Barış Doster
Barış Doster
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Trump, Gazze’deki ateşkes çağrısı ve İsrail vahşeti 

Trump, Gazze’deki ateşkes çağrısı ve İsrail vahşeti 

featured

Barış Doster yazdı…

İsrail; soykırımı, barbarlığı, vahşeti ve arkasına aldığı sınırsız ABD desteğiyle, Filistin’deki hedeflerinin çok büyük bölümüne ulaştı, ulaşıyor. ABD Başkanı Trump tarafından önerilen ateşkes şartları da zaten İsrail’in lehine maddelerle dolu. İsrail vahşetinin en ağır bedelini ödeyen Gazze için kritik bir hazırlık yapılıyor Beyaz Saray’da. ABD Başkanının ifadesiyle, “Gazze’yi Fransız Riviera’sı yapma” projesi adım adım ilerliyor. İsrail; Gazze’nin tamamını işgal etme isteğini saklamıyor zaten. Mısır; Gazze’nin Hamas’tan alınıp, Filistin yönetimine devrine sıcak bakıyor. Bu yöndeki görüşmelere aracılık ediyor. Suudi Arabistan da bu konuda Mısır’la birlikte davranıyor. 57 üyesi olan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ve 22 üyesi bulunan Arap Birliği’nin ise esamisi okunmuyor. 

Bu gelişmeler, içinde yaşadığımız yüzyılın başında çokça konuşup tartıştığımız ABD yapımı Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP, sonradan adı GOKAP, yani Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi olarak güncellendi), aynı zamanda Büyük İsrail Projesi (BİP) olarak da görülmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. ABD’nin 2003’te işgal ettiği Irak’ta yaşananlar, Suriye’de yaşananlar, İsrail’in Filistin ve Lübnan’daki barbarlığıyla yaşananlar, Libya’da yaşananlar… Bunların hepsi Büyük Ortadoğu Projesi’yle uyumlu. 2015 yılında, dönemin Suriye lideri Esad’ın resmi davetiyle Suriye’deki iç savaşa hava kuvvetleriyle müdahale eden Rusya’nın Suriye’deki etkisinden, nüfuzundan eser yok şimdi. 

Sadece ABD emperyalizminden, Avrupa’nın irikıyım güçlerinden, İngiltere’den, dünya çapında örgütlü, etkili ve zengin Yahudi lobisinden aldığı destek değil, aynı zamanda İslam dünyasının ve Arap aleminin etkisizliği de İsrail’in elini güçlendiriyor şüphesiz. İsrail; geçtiğimiz aylara kadar Türkiye’yle ticaretini sürdürüyordu. Geçtiğimiz aylarda İran’la 12 gün boyunca savaştı. Bir de Yemen’deki Husilerin İsrail’i füze saldırıları devam ediyor. O kadar. Fazlası yok. Sadece medyaya yapılan açıklamalar, toplantılar, demeçler var.

İSRAİL, MISIR’A ENERJİ İHRAÇ EDİYOR

İşin daha vahimi, Arap aleminin ve İslam dünyasının etkili devletlerinden olan Mısır; İsrail’in doğalgaz sahası Leviathan’dan doğalgaz ithalatını yaklaşık üç katına çıkaracak yeni bir anlaşma imzaladı, iki ay önce, Ağustos 2025’te. 2026’da başlayacak ve 2040’a dek sürecek anlaşmayla İsrail; Mısır’a toplam 130 milyar metreküp doğalgaz satacak. Bu satış, İsrail tarihinin en büyük enerji ihracatı. O nedenle, İsrail’in Gazze’deki soykırımına, diğer boyutları yanında, bu açıdan da bakmakta yarar var. 1947 yılının Kasım ayında, denizlerde petrol çıkarılmaya başlandığı günden bu yana, enerjinin keşfi, çıkarılması, işlenmesi ve pazarlara ulaştırılması konusundaki keskin rekabet, ekonomi politikten, jeopolitikten ve emperyalizmden bağımsız düşünülemez.  

