Yağız Aksakaloğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. FETÖ vicdanımızla oynuyor, aklımızla dalga geçiyor

FETÖ vicdanımızla oynuyor, aklımızla dalga geçiyor

featured

FETÖ, temelinde “kült örgüt” çalışmalarının bulunduğu bir istihbarat projesidir. İçerisinde soğuk savaş döneminden beri geliştirilen “zihin kontrol yöntemleri” mevcuttur.

FETÖ’nün arkasındaki en büyük güçlerden biri olan “CIA” soğuk savaş döneminden itibaren zihin kontrol yöntemleri üzerine çok çarpıcı deneyler gerçekleştirdi ve bu konuda oldukça ileri gitti. Kontrol etmek istedikleri coğrafyalarda FETÖ ve benzeri birçok “dinimsi örgütü” yetiştirdiler. Bu “din benzeri yapılar” hedef ülkelerin eğitim sistemine, ordusuna, istihbaratına, yargısına, tıp kurumlarına ve diğer bütün kılcal damarlarına sızdı ve sızmaya devam ediyor. Bu tür yapılar tarafından devşirilen “şakirtler” içinden çıktıkları millete düşman hale geliyor.

Kısaca sunduğum bu bilgilerin farkında olmak FETÖ’nün “algı yönetimi” operasyonlarını anlamamız açısından önemli.

FETÖ’nün algı yönetimi alanında çok profesyonel olduğu görülüyor. Bu alanda başarılı olmak adına sosyal medya üzerinden “mağduriyet psikolojisi” yaratabilecek konuları sıklıkla işliyorlar. Bu kapsamda “Fetullahçı Anneler” ve “Yaşayan Şehitler” konuları Fetullahçıların sürekli kullandığı bir “propaganda cephanesi” görevini üstleniyor.

“Ev hanımları”, “hamile kadınlar”, “yeni doğum yapmış kadınlar” ve “cezaevindeki bebekler” açısından yapılan Türkçe ve İngilizce propaganda örnekleri FETÖ’nün bu durumu kendi lehine bir algı oluşturmakta profesyonelce kullandığını kanıtlıyor.

Fetullahçı anneler konusu o kadar ileri götürülmüş vaziyetteki dünyanın birçok yerinde bunu propaganda malzemesi olarak kullanıyorlar. Amerika, Almanya, Norveç, Fransa, Ukrayna gibi ülkelerde FETÖ mensupları bebekleri kullanarak kendilerini “masum!”, Türkiye’yi ise “diktatörce yönetilen bir ülke” olarak göstermeye çalışıyor.

Örneğin; Manhattan şehir merkezinde gezdirdikleri arabaların üzerine “Türkiye’de 864 Bebek Cezaevinde”, “Türkiye’de İşkenceyi Durdur”, “118 Masum İnsan Erdoğan Rejimi Tarafından Kaçırıldı” gibi reklam afişlerini asıyorlar.

 

 w=

Ama 15 Temmuz gecesi şehit ettikleri Demet Sezen’in adını hiç anmıyorlar.

Bir erkek evlat annesi olan Demet Sezen Fetullahçılar tarafından 15 Temmuz’da Ankara Gölbaşı’ndaki Özel Harekât Daire Başkanlığına yapılan bombalı saldırıda şehit edildi.

Bebekler cezaevinde, hamile kadınlar tutuklu, askeri öğrencilere özgürlük diye ağlayanlar bu masumları görmüyor, duymuyor. Onlara acımıyor tabii!

 w=
Şehit Demet Sezen, evladıyla

15 Temmuz ardından atılan “FETÖ mensubu askeri öğrenciler” ise sosyal medyada çok aktif bir şekilde çalışıyor. Bir dönem “Yaşayan Şehitler” adı altında örgütlendiler. Bu dönemde atılan yaklaşık “17.000 askeri öğrenci” bulunuyor. İçlerinde masum olanların da olduğu biliniyor fakat özellikle 2012 yılı itibariyle kitleler halinde askeri okullara sızdıkları tespit edilmiş vaziyette.

En çok kullandıkları propaganda “hapisteki askeri öğrenciler”, “askeri öğrenciden darbeci olmaz”, “onları devlete teslim ettik” şeklinde.

Hatta kısa zaman önce 15 Temmuz’un ardından yurt dışına kaçan bazı atılan askeri öğrenciler Londra’da eylem düzenlediler. Meydanda sembolik bir cezaevi kurdular, askeri öğrenci üniformasıyla İngilizlere karanfil dağıttılar.

