Mustafa Özgür Sancar
Mustafa Özgür Sancar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Trump’ın bayağı seçim hilesi… Kolombiya ve Küba tek ses: No Pasaran (Geçemezler)

Trump’ın bayağı seçim hilesi… Kolombiya ve Küba tek ses: No Pasaran (Geçemezler)

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

ABD’nin muhaliflerini yok etme operasyonu Latin Amerika ülkeleri üzerinden devam ediyor.

Trump yönetimi, Haziran ayı başlangıcı itibariyle, Küba’ya yönelik insanlık dışı ambargonun kapsamını genişletme kararı aldı.

ABD Hazine Bakanlığı ve Donald Trump yönetimi, ada ülkesinin liderlik kadrosunu ve kritik ekonomik mekanizmalarını doğrudan hedef alıyor.

Kapsamına bakıldığına, bu ablukanın gayri-meşru ve açık bir müdahale teşebbüsü olduğu net biçimde gözüküyor:

1- SİYASÎ ve KURUMSAL YAPTIRIMLAR

Küba devlet başkanı Miguel Díaz-Canel ve eşi ve yakın aile üyeleriyle birlikte doğrudan yaptırım listesine alındı.

Eski lider Raúl Castro’nun oğlu Alejandro Castro Espín ve torunu yaptırımlara dahil edildi.

Küba Savunma Bakanlığı, yani Ülkenin Devrimci Silahlı Kuvvetler Bakanlığı yaptırım listesine eklendi

Stratejik Kurumlar olan Küba ve Devrimi Savunma Komiteleri ile özel turizmi denetleyen Amistur enstitüsü kara listeye alındı.

2- FİNANSAL VE EKONOMİK DARBELER

Uluslararası Ödeme Kartları üzerinden uluslararası ödeme krizi çıkarmaya yelteniyorlar. Küba Merkez Bankası, ABD yaptırımları nedeniyle 6 Haziran 2026 itibarıyla ülkede Visa ve Mastercard ile hiçbir işlemin yapılamayacağını duyurmuştu

Bir anlamda -finansal tecrit- uygulanıyor: Karar sonucunda Küba, uluslararası kartlar üzerinden mal ve hizmet ticareti geliri elde etme imkânını büyük ölçüde kaybetti; fakat onurlu direnişini sürdüren çareler üretti.

Alternatif Sistemler: Ada genelinde döviz işlemleri için yalnızca nakit, ulusal ön ödemeli kartlar (Clasica/Tropica) ile Rus menşeli Mir ve Çin menşeli UnionPay kartları kullanılıyor.

3- ENERJİ, TURİZM VE LOJİSTİK KRİZLERİ, PETROL ABLUKASI

Trump yönetiminin Küba’ya petrol sağlayan üçüncü ülkelere gümrük vergisi ve ticari yaptırım tehdidi, ada genelinde ham petrol ve benzin stoklarının önemli ölçüde tükenmesine neden oldu.

⁠Politico raporlarına göre, Fransız lojistik firması CMA CGM ve Alman Hapag-Lloyd, yaptırım tehditleri nedeniyle Küba operasyonlarını süresiz olarak durdurdu. İspanya’da Sánchez hükümetinin karşı olmasına rağmen, İspanyol otel zincirleri Meliá ve Iberostar ile Kanada merkezli Blue Diamond, Küba askeri holdingi GAESA ile olan ortaklıklarını sonlandırarak adadaki onlarca otelden çekilme kararı aldı.

ABD’NİN OLDUĞU YERDE, TAPUSU SADECE ULUSA AİT BİR DEVLETTEN BAHSEDİLEMEZ

En yüksek düzeyde ABD’nin temsil ettiği emperyalizm, dünya barışı ve ülkelerin bağımsızlıklarına saygı anlayışını ajandasında bulundurmuyor. Ancak kendine yakın ya da kendi belirlediği hükümetlere sahip ülkelerde biçimsel bir bağımsızlıktan söz edilebilir; ki bunun ancak ulusa tapulu olan devletin bağımsızlığı olmadığını biliyoruz. ABD tüm dünyada kendine tabî devlet mekanizmaları kurmak istiyor. Bu nedenle kendi halkı dâhil herkesi gözünü kırpmadan öldürür.

