Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Ne NATO’ymuş arkadaş

Ne NATO’ymuş arkadaş

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Bu kez kısa yazacağım.

70 yıldır yemediğimiz kazık kalmadı.

6-7 Eylül 1955 tezgahıyla başladı hala devam ediyor.

Milli sanayimizi bitirdi, ülkeyi (sağcı-solcu-dinci-laik-Kürt-Türk-Alevi-Sünni diye) ikiye – üçe böldü.

1970’lerde bir Amerikancı küçük darbe ve sonrasında binlerce gencimizi NATO’nun kanlı tertiplerinde yitirdik. Taksim ve Maraş katliamları ise tam felakettir.

Üstüne bir de 1980’de büyük faşist darbe.

Önce diplomatlarımızı katleden Taşnak-ASALA, ardından 1984 itibarıyla Apocu-PKK terörüne destek veren ve 50 bine yakın insanımızın ölümünü seyreden NATO’dan söz ediyorum. Daha yeni 10 zırhlı yarı tank gönderdi Suriye’deki PKK’ya. Hatta orada 100 bin kişilik bir ordu kuruyor bize karşı.

12 Eylül ile birlikte gaza basılan Yeşil Kuşak projesiyle Türkiye’yi gericilerin insafına terk ettiren NATO.

Hani Türkiye, ayaklarının üstünde duramasın, düşünmesin, sormadan biat etsin diye başımıza örülen o çorabı anlatıyorum.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’i temellerinden kemiren, eğitimi, üretimi, düşünce ve bilimi sakatlayan Atlantik sisteminden bahsediyorum.

Köy Enstitülerini kapattıran, üniversiteleri liseye çeviren, milliyetçilik ve mukaddesatçılığı Amerikancılık olarak okuyan o zihniyetin adıdır NATO.

Parayı hainlere akıtır, yurtseverler ortada bırakılır.

Hatta vurulur veya hapse atılırlar.

Türkiye’de Atatürkçülerin, Kemalistlerin iktidarını önlemek için de elinden geleni ardına koymamıştır.

Onu da bırakın, çizgisinden saptı diye kendi getirdiği Tayyip Erdoğan’ı bile son gözde Gladyosu FETÖ darbesiyle indirmek istemiştir.

NATO, Ege ve Akdeniz’de başta Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi olmak üzere Türkiye düşmanlarına destek verdi.

Mavi Vatan savunucularını hapse attırmak için uğraştı ve hala uğraşıyor.

Şimdi de Karadeniz’i savaş denizi yapmak istiyor.

NATO, tüm üye ülkelerde millici, halkçı, solcu iktidarların yönetime gelmesini engellemek üzere kurgulanmıştır.

Mesela bizde önce CHP’yi ekarte etti, ardından CHP’nin içindeki o Kemalist damarı yok etti.

Uzattım evet yine.

Bu yazıyı niye yazdım ona geleyim.

Bugün geldiğimiz noktada sanki hiç bunlar yaşanmamış gibi Türk siyaseti yeniden soğuk savaşın başladığı şu günlerde yine NATO’nun ipine sarılıyor.

Sıradan gidelim…

İktidar cenahıyla başlayalım.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, NATO Savunma Bakanları toplantısı için bulunduğu Brüksel’den NATO’ya üyeliğimizin 70’inci yılına ilişkin bir demeç vermiş.

Demiş ki: “NATO başarılı bir savunma ittifakı. Biz de buranın tam üyesiyiz. Dolayısıyla burada haklarımız, sorumluluklarımız var. Hem haklarımızı sonuna kadar kullanmak hem de sorumluluklarımızı sonuna kadar yerine getirmek için elimizden gelen gayreti gösterdik, gösteriyoruz. NATO’ya 70 yıl boyunca gerçekten etkin, güçlü ve kesintisiz bir destek sağladık. Bunu da hâlen sürdürüyoruz. Önemli katkılarımız oldu. NATO yöneticileri de bunun farkında. NATO’nun değerlerini ve sorumluluklarını paylaştık, paylaşmaya devam ediyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri, NATO içinde ikinci büyük ordu. NATO’nun güvenliğinin tam merkezindeyiz. Üstlenmiş olduğumuz görev ve misyonları da gerçekten büyük bir başarıyla yerine getirdik. Türkiye NATO’ya en çok katkı veren ilk 5 ülke arasında. Bu, önemli bir şey. Bizim ortaya koyduğumuz ciddi bir fedakârlık, ciddi bir potansiyel var”

