Mustafa Önsel
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Askeri Şûra’daki bu tasfiyelerle kime öpücük gönderiliyor?

Askeri Şûra’daki bu tasfiyelerle kime öpücük gönderiliyor?

featured

Yeni Şûranın Yapısı-6

Bu büyük tasfiyenin kamuoyunun gözünden kaçırılması gerekiyordu. Zaten bu tasfiyeyi ince ince planlayan, bu büyük tasfiyeyi örtmek için olası birkaç yıl sonra emekli edeceği isimli davalardan yargılanan birkaç ismi terfi ettirmişti. Amaç kepçe ile yok ettiğini kaşıkla vererek örtmekti.

Sanırım ilk tepkiyi, sevgili Barış Terkoğlu’nun telefonda şûra ile ilgili sorusu üzerine ben vermiştim. Özetle şûrayı yapanlara “Bu tasfiye ile kime öpücük gönderiyorsunuz” demiştim.

Zaten kısa bir süre sonra ABD’li askerler, güya Suriye’nin kuzeydoğusunda 5 km.lik derinliğinde bir koridorda, birlikte kontrol sağlamak için oluşturulan ortak harekât merkezinde görev yapmak üzere Şanlıurfa’ya giriş yaptılar.

Tasfiyelerin temelinde ABD ile geliştirilen yeni durumun etkisi ne kadardır bilemem. Varsa vahim ötesidir. Bunu ifade etmemin en önemli sebebi Suriye’de kim mücadele ettiyse şûrada emekli edilmesidir.

Devam edelim…

Söz konusu tasfiye; Balyoz, Poyrazköy ve Askeri Casusluk kumpasları marifetiyle yapılan tasfiyelerden sonraki en büyük tasfiyedir. Ve ne yazık ki kamuoyu konuya alabildiğine ilgisiz kalmıştır.

Muhalefet partileri umursamamış, basın üzerinde durmamıştır. Haklarını yemeyelim, TELE 1 Tv’den Merdan Yanardağ ve Odatv işin üzerine gitti. Bunun dışında yazı kaleme alınırken, takip edebildiğim kadarıyla youtube kanalı Veryansın Tv’de benim yaptığım program, emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz’un çeşitli platformlarda yaptığı açıklamalar ile Ali Türkşen’in birkaç twitinden başka tepki göstereni de görmedim. Gözümden kaçan olabilir!

Maalesef bu vahim tasfiye, kamuoyunun gözü önünde, göz göre göre yapılmıştı.

Ancak bu şûranın planlayıcıları yaptıkları tasfiyenin ne kadar vahim olduğunu biliyorlardı ki bizim verdiğimiz kısıtlı tepkiyi bile örtmek için çeşitli mahfilleri harekete geçirdiler.

Kamuoyunun dikkatini dağıtmak, kafasını karıştırmak, söylediklerimizi boşa çıkarmak için bir kısım sözde gazeteci yazı yazdı. Bir kısmı, sosyal medyada şûranın ne kadar başarılı geçtiğini ifade etti. Bunların çoğunluğu iktidar yanlısıydı. Ama içinde muhalif geçinenler de vardı. İktidar yanlıları içinde seversiniz sevmezsiniz ama şûraya en azından birkaç isim üzerinden tek tepki gösteren Mehmet Metiner oldu.

Muhalif geçinenler de dedim değil mi?

Onlardan biri Yeniçağ gazetesinden Ahmet Takan’dı. Bizim kısıtlı açıklamalarımıza bile tahammül edemeyen mahfilleri koruma adına, bizim açıklamalarımıza karşı kabul edilemez bir yazı kaleme aldı. (Söz konusu yazısından kısa bir süre sonra Ahmet Takan’ın Yeniçağ’daki yazılarına son verildi.)

