Hüseyin Vodinalı yazdı…
Yazıya bir fıkrayla başlayalım:
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Başkanlığın İzmir Bölge Müdürlüğü’nde NATO Uzmanlar Grubunun “NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik” başlıklı raporunun ele alındığı bir panel düzenlendi.
Fıkra bitti.
Başka bir fıkra daha…
Aynı toplantıda konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, ABD’nin teröre verdiği desteği kınarken, Türkiye’nin bu yılbaşında “NATO’nun mızrak ucu“ olarak da bilinen Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Gücü’nün (VJTF) komutasını devraldığını anımsattı.
Bu fıkra da bitti.
Bir de belgesel yayınımız var:
Gara’da PKK tarafından kaçırıldıktan sonra 6 yıldır rehin tutulan 13 devlet görevlimizin şehit edildiği PKK mağaralarını, ABD ordusundan Yüzbaşı Chuck Barnes komutasındaki 5 kişilik askeri mühendis ekibi inşa etti. Bu ekip, Kandil’de uzun süre görev yapan ve PKK’nın üst düzey yöneticileri Murat Karayılan ve Cemil Bayık ile yakın temas halinde olan Amerikan Özel Kuvvetlerden Albay Alan J. Miller’in emrinde çalıştı. Albay Miller, Irak’ın Kandil, Sincar, Gara bölgesinden Suriye’nin Haseke ve oradan Deyrezzor’a uzanan hattın nasıl kullanılması gerektiğini planlayan kişidir. (Gürbüz Evren – 13 Şehit ve ABD’nin Rolü /VeryansınTV)
Tuttuğumuz mızrağın ucu bize batıyor anlayacağınız.
Son duyduğum bir başka fıkrayı da aktarmadan edemeyeceğim:
Türkiye F-35 programında kalmak için Amerika Birleşik Devletleri’nde lobi şirketi tuttu. Savunma Sanayi Başkanlığı’na (SSB) bağlı SSTEK Savunma Sanayi Teknolojileri şirketi, Washington DC’nin en prestijli hukuk firmalarından biri olan Arnold & Porter’la 6 ay için 750 bin dolara anlaştı.
Bu fıkra da bu kadar.
F35’lerin bir halta yaramadığını artık tüm dünya biliyor.
Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş, bunu detaylarıyla binlerce kez anlattı. (Karataş Paşa’nın konuya ilişkin son twiti: 1. #F35 projesine geri dönmek veya paranızı kurtarmak için 750K dolar lobi hizmeti yetmez. 2. #F35 programına #Türkiye şimdi dönmek istese ve kabul edilse bile en erken 2025’de ilk uçağını alabilir. 3. #MMU #TF23 önceliğimiz devam etmelidir. 4. Aşırı sevinenlere duyurulur.)
Ama biz hala, Türkiye’nin hava savunması için elzem olan S-400 füze savunma sistemimizi nereye saklayacağımızı tartışıyoruz.
Aman efendi Biden kızmasın bizi yakar sonra ha!
Hiç mi düşünmüyorsun arkadaş, bu Amerika senin kendini savunman (SAVUNMA) için aldığın bu sistemden neden bu kadar rahatsız!
Neden basit bir öz savunma meselesini tüm ilişkilerin orta yerine bir şantaj malzemesi olarak koyuyor!
Çünkü stratejik düşman da ondan.
Adamlar senin toprakların üzerinde bir kukla devlet kurmak için uğraşıyor. Bunun için 1980’den beri yapmadıkları pislik kalmadı. Bu planlara karşı çıkanları yok ettiler. 1993 yılında peşi sıra en önemli gazetecimiz Uğur Mumcu’yu, en önemli komutanımız Eşref Bitlis’i alçakça suikastlarla şehit ettiler. PKK teröründe görevli-sivil onbinlerce vatandaşımızı yitirdik.
Hala ABD ile anlaşmanın peşinde AKP hükümeti.
Yahu adamlar gözüne rapor sokuyor, rapor.
