Barış Doster
Barış Doster
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Ukrayna’daki savaş ve Türkiye’nin tutumu 

Ukrayna’daki savaş ve Türkiye’nin tutumu 

featured

Barış Doster yazdı…

ABD’nin etkili gazetelerinden New York Times, ABD’nin Ukrayna’ya “Patriot” hava savunma sistemlerini tedarik etmekte sorun yaşadığını, bu konuda çaresiz olduğunu yazdı önceki gün. Rusya Savunma Bakanlığı da, geçen hafta yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya 54 ülkenin yardım sağladığını, bu kapsamda 203 milyar dolardan fazla para harcadığını bildirdi. Bakanlık, 70’ten fazla askeri ve özel istihbarat kurumunun ve ABD’den 20 binden fazla Starlink uydu sistemi terminalinin, Ukrayna’ya yardım ettiğini, 23 binden fazla insansız hava aracının (İHA) Ukrayna’ya yollandığını açıkladı. 

Biliyoruz, Rusya – Ukrayna savaşının temelinde, ABD’nin Ukrayna ve Gürcistan’ı NATO üyesi yapıp, Rusya’yı çevreleme siyaseti var. Fakat ABD bunu başaramadı şimdiye dek. Yani Ukrayna’yı NATO üyesi yapamadı. ABD’nin bu ülkeyi silahla savunması veya NATO üyesi ülkelerin, ittifak anlaşmasının 5. maddesi kapsamında devreye girmesi de mümkün değil. ABD’nin veya bir başka NATO üyesinin, Rusya’yla sıcak çatışmayı göze alması olanaksız. 

Görüyoruz, Rusya; Ukrayna’da asıl muhatabının ABD olduğunu söylüyor. Kendince haklı. Savaşın başlangıcından bu yana, ABD ve Avrupa Birliği, Rusya’ya ekonomik yaptırımlarla hayli yüklenmelerine karşın, umdukları sonucu alamadılar. Rus ekonomisi, batılıların tahminlerinden daha güçlü ve dirençli çıktı. Geçmişteki ekonomik yaptırımlardan fazla etkilenmeyen Rusya, bu kez de batılıların umdukları kadar etkilenmedi. Ayrıca Avrupa; Rus doğalgazına olan talebini çok azaltınca, Rusya hemen Avrupa’nın yerine başka müşteriler buldu.  

Hatırlıyoruz, Rusya; NATO’nun “açık kapı” politikasına hep itiraz etti. Çünkü SSCB dağıldığında, NATO’nun 16 üyesi vardı. Bugün 31 üyesi var. İsveç’in üyeliği de yolda. Bu süreçte NATO; hep doğuya doğru genişledi. Orta Avrupa, Doğu Avrupa, Balkanlar ve Baltık’ta yeni üyelerle büyüdü. Rusya, bu genişlemeyi kendisine yönelik bir tehdit olarak tanımladı. NATO ise genişlemenin, ittifakın en doğal hakkı olduğunu, kimsenin bunu engelleyemeyeceğini, bir devletin NATO üyesi olup olmamasının, o devletin bağımsızlığının ve egemenliğinin konusu olduğunu vurguladı hep. Buna karşılık Rusya; Karadeniz’de, Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi yapılmasının, Karadeniz’i NATO denizine çevireceğini söyledi. Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’nın zaten NATO üyesi olduklarının altını çizdi. ABD’nin ısrarla Karadeniz’de kalıcı üs sahibi olmaya, bayrak göstermeye çalıştığına dikkat çekti.  

Yineliyoruz, Ukrayna sorununda Türkiye; Rusya ve Ukrayna arasında arabulucu olarak görülmek için çok çabaladı. Çatışan tarafları Türkiye’de buluşturmada, tahıl koridoru anlaşmasında başarılı da oldu. Fakat arabuluculuk, son tahlilde, devlet kapasitesiyle ilgili bir konudur. Çünkü anlaşmazlık yaşayan iki devlet arasında arabulucu olabilmek için, en azından şu 3 şart gerekir. 1) Sorun yaşayan taraflarla iletişim ve ilişkiye sahip olmak. 2) Arabuluculuk konusunda dünya tarafından da kabul görmek. 3) Taraflardan biri müzakere masasından kalkmaya çalışırsa, onu masada tutacak siyasi, iktisadi, diplomatik araçlara sahip olmak. Türkiye; bu üç şarttan ilk ikisine sahip olmakla birlikte, üçüncüsüne sahip değildir. 

Anımsatıyoruz, Rusya ve ABD; doğrudan ilişki kurabildiklerinden, aralarındaki sorunları konuşabildiklerinden, Türkiye’nin arabuluculuğuna gereksinim duymazlar. Ayrıca, Rusya’nın diplomasi geleneğinde, başka ülkelerin arabuluculuğuna başvurmak, arabuluculuğunu kabul etmek çok ender görülen bir durumdur. Ruslar, muhataplarıyla doğrudan konuşmayı yeğlerler. 

Sonuçta, 2024 yılı, Ukrayna’daki savaşın geleceği açısından askeri, siyasi, iktisadi ve diplomatik yönleriyle çok önemli bir yıl. ABD; önceliğini İsrail’in Gazze’deki vahşetini desteklemeye vermiş durumda. Ayrıca bu yıl Kasım ayında ABD’de başkanlık seçimleri var. O nedenle Ukrayna, ABD açısından gündemin ilk sırasında değil artık.   

Türkiye’nin yapması gereken ise şu; her konuda ve her açıdan, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine dönmek ve büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dış politikasını uygulamak. 

Ayrıca Türkiye; NATO’nun daha da genişlemesinin ve İsveç’in NATO üyesi olmasının, ABD emperyalizmini memnun edeceğini, çevremizi, bölgemizi daha da istikrarsız ve güvensiz hale getireceğini unutmamalı. 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 8 Ocak 2024, 09:38

    CHP gibi bir partiye yakışacak birisi. Kesinlikle başkanı sayın Doster olmalıdır.

  2. 7 Ocak 2024, 23:14

    Finlandiya Natoya sokulmadan 6 ay önce yazmıştım. Tekrar ediyorum.

    Biz ne Amerikancıyız nede Rusçuyuz.

    3.dünya savaşına doğru gidiyoruz. Bu savaşı çıkaran biz olmayacağız.

    Yapılacak 3 temel şey var.

    1- Sonuna kadar tarafsız kalıp , iki tarafıda idare ederek kendi menfaatlerimizi gözetmek.

    2- İlla bu savaş çıkacaksa da ikisini birbirine kırdırtmak.

    3- Hangisi bize önce saldırırsa diğeri ile müttefik olmak.( İkisindende bize dost olmaz, taktik birliktelik. Buda bir tercih değil , zorunluluk) Bize saldıran olmadığı müddetçede bu politika doğrultusunda kendi coğrafyamızı inşa etmek.

    4- Türk İslam Impratorluğu kurmak.

    Amerikanında , Rusyanında , Natonunda , Avrasyanında canı cehenneme. Ama biz yinede hepsinin içinde olup , dışında kalacağız.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!