Nihat Genç yazdı…
Sezgin Baran Korkmaz ipliği sökülünce medya ayağı günlerdir sökün etmeye başladı ortaya çıkanlar milleti hop oturtup hop kaldırıyor!
Dün Akşam Tele 1’de Uğur Dündar ile Yılmaz Özdil arasında hakikaten çok çok sürpriz sert bir kavga yaşandı.
Yılmaz Özdil’in söylediklerini açarak-açıklayarak söylüyorum, tweetinde şunları söyledi: Sezgin Baran Korkmaz kimlere TV kurdurttu? Güvenilir gazeteciler bu TV’de çalıştıkları halde neden bilmezden geliyorlar!
Ve kıyamet koptu, Uğur Dündar Tuncay Mollaveisoğlu’yla yaptığı Tele 1 canlı yayın programında, küplere bindi, mezarıma gelme, adam değilsin diye, şaşırtıcı şekilde öfkeyle hatta ağzından kan sıçratarak konuştu.
Tabii kamuoyunda kanki kardeş çok yakın arkadaş bilindikleri için Uğur Dündar-Yılmaz Özdil kavgasıyla twitter alemi çok üzüldü, yer yerinden oynadı, insanlar neye uğradığına şaşırdı.
Konunun Nihat Genç’le ilgili tarafı çok fazla, bir daha kısacık özet geçeyim.
Ortalıkta henüz Sedat Peker videoları yokken yayınladığım konuşmalarımda, ‘Sezgin Baran Korkmaz’ın yemlediği beslediği gazeteciler var neden herkes bildiği halde tek kimse çıkıp söylemiyor’ dedim.
Ve bu manalı sessizliği diğer konuşmalarımda da tekrar tekrar söyledim. Bir ‘Karslı gazeteciler’ kavramı var, dedim, ‘Sezgin Baran Korkmaz’a övgüler düzen gazeteciler var’ dedim.
Ben bu lafları defalarca söylerken o günlerde kamuoyu anket şirketi bir anket yapmış, sonuç bütün medyada yer aldı, Türkiye’nin en güvenilir gazetecileri şunlar şunlar, diye.
Ben de ertesi programda kaldığım yerden dalgamı geçerek devam ettim, yahu, madem Türkiye’nin en güvenilir gazetecisiniz Sezgin Baran Korkmaz’ın beslediği gazetecilerin adlarını söyler misiniz?
Yani Yılmaz Özdil’in bugün söylediğini aylar önce söylemiştim.
Olayı anlatmadan. Tuncay (Mollaveyisoğlu) efendi dürüst temiz bir çocuktur, şahidi ve kefilim. Uğur Dündar’la hiç bir sorunum yok, sadece, CHP Ekmeleddin’i destekleme kararı alınca, ağzıma geleni söyledim ve papaz olduk. Çünkü Dündar ‘Ekmeleddin’i desteklemeyenler evine bir daha Atatürk posteri asmasın’ diye yazdı. Oda TV yönetimi benim yazılarıma cevap veren Uğur Dündar’ı korudu ve çarşaf çarşaf açıklamalarını özür de dileyerek manşetten verdi. Yani Nihat Genç Oda TV’de on yıllardır beş kuruş para almadan en çok yazısı çıkan bir yazar olmasına rağmen ‘kriminalize’ ve ‘marjinal’ bir görüntüye sıkıştırıldı. Ve Uğur Ağbi’nin yaralı gururu manşetle tedavi edildi. Şimdi? Bugün ortalık patladı. Ekmeleddin’in hata olduğunda bütün muhalefet hem fikir hem de Sezgin Baran Korkmaz olayında çarşaflar dökülünce milim santim hatalı tek kelimem olmadığı ortaya çıktı, yani boş konuşmamışım.