Geçmişinde Abdullah Gül’ün danışmanlığını yapmışlığı bulunan söz konusu gazetecinin neyin nesi neyin fesi olduğu ile ilgili çok ayrıntıya girmeyeceğim. Ne olduğunu çok iyi biliyoruz.

Ben, bu tasfiyeyi örtmek için kaleme aldığı bu yazıya değineceğim. Öylesine bölücü, TSK’ya nifak sokucu, iftira dolu ve mesnetsiz bir yazı ki.

Durup dururken yazılmış bir yazı değil tabi. Birileri “yaz!” demiş belli ki. Aslında yazıyı yazdıranın kim olduğunu yazısında açık etmiş de! Neyse!

Bakın bizim açıklamalarımızın hemen ertesinde, yani 3 Ağustos’ta ne diyor Ahmet Takan;

“Şipşak YAŞ’ın kararları önceki gün açıklanır açıklanmaz bazı çevreler, 1 dakika bile kaybetmeden kendilerine göre mevzilendikleri cepheden yaylım ateşine başladılar. TSK’nın yapısının bulamaca çevrildiği bir dönemde ellerinde nasıl bir ölçü varsa yaftaları yapıştırıp veryansın ettiler! Mensup oldukları, hayatları boyunca borçlarının bitmeyeceği TSK’nın geleceğini düşünmeden (…) Tek düşüncem ve tasam, Türk Milletinin temel direği TSK’nın varlığı…”

Vay Takan vay! Maçası yeseydi de o 1 dakika geçmeden yaftalayan TSK mensubu/mensupları kimlermiş açıklasaydı. Dedikodu böyle yazılır tabi. En iyi yaptığı iş bu olunca.

Geçmişine, dedikodu haberlerini aldığı kaynaklara, oturup kalktıklarına ve hakkında söylenenlere, dedikodu olmasın diye girmeyeceğim. Ancak en az bu şûra kadar vahim yazısını irdeleyeceğim.

Ne demiş, “1 dakika bile kaybetmeden…” Bu konuda en net açıklamayı ve ayrıntılısını sanırım ben yaptım. O da bir gün sonra. Çünkü ben 30 yılı TSK’da geçmiş, 4 yıl cezaevinde diğer kuvvetlerden onlarca kişi tanımış emekli bir subayım. Bu anlamda terfide ismi geçenlerin büyük kısmını bizzat tanıyorum. Tanımadıklarımı da tanıyanlara soruyorum. Yani beni bir dedikodu yazan gazeteciyle kimse kıyaslamasın… İsimleri görmem yeterli.

Anlamadığım, benim şûradan bir gün sonra Veryansıntv’de yaptığım programa, bu işin içinde olmayan bir dedikodu yazarı, sadece saatler sonra nasıl cevap verebilir?

Ölçüden ve yaftalamadan bahsetmiş! Gafil! Söylediklerimizde kimi yaftalamak var? Bir örnek ver! Yok!

Söylediklerimizin tek ölçüsü de terfide ismi geçenleri yakinen tanımam, başarılarına tanık olmam!

Peki, Takan’ın açıklamadan bir gün, şûradan ise iki gün gibi kısa sürede yaptığı yaftalamalarına ne demeli?

Bakın ne diyor birkaç paragraf sonra Takan, “Alınan kararların olumlu yanı: Kestirmeden… TSK içinde “Perinçekçiler” denilen yapının bir bölümü tasfiye edildi. Savunma Bakanı Hulusi Akar, iktidar destekçisi olmasına rağmen bu yapıyı biçti. Eleştirilerimiz saklı kalmak şartıyla kendisi büyük bir tebriki hak etti!

Şimdi bu satırlar üzerine çıkarları alt üst olan bazı isimler beni de FETÖ’cülükle suçlayacaklar (…) Onlar bir zamanlar, kendi gelecekleri için tam siper saklanırken bizler bu hain yapılanmayla her türlü tehdide rağmen mücadele ediyorduk!”