ABD’nin en etkili ve yarı resmi düşünce kuruluşu Brookings Institute, son yayımladığı raporunda “Yeni bir hükümet seçilene kadar ABD Türkiye üzerindeki baskıyı sürdürmeli” diyor.
Rapor, “Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için Ankara’nın düşmanlarıyla işbirliğini geliştirmeyi” de öneriyor.
NATO konusunda da ‘kullan at’ yöntemi öneriliyor:
“NATO’nun yapısı işi zorlaştıracak olsa da, üye ülkeler Ankara’nın veto gücünü kötüye kullanmasını önleyecek mekanizmalar hakkında ciddi düşünmeye başlamalı.”
Öve öve bitiremediğimiz NATO’nun sahibi sözde müttefikimiz bize açıktan düşman.
Şizofrenik bir durum.
Katatonik bir vaziyet.
Son bir fıkra daha; NATO’da daimi temsilcilik görevi yapmış üç eski büyükelçimiz, (Üzümcü, İldem, Ceylan) “NATO’suz Türkiye” başlıklı bir rapor kaleme almış ve NATO’yu savunma görevlerini üstlenmişler. Rapordan bir kısmı alıntılıyorum:
“Gara’da tanık olunan insanlık dışı katliamın acısının ulusumuzca yüreklerde paylaşıldığı ülkemiz bakımından önemli bir husustur. Böylesine önemli dönüşümlerin vücûd bulacağı bir ortamda 70 yılı aşkın geçmişinde başarısını ve gücünü kanıtlamış bir İttifakın içinde bulunması Türkiye’nin çıkarınadır.”
Sesli güldüm.
Aslen siyasi bir (Amerikan) vesayet örgütü olan NATO bizim için hep baş belası oldu.
Soğuk savaşta SSCB’nin önüne yem diye atıldık.
Sinir sistemimizin içine girildi.
SüperNato işi Yeşil Kuşak ve Turancılık hareketleriyle güzelim Atatürk Cumhuriyeti’nin altı ve içi oyuldu.
Soğuk Savaş bitti, bu kez eski solculara çengel atıldı, bir sürü ikinci cumhuriyetçi liberal Batı eksenli sömürge aydınları türedi.
Albay Ralph Peters’in BOP haritası yine bir NATO toplantısında açıldı. Atatürk’ün resmi NATO tatbikatında hedef yapıldı. NATO, Türkiye’de Gladyo kod adıyla kanlı terör eylemleri yaptı. Asala, PKK ve Dinci terör örgütlerinin arkasında hep ABD ve NATO üyeleri vardı.
ABD Başkanı Biden, şimdi de İsrail üzerinden Körfez Arapları ile bize ve bölgemizdeki ülkelere düşman bir NATO Middle East (NATO ME) yani Ortadoğu NATO’su kurmanın peşinde.
Biden ekibi aynı zamanda Çin’e karşı da Japonya,Hindistan ve Avustralya ile birlikte bir NATO South Asia (NATO SA) yani Güney Asya NATO’su kurmak istiyor.
Sömürgeciliğin yeni adı bu pespaye NATO anlayacağımız.
ANAVATANDAN MAVİ VATAN’A
Bu fıkralar yeterince ikna edici değilse, size oturaklı bir kitap önerisinde bulunacağım.
Türkiye’nin nadide stratejistlerinden, Mavi Vatan kavramının isim babası E. Tümamiral Cem Gürdeniz’in “Anavatandan Mavi Vatan’a” isimli son kitabını okuyun. Özellikle de 315. sayfasında NATO’yu anlattığı, “Vatana ihanet demokratik hak mıdır?” başlıklı bölümü iyi okuyun:
“Misak-ı Milli; Kafkas Seddi’nin yıkılması; Sathı müdafaa doktrini; Ordulara Akdeniz direktifi; Dersim’in Tunceli yapılması; Boğazlar ve Hatay’ın geri alınması; Balkan Antantı; Sadabad Paktı; Mustafa Kemal’in jeopolitiğinin göz alıcı örnekleridir.
Türkiye’de bu genel kuralın dışına çıkıldığı dönemler olmadı mı?
