Barış Doster
Barış Doster
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Papa’nın ziyareti, Avrupa’nın Türkiye’ye bakışı ve Yunanistan’ın fırsatçılığı

Papa’nın ziyareti, Avrupa’nın Türkiye’ye bakışı ve Yunanistan’ın fırsatçılığı

featured

Barış Doster yazdı…

Papa’nın Türkiye ziyareti, bu ziyaretteki küstahlıkları ve verdiği mesajlar, ziyaret sırasında ABD’nin Ankara büyükelçisinin, Türkiye’nin bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği aleyhindeki sözleri, ruhban okuluna ilişkin açıklamaları dikkat çekiciydi. Fakat sanki bunlar hiç olmamış gibi, gerek iktidardan gerekse muhalefetten, Avrupa Birliği’ne (AB) yönelik istekli mesajlar verildi.  

Berlin ve Paris başta olmak üzere, AB başkentlerinin, Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki olumsuz tavrı biliniyor. Türkiye’ye açıkça üye olamayacağı söylenmiyor, bekleme odasında tutuluyor. Tutulurken de AB, Türkiye’den mümkün olduğu kadar çok ödün koparmaya çalışıyor. Yunanistan da bu durumu kendince fırsata çevirip, Kıbrıs’ta, Ege’de, Türkiye’den ödün koparmanın hesabını yapıyor. Türkiye’ye üyelik güvencesi vermeyen, tersine AB üyesi olmasının mümkün olmadığını söyleyen Brüksel; Ankara’nın talebine rağmen, Gümrük Birliği’ni güncellemeye de yanaşmıyor.

Yunanistan’ın, Türkiye karşıtlığını iç ve dış siyasetinde nasıl kullandığını anlamak için, tarihe bakalım. Bu ülkenin, Osmanlı Devleti’ne isyan ederek, bağımsızlığını nasıl kazandığını hatırlayalım. 

YUNANİSTAN’NIN TARİHSEL EZİKLİĞİ 

Biliyoruz, her yeni kurulan devlet, bir yandan kendi tarihini yazmak, yeniden yazmak, bir yandan da kendini güçlü göstermek ister. Bu kapsamda hem tarihsel ilham kaynakları, zaferler, kahramanlar arar hem de bir veya birkaç düşmana, ötekiye ihtiyaç duyar. Tarihe bakıldığında, Osmanlı Devleti’nden kopmuş, Osmanlı Devleti’ne isyan ederek bağımsızlığını kazanmış, Osmanlı Devleti parçalanma sürecine girdiğinde ortaya çıkmış devletlerin hemen hepsinde görürüz bu yalın gerçeği. Osmanlı Balkanları için de geçerlidir bu, Osmanlı Ortadoğu’sundaki Araplar için de. Yunanistan, bunun somut örneklerinden biridir. 

Yunanistan açısından Türklerin öteki olmasının, salt Osmanlı Devleti’nden koparak bağımsız olmasıyla ilgisi yoktur, bunun yanında, Kurtuluş Savaşı’nda aldığı ağır yenilgiyle de ilgisi vardır. Bu yüzden, Osmanlı Devleti’ni isyan ederek kurulan Yunanistan; eski Yunan klasik çağına, Bizans İmparatorluğu’nun güçlü dönemlerine sahip çıkarken, Osmanlıyı, Türkleri, Türkiye Cumhuriyeti’ni, öteki olarak görmenin ötesinde, hasım olarak niteler. 

Bu bakış açısında kilisenin de büyük etkisi vardır. Kilisenin etkisi, milliyetçi söylemle iç içedir. Balkanlardaki Türk hakimiyeti (Türk hakimiyetine Turkokratia derler), Osmanlı yönetimi, bugün de Batı Trakya’daki Türk azınlığa karşı izlenen düşmanca politikalarda görülür. Balkan coğrafyasında Müslüman denince Türk, Türk denince Müslüman akla geldiğinden, bu tarihsel ve kültürel hafızada, halkın tamamında olmasa bile, devlet aygıtında, sivil – asker bürokraside güçlü olan Türk karşıtlığını gidermek zordur. 

Öteki yaratmak, düşman yaratmak, tarihin içinden belli dönemleri cımbızla seçip, o dönemlerle övünmek, hemen hemen her gecikmiş ulus milliyetçiliğinde görülür. İster doğuda ister batıda olsun, başka bir devletin – milletin yönetiminde uzun yıllar yaşadıktan sonra kurulan her ulus devlette, o veya bu ölçüde rastlanır bu duruma. Anımsatmak gerekirse, Yunanlar; Osmanlı’dan önce de, Romalıların yönetiminde yaşamışlardır uzun yıllar boyunca. Bu durum, elbette eziklik yaratmıştır, kaçınılmaz olarak.  

YUNANİSTAN VE ARKASINDAKİ BÜYÜK GÜÇLER

Yunanistan; Kıbrıs’ta, Ege Denizi’nde hep sorun çıkarır. Anlaşmalara uymaz, dilediği maddelerine uyar ya da istediği maddeleri istediği gibi yorumlar. Türkiye’nin egemenlik haklarını aşındırmaya çalışır. Fatih Kaymakamlığına bağlı patrikhanenin ekümenik olması için çabalar. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için çalışır. PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerini destekler. Atina’nın Türkiye karşıtı politikalarını, ABD ve AB’nin dillendirmesi için uğraşır. Rum lobisi, Türkiye karşıtlığında, batıda, Ermeni lobisiyle birlikte hareket eder. Atina – Erivan arasındaki stratejik işbirliği de bu kapsamdadır. Yunanistan zorda kalınca da hemen gider ABD’nin ve AB’nin arkasına saklanır. 

Yunanistan, tarihte de böyle yapmıştır. Örneğin, Yunan isyanının öncü örgütü olan Etniki Eterya Cemiyeti; Rusya’nın himayesinde kurulmuştur. Örneğin, 1821’de Mora İsyanı, İngiltere ve Fransa’dan büyük destek görmüştür. Örneğin, Yunanistan’ın kurulmasında dönemin büyük devletlerinin (İngiltere, Fransa, Rusya) büyük desteği vardır. Örneğin, Yunanistan; Kurtuluş Savaşı’nda, İngilizlerin vekil gücü, piyonu olarak Anadolu’yu işgale kalkışmıştır. Örneğin, Kilise tarafından da desteklenen Yunan megali ideası, kabaca Türk devletini ortadan kaldırmayı, Türkleri Anadolu’dan atmayı, İstanbul, İzmir, Kıbrıs ve Küçük Asya dedikleri Anadolu’yu Yunanistan’a katmayı amaçlar ki, emperyalist bir doktrin olan Sevr’in amacı da budur. Örneğin, Yunanistan kurulduktan Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına dek, hep büyük devletlerin desteğiyle gelişmiş ve topraklarını genişletmiştir. Her genişlemesi Türkler aleyhine olmuş ve kuruluşundan sonra 7 kez büyümüştür. 

Bir kez daha vurgulayalım, o dönemde sırtını İngiltere, Fransa ve Rusya’ya veren Yunanistan bugün de ABD ve AB’ye yaslanmaktadır. 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!