Doğasına uygun biçimde dünya barışını savunan sosyalist Küba, tüm insanlık dışı ablukaya karşın savaşsız çözümü arıyor. Ancak bir fiili müdahaleye karşı tüm Küba halkını seferber etmiş durumda. Küba vatanını yankilere vermeyecek.

KÜBA BARIŞ İSTİYOR: DİPLOMATİK VE ASKERÎ BAŞARI…

Miguel Díaz-Canel, Haziran yaptırımlarıyla ilgili yaptığı açıklamada, ”Küba barış istiyor” diyor.

Küba ne provoke ediyor ne saldırgan davranıyor ne de meydan okuyor. Karşılıklı bağımsızlığa saygı temelinde eşit ilişkiler istiyor. Buna ABD de dâhil. Ancak vatan saldırıya uğrarsa Küba yasal tüm haklarını koruyarak, en sert şekilde anayurdunu koruyacak. Gerçek bir diplomasi, gerçek bir cesaret örneği…

Küba’nın bu cesur tavrı, Latin Amerika’nın diğer ülkelerindeki ulusal sol iktidar ve siyasi merkezleri harekete geçirdi.

Peru’daki başkanlık seçimlerinde en güçlü aday olarak gözüken solcu Roberto Sánchez, seçimi kazanması durumunda Meksika ve Kolombiya ile ilişkileri yeniden düzenleme ve Küba’ya ortak yardım plânına sahip olduğunu açıkladı. Brezilya da bu projeye destek vermeye hazır. (Almaplustv, 6 Haziran 2026).

Venezuela hükümeti de Küba’ya desteğini kararlı biçimde açıkladı.

Küba ölümcül hastalıklar, kanserin tüm türevleri ve AIDS’e karşı bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalığı yüzde 80’lerin üstünde gerileten aşı ve sağlık sistemine sahip bir ülke; ayrıca Türkiye dâhil dünyanın pek çok ülkesine doktor ihraç ediyor. Saldırı ve ağır ambargolara karşın bunu başarıyor olmaları sosyalizmin gücünü gösteriyor.

Küba insanı merkeze alan ve herkesin mutluluğunu esas alan sosyalizm yolunda ilerlediği için ABD’ye karşı cesurca mücadele edebiliyor. Bu hâliyle Arjantin’den Meksika’ya kadar Latin Amerika’daki anti emperyalist güçleri de birleştiriyor.

LATİN AMERİKA AŞIRI SAĞCILIKTA DEĞİL, ANTİ EMPERYALİST MÜCADELEDE BİRLEŞİYOR

Yine açık Beyaz Saray müdahalesinin yaşandığı Kolombiya cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turundan sonra Latin Amerika’nın eninde sonunda sağcılığa döneceği yönündeki dogmatik fikirler sahaya sürüldü.

Bunların temel argümanı koyu Hıristiyanlığın tüm ülkelerde egemen olduğu, ABD baskı ve propagandasının açık etkisi, pazar ekonomisinin yıkılmayacağına dair inanç, Hıristiyan öğretisine tezat biçimde yozlaşma ve soysuzluğun yaygınlaşması şeklinde…

İspanyol fetihçiler, 450 yıl önce Latin Amerika’ya ayak bastıklarında kolonici tahakkümlerini iki araç üzerinden gerçekleştirdiler: Dil ve Din. Dili ve dinî kabul ettirerek yerlileri zapturapt altına aldılar. Yüzyıllara yayılan geniş zaman diliminde Hıristiyanlığın toplumsal gelişmeleri etkilememiş ya da etkilemiyor olması mümkün değil; ancak Amerika tarihi bütünüyle bağımsızlık savaşları ve seküler devletler mücadelesine dönüşmüştür. Kaldı ki Hıristiyan özünü koruyup, anti emperyalist ve sosyalizan mücadeleye destek veren milyonlarca köylü hâlâ bu toplumlarda varlığını sürdürüyor.

Dolayısıyla bir düz mantıkla Latin Amerikalıların dönüp dolaşıp sağcılığa sığınacağını söylemek bir yanıyla bu toplumları aşağılamak, diğer yanıyla da tarih ve siyaset bilimine ters düşmek anlamına gelir. Türkiye için de aynı doğru geçerli.

