Önce şu meşhur Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartnamesi’ni bir kaç satır hatırlatayım. Merkezi hükümet önce kendi toprakları içinde bir toprak parçasının sınırlarını tayin edip merkezi hükümetten ayırıyor. Yani ‘ayrılan’ bu yer artık merkezi hükümet dışında başka bir yer, özerklik dersin, eyalet ve federasyon dersin, size kalmış…
Ayrı bir toprak parçasını sizden ayırdıktan sonra bu özerk bölgeye bir çok haklar tanınıyor, mesela, seçimlerini ve idari kararlarını artık bu bölge kendi başına alacak, mesela, bu bölge, merkezi hükümete sormadan dış ülkelerden yardım-hibe alabilecek, mesela, bu bölge idari tasarrufları için yerel mekanizmalar kurabilecek, ve bu şartnameyi imzalayan ülke tüm bu özerklik gerekliliklerini anayasasına yazacak.
Bu şartname bazı maddelerinde çok muğlak ifadeler taşıdığı ve bazı maddelerinde ordu polis teftiş vergi gibi bahislerde merkezi hükümeti dışarda tuttuğu için işte Türk Hükümeti bu şartnamenin belli maddelerine ‘çekince’ koyup buzdolabına kaldırdı.
Bu şartname merkezi hükümetin ağırlığı ve yetkilerini yerel yönetimlere devretmek gibi idari ve masum amaçlar taşıyor gibi yola çıktıysa da sonuçta yerel yönetimlerin alacağı yeni şekil bölünmeye eyalete kapı açtığı için, yani kazın ayağı başka.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartnamesi üzerine 1985’den bugüne yüzlerce kitap yazıldı binlerce konferans onbinlerce TV tartışmaları yapıldı, özetle, şu demek, ülke topraklarını kesiyor bölüyor yerel yönetimlere devrediyorsun. İkinci bir devlet yapılanmasının önünü açıyorsun. İdari yetkilerin devriyle başlayan süreç, yerel yönetime, bayrak, ordu, polis, savcı ve valilerini atamak, dış borç alıp merkezi hükümete takmadan kendi başına dış politika oluşturmak, vs. gibi apayrı bir ‘devlet’in şekilleyip var ediyorsun.
Çözüm sürecinde de şahit olduk pazarlığa oturan PKK kendi ‘güvenlik’ güçlerini kurmasını ve kendi bayrağını, (ikinci bir bayrak ikinci bir ordu) istedi, bunları hatırlıyorsunuz. Peki, Türk Hükümeti bölüneceğini bile bile bu şartnameye neden imza koyuyor ve sonra çekincelerini sıralıyor? Çünkü Özal ve hükümetler borç batağı içindeydi, AB’ye girip .tü kurtarmak için bu dayatmalara rıza gösterdiler.
Çoktan soğumuş ve bir kenara itilmiş bu tartışma CHP kurultayıyla yeniden gündeme geldi.
CHP’li vekil Eren Erdem Barzani’nin TV’sine, CHP’nin ‘yerel yönetim şartnamesine koyduğu çekincelerini kaldıracağı’ müjdesini ?! verdi.
Ve tabii, Kılıçdaroğlu, özerkliğe giden yolun hazırlıkları olan şu cümleleri kürsüden Türk Milleti’nin toprak bütünlüğüne meydan okuyarak ‘deklare’ etti.
Bir. Meclise getireceğiz. İki. Anayasayı değiştireceğiz. Üç. Parti programını değiştireceğiz, yani yasa ve tüzüğümüzü ‘özerklik’ için uyumlu hale getireceğiz.
Yani, ‘eyalet’ için engelleri kaldırdık, parti olarak hazırız.
Ey millet, buraya kadar anlaşılmayan bir şey var mı?
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi ‘eyalet, federasyon, özerk bölge’ adına ne derseniz deyin söz veriyor, yani ülkeyi bölmek için söz veriyor, yani ‘toprak bütünlüğünü’ savunmuyor, yani merkezi hükümetin karşısına ikinci bir bayrak ikinci bir ordu-polis sözü veriyor.