Kalın kısımları ben yaptım.

NATO başarılı bir savunma ittifakı değil, bir saldırı ittifakı. Ta Atlantik ötesinden eski kıtayı kontrol etmek üzere kurulmuştu. İdeolojik bir örgüttü. Yani kapitalizmin kaslı kol gücüydü. SSCB’nin çökmesiyle de ideolojik görevi bitmişti. Ama anlaşıldı ki jeopolitik bir örgütmüş de aynı zamanda. Amerika’nın dünya imparatorluğu amaçlarını yerine getirmek içinmiş. Ayrıca Türkiye 70 yıl NATO’ya hizmet ederken kendi öz jeopolitik ve ekonomik çıkarlarını feda etti. İkinci en büyük ordu olurken, 23 sentlik asker olarak da ucuz ve hesaplı asker arzında bulundu! Bunları yaparken de Ankara aklıyla değil, Washington kafasıyla düşündü ve hareket etti. Bunu, Türkiye’nin en büyük stratejisti diyebileceğim Amiral Cem Gürdeniz son yazısında çok güzel tane tane anlattı. Biz NATO’ya görevlerimizi yerine getirirken NATO bizi hep arkadan vurdu. En somut örneği Kıbrıs Barış Harekatı’dır.

Akar’dan sonra bu kez yeni Dışişleri Bakanı namzedi Cumhurbaşkanı danışmanı İbrahim Kalın önemli bir NATO mesajı verdi.

Kalın, (aynı zamanda eski genel koordinatörü de olduğu bir NATO think tank’i olan) SETA Brüksel ofisi tarafından düzenlenen, Türkiye’nin NATO üyeliğinin 70’inci yılı konulu toplantıya video konferans yöntemiyle katıldı.

Türkiye’nin NATO’nun mevcut güvenlik mimarisine somut biçimde katkıda bulunduğunu vurgulayan Kalın, Türkiye’yi vazgeçilmez bir ortak olarak tanımladı.

Kalın, NATO’yu överken el de yükseltti ve “NATO dünyanın gördüğü en başarılı ve en önemli askeri ittifak. Türkiye de NATO’da anahtar bir üyedir. Türkiye NATO’nun sağlam ve güçlü üyesi olmaya devam edecek” dedi.

Başarılı ittifakta anahtar üye olmak ve yola sağlam devam edecek olmak mesajları net. Yani bir anlamda, Türkiye Amerika’nın verdiği görevleri yapmaya devam edecek. Geçmişteki görevlere baktığımızda, gelecektekilerin de pek yararımıza olmayacağını görmek için kahin olmaya gerek yok. Hele de ABD’nin Karadeniz komşumuz Rusya ile arayı bozma “altın elması”na ulaşırsak değmeyin Sam Amca’nın keyfine.

Gelelim muhalefet cephesine.

Orada da pek fark yok.

Münih Güvenlik Konferansı’na davetli giden Ekrem İmamoğlu, orada Deutsche Welle’ye verdiği demeçte şunları söyledi: “Bazen popülist söylemlerle siyaseti kullanma yönünde çatışma dilini tercih edenler olsa da, genel anlayışta artık Türkiye’nin Avrupa’nın ya da NATO’nun vazgeçilmez bir parçası, bir erki olduğunu biz de biliyoruz. Türkiye’nin toplum bütünlüğü içerisinde Avrupa’ya, Batı’ya bakışı, çok büyük çoğunlukla desteği sürmekte.”

