Nihat Genç yazdı…
Yangın felaketleri AKP beyninin iflası ettiğini gösterdi.
Siyasi değil tıbbi teşhisim:
Beynin, oryante, koordine, otomatik refleksleri çalışmıyor, hükümet sistem dışı, ulaşılmıyor!
Tayyip Erdoğan ise tam anlamıyla ‘bitkisel hayatta’.
Koruma ve yandaşlar büyük bir camdan duvar çekmişler, kimse ulaşamıyor.
‘Velayet’ an itibariyle saray korumaları ve danışmanlarının elinde!
Korumalarında danışmanlarında büyük bir telaş var Tayyip Erdoğan’ı çok aciz hatta komik gösterecek kadar dış dünyaya kapatıyorlar!
Akli sorunu olan Deli İbrahimler ve çocuk padişah dönemlerinde perde arkasından Osmanlı’yı yöneten valide sultan-Kösem Sultan dönemlerini acıyla kahırla hatırladığımız tuhaf şeyler oluyor!
AKP’li vekiller durumun farkında ama elleri ayakları ve ağızları yok ve alayı itilmiş, çaresiz bir kenardalar, sadece farkında olmakta yetiniyorlar!
Yangın üstüne yangın felaketleriyle önce halk ve itfaiyeye koordine için sonra askerle bir milli seferlik çağrısı dahi yapmak akıllarına gelmiyor!
Tarihin ve coğrafyamızın en güzel toprakları feryat figan içinde küle dönüştü.
Tarihin zenginliği zeytin ağaçlarından bugünün bütçesini denklediğimiz turizme kadar milyarlarca dolar kabusa ve ateşe dönüştü!
İktidarın yaptığı tek şey, milyonlarca insana evlerinizi hayvanlarınızı ağaçlarınızı acilen terk edin ve kaçın, demek.
Milyonlarca insan kucaklayabildikleri kadar eşyayla arkalarına bakmadan binlerce yıldır yaşadıkları evlerini köylerini hatta sahillerini terk edip kaçıyor!
Yangınların önünü almaya gücümüz teknolojimiz yetmeyebilir ama bu kadar aciz bu kadar sorumsuz ve olup biten karşısında bu kadar ‘sessiz’ ‘lakayt’ ve ‘çaresiz’ kalmaya hakkımız yok!
Binlerce yandaş yazar ve AKP’li vekil ülkenin en güzel toprakları yanarken tweet başına oturmuş hala birileri bir yanlış laf etse de linç etsek derdindeler!
Pusuya yatmışlar ailesini köyünü kaybetmiş insanlarımızın ‘feryat’ ve ‘figan’ ve ‘acı çığlıklarını’ yaka paça yakalayıp yargılamanın peşindeler!
Özelleştirme, israf, şatafat, ben ne dersem o, tek başına yönetirim, meclisi iptal etmek, kamu kaynaklarını cemaat ve tarikat ve yandaşlara peşkeş çekmek, kaybolan 128 milyarın hesabını sormamak, damattan hazine bakanı yapmak, narko baronlarla bakan ilişkilerini mahkeme etmemek, yaylaları ormanları sahilileri keyfince talan ve yağmaya tabi tutmak, Sayıştay’ın iptali, hakimlerin elini kolunu bağlamak, kuvvetler ayrılığının iptali, medyayı iktidarın borazanı haline getirmek, satmak ve borçlanmak, stratejik kamu varlıklarını dahi satmak, Türk Hava Kurumu’nu dahi karlı değil diye sistem dışı bırakmak. Ve tarihlerin ve coğrafyaların en güzel toprakları il il, ilçe ilçe, dağ dağ, köy köy, sahil sahil kasaba kasaba, orman orman dağ tepe yanarken HALKIN karşısına çıkıp, tarihin en vahşi manyağı Neron’a rahmet okutur gibi ÇOLUK ÇOCUĞUNU, evini, HAYVANLARINI, GEÇİM KAYNAKLARINI TÜMÜYLE KAYBETMİŞ halkın başından aşağı ÇAY ATMAK!
Bu bir zafiyet eksiklik hata kusur beceriksizlik değil.
BU TAM ANLAMIYLA İFLAS’TIR!
