Ahmet Yıldız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Kılıçdaroğlu tasarıyı kınadı ama dilinin altında ne var?

Kılıçdaroğlu tasarıyı kınadı ama dilinin altında ne var?

featured

ABD Temsilciler Meclisi’nde, “Ermeni Soykırımı’nı resmi olarak tanıyan” yasa tasarısı 11’e karşı 405 oyla kabul edildi.

Türkiye yekvücut tasarıya karşı durdu.

ABD bu tasarıyı belli dönemlerde demoklesin kılıcı gibi sallar, sonra geri çeker, karşılıklı mektuplar yazılır, ilişkilerin bundan sonra da sıkı biçimde süreceği dile getirilir,  -tabi kimin kimden ne kadar taviz aldığını bilemeyiz- ortalık yatışır, sonra da küllenirdi.

Tabi herkes bu tasarının zamanı gelince kabul edileceğini bilirdi; demek ki o zaman bu zamanmış!

TASARI NEYİ İÇERİYOR

Aslında bağlayıcı hiçbir yönü olmayan bu tasarı, 1915-1923 yılları arasında Doğu Anadolu’da meydana gelen olayları ABD Başkanının resmen “Ermeni soykırımı” olarak nitelendirmesini öngörüyor.

Tasarıda, Osmanlı döneminde meydana geldiği ileri sürülen olaylardan Türkiye Cumhuriyeti’nin sorumlu olmadığı da belirtiliyor.

Sadece ABD Kongresi’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin bu konudaki “hissiyatını” dile getirme özelliğine sahip bu tasarının, Kongre’nin üst kanadı Senato’ya gönderilmesi veya “Başkan Trump”ın onayına sunulması da zorunlu ve kesin değil.

Trump’un masasına konsa bile Başkan’ın bu tasarının öngördüğü şekilde davranmak yükümlülüğü bulunmuyor.

Elbette daha yaşanması gereken süreçler göz önüne alındığında işin başında olduğumuz ve Türkiye’ye kademeli olarak her aşamada ayrı bir baskının yapılacağı da açık.

Bu tasarı ilk kez 1986 yılında ABD Kongresine getirilmişti. O günden bu güne tasarı hep “Yahudi lobisi” tarafından engellendi sanısı hakimdi.

KILIÇDAROĞLU’NUN TUHAF AÇIKLAMASI

Durum bu. Yani ABD ile bundan sonra sürecek gerginliklerin fırtına öncesi sessizliği gibi bir peşrev.

Türkiye yekvücut oldu dedim. Ancak Kılıçdaroğlu’nun tasarı karşısında TBMM Grup Konuşmasında söyledikleri tıpkı Barış Pınarı Harekatı öncesi söylediği gibi sanki bağrına taş basarak söylenmiş sözler gibi geldi bana.

Kılıçdaroğlu, “Her ülkenin tarihinde acı olaylar vardır. Hiçbir ülke benim tarihimde acı olaylar olmamıştır diyemez. Ama tarih siyasetçilerden son tarihçilerin işidir. Tarihte yaşanan acı olayları günümüze taşıyıp onu siyaseten intikam alma aracı haline getirirseniz bu olmaz. Bu hiçbir ülkeye yakışmaz. (…) ‘İntikam alırım bak Ermeni olaylarını tekrar gündeme getiririm’ derseniz bu doğru değildir.” dedi.

Görüldüğü gibi bir “soykırım”ın olmadığını vurgulamıyor Kılıçdaroğlu, “acı olaylar”ın bugüne taşınmasına karşı çıkıyor.

Bilmiyorum taştan yağ mı çıkarmaya çalışıyorum ama Cumhuriyet’i kurduğuyla övünen koskoca CHP Genel Başkanı şöyle ağız dolusu bir “Tarihte böyle soykırım olmamıştır, yoktur; bizim milletimiz soykırımcı olamaz” demez miydi?

Siz olsanız demez miydiniz?

Üstelik konuşmasının başında, “Saray tamamen dış politikayı yönlendirmeye kalkınca… demokratik standartlarda geriye gidişler olmaya başladı.” demesi düşüncemi güçlendiriyor.