İfade bozuklukları bana ait değil.

Ancak bu söylemden çıkardığımız sonuç, Türkiye ve NATO ayrılmaz bir bütünmüş ve Türk halkındaki Batı aşkı da hala sürüyormuş!

Oysa ne Türk Milleti’nde, ne de Batı’da artık bir sevgi bağından, hatta herhangi bir bağdan söz edilemez. Anketler de bunu net ortaya koyuyor zaten.

Türkiye’nin Avrupa Birliği, Amerika, NATO ve hasılı tüm Batı dünyasından yediği kazıkları toplasanız buradan Arktik denizine yol olur.

İngilizcesi pek de ileri seviye olmayan İmamoğlu, Almanya’da bir de gidip Türk düşmanı Cem Özdemir ile poz verdi.

PKK ve Asala sevgisiyle ünlü Özdemir ile neden aynı kareye girdiğini bendeniz fakir hala çözebilmiş değil.

Yeni kabinede Tarım Bakanı olduğu için herhalde diyeceğim ama yine de kendisine oy kaybettirecek böyle bir görüntü vermek çok anlamsız.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da NATO’ya muhabbetlerini dile getirme fırsatını kaçırmadı.

Reuters’a demeç veren Kılıçdaroğlu, “Biz NATO’nun bir parçasıyız. Dolayısıyla kendimizi bu ittifakın dışında göremeyiz. Bu konuda taahhütlerimiz var. Biz NATO’yu sadece bir savunma aracı, kurumu olarak da görmüyoruz. NATO artık bugün 21. yüzyılda aynı zamanda demokrasinin de bir güvencesi. Rusya ile ilişkilerimizin iyi olmasını isteriz… Ama biz Batı ittifakının bir parçası olmak isteriz” diye konuştu.

Bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap şarkısı aklıma geldi bir an.

Kılıçdaroğlu S-400’leri de unutmamış.

Rusya’dan alınan S-400 uzun menzilli savunma sistemini Türkiye’nin kime karşı kullanacağını ilk günden beri sorduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Suriye mi, İran mı, Yunanistan mı? Kim için kullanacağız? Bu sorunun şu ana kadar cevabı alınmış değil” dedi.

Cevap veriyorum: C şıkkı Yunanistan. Yunanistan şu anda Türkiye’ye karşı Amerika ile birlikte bir saldırı hazırlığında. Şaka değil. Zaten kötü durumdaki Türkiye iyice tökezler tökezlemez atılacak palikarya. Yanında da Amerika var. 20-30 tane üs kurdu yeni.

Amerika’ya karşı da kullanılacak tabii icap ederse.

Kılıçdaroğlu, alınan S-400‘lerin depolarda beklediğini belirterek, doğru olanın NATO ile entegre bir sistem olduğunu söyledi.

Bu da doğru değil, çok merak ediyorsa Beyazıt Karataş’a sorabilir Kılıçdaroğlu.

S-400’ler gayet aktif durumda.

Hasılı kelam, Cumhur ve Millet İttifakları’ndaki son günlerde alevlenen bu NATO aşkı, gözlerimi yaşartıyor.

Yakın tarihimizde en az 3 darbe yaptıran NATO demokrasimizin de güvencesiymiş!

Yorumu siz değerli okurlarıma bırakıyorum!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 Yorum

  1. 21 Şubat 2022, 16:53

    Nato demokrasinin değil ancak kaosun ve sinsice işlenen cinayetlerin ‘güvencesi’. İktidarıyla muhalefetiyle her kesimden siyasinin Nato diye dingildemesi, Türk Milleti’ni temsil eden kimseciklerin kalmadığını bir kez daha kanıtladı. Nato’yla elbir olup milleti sindirme, memleketi paramparça etme yarışında bu ne canfeşanlık, bu ne fedailik?!

