Rusya, Ukrayna’daki Pentagon Biyo-savaş laboratuarlarının peşini bırakacağa benzemiyor.
Son çıkan belgeler Türkiye’yi de işin içine katıyor.
Rus ordusu, Kiev yönetiminin bu laboratuvarlarda üretilen ölümcül patojenleri havadan yaymak için insansız hava araçları kullanmaya ilgisini gösteren bazı belgeler sundu.
Belgelerden biri, Ukraynalı Motor Sich firmasının Bayraktar TB2 ve Akıncı İHA’larının yapımcıları olan Türk dron üreticisi Baykar Makina’ya 15 Aralık 2021 tarihli mektubuydu.
Ukraynalılar, Baykar’a dronların 300 kilometrelik bir menzile 20 litre aerosolize yük kapasitesi taşıyıp taşımayacağını sordular.
300 kilometrelik menzil bir düzine büyük Rus şehri ve neredeyse tüm Belarus’u kapsama alanına alıyor.
Belgeli iddiaları ortaya koyan Rusya Nükleer, Biyolojik ve Kimyasal Koruma Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Igor Kirillov, “Bu noktada, Kiev rejimi tarafından biyolojik silahların Rusya Federasyonu’na karşı kullanım olasılığı ile teknik ulaştırma araçlarının geliştirilmesinden bahsediyoruz” dedi.
Kirillov’un kamuoyuyla paylaştığı belgelerde Ukrayna tarafının sorularına Baykar Teknoloji Şirketi’nin olumsuz yanıt verdiği görülüyordu.


Neyse ki reddetmişler. Aksi takdirde büyük bir belaya bulaşabilirdik.
Bayraktar SİHA’ları, tıpkı savunma sanayimizdeki diğer tüm (Milgem ve Martı gibi bunların önemli bir kısmı Balyoz kumpaslarında ve son dönemde Amiraller açıklamalarında tasfiyeye ve haksızlığa uğrayan subaylar sayesindedir) büyük atılımlar gibi, kuşkusuz ülkemiz için büyük bir oyun değiştirici oldu.
Türkiye ilk kez teknolojik bir alanda dünya çapında fark yarattı.
Azerbaycan’ın Karabağ Savaşı’nın gidişatını bu SİHA’lar değiştirdi.
Ermeniler kaçacak delik bulamadı.
Ancak Türkiye açısından Ukrayna’ya verilen SİHA’lar bana göre doğru bir dış politika aksiyonu değildi.
Ukrayna’nın bunları Rusya’ya karşı kullanmak üzere aldığı belliydi.
Türkiye ise hem Ukrayna, hem Rusya ile dost bir ülke.
Ankara’yı (Antalya ve İstanbul da) dünya gözünde yeni bir Cenevre yapan Aktif tarafsızlık ilkesi çok doğru bir tavırdı.
Ukrayna, ABD, İngiltere ve tüm Batılı odaklar, savaş süresince sürekli Türk SİHA’larının Rus ordusuna verdiği zararı öne çıkartmak ve bizi Rusya ile düşmanlaştırmak için elinden geleni yaptı.
Ukrayna Heyeti’ne FETÖ’cü bir ismi sokan ABD, müzakereleri baltalamanın yanı sıra, yine Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmeyi de düşünmüştü.
AZERBAYCAN-ERMENİSTAN GERİLİMİ BU YÜZDEN Mİ?
Rusya bu SİHA’lardan rahatsızlığını son olarak Azerbaycan’da Ermenilere örtük destek vererek gösterdi sanırım.
Erivan ve Moskova geçen hafta Bakü’yü Rus barış gücünün sorumluluğundaki bir bölgede ateşkes ihlali yapmakla suçlamış ve Dağlık Karabağ’ın Askeran bölgesinde yer alan ve çatışmalarda üç Ermeni askerinin öldüğü Faruk köyünü ele geçirmekle itham etti. Bu suçlamayı reddeden Bakü ise söz konusu bölgenin uluslararası hukukça tanınan Azeri topraklarının bir parçası olduğunu belirtti.
Oysa henüz savaş başlamadan, 22 Şubat’ta Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Moskova’da Putin ile “Müttefik İşbirliği Belgesi” imzalamıştı.
ERIK PRINCE DE DEVREDE
Bu arada, Black Water ve sonra da Akademi isimli paralı asker şirketi sahibi Erik Prince’in de, 2020’de Ukrayna’ya 10 milyar dolarlık bir yatırım teklifiyle geldiğini biliyoruz.
TIME dergisi tarafından elde edilen Prince’in Haziran 2020 tarihli ayrıntılı planı, 10 milyar dolarlık yatırım gerektiren “dikey olarak entegre bir havacılık savunma konsorsiyumu” oluşturulması için bir “yol haritası” içeriyordu.