Kamu kaynaklarından yüzlerce holdingi keyiflerine geçiren tarikat ve cemaatler, Hakyol’u, Erenköy’ü, Menzil’i, İsmailağası, İskenderpaşası ve Diyanet’i…
Hiçbirinizi ‘sahada’ göremiyoruz!
Memleket baştan sona uçsuz bucaksız ormanlarıyla yanıyor, bir el atsanız!
Gavsınız bir rahmet eylese, şefaat eylese, gaiplerden su hortum itfaiye getirse…
Olmadı milyonlarca müridinizin gözyaşlarıyla söndürseniz?!
Yanan ormanlar içine cemaatlerinizi soksanız hep birlikte zikir çekseniz, hu hu hu Allah diyen nefeslerinizle söndürseniz!
Siz de bu kibir nefs varken…
Milletle dalga geçtiğiniz yetmedi mi?
Paraları hazineleri ihaleleri ülke tarihinin en büyük bütçelerini yerken varsınız!
Ama ülke yanarken soyulurken narko baronları bakanlarla cirit atarken ve beş tonluk eroin gemi sevkiyatları gelip giderken ve sarayın bahçesine on tane uçağı dizerken YOKSUNUZ…
Çaresizlik içinde insanlarımız saç baş yola yola feryat figan ağlarken yoksunuz!
Ama hazinelerden ihalelerden zıkkımlanırken varsınız!
Yanan kasabalarda dağlarda yoksunuz!
Ama saraylarda kılıç kuşanmış Ayasofya kürsüsünde varsınız!
Talanda yağmada beleşte kapmada cebellezinde hortumlamada soygunda varsınız.
Bakanı yandaşı trölleri dahi ‘sus pus’ olmuş, söyleyecek bir mazeret uyduracak yalanları hiç kalmamış. Koca memlekette söylediklerine tek bir inanan kalmamış.
Güven kalmamış itibar kalmamış!
Ve sonunda, dizginlenemeyen saldırgan vahşi islamcı iktidarın can çekişen rezil kepaze son günlerini halkımız canıyla malıyla toprağıyla büyük bedeller ödeyerek seyrediyor!
Keşke bu kadar ağır bedeller ödemeden hakimi savcısı Sayıştay’ı ve Meclis’i bir başka yol bulup devletin uçurumdan aşağı atılmasına göz yummamış olsalardı!
Ve doktorlara hiç gerek yok Tayyip Erdoğan tıbbi teşhisini kendisi koyuverdi!
Halkın başından aşağı çay attı.
Çay’ın atılmasıyla Türk Milleti şaşırdı ve ne diyeceğini bilemez halde, donup kaldı.
Herkes çok derin dipsiz bir ‘delilik’ hali mi yaşanıyor paniğinde!
Aman sultanım giden Ege’nin dağları olsun, sana bir şey olmasın!
Başından aşağı çay atılan halkımız, bunca acının ve çaresizliğin tam ortasında, tarihin hiç bir döneminde, kendini bu kadar aşağılanmış hakarete uğramış, kendiyle bu kadar dalga geçilmiş hiç hissetmedi.
Bir de bizlerden ve halkımızdan en acılı günümüzde çay dağıtan bu paranoyak şizofren siyasetlerini onaylamamızı istiyorlar.
Yani ‘çay’ artık bir ‘ibadet’, beş vakit namaz kılamıyorsanız, abdestinizi alın ve liderinizin çay’ınızı huşu ile cayır cayır için..
Ne diyelim, iyi ki varsın Tayyip Bey, yeter ki sizin içiniz kıyılmasın, dağıttığın çay’lar halkımıza şifa oldu, yana yana içiyoruz!
Ümmetin de artık çayını içer içer dergahta tekkede camide döne döne pervane bülbül olup seni över!
Sözleri nasıldı o mehtaplı şarkıların!
(A haber! Haber metninin fonundan davudi bir sesle söylersiniz:)
‘Alevler sarmış semalarda çay içmek ne güzel şey’
‘Yangın ateşleriyle mehtaba dalıp dalıp yar ile çay içmek ne güzel şey’
‘Yanan ormanları dumanlar kaplamış yıldızlar altında çay içmek ne güzel şey’
…
Sevgili Sultanım!
Bu akşam mehtaba siyah gözlüğünü tak da gel, gözüne duman girmesin!
Sarayın bahçesinde içelim çayımızı, dikkat et eteklerin tutuşmasın!
