Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk pandemi hastanesi olan, Atatürk döneminin Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam tarafından 1924’de verem hastalığı ile mücadele amacı ile kurulan, Heybeliada Sanatoryumu 2005 yılında kapatılarak çürümeye terk edilmiş ve 200 dönümlük arazisi ile birlikte verem hastalığı hala bu kadar yaygınken, “İslami Eğitim Merkezi” kurulmak amacıyla, 2011 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmiştir.
Hastane ile birlikte Diyanet’e devredilen bu parsel 200 dönüm gibi bir büyüklüğe sahiptir ve Heybeliada ölçeğinde değerlendirildiğinde bu alan adanın neredeyse onda biridir.
Cumhuriyet’in kuruluş döneminin en yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklarından biri olan veremle, bir yandan yurt sathında kurulan Verem Savaş Dernekleri ile desteklenen, ayakta tedavi merkezleri olarak hizmet veren Verem Savaş Dispanserleri yöntemiyle mücadele verilirken diğer yandan da yatarak tedavi olması gereken daha ağır ve kronik hastalığı olanlar için uygun iklim koşulları olan bölgelerde sanatoryumlar açılması kararlaştırılmıştır.
Cumhuriyet’in ilk dönemindeki adı ile “Sıhhiye ve İçtimai Muavenet Vekâleti” olan Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye’de kurulması planlanan ilk sanatoryum için, Heybeliada’da Çamlimanı’nın çevresinde bulunan dik yamaçlardan denize bakan, çam ağaçlarının çevrelediği, temiz havalı Yeşilburun bölgesini gören bina uygun görülmüş ve büyük uğraşlardan sonra alınan binada İstanbul Heybeliada Sanatoryumu’nun açılışı 1 Kasım 1924 günü yapılmıştır.
1907 yılında II. Abdülhamid tarafından ilk sanatoryum yapma girişimi başlatılmış ancak yarım kalmış, ilerleyen yıllarda başka girişimler olmasına rağmen sanatoryum açma girişimi bir türlü sonuçlandırılamamıştır.
Sanatoryum için çok uğraşılan bu bölge alanı, verem ve diğer akciğer hastaları için en yararlı tedavilerin uygulanabileceği iklim koşullarına sahip olduğu 1500’lü yıllardan beri bilindiğinden özellikle seçilmiş ve yıllarca çok değerli hizmetler vermiştir.
En kısa sürede yeniden Heybeliada Hastanesi faaliyete geçirilmelidir..
şaşırmadık maalesef.
1980 yılına kadar devletin sağlık politikasına göre verem, devletin çözmesi gereken bir sorundu ve bu konudaki masraflar Sağlık Bakanlığı bütçesinden yapılırdı. Sanatoryumun gıda, yakıt, elektrik ve su masrafları da gene bakanlıkça karşılanırdı. 1980 sonrasında ise devlet desteği kesildi ve kendi giderlerini kendisinin karşılaması gerekti. Bu ağır yükü karşılamakta hayli zorlanan sanatoryum yavaş yavaş çökmeye başladı. Ödenek ayrılmadı, bakım yapılamadı. Göğüs Cerrahisi konusunda adını duyurmasına karşın hastanede MR ve tomografi cihazı yoktu. Çalışan doktor ve personel ücretleri yeterli seviyenin çok altında kalmaya başladı. Uzman ve asistan eğitimi için yenileştirmeler yapılamadı. Durum hastalar yönünden de mutsuzluk vericiydi. Hasta bakımı artık eskisi gibi yapılamıyor, hizmetler büyük ölçüde aksıyordu.
Wikipedi boyle yaziyor..
Vikipedi , ortak bir platform , giriş yetkisi alırsanız görüşlerinizi yazar , oradaki bilgileri istediğiniz gibi değiştirirsiniz. Taraflı birinin görüşleri !
1987 yılında o hastane pırıl pırıldı.
MR vb. cihaz yok deniyor ise o yıllarda yurtta kaç hastanede bu tür cihazlar vardı ?
Niyet kötü . Çam limanının 1980 li yıllardaki halinden eser yok , alenen içine etmişler. Hastanede bu zihniyetin başka bir işgal projesi. Onlarca şehir hastanesi yapmakla övünüyorlar , bu hastanenin devamını , onarımını , içine iki cihaz alacak parayı bulamıyorlar mı