Ali Rıza Özdemir
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Dersimli Alevileri İttihat ve Terakki Cemiyeti mi Türkleştirdi?

Dersimli Alevileri İttihat ve Terakki Cemiyeti mi Türkleştirdi?

featured

ŞAHTV Konuşmaları-1

Bugünkü konumuz İttihat Terakki Cemiyeti’nin (İTC) Alevilik araştırmaları.

Bildiğiniz üzere İTC Osmanlı’nın son dönemlerine mührünü vurmuş önemli siyasi hareketlerden birisi. Bir dönem de bir siyasi parti olarak Osmanlı Devlet’ini idare etmiş ve yönetmiş bir yapı. Mondros Ateşkes anlaşmasından sonrada karşımıza milli hareketleri örgütleyen bir kadro olarak çıkmaktadır İTC. Mondros’tan sonra Türk yurdu işgal edilmeye başlandıktan sonra Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetleri ile Kuvayı Millîye birliklerinin çok önemli bir kısmı İttihatçı kadrolar tarafından örgütlenmiştir. Bu nedenle Türk Kurtuluş Savaşı’nın ham maddesi olan bu alt yapıyı oluşturan büyük oranda İttihat ve Terakki’nin öncü kadrolarıdır, bunu da tarihi bir hakikat olarak ifade etmek durumundayız.

YAZININ ODAKLANDIĞI ANA PROBLEM

Konumuzun İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Alevilik araştırmaları olması elbette bir tesadüf değil veya canımız bunu konuşmak istediği içinde gündemimize almadık. Son dönemlerde etnik ayrılıkçı çevreler tarafından İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Alevilik araştırmaları üzerinde bazı karartmalar yapılmakta ve bazı kirli bilgiler piyasaya sürülmektedir. Bugün bunlar hakkında konuşacağız ve bu kirli bilgileri deşifre edeceğiz.

Bu iddialara göre; Tunceli (o günkü adı ile Dersim) ve civarındaki Alevi aşiretlerin Horasan’dan geldiğini ve Türk olduğunu ifade etmelerinin temel kaynağı İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin o bölgede yapmış olduğu propagandalardır, İttihatçı kadroların yapmış olduğu Alevilik araştırmalarıdır. Ana tema özetle bu.

İTC’NİN ALEVİLİK ARAŞTIRMALARI NE KADAR?

Sevgili dostlar, İttihat ve Terakki’nin Alevilik hakkında yaptırmış olduğu bazı araştırmalar vardır. Ama bunlar çok cılız çalışmalardır ve tek kişi tarafından yürütülmüştür.  Talat Paşa’nın inisiyatifi ile Baha Sait Bey, Aleviler hakkında bazı araştırmalar yapmaya başlamıştır. 1910’lu yıllarda. Fakat bu çalışmalar bir kişi tarafından yürütülmüştür. Baha Sait Bey, çalışmalarını özellikle Batı Anadolu’da yoğunlaştırmıştır. Dersim ve civarı ile ilgili çok cılız atıfları vardır. Çalışmalarının çok büyük bir kısmın Batı Anadolu’da ve İç Anadolu’da gerçekleştirmiştir. O bölgelere bazı araştırma gezileri yapmıştır.

Baha Sait Bey, Biga’da doğan bir fikir ve aksiyon adamıdır. İttihatçı kadrolardandır, bir vatanseverdir, bir milliyetperverdir. Türk aşığıdır, Türklük aşığıdır, bu nedenle milliyetçi bir insandır.

Baha Sait Bey, Aleviler ile ilgili yapmış olduğu çalışmalarda Alevilerin Türk kültürünü en saf hali ile sürdürdüğünü, bu nedenle Türk kültürünün önemli bir unsuru olarak Alevileri gördüğünü ifade etmiştir.  Baha Sait çalışmalarını 1918 yılında yayımlamaya başlamış fakat Alevilik ile ilgili ilk önemli makalesini “Anadolu’da Gizli Muhabbetler” diye 1919 yılında Memleket Gazetesi’nde yayımlamıştır. Yani İtaat Terakki Cemiyeti’nin iktidarından bir yıl sonra 1919 yılında yayımlamıştır. Fakat Kızılbaşlık propagandası yapıyor diye taarruz edilmiş ve bu yayınları durdurmak zorunda kalmıştır. 1926-27 yıllarında, yani Cumhuriyetin ilanından çok sonra, Türk Yurdu dergisinde Alevilik ile esas makalelerini yayımlamaya başlamıştır. Fakat Baha Sait’in yapmış olduğu çalışmalar orta boy bir kitabı ancak bulur. Hatta belki de küçük bir kitap eder.