Burada üzerinde durulacak ilk nokta yine Hulusi Akar güzellemesidir. Ne kadar benziyor değil mi 2017 yılında Nuri Elibol’un yazısına. Orada da “ulusalcılar” yaftalaması ve Hulusi Bey’e güzelleme vardı. Nasıl yorumlayalım bunu?

Hele “Birileri tam siper yaparken bizler bu hain yapıyla mücadele ediyorduk” demesi yok mu? Şimdilik bazı şeyleri açmayacağım. Ama en çok buna güldüm. Çok yapmacık! Ayrıca şu tam siper yapanları da yazsa da öğrensek!

Neyse…

Takan efendi, Şûradan sadece bir gün sonra kaleme aldığı yazıda “Perinçekçi yapı tasfiye edildi” derken hangi ölçüyü kullanmıştır? Asker değil, nereden biliyor bunları, nasıl tespit etti? “Kuşlarının” bir kısmı cezaevinde. Ama sanırım “birileri” üflemiş kulağına.

Eh, şimdi soracağız, bu yaftalamayla emekli edilen bütün subayları töhmet altında bıraktı! O zaman tasfiye edilen Perinçekçileri açıklayacak! Hele de “bir kısmı” demiş ya, demek bir kısmı da daha sistemde, görevde. Ne kadar tehlikeli! Onları da açıklamak zorunda!

Türk Ordusunun içerisinde, devlet hiyerarşisinden başka bir hiyerarşik yapı varsa, kimliği ne olursa olsun ortaya çıkarılmalı. Takan efendi, çok düşünüyormuş ya TSK’yı. O zaman açıklayacak geride kalanları. Ancak bu söylem, Fetullahçı çetenin iftiralarıyla, kirletmeleriyle çok uyumlu bir söylem. Sakın onların çok iyi yaptığı fişleme listeleri Takan’ın eline tutuşturulmuş olmasın!

“Ordudaki Perinçekçiler” yalanı yıllardır kendi yapılanmalarını örtmek için Fetullahçı çetenin propagandası. Bu iftirada daha çok da isimli davalardan yargılanan ve sistemde kalan subaylar kastediliyor. Zaman zaman köşesinde farklı biçimde kumpas davalarda yargılanan subayları hedef aldığını gördüğümüz Takan’ın da bu çetenin dilini kullanmasını nasıl okuyalım?

Zaten bunu bildiği için olsa gerek, ön almak maksatlı, “Beni de FETÖ’cülükle suçlayacaklar” demiş!

Ne yaptığını çok iyi biliyor. Elinde, kulağına üfürülen iftiralardan başka bir şey olmadığını, bunun altında kalacağını bildiğinden, güya ön alıyor. Ah canım benim!

Ama benim sosyal medya üzerinden tepkim üzerine elinde bir belge olmadığı için FETÖ’cülerin iftiralarını paylaştığını gördüm. Yazık! Milliyetçi olduğunu ifade edip FETÖ’nün mevziisinden gerçek vatanseverlere ateş etmek budur işte! Fazla lafa gerek yok!

***

Turan Felek isimli FETÖ sosyal medya hesabı, muhtemel Takan’ın eline koz olsun diye, 19 Haziran 2014 yılında Balyoz sanıklarının tahliyeleri sırasında Maltepe Askeri Cezaevi önünde çekilmiş, çok defa medyaya yansımış görüntüleri twitterda yayınladı. Görüntülerde ne var diyeceksiniz! Çok kişi görmüştür de yine de bilmeyenler için anlatayım.

Yukarıda belirttiğim tarihte ben de aynı şekilde Mamak Askeri Cezaevinden çıkmıştım. Halk, yakınlarımız, arkadaşlarımızın yanı sıra CHP’lisi, MHP’lisi, VP’lisi, HKP’lisiyle cezaevlerinin önüne yığılmıştı. Bu kapsamda İstanbul’da Maltepe Askeri Cezaevinden çıkan biri havacı, dördü denizci balyoz sanığı, mesaj olsun diye üniformalarını giyip çıkmışlardı. Cezaevinin önüne karşılamaya gelenlerden biri de Doğu Perinçek’ti.