KOLOMBİYA SEÇİMLERİNDEKİ BAYAĞI HİLE; SAĞCI ADAY TRUMP’LA TAM UYUMLU, ULUSALCILAR ABD MÜDAHALESİNE KARŞI ÇIKIYOR

Kolombiya, 31 Mayıs 2026 tarihinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunu gerçekleştirdi.

Sürpriz olmayan biçimde ilk tur derin bir meşruiyet ve siyasi krizi beraberinde getirdi.

Hiçbir aday %50 barajını aşamadı; seçimler 21 Haziran 2026 tarihinde yapılacak olan ikinci tura kaldı.

Aşırı sağcı aday Abelardo de la Espriella oyların %43,62’sini alarak ilk turu önde tamamladı. İktidardaki sol ittifakın adayı Ivan Cepeda ise %41,13 ile ikinci sırada yer aldı.

Mevcut cumhurbaşkanı Gustavo Petro net bir biçimde seçime hile karıştırıldığını söyledi.

Donald Trump, seçimden önce sağcı aday Esprilla’ya desteklediğini açıklamıştı. Aynı Trump, Petro için ise ”Akıl sağlığı yerinde olmayan bir deli. Onu hiç sevmiyorum” demişti.

Müteahhit Trump’ın bu çıkışında, ulusal solcu Gustavo Petro’nun, kokain kartelleri bahanesiyle, Beyaz Saray’ın Kolombiya’nın iç işlerine müdahalesini engellemiş olması, başta petrol şirketleri olmak üzere pek çok stratejik kaynakta millileştirmeyi savunması ve ABD’nin, İran, Bolivya, Venezuela ve Küba’da yaptığı haydutluklara karşı çıkması belirleyici oldu. Neoliberal aşırı sağcı Espriella ise tüm bu başlıklarda Trump yönetimi ile tam uyumlu bir programa sahip.

Petro ilk tur seçimlerine 850 bin hayali oy eklendiğini duyurdu. Bu durum ABD yanlıların iddia ettiği gibi, yurtdışındaki Kolombiyalılardan gelen ”yüksek hacimli” oy olarak açıklanamaz; çünkü seçim öncesinde ortaya çıkan seçmen listeleriyle ortaya çıkan oy sayısında büyük bir orantısızlık var. Seçmen olmadan sisteme yüzbinlerce oy eklenmiş ve daha önemlisi bunların ABD konsolosluklarında ortaya çıkması gerçeği gün yüzüne çıkartıyor.

ABD, Kolombiya cumhurbaşkanlığı seçimlerine açıkça müdahale etti; hileyi organize etti; fakat son derece kötü ve başarısız bir organizasyondu.

Bolivya’da Evo Morales’e yaptığını burada mevcut cumhurbaşkanı Petro ve yeni ulusal sol aday Cepeda’ya yapmaya çalışıyor.

BÜYÜK KOLOMBİYA İDEALİ

Seçim atmosferindeki Kolombiya’da, ülkenin güneyinde silahlı gruplar arasındaki çatışmada 50 kişinin ölmesi, Cartegena’da 5 Haziran’da bakım gören yük gemisindeki sıra dışı patlama ve 4 kişinin ölümü, 11 kişinin yaralanması, son olarak C-130 Hercules tipi askerî nakliye uçağının şüpheli biçimde düşmesi sonrası 34 askerî personelin hayatını kaybetmesi, büyük bağımsızlıkçı Simón Bolívar’ın Venezuela, Panama, Ekvador, Bolivya ve Peru ile birleştirip (Gran Colombia) tek bir Latin Amerika ulusu idealinin merkezi olan bu güzel ülkede (Nuevo Granada) istikrarsızlık ve iç karışıklık çıkarma teşebbüsünün açık kanıtını oluşturuyor.

Fakat, Cepeda’nın ikinci tur öncesi gerçekleştirdiği meydan mitingleri ve kitlesel köylü buluşmaları ABD plânın ikinci turda boşa çıkartılacağını gösteriyor.

Kolombiya, Venezuela, Bolivya ve Küba ortak bir sesi dillendiriyor: No Pasaran! (Geçemezler).

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!