3 Ocak günü eski Hava Harp Okulu öğrencisi “70 sanığa” anayasayı ihlal suçundan müebbet hapis cezası verildi. Bu davada yargılanan iki ere ise ceza verilmedi. Bu eski askeri öğrencilerin bir kısmı yurt dışına kaçtı. Mahkemeye gelmeyen 55 sanık hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri verildi.

Burada öğrencilerin ne kadar ceza alması gerekirdi, ayrı bir tartışma konusu. Fakat FETÖ bunu çok güzel kullanarak hiç askeri okullara sızmamış, atılan öğrencilerin arasında hiç Fetullahçı yokmuş gibi davranıyor.

(Bütüncül suçlamalar da bütüncül savunmalar da çok yanlış!)

Kısaca verdiğim iki örnek (Fetullahçı Anneler ve Yaşayan Şehitler) üzerinden FETÖ’nün algı yönetimi alanında oldukça başarılı olduğu görülüyor.

***

FETÖ’nün algı yönetimi çalışmalarını gördükçe onları suçlamıyor, takdir ediyorum. Nasıl propaganda yaptıklarını, hangi tür algı yönetimi araçlarını kullandıklarını anlamaya çalışıyorum ve mağduriyet psikolojisi yaratma çalışmalarına hayran kalıyorum.

Hele Fetullahçı kurgunun eseri olduğunu adım gibi bildiğim bir videoyu izlerken yine de gözlerimin yaşarması, algı yönetimi alanında oldukça profesyonel olduklarını düşündürüyor.

Burada suçlu olan biziz!

FETÖ’nün algı yönetiminde kullandığı argümanlara karşı söylemler yaratamayan, birbirimizi uyarmayan, yetkili sorumlu ama sorumsuz olan görevlileri harekete geçiremeyen bizler suçluyuz!

FETÖ’nün algı yönetimi çalışmalarını kıracak olan doğru bilgilerdir, şeffaf yönetimdir.

Unutmayalım, FETÖ her ne yaptıysa karşı tarafı onla suçluyor.

Anneleri, polisleri, gençlerimizi şehit ettiler ama ev hanımları, askeri öğrenciler, bebekler hapiste diye ağlıyorlar.

Askeri okullarda 2006-2014 yılları arası 4000 gencimizi işkencelerle attılar ama Türkiye’de işkence var, diye ağlıyorlar.

17.000 askeri öğrencinin 70’i ceza alıyor, bir kısmı kaçıyor ama sanki hepsi de masummuş gibi 17 bin öğrenciyi de bir bütün halinde savunmaya geçiyorlar.

Vicdanımızla oynuyorlar, aklımızla dalga geçiyorlar.

Hazırlıklı olalım.

Kiraladıkları kalemlerle, gazetecilerle daha çok üstümüze gelecekler. Daha çok mağduriyet psikolojisi yaratacaklar.

Türkiye’ye ancak bir “dış müdahale” olursa tekrardan eski güçlerine kavuşacaklarını düşünüyorlar. O nedenle mağduriyet psikolojisi, algı yönetimi çalışmaları yurt dışında ve içinde sürekli kullanılıyor. “İç savaş” çıkarma adına yoğun bir mesai harcanıyor.

Bütün bunlar gösteriyor ki; onun bunun kucağında Türkiye düşmanlığı yapan Fetullahçılar imkân ve fırsat buldukları an düşman milletlerin üniformaları ile Ermenilerden daha rezil ve alçak katliamlara girişeceklerdir.

Allah korusun!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. Feto sahtekar diyor ki erdoğan bana düşmandı beni istemezdi.asansorde demiş ki erdoğan ilk önce bunlarla uğraşmak lazım.onun icinmi ölüleri mezardan kaldırıp oy verdirecektin.erdogan ne istediyse verdik dedi.devamli kanalarinizda erdoğan diyordunuz.onlari çıkarıp ovuyordunuz.erdogani yönetmek istedin olmadı onun yerine tam yonetecegin.kisileri getirmek istedin.bu sahtekar tezgahcilar islam dini kullanıp lider olacakti

  2. FETÖ bitmiştir,belini doğrultamaz.Asıl dikkat edilmesi gereken bundan sonraki fetö benzeri yapılanmalara izin verilmemesidir.Atatürkçü laik akıldan ödün vermemektir.Bu algıları Türk düşmanı her kesim zaten yapıyordu .İt ürür kervan yürür.Ama iktidar kendi fetösünü kuruyor,her bakanlık cemaatlere teslim ediliyor .Her hangi bir akıllanma söz konusu değil .Yeni fetöler,biatçı robotlar yolda görünüyor .

