü riskleri, tehlikeleri ve ekonomik daralmayı Türk halkı doğrudan hissetmektedir. Merkez medya başta olmak üzere bu yakıcı sorun görmezden gelinmektedir. Bu da yetmiyormuş gibi, meseleyi hafife alan, yok sayan ve hatta halkın bu konudaki haklı şikâyetlerini dile getiren siyasileri, yazarları ve bazı sivil toplum kuruluşlarını “ırkçılık”la suçlayacak kadar arsızlığın taraftar bulmasıdır.

Devam eden Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle, Suriyelilerden sonra Ukraynalılar ülkemize akın etmeye başladılar.

Üçüncüsü, sığınmacı sorununa bağlı olarak, Türk halkının büyük çoğunluğunu ekonomik olarak sarsan ve gittikçe derinleşen konut fiyatları ve kiralardaki astronomik değil, hiper üstü hiper artışlardır. Ukraynalılar ve Ruslar bazı şehirlerimize yoğun olarak göç ediyor. İstanbul ve Antalya en çok göç alan şehirlerimiz arasında bulunuyor. 3-5 ay önce ortalama 500 bin olan 3+1 evler bugün 3-5 milyona çıkmış durumda. 1+1, 1+0, ya da 2+1 sıfır evler de aynı, bazen daha pahalı hale geldi. Normal bir aile için sıradan bir 3+1 ya da 2+1 konut, en az 3-4 milyonluk bir bütçe gerektiriyor.

Antalya’da yaşadığım için örnekleri buradan veriyorum. Sıradan bir bahçe katı için iki hafta önce istenen bedel 2 milyon iken, iki hafta sonra 3, 4 milyona yükseltilmiş bir evi orta düzeyde gelire sahip bir ailenin alması hayal bile edilemez.

Ortalama 5 binden 15 bine kadar maaş alan bir kimse (daha alt düzeydeki maaşları saymıyorum), bu şartlarda ev sahibi olmaktan umudu çoktan kesti.

Dördüncüsü, ev alma hayalinden umudunu kesenler, kiralık bir eve çıkmayı düşündüler. Kira fiyatlarının konut fiyatlarından daha ürkütücü ve korkunç boyutlarda olduğunu gördüklerinde artık köşeye sıkışmış oluyorlar. Çünkü konut ile kira fiyatları birbiriyle yarışarak artmakta. Araştırdım. Bir kere artık kiralık konut bulmak zorlaştı, üstelik giderek imkânsız hale geliyor. Bulduğunuzda ise, normal bir ailenin kalabileceği villa ya da denize bakan konutlar değil, son derece sıradan konutların aylık kirası 8 bin ile 30 bin arasında değişiyor. Fiyat aralığı nedir derseniz; eşyalı, kombili, kombisiz, yeni veya biraz yaşlı gibi, aslında fiyat farkına etki etmeyecek seçenekler sunuyor olmalarıdır. Antalya’da emlakçıların büyük bir kısmı artık Türk kiracılardan çok, Ukraynalı veya Rus kiracıları tercih ediyor. Bir Türk ailenin bu düzeydeki kiraları veremeyeceğini bildiklerinden, Rusça kiralık konut ilanları veriyorlar. Ortalama bir daire artık 10-11 binden itibaren kiraya veriliyor. Depozite, emlakçı ücreti dışında bir yıllık peşinat cabası. Ev sahiplerinin büyük çoğunluğu önceden oturmaya başladığınız (kaç yıllık olursanız olun) konutlardan sizi çıkarmak ve yabancılara üç-beş katıyla yeniden kiraya verebilmek için mahkemelere koşup tahliye dilekçeleri yağdırıyor. Savaş sürdükçe bu konut ve kira fiyatları, söylediğim seviyeleri bile aratır hale gelecektir.

Beşincisi, Erzincan İliç’teki 200 futbol sahası genişliğinde yapılan sülfürik asit ve siyanür havuzudur. Sevgili Serkan Öz, toprağımızı, havamızı, Fırat nehrimizi, insanımızı ve tüm bölgeyi ağılara boğacak altın madeni için açılan bu ağı kuyusuna Türk kamuoyunun ve yetkililerin dikkatlerini çekmek için İliç’te ses getiren bir program yaptı. Siyanür ve sülfürik asit havuzunun 600 futbol sahası kadar daha genişletileceğini vatansever köylü Sedat Cezayirlioğlu’nun Veryansıntv’ye bilimsel kanıtlara dayanarak yaptığı konuşmalardan öğrendik. Ayrıntılar için Veryansıntv’nin youtube yayınlarına ve sitedeki yazılara mutlaka bakınız.