Oldu.
Özellikle NATO üyeliği sonrası Atlantik emperyalizminin kontrol ve komutasında gelişen Türk Devlet aygıtı, zaman zaman çok ciddi hatalar yaptı.
Örnekler verelim:
Türk topraklarında nükleer Jüpiter füzelerinin yerleştirilmesi.
NATO deniz sorumluluk alanlarının dağıtımında sadece Karadeniz bölgesine razı olunması.
Silahsız statüde egemenliği Yunanistan’a devredilen adaların silahlandırılmasına kayıtsız kalınması.
1963 yılında yaşanan kanlı Noel olayına kadar Akdeniz ve Ege’nin öncelik almaması.
1980 sonrası üretim ekonomisinin terk edilerek neoliberal sisteme teslimiyet, aynı dönemde Evren hükümetinin Yunanistan’ın NATO’ya dönmesine karşılıksız izin vermesi.
Türkiye’nin Brzezinski doktrini paralelinde Yeşilkuşağa ve İslamizasyona terk edilmesi.
F tipi ABD destekli yapılanmaya pek çok hükümetin izin vermesi.
AB üyesi olmadan gümrük birliğine girilmesi.
Çekiç Güç’e izin verilmesi.
2002 sonrası Amerikan askerlerinin Türk topraklarında üs kurmalarına izin veren şubat tezkeresinin geçmesi.
ABD ve AB destekli FETÖ orkestrasyonunda kumpas davalar sürecine destek verilmesi.
Ege’de egemenliği anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklarda Türk egemenliğinin tesisi için gerekli devlet uygulamalarının hukuki ve diplomatik alanlarda hayata geçirilmemesi.
Güneydoğu’da açılım süreci.
KKTC’de Annan Planı’na destek.
Kürecik’te X Bant Radar üssü kurulması.
Libya’ya müdahale kararı; Suriye’de Esad’dan Esed’e dönüşüm politikası gibi jeopolitik sonuçlu hatalar, maalesef tarihimizin kara kaplısında kötü sicilli yerlerini aldılar.”
Bu kez gülmedim, ağladım.
Nokta…
9 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye
En büyük korkuları Suriye-Irak arası bağlantı bölgesi olan Sincar ve güneyine müdahalemiz idi, onu zaten akıl edemedik de, fiilen bunu imkansız hale getiriyorlar, Irak Merkezi Yönetimi ve Barzani kuvvetlerini buraya kaydırıyor, ABD zaten başından beri bu bölgeye üslenmişti, şimdi de NATO kuvvetlerini arttırıyorlar.
Uluslararası zemine ve kazanımlara bir an evvel kavuşmak için bu işi uzatmayacaklar bu sene ilan ederler. ABD PKK’ yı bu bölgede Irak Merkezi Yönetimi ve Barzani kuvvetleriyle yan yana getirmeden daha batıda kullanıyor.
Barzani 90 lı yıllardan beri PKK’ yı kendine rakip görüyor, öyle de zaten, biri feodal yapı diğeri sosyalist doktrin. O yüzden dışlıyor. O yüzden 90 larda PKK nın da Irak Kuzeyi seçimlere katılmasına onay vermediler.
IŞİD tehlikesi falan yok, kendilerine nerede bir bahane gerekliyse orada IŞİD peydahlanacak. Irak Kuzeyinde Barzani, güneyinde Şii yapılar egemen, IŞİD’ in yaşama şansı yok, suni teneffüsle IŞİD’ i ABD hayatta tutuyor.