  3. Selam,
    “Biz” var mı ki?
    “Onlar” var, ama “Biz” yok, hiç olmadı.
    Biz kendini normal sanırken, “Onlar” saldırdığında, “Bunlar bana niye saldırıyor, külliyen yalan bu”, “Allah Allah, başka benim gibi kime saldırmışlar bakalım” diye etrafına bakınınca birbirini fark eden “Onlar” dan olmayanlarız. “Onlar” olmasa, biz kendimizin bile farkında değildik ki.
    Sen var, ben var, bizim Ahmet var, duydun mu Ali de varmış şeklinde mevzuya dibinden girmeye çalışanlardık. Uzun sürmedi çözmek, kim bunlar kim bunlar, niye derken, “FETÖ lan bunlar”, şimdi de sıra bize geldiyi çözmek zor olmadı.
    Hatırlıyorum, savcıya mahkemeye ifade verip döndükten sonra isimli davalarda, dönüşte vebalı gibi davranmaya başlamıştı herkes. Herkese FETÖ dışındaki herkes de dahildi. Ateş olmayan yerden duman çıkmazcılar, bana dokunmayan bin yıl yaşasıncılar, olsun olsun şöyle önümüz açılsıncılar, kişisel nefretlerini kusanlar.. alayı. “Biz” neymişiz lan dedim kendi kendime, ben herkesi bizim gibi zannediyordum.
    Sonra 15 Temmuz oldu. Kimse ne olduğunu zinhar bilmiyordu, herkes kıblesini şaşırmıştı, biz hariç. O dediğim, “Ateş olmayan yerden duman çıkmazcılar, bana dokunmayan bin yıl yaşasıncılar, olsun olsun şöyle önümüz açılsıncılar, kişisel nefretlerini kusanlar” dediler ki, evlere geri kaçalım, bu işin içinde olmayalım, burada bulunmayalım. “Biz” dedik ki, o zaman bunlara kim karşı koyacak, senden benden başka “Onlardan” olmayan başka kimse yok ki, kıbleyi gösterdik, cesaret verdik, ikna ettik, karşı koyduk. Sonra mahkemelerde bu ikna ettiklerimiz, olayın iç yüzünü zinhar anlatmadılar herkes kahramanı oynadı, yine olsun dedik, neticede gitmediler karşı koydular ya, adımız da geçmedi, olsun dedik biz adımız geçsin diye yapmadık ki, bir Allahın kulu teşekkür dahi etmedi. Bir kişi hariç, yukarılardan, haber göndermiş o kadar.
    Velhasıl, “Biz” diye birşey yok, “Onlar” hala var örgütlü, bağlantılı, “Biz” bireysel, tek başına, onlardan olmayangil.
    “Onlarla” beraber yürüyenler o zaman da bağırıyordu, milattan sonra da bağırıyorlar. “Biz” o zaman da sessizdik, milattan sonra da sessiziz. Belki utanırlar dedik, o da olmadı.
    Sen yanmasan, ben yanmasam, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa dedik, yanmış, yanarken bir şekilde kirlenmiş, tükenmiş şekilde, sahneden çekildik, hatıratlara gark olduk vesselam.
    Çok az “Biz” kaldı, kalanlara da istenmedikleri hissettiriliyor, geçiş sürecinde geçici olarak ihtiyaç duyulan muamelesi yapılıyor ki, herkes iğrenmiş durumda içinde yaşadığı dönem bahtsızlığına küfrediyor.
    Tüm yaşananların suçlusu, “Bizimkiler”, önce bunu isim isim tarih tarih haykırmak istiyorum, lakin “Onlara” gün doğmasın diye, susuyoruz, öbürü hain zaten, hainde suç aranır mı, o hainliğini yapacak. Soru şu, 1986 da bunlar askeri liselere girerken soruları aldıklarında ve yakalandıklarında, bunları affeden kim, niye affedildiler? Cevap, eski bizimkiler, çünkü gladyo öyle istedi. O zaman biz neyi konuşuyoruz ki, “Biz” diye birşey yokmuş ki zaten, herşey yalanmış. Meşhur Kabadayı filminde Şener Şen’in “Racon bitmiştir” sahnesi gibi. Racon bitti, tekrar sahneye çıkarsa FETÖ, kimse hukuk, hak, itidal, ayar, ölçü beklemesin, zaten bu da son savaş olur artık, kimin gücü kime yeterse, en son kim ayakta kalırsa. Yine de Allah korusun.
    Saygılar

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!