Yılmaz Özdil’le de bir derdim yok, Özdil, hakkını verelim CHP tasfiye edilip HDP sempatizanları ve açılımcılar ve liberaller partiye doldurulurken de itiraz eden yazılar yazmıştı. Ancak hal bu iken, gün geldi, birden direksiyon kırdı Kaftancıoğlu’nu ve PKK’lı bir zatı efsaneleştiren övgü dolu yazılar yazdı. Beynimize yıldırım düşmüş gibi. Biz de şaşkınlık hissiyle hop beyler bu ne ayak diye karşı yazılar yazdık, derken papaz olduk. Bir de malum çok abartılı fiyatıyla Atatürk kitabını kamuoyu gibi biz de eleştirdik. Sonuç, kötü olduk, muhalif internet siteleri ve kanallarında adımızın çıkması yasaklandı. Ve sonra bu ağbilerin alayı bin dairesi olan laz müteahhit İmamoğlu’na destek kararı alınca, ipleri hepten koparttım ve cebimizde kamera ve ışık alacak beş kuruş yok arkadaşlarımızla Veryansın Tv sitesini kurma kararı aldık.
Gelelim olaya, tarihlerde yanlışlık olabilir, Halk TV çökmüş çalışanlar Halk TV’nin duvarlarında asılan posterleri dahi yağmalayıp terk ediyor. 2011-12 olabilir, konuşacak yer yok. Açız. Binlerce subay içerde ve dışarda vahşi iddialara karşı çıkacak subay ve gazetecilerin onurlarını sahiplenecek kanal yok. Yoktan var etmeliydik, çok arkadaş içeri düştü, dışarda yalnız kaldım, yüzlerce program binlerce yazıyla meydan okuduk, tarifsiz izlenme oranlarına kavuştuk. Panikle Halk TV’yi yeniden yayına geçirelim telaşına girdik, uzun ve başka hikaye. Tuncay (Mollaveyisoğlu) geldi, ağbi, dedi, Halk TV nereden baksak parti televizyonu, bize yakışmaz, sen bir yere gitme, bir TV kurma teklifi var, birlikteyiz. Ve bir yıl aç bilaç arada buluşup TV ne zaman kurulacak diye acı acı bekleşiyoruz.
Derken Artı 1 adında TV kuruldu, işin başında varım, söz almış söz vermişim bir yıldır bekleyip bir yere gitmemişim. Yayın ekibine baktım Uğur Dündar gibi isimler de var ama çok kıllandım, benim için asla olmayacak liberal tipler de var. Tuncay’ı aradım. ‘Tuncay, beni niye sattın, niye benim adım yok’ dedim. Aylarca yıllarca telefona cevap gelmedi. Çok sonra Artı 1 ellerinde patlayınca bir mesajı geldi, ‘ağbi anladın mı şimdi tepedekiler istemiyor.’ Tepedekiler kim, Erdoğan Toprak adı çokca geziyordu. Sonra toplantıda bulunan gazetecilerden öğrendik bu liberal ekip ilk toplantılarında Nihat Genç ismi asla olmayacak diye şart koşmuşlar! Ve Ekim Alptekin adında uluslararası şaibeli bir isimden (Radikal yazarı Aslı Aydıntaşbaş’la da bir ara evlilik yaptı) sözediliyordu. Bu gelişmeler bize Amerika’yla CIA’yla Fetö’yle ve CHP’deki liberal tayfayla Artı 1 TV arasında çok sıkı ilişkiler olduğu gerçeğini öğretti. Sezgin Baran Korkmaz adına çalışan isimleri de orada tanıdık, ipin ucunu oradan sürmeye çalışıp bugüne geldik.
Uğur Dündar’ın bu olayda bir suçu günahı yok ama bir etik problem var. Sadece Artı 1’de patron kimlerdi merak etmeliydin ve çok sonra madem güvenilir gazetecisin neden arkadaki patronaj yapıyı merak edip sormadın diye imayla üstüne gidiliyor, olay bu.
Ve açık açık yazdık söyledik. Gün gelip kara para efsanesi Sezgin Baran Korkmaz adı fakirlerin yanında hayırsever ince kalpli ne büyük adam gibi çıkmaya başlayınca kamuoyundan çok önce bu ilişkiler ağındaki isimler yaşadıklarımızla çoktan bizim bilgimiz haline geldi. Ve ekrana çıkıp nara ata ata ‘ey güvenilir gazeteciler, bildiğiniz halde niye söylemiyorsunuz, kimdir bu gazeteciler’ diye konuşmaya başladım. Ki, bugün adı açığa çıkan FETÖ irtibatlı bir gazetecinin adını verdiğim için gücümün çok üstünde tazminat da ödedim. Ve ama, Sedat Peker Veyis Ateş senin kaydın var ifşasını yapana kadar kamuoyunda tık çıkmadı, kimse tek bir isim vermedi.
