Hüseyin Vodinalı yazdı…
Dünya dörtnala koşarak felaketine doğru giderken bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi, KAPİTALİST BATI kampındaki lider kalitesi yerlerde sürünüyor.
Yoksa direniş bayrağını açan Çin ve Rus liderlerin kalibresi şimdiye kadar gördüklerimin en yükseği.
Ancak mesela ABD’ye, Joe Biden’a bakın, adam bunak ve aşırı yolsuz, pedofili şüphelisi, gaf şampiyonu ayrıca çapsız.
Dışişleri Bakanı ve adamı Blinken’i Çin’e gönderiyor, küçük Blinkie orada açıkça aşağılanarak Şi Cinping ile bir görüşme kopartmışken, ertesi gün Biden Şi’ye “diktatör” diyor.
Veya koskoca ABD’nin Ukrayna savaşını üçüncü sınıf bir neocon savaş kışkırtıcısı Dışişleri Bakanı yardımcısı (2014 Maydan darbesindeki “.iktiret AB”yi sözleriyle ünlü) Victoria Nuland yönetiyor.
Efsane Amerikalı gazeteci Seymour Hersh, onun için “Amok Koşucusu” (*) tabirini kullanıyor.
Oysa ABD’de eskiden Eisenhower, Roosevelt, Kennedy gibi deve dişi başkanlar vardı.
Biden’dan bir önceki başkan ise çılgın emlak kralı Trump idi.
ABD ölçülerine göre bile maganda sayılabilecek Trump, kaderin cilvesine bakın ki 2024 ABD seçimlerinde ‘dünya barışı’ için tek umudumuz.
Çünkü ABD neocon derin devletinden değil ve savaşlara son vermek istiyor.
Bir de şu LGBT + bilmemne saçmalıklarına.
ABD’nin küçük ama tehlikeli kuzeni İngiltere’ye gelecek olursak…
Sarı saçları birbirine girmiş komik unsura benzeyen bir palyaço (Boris Johnson) gitti, Goldman Sachs ve Davos WEF’in kuklası Hintli bir mihrace geldi yerine.
Rishi Sunak da savaş kışkırtıcılığı işini sürdürüyor ama çapı var mı derseniz, Biden’ın onu ittirip yanındakinin elini sıktığı o görüntüyü aklınıza getirin derim.
Oysa eskiden, hiç sevmesem de Margaret Tatcher veya Tony Blair gibi karizmatik liderleri vardı bunların.
En azından bağımsız olarak bir iki lafın belini kırabilirlerdi.
Fransa’ya dönelim NATO ve ABD’ye “.iktiri çeken” Degaulle ve Chirac nerede, Rotschild Bankeri ergen kılıklı Macron nerede!
Bir gün “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” der, ertesi günü Rusya’ya savaş ilan edercesine Ukrayna’yı NATO’ya alalım der.
Truva atı gibi BRICS’e girmeye niyetlenmesi ise sadece gülünç.
Faşist Sarkozy bile Libya’daki düşmanı Kaddafi’yi tasfiye etmeyi becermişti, bunun askerleri Çad sınırında yakalanıp yere çökertiliyor.
Bir zamanlar sanayi devi efsane Almanya’ya gelelim.
Schroeder ve Angela Merkel gibi yerini dolduran, ABD’nin sömürge manevralarına direnebilen liderler gitti, soytarılar hükümeti geldi.
Arada bir Hitler vari konuşmalar yapan “Sosyal Demokrat” Şansöyle Scholz ve yeşili korumaktan çok savaş çıkarmaya odaklı Yeşil Dışişleri Bakanı – bildiğiniz cahil – Annalena Baerbock, ABD Alman ekonomisini batırırken, hatta Kuzey Akım’ı bizzat bombalayarak fiziken de bunu yaparken öylece alkış tuttular.
Hele o Annalena Baerbock’un o ünlü “Rusya pozisyonunu 360 derece değiştirmedikçe çözüm olmaz” lafı efsaneydi.
Matematikten sınıfta çakan Dışişleri Bakanı için bir Sırp televizyonunda “o eskiden eskortluk yapıyordu” iddiası bile ortaya atıldı.
Bir başka Alman ABD Kuklası Ursula Von Der Leyen ise AB’nin başında.
Dedesi bir Nazi olan Leyen, Ukrayna savaşının kışkırtıcıları arasında ve ayrıca pandemi döneminde Pfizer’dan fahiş miktarda doz aşı aldığı için soruşturuluyor.
Kocası da Pfizer ile bağlantılı çıkmıştı.
O, disiplinli çalışkan ciddi Alman ekolünden bugüne pek bir şey kalmadı.
Amerikan askeri Fumio Kishida’nın Japonyası ile birlikte Almanya iki yenik ve sömürge ülke olarak ABD çıkarlarının tam hizmetinde.
Pandemi ile birlikte Agenda 2030 gündemiyle Davos WEF (Dünya Ekonomik Forumu) çok etkili olmaya başladı.