BU ÇALIŞMALAR SOSYAL BİR DÖNÜŞÜME NEDEN OLABİLİR Mİ?

İTC’nin Alevilik araştırmaları son derece sınırlıdır. Bu bilgilerin tabanda yayıldığına dair herhangi bir ciddi veriye sahip değiliz. O dönemde genel olarak Türk toplumunda, özellikle Dersim ve civarında okuma yazma oranı çok düşüktü. Okuma yazma bilen çok az insan olduğu için yani bu çalışmaların Dersim ve civarındaki aşiretler arasında yaygınlık kazanmış olması teknik olarak mümkün değil.

Biz İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin o bölgede başka propagandalar yaptığına başka çalışmalar yaptığına dair bir kayıta bir bilgiye sahip değiliz yani hususi olarak İttihat ve Terakki Cemiyeti Dersim bölgesi ile ilgilenip; “Biz burayı Türkleştirelim”, çalışmalar yapalım, şunları şunları yapalım diye herhangi bir çalışması olmamış. Bu nedenle İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Dersim bölgesinde bir Türklük propagandası, bir Türkçülük propagandası yaptığı bir yalandan ibarettir. Hem de büyük bir yalandan ibrettir. O bölgede aşiretlerin nerede ise tamamı, yani Alevi aşiretlerinin tamamı, Horasan’dan geldiğini ve Türk olduğunu bilir ve söylerler. Bu atadan babadan nesilden nesile yüzyıllardır aktarılıp gelen bir geleneksel soy bilgisidir. Hatta o dönemde mesela Koçgiri isyanını çıkartan Alişer bile Horasandan geldiğini birçok şiirinde ifade etmiştir.  Seyit Rıza idam edilmeden önce ata yurdunun Horasan olduğunu ve aşiret mensupları ile beraber Horasan’a gönderilmesini istemiştir.

CUMHURİYET İDARESİ HORASAN BİLGİSİNİ DESTEKLEDİ

Özetle sevgili dostlar, Dersim ve civarındaki Alevilerin Horasan’dan geldiği ve Türk olduğu bilgisi babadan oğula aktarılan köklü ve geleneksel bir bilgidir. İttihat ve Terakki ile alakası yoktur. Cumhuriyet döneminde bazı yazarlar ve bazı araştırmacılar bu soy bilgisini harlatmaya daha çok ön plana çıkarmaya çalışmışlardır. Bu da o dönem için gayet normal bir şeydir. Yani bu bilgiyi icat etmemişlerdir bu bilgiyi ön plana çıkarmak için çaba sarf etmişlerdir. İkisi birbirinden çok farklı şeyler.

KÜRDİSTAN TEALİ CEMİYETİNİ NEDEN KONUŞMUYORUZ?

ITC faaliyetlerini aksine Kürdistan Teali Cemiyeti’nin Koçgiri ve çevresi başta olmak üzere Dersim ve civarında bazı örgütlenmeler içerisine girdiği, oralarda Kürtlük/Kürtçülük propagandası yaptığı, etnik ayrılıkçılık propagandası yaptığı, dönemin kendi şahitlerinin hatıratlarından anlaşılmaktadır. Yani bölgede Kürtçülük yapanlar, etnik ayrılıkçılık yapanlar kendi hatıralarında, kendi yazdıklarında, kendi çizdiklerinde o bölgede Kürdistan Teali Cemiyeti’nin şubelerini kurduklarını, bazı aşiret ağalarını etkileri altına aldıklarını ve orada Kürtlük propagandası yaptıklarını ifade etmişlerdir.