Sanki Türkiye’de demokrasiden geri gidiş olduğu için ABD bu tasarıyı öne sürmüş.

(Hoş kendisini koşulsuz destekleyen bir gazetede yine destekçisi bir gazetecinin tasarının kabulünü ABD’nin “kızgınlığı”na yorunca Kılıçdaroğlu ne yapsın!)

Kılıçdaroğlu’nun Bülent Ecevit’in sözlerini anımsattığı 2000 yılının 20 Ekiminde Ecevit, Clinton’a yazdığı mektupta “Sayın Başkan, Türkiye aleyhinde haksız bir karar tasarısının Temsilciler Meclisi’nden geçmesini önlemek üzere, çalışma arkadaşlarınızla birlikte göstermiş olduğunuz gayret için size, Türk halkının ve hükümetimizin yürekten şükranlarını sunarım.” derken Kılıçdaroğlu’ndan daha bilinçli davranıyordu elbette.

Bülent Ecevit en azından “haksız!” bir karar tasarısı diyerek Türklerin böyle bir soykırım yapmadığını ima ediyordu.

KILIÇDAROĞLU YANILTMIYOR CHP KAYNIYOR

Geçen gün de Kartal Belediyesi’ne ait Komşuluk ve Dayanışma Meydanı’nın açılış törenine katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “yeni bir siyaset anlayışı başlattık” demesi tartışmalara neden oldu.

Kılıçdaroğlu’nun, “Yeni bir anlayış. Halka saygılı. Hesap veren. Verdiği hesap dolayısı ile onur duyan, halka güvenen, belde halkına güvenen yeni bir anlayış. Kavgadan uzak, beraber yaşamayı ilke edinen bir anlayış…” demesi, şimdiye kadar böyle bir anlayışlarının olmadığını mı ima etti sorusunun yanında parti içi bir “açılım” olarak da değerlendirildi.

Barış Pınarı Harekatıyla güney sınırlarımızda bir Kürt devleti kurma hayalinin çökmesinin, Türkiye içinde siyasi ittifaklarda çatlamalara neden olması bekleniyor. Herkes kağıtları yeniden karacak.

Kılıçdaroğlu yönetimi, daha bir kaç gün önce 80’li yılların efsane Ankara İl Başkanı CHP milletvekili Yılmaz Ateş ve Erdal Aksünger gibi iki önemli “partili” hakkında sırf konuşmalarından ötürü inceleme başlatmıştı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Barış Pınarı Harekatı’dan sonra yıldızı sönme olasılığı çok yüksek olan “Kürt siyaseti”nden çark edip adlarını bile unutturduğu bir zamanların CHP’sinin önemli kişilerinden Yılmaz Ateş, Onur Öymen, İsa Gök, Emine Ülker Tarhan, Kemal Anadol, Önder Sav, Şahin Mengü, Emin Koç, Yıldıray Sapan, Birgül Ayman Güler, Dilek Akagün Yılmaz ve daha onlarca kişiyi anımsaması an meselesi olarak görülüyordu.

Muharrem İnce‘nin CHP yönetimini sert sözlerle eleştirmesi ve “Önceden bana destek olanları harcıyorlardı, şimdi bana selam verenleri de harcıyorlar” diyerek partide Kılıçdaroğlu’nun bazı konularda haberinin bile olmadığını söylemesi partide bir sancının olduğu ve içten içe kaynamanın başladığı olarak yorumlanıyordu.

En son Selahattin Demirtaş’ın “Günü geldiğinde kimse bağrına taş falan basmayacaktır, o bir kere olur” demesi Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir dönemeçte ve zor durumda olduğunu gösteriyor.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. ataturkcu düşünce dernegi chp ye sahip çıkmıyor chpe devşirilirse kendileride yok olacaklarından haberi yok,chp e ataturkun partisi,biz ataturku savunuyoruz chp ye sahip cıkıyoroz terörist başının kurdugu hdp den uzak dur demiyorlar ya kuşatılmışlar ya da yag derdindeler

  2. nasıl bütün yollar emperyallere çıkıyorsa bizde bütün partilerde çürük yumurta çıkıyor …iktisadi bağımsızlığı olmayanın hiçbir bağımsızlığı olmaz…iki kere iki dört…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!