Türk halkının can alıcı gündemleri arasına giren İliç Çernobil’i, beklemeden, vakit geçirilmeden mutlaka kapatılmalı, %80’i yabancılara ait olan ve altınla birlikte tüm madenlerimizi sömüren şirket ya da şirketlerin ruhsatları derhal iptal edilmelidir. Bu bir ölüm kalım mücadelesidir.

Halkın sorunları tabii ki bunlarla sınırlı değildir. Ama beş başlıkta özetledim. Ayrıntıları ve konunun ekonomik incelikleri, uzmanları tarafından ele alınmalıdır.

Ne ki siyasetin gündemi çoğunlukla bu sorunlarla ilgili değildir. Oysa bu sorunlar, kimlik, din, mezhep ve ırk siyaseti yapılarak geçiştirilmeye çalışılıyor. 84 milyon Türk halkı, bunlardan etkileniyor. Ama kimlikçi, Türk düşmanlığına dayanan ırkçı, mezhepçi, bölücü ve bölgeci kafalar, halkın gündemini saptırıp başkalarının gündemini Türkiye’nin gündemi imiş gibi dayatmanın peşindeler.

Bir Türk yurttaşının dindar-dinsiz, şu ırktan ya da başka ırktan, şu ya da bu mezhebin bağlısı olması ne kiraları düşürür, ne konut fiyatlarını aşağı çeker, ne İliç’in zehirlenmesini engeller, ne artan gıda fiyatlarına çare olur, ne sığınmacılar sorununa çözüm getirir ne de Türkiye Cumhuriyeti devletine yararı dokunur.

Yabancılar dolarları ve Avrolarıyla gelir; istedikleri konutu alır, istediklerini kiralarlar. Türk vatandaşı bu fiyatlarla yaşamını sürdüremez.

Terörist ağzından alınarak tekrarlanan “demokratik siyaset”, Türk yurttaşının sorununu çözmeye değil, bu kargaşaya yarar sağlar. Böyle bir tablo, konut alabilmek ve hatta kiralık bir evde oturmak için gittikçe güç kaybeden vatandaşlarımızı evsiz bırakırken, Anayasamızın ilk dört maddesini kaldırmak da bu halkı hepten yurtsuz bırakmaktır. Tepeden tırnağa sıkıştırılmış oluyoruz.

Türkiye, parası olan yabancıların oturduğu bir ülke değil, Ulu Önder Atatürk’ün öncülüğünde, yoksul Türk halkının kanı, canı pahasına yedi düvel emperyalistlerden fethedilmiş bir ülkedir. Yabancılar elbette ülkemize turist olarak gelebilir, denetimli ve makul bir şekilde, yasalar çerçevesinde mülk edinebilirler. Ancak bunun bir sınırı, ölçüsü ve demografik koşulları olmalıdır. İşgale, istilaya ve metalaştırmaya dönük yabancı nüfus akını, ülkemizi her türlü tehlikeye açık hale getirir.

Barınma sorunu, yalnız Antalya ve İstanbul’da değil, neredeyse bütün büyük şehirlerimize sıçramış durumdadır. Yetkililer böylesine can alıcı bir probleme, vatandaşları ekonomik olarak rahatlatacak çözümler üretmelidir.

Siyasileri halkın bu gerçek gündemi üzerine eğilmeye çağırıyorum.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. Siyasilerin amacının sorunu çözmekten ziyade, bunları yaratanlar olduğu gibi büyütmeye de devam edeceklerine inaniyorum. Hep birlikte bir ulke nasıl yönetilmez ve nasil kaosa suruklenir i izliyoruz biz izledikce bu süreç te devam eder

  2. Şahin Hocam, dilerim uyarılarınız yerini bulur. Elinize sağlık.

  3. 17 Nisan 2022, 11:48

    Hocam sonuna kadar haklısınız

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!