Küresel kapitalistler dünyada gelişen yeni direniş eksenine karşı en cahil ve kullanışlı isimleri lider diye batılı ülkelerin başına koyuyor.
Mesela Finlandiya’nın başına getirdiği Davos Young Global Leaders mezunu kokainman Sanna Marin 70 yıldır tarafsızlıkla kalkınmış güzelim ülkeyi NATO’ya sokup, Rusya ile savaşın eşiğine getirdi.
Yıllardır tarım ile her konuda örnek verilen Hollanda bile küresel kapitalistlerin yeşil gündeminin kurbanı oldu.
Davosçu Başbakan Mark Rutte, hayvan çiftliklerini kapatmak ve bitirmek istiyor, düşünebiliyor musunuz?!
Buna isyan eden çiftçilerin son anda bulup çıkardığı bir aday son seçimlerde büyük oy topladı.
Eski Doğu bloku ülkelerini saymaya bile gerek yok.
ABD’nin Ukrayna’dan (Kokocu soytarı Zelensky profesyonel bir komedyendi ve ülkesini kıyma makinasına çevirdi. Son bir ayda 50 bin askeri ölüme yolladı. Toplamın 300 bini geçtiği söyleniyor. Ona detaylıca girmiyorum bile) sonraki vekil ordu adayları Polonya ve Romanya bana 1952’deki Türkiye’yi hatırlatıyor.
Son bilgi; Polonyalılar Belarus’a saldırmak için topraklarında Belaruslu muhaliflerden oluşan özel bir ordu eğitiyor!
Kaynak The Times gazetesi.
Avustralya’nın en büyük ticaret ortağı Çin ve en büyük düşmanı kim dersiniz? Yine Çin.
ABD’nin sözümona vereceği nükleer denizaltılarla Çin’e karşı Anglosakson dayanışmasına girecekmiş “İşçi Partili” emperyalist yardakçısı Albanese.
İsrail deseniz Netanyahu’nun faşist köktendinci hükümeti bırakın Filistinlileri, İsrail halkını bile sokaklara döküyor.
Uzaklardan komşumuz Yunanistan’a gelelim.
Ekonomik çöküş sonrası resmen bir Amerikan Askeri Üssü haline gelen ülkede batının en kullanışlı ailesinden olan Kiryakos Miçotakis yine pek çoğundan uyanık.
Adaları ve karasal alanını 20 ‘den fazla ABD üssüyle donatan Miçotakis, Rusya’nın petrol ticaretinden denizciliği sayesinde para kazanıyor.
Ya biz?
Bir zamanların İTÜ’lü mühendis kuşağı (Demirel, Erbakan, Özal) Başbakanlarından sonra her tür krizin yanında bir de liyakat krizi yaşıyoruz.
21 yıllık AKP ve Erdoğan iktidarında BOP maceralarıyla pek çok dış politika faciasını yaşayan ve 13 milyon göçmen ile işgal altındaki Türkiye’de, öyle bir ana muhalefet var ki evlere şenlik.
En kritik seçim bitti ve Karadeniz, Ege, Akdeniz ve Doğumuzdan her yönden esen bir jeopolitik fırtına hatta kasırga ile baş başayken hala istifa etmeyen ve hatta 16’lı masa kurma derdinde bir “great white hope”umuz (Büyük Beyaz Ümit) var!
13 yılda 10 seçim kaybeden Kılıçdaroğlu, kendi ifadesiyle tarihin en kritik seçiminde (bazı CHP’lilerin iddiasına göre sandıkların en az yüzde 10’una sahip çıkamayıp) -bu kazanılmaması daha güç olan- seçimi kaybediyor.
Üstelik de eski AKP’lilerden 38 tanesini de CHP listelerinden meclise gönderdikten sonra.
Sonra da elini masalara vura vura (hiç de yakışmıyor ona) buradayım gitmiyorum diyor!
E sen gitmiyorsun da seçimi kaybedince ve TBMM’de anayasa değiştirecek çoğunluk da bulununca gençler katar katar ülkeden kaçmaya çalışıyor.
Daha geçen Seferihisar’dan 17 yaşındaki bir genç Erasmus programı ile gittiği Almanya’ya iltica etti.
Ne uzatayım ki, halimiz ortada.
Siyaset ile cehalet mutlu çifti oluştururken, yeni düyunu umumiye müdürü Mehmet Şimşek de küresel oligarşiye çalışıyor.
Tıpkı Derviş ve Babacan gibi daha önce.
Başta da dediğim gibi batı kampı çapsız liderlerin elinde felaketine koşuyor.
Davos WEF’in kurduğu çadır tiyatrosu siyaset sahnesi aynen devam.
Emperyalizme karşı gelecek Kemalistler ve Sosyalistler ise saha dışı.
Testi çoktan kırılmış, fırtına çoktan kopmuş, limana çıkaracak kaptan ise ortada yok.
(*) Amok (gözü kara, hiddetle saldıran ve öldüren) Güneydoğu Asya bölgesinde ve bu bölge kültüründe “cinnet” hâlini ifade etmek için kullanılan bir tanımdır.