Mustafa Özgür Sancar yazdı…
Mutlak Butlan Davası, CHP’nin koşar adımlarla Atatürk’ten uzaklaştığının bir başka göstergesi oldu.
İki açıdan; birincisi ”Dersimli” Kemal’in ”ikbâl peşinde koşmuyorum” derken tam da kendi ”ikbâli” adına Parti’yi dava etmesi… ki bu CHP’de süper egolar doğrultusunda bayağı bir iç iktidar meselesi olduğunu gösteriyor. Böyle bir parti muhalefetin demirbaşı olmaktan kurtulamaz.
Kılıçdaroğlu arınma diyor, ama yolsuzlukla suçlanan belediye başkanı ya da partililer onun döneminde görev aldı; onun döneminde yolsuzlukla suçlanan yerel yönetimlerin yanında olmuştu.
‘DERSİMLİ’ KEMAL BİR KEZ DAHA SAHNEDE..!
Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet ve Kemalizm’in karşıtlığı gizli değil. Cumhuriyet’e yönelik kalkışmaları dedeleri katledildi diye anlatan, gerici bölücü mihraklara, ”helaleşme” diyerek mavi boncuk dağıtan, ”AKP dönemi boyunca laikliğin zedelendiğini söylemem” diyerek dincileşmeye payanda olan, bugün yolsuzluk yaptığı gerekçesi ile tutuklanan belediye başkanlarını CHP’ye alan, AKP’nin tasfiye ettiği demode ya da işlevsiz kalan Cumhuriyet karşıtı siyasetçileri CHP üzerinden Meclis’e taşıyan ”Dersimli” Kemal 14’üncü kez Erdoğan’a kazandırmak için sahneye çıkarıldı.
Tunceli’ye Dersim diyerek Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığında bölücülerle birleşen bir kişinin CHP genel başkanı yapılması zaten tek başına bir operasyondu.
ALTI OK İKTİDAR YAPAR, BATICILIK KOLAY MUHALEFET…
İkincisi mahkeme kararından önceki yönetimin, son 20 yılda AKP’yi yenmenin her zamankinden daha kolay olduğu bu bu dönemde görev almasına karşın, hükümet olamamasıdır.
Kas kütlesini arttırmak için kaldırdığınız ağırlık kadar, ağırlığa doğru açıdan yaklaşmak önemlidir. Vücut geliştirme bir açı sporudur. Siyaset ise bir doğru zamanlama meselesidir. Doğru zamanda doğru siyasî pratikleri uygulamazsanız iktidar olamazsınız.
Özgür Özel ve ekibi, 31 Mart 2024’teki yerel seçim ve sonrasında İBB başkanına yapılan operasyondan sonra ortaya çıkan halk tepkisini erken genel seçim başarısına dönüştüremedi; “yumuşama, uzlaşma” dedi; gizli koalisyon arayışına girdi; çünkü iktidar yolu doğru ve tutarlı bir siyasal programdan geçer; doğru programa sahip olursanız doğru siyasî pratiği üretirsiniz.
Türkiye’nin mevcut siyasî ve ekonomik koşulları bir tek çıkış programı gösteriyor: Altı Ok.
Hukuk özel mülkiyet hâline getirildi, orta sınıf yok edildi, bir fakirler ve borçlular ordusu yaratıldı, devlet neredeyse moratoryum (devlet iflâsı) aşamasına geldi.
BATICI ÖZEL VE EKİBİ ANADOLU SEÇMENİNİ KAÇIRIYOR
CHP’dekiler ise ülkeyi bu hâle getiren AKP ile daha fazla kim Batıcı yarışına girdi. Adına Barış ve Terörsüz Türkiye denilen yeni ”Açılım”a koşulsuz destek verdiler, veriyorlar.
Özgür Özel, The Economist’teki yazısında hükümetle PKK arasında yeni bir barış süreci var. Bu süreci geniş bir vizyonla destekliyoruz” sözleriyle devlet adına hükümetin teröristlerle masaya oturmasını meşru gördüğünü itiraf etti, bölücülere bir kez daha kapı araladı, kendi hesaplarına göre Batı nezdinde puan topladı; gerçekte ise kurucu Parti’yi Atatürk’e bir adım daha uzaklaştırdı.