Çok uzun süren FETÖ’nün işgal ve operasyon döneminde yazdığım konuştuğum yerlerden beş kuruş para alamadım, aldığım en yüksek para, ayda 2 bin lira, yani asgari ücretin de altında, o da şöyle, bir kaç ay alıyorsun dört beş sene bu iki lirayı dahi alamıyorsun. ODA TV’den aldığım para ise, on uzun yıl almadım, son iki senesi belki üç senesi, ayda sadece ‘bin lira’.. Bizler bu komik ve sadaka ücretlere mahkum olurken, gün geldi ön cephesinde kavgasını verdiğimiz yayın organlarının arka planındaki yayınevleri yazarlar akıl almaz zenginliklere kavuştular, gözüm yok, daha çok alsınlar. Operasyon yıllarında Halk TV’de ekrana çıkartacak adam bulamazdım korkup kaçarlardı o kaçanlardan çoğunu tehlike geçtikten sonra ekranlarda kahraman gazeteciler gibi görmeye başladık. Ve bize ambargo koyup bizim yerimize ekrana çıkarttıklarının Sezgin Baran Korkmaz ilişkileri ortaya çıkınca insan sahiden kuduruyor. Unutmam, Halk TV ekranından şu lafımı, işgal edilen sadece askeriye hakimlik kurumları değil bir seneye varmaz şimdi oturduğum bu TV’nin koltuğunda liberaller oturacak, dedim, aynen öyle oldu. Ve sonuç ve bonus, Nihat Genç muhalif kanal ve sitelerden ölümüne bir ambargoya maruz kalıyor!
Suçum ne, bir, beş kuruş almadım, iki, liberallerle asla ilişkiye girmedim, üç, önce Sarıgül, Ekmeleddin ve sonra İmamoğlu adaylığına karşı çıktım ve sırf bu yüzden muhalif kanallardan kovuldum, ancak, bu süreçte asla kaçmadım aksine yaşadığınız ülkede en çok yazan ve konuşan yazar oldum.
Neyse ki Allah’a şükür Sedat Reis sonunda imdadımıza yetişti.
Sedat Reis’in ifşa videolarını milyonlar izliyor, Reis Türkiye’de en büyük gündem. Derken, babalar gününü bahane edip Sedat Reis’in muhalefete kattığı heyecanı övüp takdir eden bir kutlama mesajı attım. Sedat Reis anında bu güzel sözlere layık olacağım, diye karşılık verdi.
Innn, ınnnn.
Bir tweetle hayatım değişti.
En uzak ülkeler şehirler yakın uzak arkadaşlardan yüzlerce binlerce telefon geldi. Twitter sayfam bir günde 15 bin takipçi çoğalarak rekor kırdı. İnsanların bize bakışı değişti.
Acayip bir itibar görmeye başladım.
Sedat Reis’den takdir görmek, yahu neymiş arkadaş!
Sen onlarca kitap binlerce makale binlerce video konuşma ve otuz yılın çok üstünde yazarlık yap ama milletin gözüne kalbine girebilmek için Sedat Peker’in tweetini bekle.
Ne tweetmiş arkadaş!
Hakkaten yürüyüşüm değişti.
Sokağa çıktım bakkala taksi durağına uğradım, şöyle caddede otuz adım yürüdüm, bizi gören alkışlıyor arkadaş, şaka yollu, şekli gördünüz ona göre, dedim. Bir kaç yayıncı gazeteci arkadaş aradı. Şekli gördünüz, yayın mayın camiasına artık ben bakıyorum, hangi haber girecek ne çıkacak, hediye otel işlerinden ben sorumluyum, gülüştük.
Ulan neyin ortasında kaldık.
Bari şöyle espri mavra dalga getirmeye çalışayım, dedim. Beni tanıyan emekli Atatürkçü teyze önümü kesti, Nihat evladım, biz Kurtuluş Savaşı’nı da Demirci Efe’lerle kazandık. Peşinden geceden kafasında hangi hesabı yapmışsa harfi harfiyen şöyle dedi: Kafkas Cephesine Yakup Cemiller başıbozukları toplayıp götürmedi mi?
