Mustafa Özgür Sancar yazdı…
Venezuela depremden sonra yercil bir cehennem yaşamaya başladı. Sanki, insan imgelemindeki cehennem bu orta Amerika ülkesinde somutlaştı, gözle görülür hâle geldi. Resmî makamlar enkaz altında kalan yüzlerce kişi olduğunu bildiriyor, sivil kurtarma veri tabanlarında kayıp listesindeki kişi sayısının 40 bin ila 50 bin arasında olduğu tespit edildi.
Yaralananların sayısı 4.300‘ü aşmış durumda. Hastaneler bütünüyle dolu; tıbbi malzeme konusunda sorunlar var.
Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’in OHAL kararıyla birlikte tüm iç ve dış uçuşlar askıya alındı ki bu durum şaşırtıcı değil; hattâ bir zaruret. Venezuela deprem acısının yanı sıra ulusal güvenlik sorunu yaşıyor.
ABD ve ULUSAL GÜVENLİK SORUNU
Başkent Karakas’taki Simon Bolivar Uluslararası Havalimanı, tavanlarının çökmesi ve ağır hasar görmesi nedeniyle kapatılmıştı.
Havayollarının kapandı, yakınlarını hayatından endişe edenler depremin en çok etkilediği noktalara doğru hareket edince kara yollarında kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Ayrıca benzin istasyonlarında büyük bir yoğunluk yaşanıyor. Bölgedeki elektrik kesintileri altyapı çalışmalarını aksatıyor.
Başkent Karakas’ın kuzeyindeki La Guaira eyaleti depremden en ağır darbeyi alan bölge oldu. Sadece bu bölgede aralarında 10 katlı bir otelin de bulunduğu en az 250 bina tamamen yıkıldı. Bugüne kadar bölgede en az 30 büyük artçı sarsıntı kaydedildi.
Venezuela hükümeti ve halkı Türkiye’den gelen yardım ekibini mutlulukla karşılarken, ABD’nin arama-kurtarma ekipleri sevk ediyor olması ve 150 milyon dolarlık yardım taahhüdüne mesafeli bakıyor.
İspanya, Meksika, Şili, Kolombiya, Katar ve İran gibi çok sayıda ülkenin bölgeye uzman ekip ve tıbbi kaynak göndermesi ise Venezuelalar için bir sevinç vesilesi oldu.
VENEZUELA’NIN ÖZGÜCÜ VE KÜBA
En önemlisi ise insanlık dışı ambargo ve işgal tehdidi altında olan, ayrıca sosyalizmden vazgeçiyorlar yalanlarına maruz kalan Küba hem tıbbi yardım hem de arama kurtarma ekiplerini seferber etmiş durumunda. Karayiplerin onurlu adası Küba, yıllardır Venezuela’ya en çok doktor ihraç eden ülke olarak ön plana çıkıyor.
Venezuela yıllardır süren ambargo ve ABD saldırıları nedeniyle sağlık sisteminin ve kurtarma ekipmanlarının (Protección Civil) bu denli büyük bir çifte depreme tek başına direnmesi imkânsız; ancak halkçı ekonomiden vazgeçmeyen Chavist hükümet, kapitalist sistemlerin aksine “önceliğin mülk veya maddi hasar değil, tamamen insan hayatı olduğu” vurguluyor. Tam bu noktada Ordu (FANB) ve halkın dayanışma içerisinde olması zorlukların aşılmasında ülkenin özgücünü oluşturuyor.
ANTİ-EMPERYALİST ENTERNASYONALİST DAYANIŞMA
Venezuela hiç şüphe yok ki özgücünün dışında doğru uluslararası yardımlara ihtiyaç duyuyor. Küba’dan gelen sağlık tugaylarının ve müttefik ülkelerin (Meksika, Kolombiya, Türkiye, İran vb.) yardımları, Batı’nın siyasi baskılarına karşı, Bolivar’ın ülkesi için küresel bir halk dayanışması oluşturuyor.