Tekrar tekrar vurgulamakta yarar var, İsrail; siyasi, iktisadi, askeri, bilimsel, teknolojik gücüyle, arkasına aldığı başta ABD olmak üzere büyük emperyalist destekle, kurulduğu günden bu yana, bölgede Araplar aleyhine, Filistinliler aleyhine hem yüzölçümünü genişletmiş hem de her türlü soykırımı, vahşeti, barbarlığı, katliamı yapmıştır, yapmaktadır. Filistin ise meşru ve haklı olması yanında, mazlum ve mağdurdur. Lakin arkasında örgütlü, caydırıcı bir güç yoktur. Arap dünyasından, İslam aleminden gelen sözlü tepkiler dışında, sahada yalnızdır. 

İsrail, orantısız şiddetiyle, büyük askeri ve ekonomik gücüyle, arkasındaki ABD desteğiyle, dünya çapında örgütlü lobisinin, diasporasının sınırsız desteğiyle katliamlarını sürdürürken, İsrail’in kalıcı ve adil bir barışın çıkacağı çözüm masasına oturmasını beklemek gerçekçi değildir. Çünkü İsrail; masaya oturmak, Filistin’in taleplerini dinlemek, uzlaşmacı bir siyaset gütmek, işgal ettiği topraklardan çekilmek, iki devletli, 1967 sınırlarına dayalı, Filistin’in bağımsızlığı ve egemenliğini tanıyan, başkenti Doğu Kudüs olan adil ve kalıcı çözümü kabul etmek şöyle dursun, zamanın İsrail lehine işlediğini düşünmektedir. Er ya da geç, tüm istediklerini alacağını bilmektedir. Kendi şartlarını, Filistinlilere tamamen veya çok büyük ölçüde kabul ettireceğine inanmaktadır. Bu durum, tam anlamıyla İsrail lehine olan bir asimetrik güç ilişkisidir, güç dengesizliğidir. 

İSRAİL’İ HANGİ GÜÇ DURDURABİLİR?

İsrail karşısında tamamen haklı olan Filistin’in lehine dengeleri değiştirecek bir bölgesel aktör veya küresel güç yoktur. İsrail’i durduracak, dizginleyecek tek güç ABD’dir çünkü. Filistin topraklarının işgal ve ilhakının, ağır bir bedeli, yaptırımı, karşılığı olmadığından emindir İsrail. O nedenle ne Birleşmiş Milletler kararlarını ne dünyada farklı ülkelerde çok farklı kesimlerden yükselen tepkileri ne de Filistin’i tanıyan devlet sayısının artmasını (İngiltere, Fransa, Kanada, Avustralya bile tanıdılar) hiç umursamamaktadır. 

Yineleyelim, ABD’nin Ortadoğu’daki önceliklerinin başında, İsrail’in güvenliği gelir. Cephe gerisinde güvenliği olmayan, nüfusu kabaca 10 milyon olan (beşte biri de Müslümandır bu nüfusun), 1949 ateşkes sınırlarına göre yüzölçümü 21 bin kilometrekare olan bir ülkenin, hem çevresinde güvenlik kuşağı oluşturması hem de büyük bir gücün desteğini alması şarttır. O nedenle İsrail; yakın çevresinde tehdit olarak gördüğü ülkelerin içinde karışıklık çıkarmaya, bu ülkeleri istikrarsızlaştırmaya, bölmeye, rejimlerini değiştirmeye çalışır, ABD’nin de desteğiyle. Libya’da, Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da olanları; İran’a yönelik İsrail saldırganlığını; İsrail’in Türkiye karşıtı terör örgütlerini desteklemesini, Türkiye’yi denizlerden uzak tutmaya çalışmasını, bölgedeki dört ülkeyi bölerek, denize çıkışı olan bir Kürt devleti kurulmasına yönelik çabalarını böyle izah etmek gerekir. Çünkü bu Kürt devleti, kukla devlet olarak, garnizon devlet olarak, terör devleti olarak İsrail’in güdümünde olacak, İsrail’e destek verecek, İsrail üzerindeki Arap baskısını büyük ölçüde azaltacak, İsrail hesabına, İsrail’in vekil gücü olarak, Araplarla, Farslarla, Türklerle mücadele edecektir. 

Bitirirken belirtelim, ABD’den demokrasi ve insan hakları, Avrupa Birliği’nden hukuk devleti ve özgürlük bekleyenlerin, din tacirlerinin, inanç hortumcularının, etnikçiliği komünizm, mezhepçiliği sosyalizm, hemşericiliği Marksizm zannedenlerin, İsrail’in soykırım ve vahşetine karşı tutarlı, inandırıcı bir itirazı olamaz.  

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!