Vay anasını leb demeden halkımız muhalefet tarihinin yeni düzenlenmiş baskısını çoktan zihninde yapıp yayına başlamış.
Daha önceden hiç tanımıyorum büyük bir dükkan sahibi önüme çıktı, -Sedat Reis’e selamımızı söyleyin, dedi ve ama önümden gitmedi, telaşlı sevinçli bir yüzle ağzımdan çıkacak bir laf bekliyor.
Ulan, dedim, nereye sıkıştık, neyse, bozuk yanlış yapmayalım, sorumlu davranmalı, bu arkadaşa beklentilerini karşılayan nezaketen bir kaç laf etmelisin.
-Reis’in durumu iyi, dedim, paniğe gerek yok.
Adam bu cümlelerime Milli Takım gol atmış gibi sevindi.
Peşinden tembihle, ‘Yalnız Sedat Reis, baba çok yorgun, öyle zırt pırt tweet atıp babayı meşgule düşürmeyin’ dedim.
Yanımda bir taksi durdu, genç şoför, camdan bağırdı: Nihat ağbi, Sedat Reis sana arka çıktı ya artık emanetler sana akar ağbi!
Güldüm, geçtim, tabii.
‘Emanet’le ne kastettiğini sonra çakızladım. Ardından bağırarak söyleyeyim dedim, ki, şoför fırt basmış gitmiş.
Bir an ’emanetler’ bende toplanırsa bu kadar parayı ne yaparım dedim. Yine kendi içimden bir ses kendi diliyle gayriihtiyari savunmasını yaptı: Beş kuruşuna dokunmam, vallahi de billahi da turanı kurarken harcayacağız arkadaşım.
Kalanı da Bayır Bucak Türkmenler’ine bu sefer öyle yağma yok elimle teslim ederim.
Her Allah’ın günü kapısından geçtiğim kebapçı ağbi kuzu yutmuş göbeğiyle kucaklarını açmış bana doğru koşuyor…
-Ağbi, Reis, iyidir…
-İyidir, dedim.
Adamın kebapçı dükkanına gözüm bir daha ilişti camında beyti kebap pide resimleri..
Doğu şivesiyle konuşan zınk hazırolda önümde kaldı. Bir şey söyleyecek ama tık nefes sevincinden söyleyemiyor…
-Ağbi, bilisen… dedi.
-Neyi bilirem, dedim.
– (Eliyle dükkanı gösterdi) Bilisen ağbi dükkan senin.
‘Dükkan senin lafları’ ikram ağzıdır, ancak, niyeyse, gözlerim bir an dalgınlık olmalı dükkana şöyle sanki dükkanın sahibiymiş gibi baktı.
Sanki içimden bir ses evet vakit geldi artık çerçeveyi şekli çizmeye başlayalım, der gibi.
-Dükkan kira mı dedim.
-Ne kirası baba mülkiyet bendedir!
-Güzel, tamam, şöyle işler bir sakinleşsin Reis’e söylerim.
İki adım uzaklaştım ki bu sefer berber koptu geldi.
-Nihat ağbi, Reis’e selam söyle!
Artık mecburen ciddiyim, ağır ağbi pozlarında ve baş okşar gibi ‘söylerim söylerim’ dedim.
Genç ve ateşli berber çocuk, şöyle üstüme başıma baktı, ‘ağbi bu tşört olmuyor’ dedi.
Gel ağbi gel deyip berberin içine çekti beni, duvarda zenci şarkıcıların posterleri.
Zenci şarkıcıların boynunda altın zincir kolyeler!
-Ağbi, dedi, şu altın zincir üstüne bir büyük Cumhuriyet altını beşlik altın ağbi, beşlik, yakışır sana.
-Beşi bir yerde..
-Yok ağbim yok onların beşliği var şöyle küllük kadar büyük!
Arkadaş neyi tartışıyoruz.
Arkadaş bu nedir?
Arkadaş bir twitle sokakta birden kendimi nasıl bir ortam içinde buldum.
Gayri ihtiyari göğsüme baktım bir postere baktım..
-Altın zincir benim için mi?