Gara güneyi arazi meşhur bir bölge. Saddam gaz atınca zamanında bütün Kürtler bu bölgeye kaçıp saklanıyor. Gara güneyi arazi, çukur, elips şeklinde bir çöküntü. Sadece bir harita programı açıp topografik yapın bakın, neden bahsedildiğini anlayacaksınız, doğusunda Zap vadisine ve Kandil’e kadar uzanan vadilerle bağlantılı. Hemen güneyinde Irak meskunları var, batıda Dohuk ana yoluna yakın. Bir sürü mağara var, eskiden de vardı. Eskiden de buralara çok büyük operasyonlar yapıldı. Burada dengeler farklı, şöyle mesela, PKK kamplarını bombalandığında, ambülanslar Dohuk’taki hastaneye yaralı taşıyorlar. Ha keza alışveriş, aracıyla ana yolda Dohuk’a sanayiye araba tamirine giden bir PKK lı gruba kimse, dur sen kimsin nereye falan demiyor zaten. Kamuoyunda algılar farklı o yüzden yazıyorum bunları. Yani Barzani güçleri PKK ile hasım da, o kadar, herkes beraber bir konsensusta yaşıyor. Doğuya gidildikçe her meskun mahalde PKK varlığı artıyor.
ABD’ nin Kandilin dibinde merkezi var. Silinmediyse, Strava’nın haritasını açın Heat Maps’ten oralara zoomlayın, etrafında koşulan üssü göreceksiniz. Geri zekalılar koşup bir de Strava’ya yüklemişler, her şey kabak gibi meydanda. Üst düzey yöneticileri Kandil’den Suriye’ye ABD Skorsky’lerle taşıyor, hatta ‘hadi size bir kıyak geçelim’ şeklinde bir de bizim üs bölgelerinin üzerinden geçiyorlar, manzaralı şehir turu yani.
Bir seferde, gelişine yazıyorum, anlatım bozuklukları için özür, ABD bölgede Kürdistan’ı kurdu, sadece ilan etmek kaldı geriye. Ülkeyi böylesine kritik bir dönemde, gelişmeler esnasında aşırı hassas kırılgan bir ekonomi ile olayların dışında seyirci konumuna getirenler, dış politikada açmazlara sürükleyenler tek kelime ile suçludur, tarih önünde hesap verecekler.
Bence bu safha bitti, sonrasına odaklanmalı. Ne kurulursa kurulsun Türkiye ve İran’a bağımlı bu yapı, hele ki denize bağlantıları olmadığı sürece. Ne kadar zamanımız var, bunlar müteakiben iç dinamiklerin etkisine girecekler, bu nasıl kullanılabilir, biz kendi iç dinamiklerimizi nasıl kontrol altına almaya devam edebiliriz, İsrail ne zaman görünür adımlar atacak, Rusya ABD ile hangi temelde anlaştı bunlara odaklanmalı.
Saygılar.
ABD, S400 almamızı niçin istemiyor?
Kürdistan kurmak için Suriye ve Irak”ın hava sahasını Suriye ve Irak ordusuna yasakladığı gibi
yine Kürdistan kurmak için Türkiye’nin hava sahasını da Türk ordusuna yasaklaması gerekiyor.
S400ler var iken çok kayıp vereceği için bunu yapamaz..
Çok haklı yazar..Asya devletleri birleşmeli kendi natosunu kurmalı dünyaya barış getirmeli .asya çok güçlü aslında …zor olsada bu iş yapılmalı ..iyice su kaçırdılar artık..
Türk iç siyaseti, dış etkilerden arındırılmadıkça burnumuz b.k dan çıkmaz…
Kendimizi Waterloo Kırım ve II. Cihan savaşlarının galipleri arasında göremediğimiz müddetçe, o mızrak daha çoook batar. Şimdi gene birileri “biz Waterloo’da da mı savaştık” diyecek. Savaştık efendim savaştık. CEZZAR AHMET paşamızla savaştık. O devirde, uçan-kaleler daha icat olunmadığından, dünya savaşları taksit-taksit yapılıyordu. Cezzar Ahmet paşa da, o cihan savaşının, General PATTON’u idi. Adı bir sokağa bile verilmemiştir.
İlker2 nin ‘iş bitti” yorumuna Asla katılmıyorum, yıllar önce Tantan da öyle demişti, Adam devlet adamı bir bildiği vardır demiştik, ama çizgisi malum. Hiçbirşey bitmiş değil. Ama Yazarın “stratejik düşman” terimine aynen katılıyorum, daha sık ve daha yüksek sesle söylemeliyiz. Kocaman puntolarla manşetlerden haykırmalıyız
Sizi ilgiyle takip ediyorum.