  2. Hala Yunanistan diyorsunuz ancak adamlar üstüne basa basa nato diyerek tarafını seçmiş. Yüzde yüz arkadan vuracaklar. Bence İran veya Suriye ile savaş bence daha çok BOP’a yakışır… Onu bir daha düşününüz!

  3. 21 Şubat 2022, 18:56

    Nerede ‘Türkiye Gemisi’? Herkes NATO/Amerikan gemisine gönüllü tayfa yazılmış! Üçüncü seçenek yok diye diye isimleri farklı olan mevcut ittifaklar birbirlerinin alternatifiymiş gibi değerlendirilip yaratılan gençliğin coşkusu söndürüldü, gözlerindeki ışıltı karartıldı. Tam da bugünlerde gerekli olan, yılların emeğiyle yeşertilen umutlar hoyratça, egoistçe çöpe atıldı. Ne uğruna?

  4. 21 Şubat 2022, 21:13

    NATO dedigimiz orgut direk SIYONIZM’in kolluk kuvvetidir. Varlik nedeni Amerika ve mureffeh Bati’nin cikarlarindan ziyade sadece Siyonim cikarlarini gutmektir. NATO semsiyesi altinda hem siyonist cikarlar gizlenmis oluyor hem de isgaller NATO semsiyesi altinda legalize edilmis oluyor. Petrol gecici bir yahudi zenginligidir dolayisiyla Irak hic bir zaman petrol icin isgal edilmedi. Iran’in Zagros daglari yahudilerin ana vatani ve ilk cikis yerleri olarak bilinir. Daha sonra BABIL ve en son Filistin, Kudus civari. Iran, Irak ve Suriye Jeopolitik olarak Israil’in ilgi alanindadir ve orta dogu da yasadiklarimiz Israil guvenligi ve merkezden disa toprak buyutme yerine disardan merkeze dogru bir genisleme/birlesme stratejisinin sonucudur. Iran koklu bir medeniyet ve bunu basaramadilar. Irak, Suriye ve Turkiye topraklarinda bunu kismen basarabildiler lakin Rusya, Cin ve BRICS faktoru Siyonizm kolluk gucu olan Nato’ya boyun egdirdi en son Suriye ic savasinda gordugumuz gibi. Buyuk Israil/Kurdistan, Siyonizm’in 100 yillik protokolleri geregi olmazsa olmazi ve vazgecemeyecegi bir projesidir. ISID gider 20 yil sonra baska bir vekalet savasi verecek kokten dinci piyonlari bulabilir bu cografyada. Orta Dogu ve Afganistan da BRICS’e karsi simdilik yenilen Siyonizm ve Nato, ocunu Kazakistan (basaramadi) ve Ukrayna uzerinden alma pesinde.

  5. 22 Şubat 2022, 01:15

    Sevgili Vodinalı, bu yazıyı size yakıştıramadım. gaste haber ve yorum derlemesi duymazdık pek sizden. Sevgiler.

  6. 23 Şubat 2022, 23:41

    sevgili vodinali, rusya’yi övmemişsiniz , hiç yakışmadı size. nato’ya niye girdik.. ruslar yüzünden değil mi. abd’nin ukrayna’daki rus işgalini istemesi de nato’yu zinde tutmak için değil mi.. tabii bu değil tek. rus işgali ile yalta’yi masaya getiriyorlar hâlâ anlamadınız mi. “3. dünya savaşı” gibi cafcaflı sözler, bunun perdelenmesi. abd’nin laciverti rusya’yi da farklı görmeyin. şimdilik saldırganlığının karşılığını sam amca’dan toprak olarak alsa da ileride belâlar eksik olmayacaktır rusların.. eşkiya dünyaya hükümdar olmaz.. değil mi.. putin ‘i ne sandınız, kahraman mi.. eşkiyanın teki.. abd gibi.. birbirlerine çalışıyorlar. natocular ve ruscular diye bölüyorlar dünyayı. sizde bal gibi inanıyorsunuz bunlara.
    selamlar.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!