Zelenskiy’nin danışmanı Andrey Yermak ile görüşen Prince, Kiev yönetiminden savaş uçakları ve helikopterler için motor üreten fabrikalar (Motor Sich) da dahil olmak üzere, Ukrayna’nın askeri-sanayi kompleksinin büyük bir parçasını istemişti.
Ancak Biden yönetimi, belki de siyasi sebeplerden dolayı Prince’in Ukrayna’daki projelerine pek sıcak bakmamış.
TIME’a açıklama yapan bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ABD’nin Ukraynalı Motor Sich’in Çinli firmaya satışını engelleme çabalarını desteklediğini ancak Prince’e destek vermediğini söyledi.
ABD VİRÜS YAYAN DRON PATENTİ ALMIŞTI
Covid 19: Bir Virüsten Ötesi kitabımı okuyanlar bilecektir. Orada Gürcistan’daki Pentagon biyo savaş laboratuvarından ele geçirilen belgelerde bir de sivrisinek taşıyan dron patenti vardı.
İşte Kirillov son açıklamalarında buna değindi.
Rus Korgeneral, bir insansız hava aracından aerosol haline getirilmiş patojenleri dağıtacak bir mekanizma için bir ABD patentine (No. 8,967,029) atıfta bulundu.
ABD bu patentle ilgili 2018 tarihli bir Rus soruşturmasına verdiği yanıtta, bu patentin varlığını inkar etmedi, ancak Washington’un kimyasal ve biyolojik silahları yasaklayan anlaşmalar kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal etmediğini iddia etti.
Korgeneral Kirillov, ABD devlet kurumları – Savunma Tehditlerini Azaltma Ajansı (DTRA), Pentagon, Dışişleri Bakanlığı – ve Ukrayna Sağlık Bakanlığı ile Ukrayna içindeki belirli tesisler arasında imzalanan sözleşmeleri gösterdi.
Rus ordusuna göre Pentagon, sadece bir Ukrayna tesisinde, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Halk Sağlığı Merkezinde biyolojik araştırmalar için 30 milyon dolardan fazla harcadı.
DTRA yetkilisi Robert Pope programdaki “kilit figürlerden biri” ve “Kiev’de özellikle tehlikeli mikroorganizmaların merkezi bir deposunu oluşturma fikrinin sahibi” idi.
Pentagon’un Ukrayna’daki biyolojik projeleri, Ağustos 2020’de ayrılana kadar Kiev’deki DTRA ofisi başkanı Joanna Wintrol tarafından koordine edildi.
Wintroll, şarbon dahil Kırım-Kongo kanamalı ateşi ve leptospirosis gibi ölümcül patojenleri incelemek için UP-4, UP-6 ve UP-8 projelerini doğrudan denetledi.
Kirillov, ABD ajansının temas noktasının, ABD vatandaşı Ukrayna Sağlık Bakanı (2016-2019 arasında) Ulyana Suprun (ebeveynlerinin Nazi geçmişi de biliniyor) olduğunu, bu arada önemli bir arabulucunun ise Kiev ofisinin başındaki Lance Lippencott olan taşeron şirket Black & Veatch olduğunu belirtti.
Bir diğer Pentagon yüklenicisi Metabiota da projede rol aldı.
Kirillov, şu anki ABD Başkanı Joe Biden’in oğlu Hunter Biden’ın “Ukrayna topraklarında patojenlerle çalışmak için finansal bir fırsat yaratmada önemli bir rol oynadığını” söyledi ve kendisi ile Metabiota ve Black & Veatch yöneticileri arasındaki birkaç e-postaya işaret etti.
Özellikle, Metabiota Başkan Yardımcısı’nı “Hunter Biden’ın sırdaşı” olarak tanımladı.
Aralarında Newsweek ve Daily Mail gibi gazetelerin de olduğu Batı medyası da bu e-postaların gerçekliğini doğruladı.
UKRAYNA BİLE ENDİŞELENDİ
Kirillov’un gösterdiği bir başka belgeye göre, Kiev bile biyolojik laboratuvarlar konusunda endişeliydi.
Ukrayna Güvenlik Servisi’nin (SBU) Kherson departmanından Kiev’deki merkeze 2017’de gönderilen bir mektupta, DTRA ile Black & Veach’in “Ukrayna’daki mikrobiyolojik laboratuvarların işleyişi üzerinde kontrol sağlamak ve özellikle tehlikeli enfeksiyonların patojenleri üzerinde araştırma yapmak veya bunları oluşturmak veya yeni biyolojik silah türlerini modernize etmekle ilgilendiği” bildiriliyordu.