-Yakışır ağbime…
-Ağır gelmesin..
-Olur mu ağbim sen söyle şurda iki üç esnaf arkadaş akşama bir şey yaparız.
-Reis’e ayıp olur, öyle bir günde şekil şükul değiştirmeler, yakışmaz bize.
İncinmiş kırılmış gibi: Sen bilirsin ağbi.
Ve niyeyse berber gencin bozulan moralini düzeltmek eski sevincini yerine getirmek için laflar aramaya başladım.
-Dur dur, şöyle bir bayram günü gelsin, ben Reis’e bir mesaj daha atayım, cevabı da gelirse, Reis’le yakınlığımızı ortamlar duyar alem de kim neymiş öğrenir, o zaman bir bakarız kolyeye.
Deyip, kapıdan çıkıyordum ki, bir daha seslendim:
-Baksana delikanlı, sen altın zincirli kolyeyi bırak, Reis’e de bana da, bize bir kamera bir tripod yeter!
Uğur Dündar, Ekmeleddin’e oy vereceğim dediğinde Dersimli Kürtçü’nün peşine takılıp Açılımcı olduğunda sen bitmiştin zaten ..
Bir gardrop Atatürkçüsü nasıl olur diyorsanız en iyi örnek Dersimli Kürtçüye biat eden Yılmaz Özdil’dir.. Diğer Sözcü yazarlarını kendine uydurmasını beklerken kendisi onlara uydu.. Bunda ağabeyim dediği U.Dündar’ın büyük payı olduğunu düşünüyorum. Üç yıl öncesine kadar Sözcü’de CHP’nin PKK/hdp ile işbirliğine karşı çıkan son iki üç yazardan biriydi ama E.Çölaşan B.Coşkun N.Doğru gibi düşünen çoğunluk onu da ikna etti saf değiştirdi..Yılmaz Özdil’in benim de sık sık yararlandığım çok geniş bir Akapenin Açılım günahları arşivi vardır. Gelelim zurnanın zırt dediği yere Dersimli Kürtçü ile YeniCHP’nin de çok güzel bir Açılım günahları arşivi oldu ama Atatürk kitaplarının unutulmaz yazarı Özdil YeniCHP’deki Türk/Atatürk düşmanlarının bu arşivini yayınlamıyor.! Kim nasıl “Ağzına acıbiber süreriz”diye tehdid etti acaba!……………
Y.Özdil’i M.Balbay’ı vb., EskiCHP’nin Dersimli Kürtçü Kemal takımıyla nasıl Hdp şubesi YeniCHP yapıldığını inatla görmezden geliyorlar.. Bunları ne zaman yazacaksınız, iş işten geçtikten sonra mı? Oturmuşlar arka arkaya Atatürk kitabı yazıyorlar.. Sanki Atatürk yurdun işgalini görmezden geldi, görevini unuttu oturdu Malazgirt zaferini yazdı.!. Sanki Atatürk Kürt milliyetçilerinin kökünü kazıyan adam değildi.!.Bunlar güce boyun eğenler, İkiyüzlü sahtekarlar, tiksinti veriyorlar. 1919da da Manda’cı olacakları kesindi. Neyse ki Nihat Genç gibi gerçek Atatürkçü yazarlar var da insanların morali yüksek kalıyor.. Sabah akşam Atatürk kitabı yazan Yılmaz Özdil Atatürk’ün Kürtçülerin topunu birden ipe çektiğini bilmez mi? Çok çok iyi bilir ama tek satır yazmaz..Sabah akşam KürdistanAçılımı yapan YeniCHP’yi Yılmaz Özdil görmüyor mu? Çok çok iyi görür ama tek satır yazmaz…
Yılmaz Özdil, dün bunları demişdin..; “Guguk kuşu dokuz defa kaybetti koltuğu bırakmıyor, ama koltuk sevdasına tutulanların bizim partide yeri yok..” “Yeni CHP’nin misyonu Yeni Türkiye’ci AKP’yi iktidarda tutmaktır. CHP’yi geri almadan, Türkiye’yi geri alabilmek mümkün değildir…” “Atatürkçüleri, yurtseverleri, ulusalcıları yuvadan dışarı atıp, ikinci cumhuriyetçileri, siyasal İslamcıları, Kürt milliyetçilerini, liboşları, cemaatçileri, soykırımcıları, tescilli ajanları, sorosçuları monte etmek, gözümüzün içine baka baka “guguk kuşu operasyonudur…” “Açıkla guguk kuşu, Atatürk’ün resmini çöp kutusuna atan yeni chp milletvekili kim?.” “Akrabalardaki bencillik ve korkaklık ne kadar derinse, ensest o kadar uzar. Chp’de on yıldır yaşanan, budur. Yuvanın evlatlarına.. Kendi yuvalan kabus oldu.” “PKK/hdp’e oy verme Kalaşnikof’a şarjör olma!” “05.11.2015 Gençliğe Hitabe’den aldığım yetkiyle söylüyorum. Tıpış tıpış değil, Defolup gideceksiniz kardeşim! “.. “06.12.2019 – Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil – “.. Yılmaz Özdil, sen PKK/hdp ve Fetöcüleri kurtarmak için yapılan adalet yürüyüşüne de katılmamışdın…. Ne iyi etmiştin ne güzel demişdin!………….