‘PKK sosyalist doktrin’ diyorsunuz. Onun için olacak aşiret reisleriyle toprak ağaları HDP içinde cirit atıyor.
sevgili vodinali, atilla ilhan’nda dediği gibi “tüm kaleler zapt edilmedi” libya müdahalesini nasıl üzücü alana koymuşsunuz anlayamadım. libya, doğu akdeniz’deki sigortadır. sizde mi “ne işimiz var libya’da” diyen gaflet, delalet ve hatta hıyanet içindekilerle aynı hizadasınız. sanmam, bence siz yanlış yazmış olmalısınız. zira libya müdahalesi o saydığıniz yanlışlar içindeki tek doğru olanı. gerekirse orada bir savaşı bile göze alırız çünkü sevgili cem gurdeniz’in sağolsun fikir babası olduğu ve halkımızda bunu uyandırdığı mavi vatanımız için.. atilla ilhan’i çok severim,o bir şey biliyordu belki o satırlarda. bosnali bilge kral aliya izzetbegoviç’in çok sevdiğim bir sözü var. der ki “tabuta konmuş olsalar da, gömülmediği sürece tek umudumuz türklerdir”
bunlar bir cümle ile kitap kadar bilgi veren özlü sözlerdir. misal sevgili cem gurdeniz’de insanı beyninden vurmuşa çeviren çok güzel bir sözû yazmıştı atmaca füzesi için :”türkiye artık çanakkale’de atatürk’ün vermek zorunda kaldığı emri bir daha vermek zorunda kalmayacak”. sevgili dostum , tüm kaleler zapt edilmedi.. evet çok hatalar yaptık, kendi başvekilimizi bile bizim elimizle bize astırdilar. bunlar unutulmadı. 1938’den sonra milli eğitimi fulbright anlaşması ile amerika’ya devreden mandacılar bu ülkede hep var oldu. onların zihinleri işgal altında çünkü.. ancak sevgili atilla ilhan’nda dediği gibi tüm kaleler zapt edilmedi.. o kaleler halâ ayakta ve siz görünene değil, ardına bakın. bugün ipekyolu projesinin vazgeçilmez güzergahıyız. karabağ sorunu eski versiyondan yenisine evrildi. bu türk devlet aklının gücüdür. hazar denizi’nde iki türk devleti yıllar sonra anlaştı.
(halbuki 2000’lerin başında hazar deniz mi göl mü deyip tartışan kıyı ülkeleri içinde iran ve azerbaycan daha doğrusu iran’in sınıra yığınak yapıp gözdağı vermesine tepki olarak türk yıldızlarının bakü gösterisi ile ilk cevabımızı verdik. genelkurmay başkanını da göndererek sevgili başbakan ecevit’in selamı iletildi. “ırak’in kuveyt’e yaptığını, iran’in azerbaycan’a yapmasına türkiye müsaade etmez” işin özeti oldu o atışmada.
haydar aliyev’de “türkiye yanımızda korkacak bir şey yok” deyince sustu iran.)
türkmenistan ve azerbaycan anlaştı. bunları iyi okumak lazım. socar’in güney hattı da devreye giriyor.
bizi uyuttu sandılar, tabuta koydular en azından öyle sandılar. izzetbegoviç ‘de bunu görüp o sözü söyledi ancak tabuttaki türklerden hâlâ umudu vardı.. işte o ölü taklidi yapan türk devlet aklı ayağa kalktı. bunu 10 sene önce bile görmüş ve söylemiş olan cia ortadoğu şefi , kızının göbek adını ankara koyacak kadar türkiye’nin önemini bilen graham fuller’i de koy bir kenara. onlar istediği gibi raporlar düzenlesin, birileri f35 desin, o işler bitti.. yakında ortalık karışacak.. great resetcileri de bazı sürprizler bekliyor.. tüm kaleler zapt edilmedi..
selâmlar.