SONUÇ

Bugün de Dersim ve civarında Tunceli ve civarında bazı ailelerin, bazı insanların Kürt olduğunu ifade etmesi, Kürtçülük yapması o dönemdeki Kürdistan Teali Cemiyeti’nin çalışmalarının bir devamıdır, bir sonucudur. Yoksa o bölgede yaşayan herkes kendi babasından, atasından ve dedesinden veya kendi akrabalarından Horasan’dan geldiklerini ve Türk olduklarını duymuştur. “Bunu duymadım”, diyen yalan söyler.

Sonuç olarak şuraya varıyoruz: İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yapmış olduğu araştırmalar çok cılız araştırmalardır bunların toplumda bir karşılığı olmamıştır.

OKURA NOT: Uzmanlık alanlarımızla ilgili cevaplanmasını istediğiniz sorular varsa youtube kanalımız ŞAHTV’ye mesaj olarak yazabilirsiniz

Yazını video olarak izlemek için aşağıdaki bağlantıya gidiniz. Kanalımıza abone olmayı unutmayınız:

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. 24 Eylül 2019, 07:47

    Ali Rıza bey, giysinizdeki postmodern görsel size hiç yakışmadı. Yerli kareli dokuma gömleklerimiz her yerde var, neden kullanmıyorsunuz?
    Sümerbank yok edildiği için size sattıklarını satın alıyorsunuz, unuttunuz 3000 çıkrık kırdı ajanları bize İngiliz malları satmak için. Kurucu ustabaşısı amcam olan Sümerbankımızı birileri geldi çürüttü, attı, maksatları bize petrol atıklarını satmaktı. Şu anda göğsünüzde o petrol atığını ve maalesef çok kötü bir resim görüyorum.
    Üzgünüm, Hacı Bektaş’ın Kadın Anasını yerli Angora yününü veren keçileri korumak için ahırlarda nöbet tuttuklarını ve ahırda semah dönme geleneğinin orada başladığını da hiç duymamışsınız. Nöbetçinin “ticaret hırsızları yaklaşıyor” haberiyle ışıklarını söndürüp mevzilerine koşan kadınlara attıkları iftirayı biliyorsunuz, “mum söndü” dedikleri çamurdur o. İngiliz ajanların iftirasını kaç yüz yıldır temizleyemedik. İngilizlerin baş belası Hüseyin Avni Paşalar, Mithat Paşalar, Namık Kemaller şimdi Zazaları asimile etmiş, öyle mi sayın Ali Bey kardeşim. Galiba farkında değilsin, sen kendi kendini asimile etmişsin, tişörtüne bak anlarsın.
    İttihatçıları eleştirmek için kurucuları kadar yürekli vatansever olmak lazım, Atatürk onların yeşerttiği bilinçle ortaya çıktı, onun için İngilizlerin hiç sevmediği İttihatçı Mithat Paşa’nın heykelini Ulus’taki Ziraat Bankasının önüne dikti!
    Mithat Paşanın kurduğu köy sandıklarından kaç tanesi Tunceli çevresinden Ziraat Bankası Müzesine getirilmiştir, görmek ister miydin? Artık istesen de göremezsin, onları kilitli yerde tutuyorlar!!! Gelip o kilitleri kırarak açacak bir yürekli BABAĞAN lazım!