Gönüller yanıyor dağlar yanıyor memleket yanıyor, sultanım yeter ki senin için yanmasın!
Çayımız koyların suları üstünde demlensin!
Coşkun alevler altında yudum yudum hayalden hayale bizi sevdalara salsın!
Sultanım, iki cihanım, bu akşam mehtaba, cümbür cemaat, on uçağını kırk tane siyah transporter’i danışmanlarını korumalarını al da alevlerin cümbüşüne gel!
Gecenin matemine içelim!
Memleketin elvan elvan ebru ebru köze dönüşüne içelim!
Karagözlüm, akılsızlığımıza deliliğimize içelim!
Ya Allah deyip aklımızı alıp içelim!
Ümmete şifa olsun külliye külliye içelim!
Üzülme sultanım, yanan dağlar olsun, aşkının ateşi olsun!
Doldur saki, doldur gavs efendi! Sevdiğimiz zalime içelim!
Çayımızı bir jüpiterde bir kilisede bir havrada bir dergahta Kanal İstanbul’da ayrı ayrı içelim!
Doldur Diyanet!
Sultanımızın boyuna posuna yedi cihan güzelliğine içelim!
Başlasın ilahiler, mest olup bayılsın Diyanet’i Menzil’i…
Sultanımın gözlerinden düşen kıvılcımlarla yanıp yanıp içelim!
Doldur saki, orman içinde kuşlar gibi yanalım!
Yirmi yıldır gelmeyen bir serin yele içelim.
Yirmi yıldır düşmeyen bir damla suya içelim.
Yirmi yıldır divane olduk içtik tımarhanelik olduk içtik, doldur saki, kömür oluncaya kadar içelim!
Ah yirmi yıldır ihalesini yaylalarını sahillerini löpür löpür götürmüş Menzil’i İsmailağası!
Derya derya çay oldu memleket gani gani rahmet rahmet içip içip bitirdiniz…
Sonunda çöl’e döndü memleket!
Çöle inen nurumuz sultanımız yeter ki sen tarumar etme kendini sana bu memleket kurban olsun.
Bursa’nın ufak tefek taşları!
Keman olmuş o yarimin kaşları!
Şamama da küçük hanım şamama
Her gün gider sinemaya hamama
Başımıza neler geldi Huriye!
Namus cephesinin neferleri Veryansın kadrosu.
RTE’ye giydiriyormuş gibi yapmamak lazım!… Vatan hainleri Devlet ve Millet düşmanları neyi hak ediyorsa onu bugün açıkça korkmadan söylemek lazım, sultan tahttan inince ahkam kesen çok olur.
Ortaokulda bir öğretmenimiz anlatmıştı; bir öğrencisi bir şey sormak için sabah biraz da erken saatte eve gelmiş. Adamı tıraş olurken görünce çocuk şaşırmış; aaa! öğretmen tıraş oluyor! Şimdi benzetmek gibi olmasın ama padişahlarımızın yüzlerini hep sakallı hatırlıyoruz da insan metabolizmasının doğal bir sonucu olarak osurup osurmadıklarına dair bir bilgi yok. Olmasın zaten. Sonuçta hepimiz insanız…
Bugün Habertürk TV de bayan spiker Çökertme yangınını canlı yayında gösterirken sadece 1 helikopterin söndürme çalışmalarına katıldığını görüntüleri ile gösteriyor.15 dakika sonra bakan Çökertme yangınına müdahale eden 2 tane uçak 3 tane helikopter var diyor.Bunların hamuru yalanla yoğrulmuş.
Birkaç cümlede türk hava kurumu hak ediyor boşa geçmiş yıllar sebebiyle
Üç tarafı orman ülkede 2-3 tane uçak var.Allah’tan onlar yanmıyor.
CB sınırsız güç makam para ve etrafındaki yalakalar yüzünden AKIL ve RUH sağlığını kaybettiğini düşünüyorum.
CB İSTİFA etmelidir ve erken seçim kararı alınmalıdır.
Ülkenin bir çok iline bu orman yangınları yayılmaya başladı. 20 yılda görmediğimiz 2 felaket kaldı – iç savaş – abd işgali. ALLAH nasip etmesin.
ALLAH Türk Milletine yardım etsin.