Ukrayna Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Merkezi’nden Haziran 2019 tarihli “gizli” ibareli bir belgede ise “deneklerin ölümü de dahil olmak üzere ciddi” olayların ABD biyoetik yetkililerine bildirilmesi” isteniyordu.
Oysa kamuya açık belgelerde yalnızca standart kan örnekleme çalışmalarının yapıldığı görünüyordu.
Rusya Nükleer, Biyolojik ve Kimyasal Koruma Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Igor Kirillov, “Resmi araştırma programının yalnızca ‘buzdağının görünen kısmı’ olduğunu düşünüyoruz, çünkü uygulamalarda gönüllülere Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi virüsü, hantavirüsler ve leptospirosisin etken maddeleri bulaştırıldı” diye konuştu.
Kirillov, ABD’nin “Ukrayna vatandaşlarına karşı küçümseyen bir tutum” sergileyerek, onları biyolojik ve tıbbi deneyler için kobay olarak kullandığını söyledi.
ABD uzun zamandır Ukrayna’daki Pentagon tarafından finanse edilen biyolaboratuvarlarla ilgili iddiaların “Rus dezenformasyonu” olduğunu iddia ediyordu.
Ancak Mart ayı başlarında, kendisi de Ukrayna kökenli bir Neocon olan ve Maydan Darbesi’nin mimarlarından olarak bilinen ABD Dışışleri Bakan Yardımcısı önemli bir itirafta bulundu.
Victoria Nuland, Senato huzurunda “Ukrayna’da Amerikan biyolojik araştırma laboratuvarlarının varlığını ve Washington’un Kiev ile birlikte ‘tehlikeli biyolojik araştırma’ malzemelerinin Rus kuvvetlerinin eline geçmemesini sağlamak için çalıştığını” açıklamıştı.
Kirillov’a göre, Ukrayna’da depolanan tüm patojenik biyomateryaller, Şubat 2022 başlarında “askeri nakliye uçaklarıyla Odessa üzerinden ABD’ye nakledildi”.
24 Şubat’ta Rus birlikleri Ukrayna’ya girerken, Kiev’deki sağlık bakanlığı elde kalan suşların yok edilmesi talimatını verdi.
Korgeneral İgor Kirillov, Rus müdahalesinin şarbon, tularemi, bruselloz, kolera, leptospiroz ve Afrika domuz nezlesi ile çalışan beş Ukrayna biyolaboratuvardaki faaliyetleri durdurduğunu da sözlerine ekledi.
Kirillov, 17 Mart’ta yaptığı açıklamada ise “Ukrayna’daki laboratuvarlar hastalıkların yarasalar yoluyla bulaştırılmasını öngören P-782 projesinin ana uygulayıcısıydı” iddiasında bulunmuştu.
Sanırım bu bilgiler ışığında herkesin “corona pandemisi” ile ilgili malumatlarını, yargılarını ve inanışlarını gözden geçirmesinde yarar var. Küreselleşme emperyalizmin yeni boyutudur. Küresel emperyalizm fabrikalarımıza, tarımımıza, limanlarımıza, kültürel değerlerimize el uzattığında bunun kötü bir şey olduğunu düşünüp sağlıkta küreselleşmeyi olumlu karşılamak acı bir çelişkidir. Hele bunu “bilime inanmak lazım” sloganına sığınarak savunmak tam bir fikir perişanlığıdır. Bilim de bilim adamları da kutsal değildir. Hatta bilim tarihi içinde pek çok günah barındırır. Asıl değerli olan BİLİMSEL DÜŞÜNCE metodudur. Güzel yazınız için teşekkürler.
Bu çalışmalar için denilebilecek tek insanlığa soykırımdır. Emperyalizm, faşizm açıklaması bile yetersiz kalır.
Keşke herkes okuyarak aydınlatsa, teşekkür ederim.
Ruslar çok kolpa sıkıyor
zamanında bizide işidçilikle suçlayıp işidle iş yapan Türk vatandaşlarını (bazıları hükğmetr yakın)
bunları bahane ederek kötü bir propagandaya maruz kalmıştık
Ürkütücü ve bir o kadar etkileyici, önemli bilgiler. Medyada arasanız bulamayacağınız türden.
bu mesele hiç konuşulmuyor basında. yazmaya devam edin lütfen
Ruslar Ukrayna’ya neden saldırıyor sorusunun asıl yanıtı. Olabildiğine bu konunun üstüne giderler umarım. Öte yandan bizim TSK’ye kimya-biyoloji kuvvetler komutanlığı açsalar keşke. Birinci Dünya Savaşı’ndaki gazların yerini aerosoller almış.