Sadece o mu? Söz konusu cezaevinden üniformasıyla çıkanlardan biri olan devre arkadaşım Hava Kurmay Albay İsmet Çıngı’nın ifadesine göre; CHP’liler, MHP’liler, BBP’liler hatta mahallesinden AKP’li olduğunu bildiği arkadaşları dahi ordaymış. Söylediğine göre İstanbul’da Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmış kişiler de karşılamadaymış. Devrimci, ülkücü, muhafazakâr herkes, emperyalizme satılmamış askerlerini karşılamaya gelmiş, ne var bunda?

Yazar Yılmaz Özdil, Kırmızıkedi Yayınevi sahibi Haluk Hepkon da karşılamaya gelen tanınmış simalardan.

Bu arada hemen belirteyim ki İsmet Çıngı’nın ifadesine göre, oradaki çıkışta devamlı çalan bir parça vardır: “Taşlar bağlı, köpekler serbest.” Seslendiren ise ülkücü camiada iyi bilinen bir sanatçı olan Arif Nazım. Ne diyeceksin şimdi Takan Efendi? Turan Felek denen emperyalizmin piyonuna sor istersen!

Maltepe Askeri Cezaevinin önünden Çıngı’nın albümünden iki fotoyu da buraya koyalım.

 w=
Havacı İsmet Çıngı, denizci subaylar ve Yılmaz Özdil
 w=
FETÖ’nün Perinçekçi(!) dediği subaylar Maltepe As. Cezaevinden çıkarken

Ee Perinçek de benzer bir davadan yani Ergenekon’dan 6 yıl cezaevinde yatmış ve çıkmış biri olarak, oraya gidip çıkanları kutluyor. Seversiniz sevmezsiniz, fikirlerine katılır ya da katılmazsınız ama Perinçek, legal bir partinin genel başkanı. Gizli örgüt üyesi değil!

Burada cezaevinden çıkışta karşılanan insanları, karşılayanın kimliği üzerinden yaftalamak nasıl bir kafanın ürünüdür? Birbirine zıt fikirleri olan onca adam orada toplanmış, hangi siyasi kimliğe göre yaftalayabilirsiniz bu insanları. Fetullahçı çete mensubuysanız, farklı görüşten bu kadar insan yana yana gelmişse de durum değişmez, yaftanız hazırdır: “Ergenekoncu, ulusalcı, Perinçekci!”

Çünkü ahlakınızı, beyniniz gibi ışık evi dediğiniz karanlık yuvalarda bırakmışsınızdır.

Hangi gizli örgüt, kamuoyunda önünde böylesine kendini açık eder? Takan, okuyucusunun da aklıyla dalga geçiyor. FETÖ hesaplarının çok tesirinde kalmış. Ama en bilinçli okuyucu kitlelerinden biridir Yeniçağ gazetesi okuru. Takan’ın notunu verecektir.

Bir de şeyi sorayım, biz cezaevinden çıkarken Takan, en azından gazeteci refleksiyle neden gelmedi?

Neyse, biliriz onun Aksiyon dergisine verdiği röportajları. Hem de Şubat 2016’da, her şey ayan beyan ortadayken.

Gelelim o paylaşımlardan birine.

 w=
(Turan Felek sahte bir kullanıcı ismidir. En azgın FETÖ hesaplarından biridir. Bu paylaşım da yukarıda açıkladığım Maltepe Askeri Cezaevi önündeki görüntüleri içermektedir)

Demek ki Takan’ın iddiaları FETÖ’cülerin iddialarına dayanıyormuş. Tek kanıtı da bu! Utanılası bir durum!

