Barış Doster
Barış Doster
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Emperyalizm, tehdit ve terör

Emperyalizm, tehdit ve terör

featured

Barış Doster yazdı…

Tehdit; uluslararası ilişkilerde, dış politikada, savunma ve güvenlikte çok kullanılan bir kavramdır. Sözlük anlamı, gözdağı vermek, korkutmaktır. Savunma ve güvenlik bağlamında ise potansiyel olarak, ihtimal olarak risk kabul edilenin, harekete geçmesi, aktif hale gelmesi anlamında kullanılır. Riskin varlığı kabul edilir ve yönetilmeye çalışılır. Tehdit söz konusu olduğunda ise ona karşı mücadele zorunludur. Örneğin, Afganistan’daki istikrarsızlık, kargaşa, düzensizlik, Türkiye için güvenlik bağlamında risktir. Afganistan’dan Türkiye’ye gelen insan kaçakçıları, uyuşturucu kaçakçıları, teröristler ise tehdittir.

Bu tanımla yazıya başlamamızın nedeni, ABD’nin hem doğrudan hem de ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aygıtı olan NATO aracılığıyla, müttefikleri başta olmak üzere tüm dünyaya neyin risk, neyin tehdit olup olmadığını dayatmasıdır. Böyle bir dayatma söz konusu olunca, tehdit, devletlerin kendi tanımladığı, kendi saptadığı tehdit olmaz. ABD’nin tehdit tanımı, başka ülkeler tarafından da kabul edilir ve garip bir durum oluşur. Tehdit algısı devreye girer. İthal tehdit söz konusu olur.

İthal tehdit; bir ülkenin kendi siyasal, toplumsal, ekonomik, kültürel yapısının, koşullarının ürünü olmayan tehdittir. Ki bir ülkenin, tehditten başka, tehdit algısını ithal etmesi de mümkündür. Sık rastlanır. Çünkü genelde gelişmiş, merkez, kapitalist, emperyalist ülkeler, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelere, kendi tehdit tanımlarını ve tehdit algılarını pazarlar, dayatırlar.

Avrupa üzerinden bir örnek verelim hemen. Avrupa Birliği ülkeleri, insan kaçakçılığını, göçü, mültecileri, sığınmacıları ithal tehdit olarak tanımlarlar. Çünkü kendi bünyelerinin üretmediği, kendilerinden kaynaklanmayan sorunlardır bunlar. Avrupalılara göre; başka ülkelerde, başka kıtalarda doğan bu sorunu Avrupa ithal etmektedir. ABD emperyalizminin saldırdığı, işgal ettiği, talan ettiği Irak’ta, Suriye’de yaşananların Türkiye’ye de yansıması, Türkiye’yi de etkilemesi, Türkiye için ithal tehdittir.

Üzerinde durulması gereken şudur. Emperyalist devletlerle orta ölçekli ve küçük ölçekli devletler, zalimlerle mazlumlar, güçlülerle zayıfların tehdit tanımları da tehdit algıları da aynı olamaz. Bir üçüncü dünya ülkesinin, büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tanımıyla bir mazlum milletin, kendisine göre tanımladığı en büyük tehdit emperyalist, sömürücü, işgalci güçtür. Gerçek buyken, onun önüne, tehdit olarak onun komşusu olan bir ülkeyi, kendisi gibi mazlum olan, kendisiyle aynı kaderi paylaşan bir milleti koymak, onun belleğini sakatlamaktır. Ona tehdit tanımı ve tehdit algısı ihraç etmektir. Onun ulusal güvenlik politikasını çökertmektir.

ABD; yıllardır gördüğümüz üzere, kendi tanımladığı tehditleri, tehdit algılarını başka ülkelere ihraç ederken, dayatırken, NATO’yu hayli etkili biçimde kullanır. Çünkü NATO’nun patronu olarak, öncelikleri, hedefleri, çıkarları, stratejileri, tehditleri, beklentileri ABD tanımlar, ABD sıralar. Şu kavramlar, ABD’nin üniversiteleri, düşünce kuruluşları, medyası tarafından dünya ölçeğinde dolaşıma sokulmuşlardır: Önleyici vuruş, denetlenebilir istikrarsızlık, özgürleştirici işgal, yapay devlet, başarısız devlet, başıbozuk devlet, ulus inşası, devlet inşası, barış inşası, barışı koruma harekâtı, asimetrik savaş… Bu liste çok daha uzundur elbette.

Sözün özü, ülkemize, milletimize yönelik başta terör olmak üzere her türlü tehdide karşı mücadele verirken, öncelikle emperyalizme ve onun zihinlerde kurduğu tahakküme karşı da mücadele etmek gerekir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 5 Ekim 2023, 17:39

    peki Barış Hocam, emperyalizme de karşı mücadele edilmesini mevcut ittidardan beklemeli miyiz?

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!