Özel ve ekibinin doğal müttefik kabul ettiği Dem Parti ise, mutlak butlan kararını, hak hukuk çerçevesinden değil, ”Barış Süreci”ne zarar gelmesin diyerek ele aldı. AKP ilr ilişkilerine zarar getirmeyecek oportünist bir açıklama yaptı. Yani Türkiye ve ülkenin gerçek sorunları ile uzaktan yakından ilgileri olmadığını bu konuda bile gizleyemediler. Tek gündemleri bölücü amaçlarını başarıya ulaştırmak. İşte mutlak butlanla sakatlanan CHP yönetimi böyle bir oluşumu destekliyor.
Bu koşullarda gelebilecekleri biricik nokta, kolay muhalefettir.
Özel ve ekibi Erdoğan’ın istediği türden muhalefeti oynuyor.
Oysa CHP özüne dönseydi, yani bayrağında taşıdığı Altı Ok’u sadece bir sembol olarak görmeyip, tatbik etseydi, AKP’nin bıktırdığı milliyetçi muhafazakâr oyların biricik sahibi olurdu.
Altı Okçu bir Parti bölücü plânlara izin vermez. Devletin kaynaklarını sonradan türeyen tufeyli sınıflara sömürtmez.
Yerel yönetimlerde yolsuzluklara izin vermez. Cumhuriyet’in üreten, kişisel zenginleşme hayalleri yerine, halkını düşünen ahlâkını inşa eder. Dürüst ve mert olmayı savunur. Onurlu bir yaşamdan yanadır.
ABD ve emperyalizmin tüm türevlerini reddeder, emperyalistlerle bir olup komşularına hasımlık yapmaz.
Altı Okçu parti Batıcı olmaz, halkçı olur. Laikliğe halel getirmez. Devleti cemaat, tarikat ve tüm bölücü oluşumlardan korur.
Altı Okçu bir parti AKP ve benzeri tüm partileri yenecek kudrete sahiptir.
CHP’NİN BİRİCİK İHTİYACI: ALTI OK’U GERÇEK PROGRAMI YAPACAK BİR YÖNETİM
Bugün mutlak butlan kararı ile ilgili hukuk arıyorlar. Nafile bir çaba… AKP çok akıllı planlar yaparak hükümet olma özelliğini koruyan bir parti değil, deneyerek yapıyorlar. Önce belediyelere operasyonlarla kendisine tepki gösteren seçmen kitlesine, ”Biz temiziz CHP kirli” mesajı vermeye çalıştılar. Planın işlemediği noktada ”hukuk” operasyonlarıyla CHP’yi iki bölmeye çalıştılar.
Mutlak Butlan kararı bir siyasî plandır. Dolayısıyla burada hukuk aramak havanda su dövmek gibi…
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin bir siyasî partinin kongresi ile ilgili mutlak butlan kararı vermeye yetkisi yok. Yani CHP’nin son seçimli genel kurulu ile ilgili mutlak butlan kararı mutlak butlanla malüldür. Yargıtay kararı olmadan verilen ihtiyatî tedbir kararı bir başka hukuksuzluk. Anayasa’ya göre kararı mutlak olan Yüksek Seçim Kurulu ise normlar hiyerarşisinde altta bulunan bir mahkemenin hukuksuz kararını düzeltmeyerek, kendini inkâr etti.
Bu bir siyasi düzenleme, bir ”yeni” rejim inşasıdır. Erdoğan olası veyâ olağan seçimde yarışacağı adayı kendi seçmek istiyor.
CHP’nin bir tek arayışa ihtiyacı var: Kurucu parti kimliğine dönmesini sağlayacak, Altı Ok’u Türkiye’nin programı yapacak bir yönetim. Ancak böyle bir yönetim millieti en geniş ittifaklarla birleştirebilir.
Gerçek CHP’liler, Dem’in PKK’nın Meclisteki temsilcisi olduğunu, onlarla hiçbir koşulda uzlaşamayacaklarını ve yüzünü millete döndüğünü şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta söylemeli!
İşte bu olursa seküler milliyetçi muhafazakâr milliyetçi; Anadolu’da, büyük kentte fark etmeksizin çoğunluğu oyunu alır.
Bu konudaki samimi karar ve siyasi pratik, mevcut siyasal konjoktürde, CHP’nin oy oranını yüzde 50’ye çıkarır.
Türk milleti ülke bütünlüğünden, toplumun gönencinden yana tutarlı bir hareket bekliyor.