Takan denilen kişiye son olarak diyeceğimiz şudur, bildiklerini savcıya anlat! TSK’da şu ya da bu hangi yapı varsa ortaya çıksın! Yoksa müfterisin!

TSK’yı ve ülkeyi ne kadar sevdiğini(!) yakinen bilirim. Tanıklı, ispatlı! Ancak şimdilik bu kadar yazayım.

Garabete bakın ki şûra sonuçlarından Sayın Perinçek ve partisi de bir hayli memnun.

Takan, “Perinçekçiler tasfiye edildi” diye seviniyor, FETÖ’nün sosyal medyadaki hesapları zil takmış oynuyor, Vatan Partililer her şey çok güzel diyorlar. Akit’in Atatürk düşmanı bir yazarı yine bize göndermede bulunarak şûrayı göklere çıkartıyor.

Bülent Orakoğlu isimli eski polis şefi de iktidar yanlısı bir medya organında Takan’ın yazısını, atıfta bulunarak desteklemiş! Ve bu yazıya ciddi bir karşı çıkışın olmadığını ifade etmiş. Yazısının başlığı da “Milletimizle ordumuzun arasına kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz!” şeklinde. Ah ah diyeyim. Şu başlığa bakınca ordusunu ne kadar seviyor dersiniz değil mi? Ama bu malum kişi, yıllar önce TSK’ya Kadir Sarumsak isimli ajanı sızdıran adamdır.

 w=
Bülent Orakoğlu’nun TSK içine ajan yerleştirme olayının ortaya çıkmasından sonra gazetelerde çıkan manşetlerden biri

Bu arada Al Monitor’den Amberin Zaman isimli gazeteci PKK/YPG’li bir yetkiliyle görüşmüş. Bu sözde yetkili, son şûradan bahsederek, “Suriye’de YPG’ye karşı ve Doğu Akdeniz’de savaş isteyen komutanların emekli edildiğini” söyleyerek memnuniyetini ifade etmiş![1]

Yani şûradan YPG/PKK da çok memnun.

Bundan sonrasını yorumlamaya gerek var mı?

Gelinen durum bir cinnet halidir! Akıl tutulmasıdır!

Bu arada diğer muhalefet partilerine bakın, TSK’daki böylesi büyük tasfiyeyle ilgili güçlü bir çıkışları var mı? Hiç umurlarında değil!

Onun için diyorum ki iktidarı, muhalefeti bize demokrasi tiyatrosu izletiyorlar. Onun için ben topuna muhalifim.

Ne demiş Takan Efendi, “mevzilendikleri cepheden…!”

Evet, o mevzi; bu ülkeyi düşünmeyen iktidarına da; umarsız muhalefetine de; çıkarından başka bir şey düşünmeyen yazarına da, çizerine de; bölücüsüne de, FETÖ’cüsüne de; etnikçisine de; mezhepçisine de; ihanet içindeki bütün kesimlerine de veryansın eden, çıkarsız biçimde bir araya gelmiş ve korkuyu yenmiş bir avuç vatanseverin mevziisidir…

[1] Odatv, FETÖ memnun oldu. PKK, YAŞ kararları hakkında ne düşünüyor? 16 Ağustos 2019. (Amberin Zaman’ın yazısından alınma)

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. 29 Eylül 2019, 18:25

    Türk Ordusu’nun Amerika tarafından tasfiyesi devam ediyor. Maske değişse de maskenin ardındaki kafa aynı.

  2. Hadi sağ cenah yaş kararlarını destekliyor diyelim Peki Perincek neden Perinçekciler’in tasfiyesini desteklesin,
    Yok Eğer bu subaylar Vatanseverse Perinçek neden Vatansever subayların tasviyesini destekliyor..
    Yoksa kaz mi gelecek de tavukları feda ediyor
    Düşünun bi tarafsız olarak????

  3. İyide sayın Önsel , Takan artık Yeniçağ da yazmıyor!

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!