Yorumlarda “Okur” isimli arkadaşımız “Sinirimi, nefretimi nereye kusacağımı bilemiyorum” yazmış. Kendisine -akıl tutulması yaşamayan- tüm Türk vatandaşı katılıyordur diye düşünüyorum. Nihat Abi yine az da olsa bize tercüman olmaya çalışmış, var olsun! Ama işin boyutu o kadar rezil bir duruma geldi ki kelimeler ve cümleler yetersiz kalıyor. Yanan güzelim ağaçlara mı üzülelim, kafamıza fırlatılan çaylar için sinir krizleri mi geçirelim, gelecek kaygısıyla her türlü psikolojik sorunlara gebe hale gelen aklımızı zapt etmeye mi çalışalım, boşalan ceplerimize mi üzülelim, işsiz güçsüz genç nüfusa mı feryat edelim… Şarkılardaki gibi; dertler derya olmuş, biz de sandal, devrilip batmışız, boğulmuşuz biz… / / / (Her fırsatta dile getiririm; 30 yaşında, sağlığımın ve enerjimin en verimli-güzel çağındayım. Tüm enerjimi vatanıma ve milletime yararlı olmak için harcamak isterken, maalesef ki akıl sağlığımı korumak için harcıyorum. Beni ve tüm gençleri bu hale getiren iktidara açık tehdidimdir; iki cihanda ellerim yakanızda olacak. Umutsuz ve amaçsız geçirdiğimiz her günün her saniyesi sizlere acı olarak geri döner umarım…)
Türkiye’de AKP zihniyeti ve siyasal Dinciler Türkiye’yi darulharp yani kafir görüyorlar Bu sebeple Türkiye’nin topraklarını ormanlarında devletin hazinesindeki paraları insanların vergilerini kendilerine ganimet ve helal görüyorlar Türkiye’de siyasal Dinciler aynı Taliban’ınışid gibi Türkiye’yi yıkmak yerine feodalist bir siyasal dinci rejim kurmak istiyorlar aynı Taliban IŞİD gibi bu akp siyasal dincilerin hamisi Bu sebeple Türkiye’ye milyonlarca Suriyeli afganlıları Arapları dolduruyorlar Çünkü akp kendisine bu Araplardan Suriyelilerden Afganistan lardan silahlı milis gücü kuracak Yani bir sonraki aşama 2023 yılında Hilafet Devleti kuracaklar ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkacaklar Bu sebeple AKP ve siyasal Dinciler Türkiye’yi darülharp yani kafir ülke ganimet olarak görüyorlar
Türkiye’de siyasal Dinciler Türkiye’yi darulharp yani kafir bir ülke gördükleri için bu ülkenin paralarını topraklarını Türk insanın canını kanını kendilerine helal olarak görüyorlar yani Bunlar’daki Kafa yapısı IŞİD ve Taliban Kafa yapısı yani Türkiye’yi darulharp gördükleri için kafir ülke gördükleri için ülkenin her şeyini çalıp çırpıp zimmetleri ne geçirmek bunlar için bunlara göre sevap ve meşru ülkenin malını mülkünü ganimet olarak görüyorlar
Ben bu şiiri okurum Murat Müdürüm… You Tube da yayınlarım…
Sayın Genç,
Ülkemizin turizm noktalarında bir eşgüdüm içinde, PKK tarafından, devleti ve hükümeti zayıf göstermek amacıyla çıkartılan bu yangınlar konusunda eleştiri yaparken sertlik derecesini ayarlayamamanız teroristlerin amacına hizmet etme noktasına gider.
Bu hükümetin gitmesini isteyenler zaten bunu açıkça belirtti. Bu hükümet giderse yerine gelecekleri ve yapacaklarını siz, en az bizler kadar, iyi biliyorsunuz.
Saygılarımla hatırlatırım.
Çay dağıtması adeta absürd bir komedi filminden yansıyan sahne gibiydi. Filmde gülebilirsin ama o videolarda katıldık kaldık. İnanmak mümkün değil gibiydi. Devlet başkanı alev alev yok olan bir bölgede çay dağıtıyor. Sinirimi, nefretimi nereye kusacağımı bilemiyorum. Duygularımıza tercüman olduğun için teşekkürler.
Bu yazının bağlantısını paylaşabildiğim kadar çok insanla paylaşıyorum. Başımıza gelenlerin hepsini anlatmış. Ya uyanacağız ya yanacağız artık!