Mustafa Özgür Sancar yazdı…
Bugün iki bayramı birden kutluyoruz; Kurban Bayramı ile Hürriyet ve Anayasa Bayramı.
Biri fakirlerle dayanışmayı içeriyor, diğeri fakirliği ortadan kaldırmanın yollarını açıyor.
27 Mayıs 1960, Türk ordu tarihinde ilk defa emir komuta zincirinin dışında, genç subayların öncülük ettiği bir harekât olarak ortaya çıktı; temel hak ve özgürlüklerin karşısına düşen, ülkeyi ABD’ye teslim eden Demokrat Parti hükûmetini indirdi.
BİR HÜRRİYET MESELESİ: 27 MAYIS’IN GÜÇLÜ TOPLUMSAL DAYANAKLARI
Fakat 27 Mayıs, karşıtların iddia ettiği gibi, bir darbe olarak nitelendirilemez; çünkü büyük bir toplumsal tepkinin tezahürü olarak gerçekleşti. Yani bir toplumsal tabana dayanıyor, toplumun başlattığı özgürlük mücadelesinin zorunlu sonucu olarak ortaya çıktı.
İşçi, emekçi, öğretmen, öğrenci toplumun her kesiminden yurttaş, toplumu ikiye bölen, iç savaşın eşiğine getiren bir anti demokratik hükûmete karşı temel hak ve özgürlükler, eşitlik için sokağa çıkmıştı.
DARBE – DEMOKRATİK İKTİDAR KARŞITLIĞI
Darbe demokratik olan iktidarlara yapılan silâhlı müdahaledir, demokratik olmayan iktidarlara yapılan müdahaleye darbe denilemez.
27 Mayıs 1960’da Türkiye’de demokratik bir iktidar yoktu. Totaliterleşen, muhalefeti, halkı, gazeteleri, üniversiteyi mutlâk baskı altına alan bir anti-demokratik hükûmet vardı.
Dolayısıyla 27 Mayıs’a darbe demek, dünyanın en ileri anayasalarından olan 1961 Anayasası’nı getiren bu harekâtı 12 Mart ve 12 Eylül ile eş tutmak; tarih ve siyaset bilimini, devlet ve anayasa teorisini hiç bilmemek anlamına gelir. Daha fazlası, demokrasi karşıtlığını, demokrasi olarak sunmaktır.
TÜRK TARİHİ’NİN 3 DEVRİMİ VE İLERİ HAREKÂTLAR
Türk tarihinde, 150 yıllık döneme sığdırılan üç önemli devrim var. 1876, 1908, 1920 Türk millî demokratik devriminin en önemli uğrak noktalarıdır.
27 Mayıs 1960 belki bir devrim olarak nitelendirilemez; ancak darbe hiç değildir. Cumhuriyet Devrimi’ni geliştiren ileri bir harekettir.
27 Mayıs Türkiye’nin tüm ilerici güçlerini olanca kuvveti ile kavramış, bugünün ilericilerinin üzerinde yükseldiği tarihî bir temel olmuştur; Gerçek bir demokrasi belgesi ortaya çıkarmıştır, dünyanın en demokratik anayasalarından olan 1961 Anayasası ile sonuçlanmıştır.
DARBE DEMOKRATİK İKTİDARLARA KARŞIDIR
Tam 66 yıl önce Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, genç subaylar silahlı kuvvetler tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, emir komuta silsilesini kırdılar. Amerikancı ve anti demokratik ”Demokrat Parti” iktidarına son verdiler.
Ben darbelere karşıyım; ancak 27 Mayıs 1960 hârekatı bir darbe olarak nitelendirilemez.
Yüksek lisans döneminde bu konuda ayrıntılı çalışmalar yaptım.
İLERİCİ 27 MAYIS, DARBECİ/AMERİKANCI 12 MART VE 12 EYLÜL
27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül Amerikancı darbelerinden farklıdır. Belki devrim şeklinde tanımlanamaz, ama darbe olmadığı kesindir; çünkü darbe demokratik hükümetlere karşı yapılır. Oysa Adnan Menderes başbakanlığındaki hükümet demokrasiyi tasfiye etmişti.
Ülkeyi ”Vatan Cephesi” marifetiyle ikiye bölmeye kalkmış, basın ve demokratik kitle örgütleri üzerinde çok ağır baskı koşulları oluşturmuş, buna ek olarak işçi, emekçi, köylü ve geniş çalışan kesimler ağır ekonomik koşullar altında ezmiştir.
HALK DEMOKRASİ İSTEDİ
Yolsuzluk ve yozlaşma hat safhaya ulaşmış, ortaçağ artığı feodal aşiret reisleri ile laiklik ve Cumhuriyet düşmanı tarikatlara yol verilmiştir. Tüm toplumu etkileyen ağır baskıya karşı başta üniversite öğretim üyeleri olmak üzere, öğrenciler, çalışanlar ve demokratik kitle örgütleri protesto gösterileri düzenlemiş, hükümetin değiştirilmesi konusunda bir büyük toplumsal talep ortaya çıkmıştı. Halk demokrasi istiyordu.
Bu koşullarda harekete geçen genç subaylar, demokrasiyi ortadan kaldıran Demokrat Parti hükümetine son verdi, fakat iktidar olma iddiasında bulunmadı. Ülkenin kısa zamanda istikrara kavuşması için gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra, yönetimin sivil iktidara devredileceğini ilân etti. Başbakan Adnan Menderes ile içişleri ve dışişleri bakanlarının idam edilmesini asla doğru bulmuyorum. İdamlar geriye dönüşü imkânsız, tarihî hatalardır.
CUMHURİYET DEVRİMİ, 1961 ANAYASASI
27 Mayıs sonrası yapılan 1961 Anayasası dünyanın en demokratik anayasalarından bir tanesidir. Kuvvetler Ayrılığı İlkesi güçlü biçimde vurgulandı. Bu anayasa sayesinde sendika ve demokratik kitle örgütleri yaygın biçimde örgütlenme şansı buldu, sol partiler gelişti. Temel hak ve özgürlükler geniş biçimde düzenlendi. Başlangıç metniyle Cumhuriyet ve cumhuriyetin temel ilkeleri ön plana çıkartıldı.
27 Mayıs ve 1961 Anayasası, Türkiye’nin yüzünü yeniden Cumhuriyet Devrimleri’ne dönmesini sağladı.
Bugünün en önemli görevi Cumhuriyeti kurtarmak ve Cumhuriyet Devrimleri’ni tamamlamaktır.
Hürriyet ve Anayasa Bayramımız kutlu olsun!
Okudukça sizi daha çok seviyorum. Yazılarınızı beğeniyorum. Size başarılar diliyorum