Yılmaz Özdil, bugün kalktın Veli Saçılık,Canan Kaftancıoğlu,Gültan Kışanak,Selçuk Kozağaçlı gibi PKK/hdp’lileri övmek gafletine düştün,”Kürt olsaydım devlet isterdim” “Ben artık bölünmek istiyorum.Bölmek değil bölünmek istiyorum..” diyen Mine Kırıkkanat’ı “Muhteşem kadın” yaptın, Fetö yazarı Ergenekon savcısı Hakan Aygün ile cilveleştin ne iş bu iş!..
Özdil, Kürtçülerin cirit attığı YeniCHP karşısında üç maymunu oynuyor, “Görmedim Duymadım Bilmedim” diyor.. Alemlerin en hızlı Atatürkçüsü Yılmaz’ın PKK/hdp’lilerle Kutsal Barış yaptığı el sıkışıp kardeş olduğu yeni sulara yelken açtığı belli.. Özdil, Senin görmezden geldiğin Diyarbakır’da “Başlarım sizin Kürdistanınıza..” diyen Kürt anne senden daha cesur daha Atatürkçü. Biraz utanman kaldıysa artık Atatürk’ü ağzına alma!…..
CHP’yi PKK/hdp’lilerin işgal etmesine gıkını çıkaramaz oldun.. en son ne zaman PKK/hdp’liler teröristdir bölücüdür katildir bu parti kapatılmalıdır diye yazdın? PKK/hdp’liler artık sevgi kelebeğin mi oldu, niçin aleyhlerine bir şey yazamaz oldun? Nihat Genç’in dediği gibi PKK/hdp’liler seni dağa mı kaldırdı, Özdil? YeniCHP’nin PKK/hdp’e baraj aştırma seferberliğine sen de mi katıldın?Atatürk kitabı ile rekorlar kıran Özdil’in 40bin kişiyi katleden PKK/hdp’lilerin ve sevicilerinin üstüne yıldırım gibi düşmesini beklerdik sen niçin PKK katliamını görmedin de töre davasında 40 kişiyi katleden Kürt korucuların peşine düştün?
:))) “Bir tweet attım ve hayatım değişti!” Bir zamanlar okuyamadığım bir kitap böyle başlamıştı. :)
Vakti olmayanlar için yazının özeti tırnak içinde özetlenmiştir. Harikasın Nihat Genç. Bu kadar meşhur olunca biz eski okurlarını unutmayasın. :)
Nihat abi sen edebiyatta kalacaktın. Bu gazetecilik işi edebiyatını da seni de yedi tüketti. Yenin olsun üzülüyorum sana. İyi bir edebiyatçı olarak nu adamları yazmak zorunda kalan kalemin ağlıyordur…
Bir senin edebiyat yerine gazeteciliğe de bir de bilgisine, Bilgeliğine hayran olduğum Perinçek’in siyasete girdiğine hep üzülürüm.
