Hüseyin Vodinalı yazdı…
Britanya İmparatorluğu’nun yakın bölge stratejisi, daima kıta Avrupası ile Rusya’yı savaştırmak veya bunun koşullarını yaratmak oldu.
Bunların en bilinenleri, Napolyon ve Hitler’in Rus seferleridir.
Kırım Savaşı başta olmak üzere Osmanlı ile Rusya’yı çarpıştırmak da İngilizler açısından çok karlı bir girişimdi.
Şimdi ABD aynı şeyi deniyor.
Ancak burada özne sanılanın aksine Ukrayna değil, Almanya.
Amerika ve İngiltere, Almanya ile Rusya’nın bağlantılarını kesmek istiyor.
Şimdiki CIA Başkanı William Burns bakın 2008’de ABD’nin Moskova Büyükelçisi iken merkeze gönderdiği kripto mesajında ne demiş: “Eğer Ukrayna NATO üyeliği yoluna girerse iç savaş çıkar, Rus yanlıları ayrılır, Rusya istemese de müdahale edebilir. Beklenmedik sonuçlar olabilir!”

Bu mesajı öğrenmemizde Julian Assange’a teşekkür edelim, bu belge de onbinlerce wikileaks belgelerinden biriydi çünkü.
ABD herşeyi bilerek yapmış yani!
Yani bugün gibi, 2014’teki Maydan Darbesi’nde de hedefleri Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ve Avrupa-Rusya bağlarının tamamıyla kesilmesiydi.
ABD, bugün Rusya’yı o kadar tahrik ediyor ve sonuç alamıyor ki, neredeyse kendisi işgal edecek Ukrayna’yı.
Bakınız Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ne diyor: “Batılı güçler, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmeye hazır olabileceğinden korkuyor, Moskova bunu defalarca reddetti”.
ABD’nin Ukrayna gibi bir derdi yok.
Zaten açıkça söylediler Rusya işgal ederse NATO devreye girmeyecek.
ABD’nin asıl derdi Almanya.
“Yüzyıllardır uğrunda savaşlar verdiğimiz -Birinci, İkinci Dünya Savaşları ve Soğuk Savaşlar- Amerika Birleşik Devletleri’nin temel meselesi Almanya ve Rusya arasındaki ilişkiydi, çünkü birleştiklerinde bizi tehdit edebilecek tek güç onlar. . Ve bunun olmamasını sağlamak için ne gerekiyorsa yapılmalıydı.”
Bu ifadeler eski Stratfor CEO’su ve Jeopolitik Uzmanı George Friedman’a ait.
Holokost’tan kurtulmuş Macar Yahudisi bir ailenin çocuğu olan Friedman ilginç tespitleriyle ünlü.
Friedman’a göre 2010 sonrası Amerikan liderliği için küresel güçlerin birbirleriyle sorunlarını diri tutmak gerekiyordu.
Yapılan işte tam olarak budur.
NORDSTREAM MESELESİ
Ukrayna krizinin aslında Ukrayna ile hiçbir ilgisi yok.
Olay, Almanya ve özellikle Almanya’yı Rusya’ya bağlayan Nord Stream 2 adlı boru hattıyla ilgili.
Washington, boru hattını Avrupa’daki önceliğine bir tehdit olarak görüyor ve projeyi her fırsatta sabote etmeye çalışıyor.
Birincisi için anlaşma yapıldığında (2000-2006 yılları arasında) 2008’de Gürcistan Savaşı’nı çıkarmıştı. Ona rağmen Baltık denizinden geçen boru hattı 2010’da başlanıp, 2012’de bitirildi.
Nord Stream 2 de tüm engellere karşın ilerlemeye devam etti ve Temmuz 2021 itibarıyla artık tamamen çalışır durumda.
Birincisi yıllık 55 milyar metreküp doğalgaz taşırken ikincisi onu ikiye katlayarak bu rakamı 110 milyara çıkarttı.
Yani iki hattın Avrupa’ya sağladığı miktar yılda 165 milyar metreküp.
Alman otoriteleri nihai sertifikayı verdikten sonra gaz teslimatları başlayacak.
Alman ev sahipleri ve işyerleri güvenilir bir temiz ve ucuz enerji kaynağına sahip olurken, Rusya gaz gelirlerinde önemli bir artış görecek.
Yani her iki taraf için de bir kazan-kazan durumu.
Bu arada Nord Stream sadece Almanya’ya değil pek çok Avrupa ülkesine de gaz sağlıyor.
ABD gelişmelerden memnun değil.
Almanya’nın Rus gazına daha fazla bağımlı olmasını istemiyorlar çünkü ticaret güven inşa ediyor ve güven ticaretin genişlemesine yol açıyor.
İlişkiler ısındıkça, ticaret engelleri kalkıyor, düzenlemeler gevşetiliyor, seyahat ve turizm artıyor ve yeni bir güvenlik mimarisi gelişiyor.
Almanya ve Rusya’nın dost ve ticaret ortağı olduğu bir dünyada ABD askeri üslerine, pahalı ABD yapımı silahlara ve füze sistemlerine ve elbette NATO’ya ihtiyaç yoktur.
ABD’nin (her türlü provokasyonu deneyerek) Rusya’yı Ukrayna’ya çağırmasındaki temel motivasyon işte budur.