  2. 24 Eylül 2019, 07:25

    Üzgünüm ki tarih bilgisi 1071 den öteye gitmeyenlerden farkınız yok, Atatürk’ün de işaret ettiği gibi tarih akar durur, bir yerden pat diye başlamaz beyler.
    ZAZA diyorsun, onun tarihini bilmiyorsun. AZİZE LEYLA ZEYNEP SULTAN’ın sıfatı olan AZİZA, AZZE… AZİZ ANALILAR(çoğu eki almış ZAZA-N, SASAN, SASANİ
    SUZAN SUZİ’nin SUZAN’I, ZAZA ANALI…
    Urfalı SASANİ (PERS Eyaleti) Türkmen kraliçesi Filistindeki adıyla Palmira Kraliçesi LAİLA ZENOBİA yani Leyla Zeynep diye bir isim hiç duymadınız. Roma’ya esir götürüldürken oğlu HAsan kucağında İstanbul boğazında denize atıldı öldürüldü.
    Bütün LEYLA’Lı türkülerde ona yas tutarsınız da kimdir diye sormazsınız. Malatya’daki Sitti Zeynep Türbesini ona yasevi olarak yapan dedelerimizi de bilmiyorsunuz.
    Hz.Hüseyinin eşi, Şehriban Hatun onun torunudur. Ailedeki bütün Zeynep’ler onun adını yaşatır. Şehriban Hatun babadan Pers Oğuzlu kralımız Büyük Kuruş’un soyundandır, Rizeli Kolkhis kral ailesinin de adı olan KAÇAR HAanedanından Yezdigirt’in kızıdır.
    Bakın sizi M.Ö 550’ye Büyük Akmenid İmparatoru KURUŞ’a götürdüm. FAizli borç yasaktır diyen Oğuz beyi.
    Zazalar da Farsça konuşuyor, BABAĞAN kolundan Pers imparatorluğunun elitleridirler, eridiler o ayrı mesele.
    KAFKAS bağlantılı SASANİ, ÇEÇEN; SUSAN, SESEN, ZOZAN; ÇAÇAN, vb isimlerin kökeninde aynı AZİZE anamız Leyla Zeynep Sultan vardır. Onu TV programlarımda da anlatırım, videolarını ararsanız bulursunuz. mahiye.com sitemde birçok ANTİK TARİH yazılarımda onu bulursunuz. SASANİ Uygarlığı zaten İslam öncesi BİLİM YAPMAK İBADETTİR DİYEN ANADOLU DEVLETİDİR, Dağıstandaki SASANİ Kalesine kadar genişletin tarihinizi lütfen.
    Bütün vaktimi size ayıramam, çocuklar intihar ediyorlar, onları kurtarmaya koşmam lazım. Siz de koşun, bilimsiz ders kitapları çocukların aklını dağıttı, önce zihinsel ölüyorlar arkasından bedenlerini yok etmeye geçiriliyorlar. Bilim devletiydi Sasani devleti, AİZİLERİN YÖNETTİĞİ yani ZAZA DEVLETİ. Leyla Zeynep sultan için tarih kitapları şunu yazdı:
    BİLİMİN HAMİSİYDİ, PALMİRA BİLİM ŞEHRİ ONUN BAŞKENTİYDİ, VÜCUDUM ŞEHRİ DEDİĞİ PALMİRA’YI YAKMAMALARI ŞARTIYLA OĞLU HASAN İLE BİRLİKTE TESLİM OLDU AURALİNA ADLI ROMA KOMUTANINA. GEZDİĞİ YERDE KİTAP DAĞITIRDI. ESİR TUTULDUĞU ROMA ZİNDANINDA YANINDA ANSİKLOPEDİLERLE RESMEDİLDİ. 14 Şubat 274 de Roma şehri Tivoli’de öldürüldü. Katalanlar o gün kızlar erkeklere kitap erkekler kızlara çiçek verirler. Bilmeyene; Katalan kralı SERDARİUS (Baş Toros) Kafkas Kaçar kralı 1.Darius’un TORUNUYDU, VI.MİTRİDATE (HUBYAR SULTAN) İLE AKRABAYDI!
    Hiç tarih bilmeyene bu kadar yetmez ama yoruldum, şimdilik bu kadar.
    CANLAR tarih tekerrür ediyor. Çocukları kurtarmaktır ilk görevimiz.

  3. 3 Eylül 2019, 06:37

    Ali Rıza Bey Palu Zaza aşiretlerinden arasında çıkan kavgalar nedeniyle dersime göç edip Seyyid Mahmud a tali olanlar var birde Dersimliler Deylamanda iken şu an konuştukları dillerini konuşuyordur çok aşiretler Horasan emevi zulmünden kaçan Ehlibeyt kız ve erkek evlatlarından
    çoğalmışlar Şahsım Babamansur evladıyım çoğu mürütlerimdir en fazla Şeyh Hasan aşiretleridir. Selamlar.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!