Altıma ettim gülmekten
Gazeteci Banu avar ne dedi 11 yıl önce HDP kesen CHP .akp içinde erimiş MHP başkanlık sistemi.kim çalışıyor ABD düşünce kuruluşları.once medya ve siyasiler dizayin edilmeli degilmi.edilmis.parayla tezgahla tehtitle olmadı oldurmeyle
Makaleni okurken birden romana bağladın. Durgun Akardı Don romani ezgileriyle devam ettirmişsin. Sholov gurur duyardı senle. Ama biz roman okumaya gelmemiştik ki. Sonuç ne sonuç?
Nihat GENÇ abi iyiki varsın. Bize tercüman oluyorsun.Agzına yüreğine sağlık.
Elinize saglik, yüreginiz zekaniz berrak sular gibi olsun… malum kirli sularla eller temizlenince, insani ürküten marmara denizi görüntüsü ortaya cikiyor…
biz eski gazeteleri züccaciyeden kg 4 tl den alıyoz işimizi görüyor. lakin eskimiş ve dahi kirlenmiş gazetecileri kim alır ki? 5 para etmez herhalde.ortalık çarşamba pazarı.ha gayret akşama ne kaldı ucuzluk indirime devam.bazılarının pazar artıkları bile toplanmaz bu saatten sonra.gel zaman git zaman herkesin ipliği pazara çıkıyor.sürüsüne bereket devamı gelir inşallah.
60.yılların sonları babaanneme bir ilaç firmasının müdürü eniştemiz numune ağrı kesicilerden veriyor babaannem ağrıları artınca o ağrı kesicilerden alıyor gayet mutlu ağrılarım kesildi diye seviniyor gel zaman git zaman yaş ilerledikçe ağrı kesici eski tesirini göstermemeye başlıyor fakat babaannem yinede ilacı kullanmaya devam ediyor her seferinde dert bitsin başlarına uşağım deyip ilaçları göstererek bunların da dermanlarından çalmaya başladılar diyor.Gelinen noktada ne yazık ki sürekli doğruları söyleyenler onuncu köy aramaya devam ediyor Özdemir Asafın dediği gibi bütün renkler sürekli hızla kirleniyor ama beyaz devamlı birinci oluyor
Seni okuyan araştıran bilen biliyor Nihat abi bunların övgüsüne zaten ihtiyacın yok.
Eskiden Özdil ve Dündar gibilerini yazılarını çoğu zaman olmasa da karakterini seviyordum.
Sonrasında baktım muhalif düşüncenin holiganlığını yapıp Atatürk ü sömürüyorlar.
Şimdi takip ettiğim üç beş yazar var ve onlar yetiyor da artıyor.
Aklıma takıldı siz CİA filan yazınca. Karapara filan diyorlar da. Medyayı ele geçirmek için bir ‘örgüt’ parası olmasın o kara para dedikleri şey. Şu an ki Halk TV’de ilginç.
yilmaz ozdil gugil’dan Ataturk kitabi yazmis adam. hicbir dayanagi olmadan atar tutar, halkin bi kismi da isine geldigi icin, inanir. bu demek degil ki ugur dunda boyle bisey yapmamistir. yapmis olabilir, ama haberi yoktur. kendisi, 50 yillik gazeteciligine ragmen, bu konularda cahildir.
Ohhh yeyin birbirinizi…. Türbanla uğraşanların sonu böyle olur. Zafer bizimdir. Ülke bizimdir. Devir artık bizimdir. Çok sükür.
Gercektende uzgorusunuze hayran kaldim Nihat bey. Gardirop Ataturkcusu bu tip gazetecilerin oldugu yerde gardirop Ataturkcusu siyasetcilerin olmasida normal. Alin size Aksener, Bahceli, Perincek vesaire, vesaire.
Muhteşemsiniz…Reis’e bende selam söyliyeyim bari :))))
yeme bizi çetin
Süper yazmışın emmi oğlu ” ….Bu gelişmeler bize Amerika’yla CIA’yla Fetö’yle ve CHP’deki liberal tayfayla Artı 1 TV arasında çok sıkı ilişkiler olduğu gerçeğini öğretti. Sezgin Baran Korkmaz adına çalışan isimleri de orada tanıdık, ipin ucunu oradan sürmeye çalışıp bugüne geldik.”
Reise selam verdin bak hiç tanımadığın emmioğulların çıktı.
Selamlar
Dr.Alpay Genç