KARARI ALMANYA VERECEK
Ünlü Amerikalı ekonomist Michael Hudson, “Amerika’nın Gerçek Düşmanları Avrupalı ve Diğer Müttefikleridir” başlıklı son makalesinde şunları yazdı:
“ABD’nin Avrupa’yı Rusya’dan gaz almaktan men etmesinin tek yolu, Rusya’yı askeri bir yanıt vermeye teşvik etmek ve ardından bu yanıtın intikamının ülkelerin ekonomik çıkarlarından daha ağır bastığını iddia etmektir. 2014 Ukrayna Maydan Darbesi’nin mimarı, Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Victoria Nuland, 27 Ocak 2021’deki dışişleri bakanlığı basın brifinginde şunları söylemişti: Rusya Ukrayna’yı şu ya da bu şekilde işgal ederse, Kuzey Akım 2 ilerlemeyecek.”
Son darbeyi bizzat Amerikan başkanı vurdu. Biden Alman Başbakan Olaf Scholz ile Beyaz Saray’daki basın toplantısında aynen şunları söyledi:
“Rusya işgal ederse… artık bir Kuzey Akım 2 olmayacak. Buna bir son vereceğiz.”
Alman şansölyesi, Biden’in bu ifadeleri karşısında şaşırmıştı.
Buna rağmen Scholz, Nord Stream’i iptal etmeyi asla kabul etmedi ve boru hattının adını bile anmadı.
Yine de ABD’nin Almanya’yı vassal/sömürge bir devlet olarak gördüğünün en incitici ve somut deliliydi bu sözler.
Görüyorsunuz işte çok açık ve net.
Biden ekibi, NordStream’i sabote etmek için “Rusya’yı askeri bir yanıta yönlendirmek” istiyor.
Bu, Putin’i Ukrayna’nın doğusundaki etnik Rusları savunmak için askerlerini sınırın ötesine göndermeye ikna etmek için tasarlanmış bir tür provokasyon anlamına geliyor.
Putin yemi yerse, dünyanın dört bir yanındaki liderler Putin’i “yeni Hitler” olarak kınayacak.
Özetle Washington’un stratejisi budur ve tüm prodüksiyon tek bir amaç göz önünde bulundurularak düzenlenmektedir; Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un NordStream’i son onay sürecinden geçirmesini siyasi olarak imkansız hale getirmek.
Bunun için Almanya’da yeni hükümetin gelmesini beklediler.
Merkel nispeten sağlam durdu ve Nordstream hatlarına ve Rusya ile ilişkilere dokundurtmadı.
Ancak yeni hükümette durum farklı.
Dışişleri Bakanlığı koltuğuna Yeşiller kontenjanından oturan Annalena Baerbrock, tam bir Amerikan kuklası.
Beaerbrock’a kalsa Nordstream’lerin ikisini de kapatacak ve halkını kış günü soğukta bırakacak!
Küresel kapitalizmin TÜSİAD’ı olan Dünya Ekonomik Forumu’nun WEF Young Global Leaders yetiştirmesi olan Baerbrock, Almanya’dan önce Amerikan çıkarlarını düşünmeye koşulluydu.
Tıpkı bizdeki bazıları gibi.
Almanya şu an çok ciddi bir ikilem içinde.
Sorunun nasıl çözüleceğine karar vermek Scholz’a kalmış.
Alman halkının çıkarlarına mı hizmet edecek yoksa Biden’ın kol bükmesine boyun mu eğecek?
Hareketli Avrasya koridorunda yeni ittifakları güçlendirecek taze bir rota mı çizecek, yoksa oyunu Washington’un çılgın jeopolitik hırslarından yana mı kullanacak?
Bir şey kesin; Almanya ne karar verirse versin hepimizi etkileyecek.
Çünkü olası bir savaş, tüm kıta Avrupası, Rusya, Türkiye ve tüm gelişmekte olan güneyi vuracak.
Savaşın tek faydası ise küresel liderliklerini böylelikle sürdürmek isteyen ABD ve İngiltere’ye olacak.
Son gelişmelere bakılırsa savaş olasılığı azalmış gibi görünüyor.
Ancak halen kritik bir zaman ve mekan aralığında bulunuyoruz.
Muhteşem bir yazı olmuş
Bu kadar mı kemiksiz,temiz yazılır?Teşekkür ederiz.Bildiğimiz ve bilmediğimiz her melanetin,her pisliğin,her insan kanı ve eti peşine düşmüş küresel çetenin arkasında berisinde altında neden devamlı bir yahudi fikrî mimar (fikr-i müdür) çıkar?Bu soruyu sormak anti-semitizm midir?
bizimkiler neden möntrö anlaşmasını hala açıklayarak beyan vermediklerini anlayamıyorum. Okonuda yazı yazar mısınız
Tebrikler…
ne oldu hüseyin bey, hani savaşa bir kalmıştı. böyle başlıklar vardı. ukrayna, rusya’nin esiri mi ki ab ye bile giremez rusya’dan habersiz. abd’nin amacını sokaktaki çocuk bile bilir. peki rusya masum mu.. ukrayna sınırına 150 bin askeri ruanda mı dikti.
Iyi bir analiz
Çok değerli bir yazı kaleme almışsınız teşekkürler. İlgiyle takip ediyoruz.