Ne için? Seçimler için.
Nasıl yapacakmış?
‘Dostlarıyla’.
Dostları kim, Abdullah Gül, Davutoğlu, Babacan, İyi parti, HDP.
Ey millet buraya kadar da anlaşılmayan bir şey var mı?
Şimdi yorumlarımıza geçelim, geçmişte yaptığı gibi, PKK dışardan ve içerden siyasi bir destek bulduğu her an ‘etnik temizliğe’ girişmiştir, bir seçim galibiyetiyle etnik temizlikle bir iç savaşın yeniden önünü açacağı kesindir. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri de ölmekte ve bitmekte olan PKK’ya yeniden hayat can kan vereceği açıktır.
Ve ihanetleriyle suç üstü yakalanmış liberal tayfa, kurultay sonrası, Kürt Sorunu için çok büyük umutlar doğdu diye yazılar yazıp konuşmalar yaptılar.
Ve Kurultay sürecince CHP sözcüleri şöyle konuştu: Demokrasinin önünde iki tane engel var, birincisi Kürt Sorunu, ikincisi Fetö Sorunu.
Bakın, cezayı suç’u ihaneti yargılanmayı gerektiren ve mahkemede olan Fetö ve PKK kelimeleri yeniden ‘demokrasi’ kelimeleriyle yanyana geliyor, yeniden ‘çözüm’ ‘açılım’ lafları edilmeye başlanıp start veriliyor.
Çoluk çocuğu kandırmanın üstüne örtemenin lafı eğip bükmenin alemi yok, artık bundan sonra bu satırlarda CHP’nin bu açılımına Allah ne verdiyse hukuk ne kadar sert bir ifadeye izin verdiyse, karşılarında olacağız.
Ve CHP’li seçmeni uyandırmak ve Türk Milleti’ni hamle almaya zorlamak için yazarlık gücümüz itibarımız cürmümüz neyse karşı koyacağız.
Ve şimdi başlayalım?
Atatürkçülüğü ve Mustafa Kemal adını ağzından düşürmeyen, Uğur Dündar, Yılmaz Özdil, Soner Yalçın, Merdan Yanardağ, Özdemir İnce, Emre Kongar, Örsan Öymen, Bedri Baykam, vs. alayınıza tek tek soruyorum?
Seçim kazanmak için ülkenin bir yarısını PKK’ya peşkeş çeken Kılıçdaroğlu ve Kaftancıoğlu’nun meydan okuyan bu özerklik sözüne ne diyorsunuz? Niye suskunsunuz?
Hayrola?
İzmirli Teyzeleri kandırmayın!
Açık dürüst ve harbi sözünü esirgemeyen adam olun!
Ne zamandan beri kasap oldunuz?
Ne zamandan beri tertemiz seçmenleri kurbanlık koyun gibi Abdullah Gül’lere Davutoğulları’na Kaftancıoğulları’na ittifak diye pazarlamakta satmaktasınız.
Seçime kadar susalım diyorsanız, seçimden sonra seçimi kazansanız da kaybetseniz de bu yeni gelişmeler karşısında hiç bir gücünüz kalmayacak, atı alan Üsküdar’ı geçecek ve siz kullanışmışlığınızla ortada rezil rüsva olacaksınız, beyniniz bu kadarcığını da almıyor, seçim uğruna gözleriniz bu denli mi köreldi.
Neden susuyorsunuz, AKP gitsin de ülkenin bir yarısı varsın PKK’nın eline geçsin mi diyorsunuz?
Ve ben hırsımdan yerimde duruyorum, ve bayram sabahı oturmuş bu satırları neden yazıyorum? Çünkü bu ihanetin altından beynim bünyem aklım bilgim bir türlü kalkamıyor!
Siz de babanızla aile büyüğünüzle çocukken kurban almaya gitmişsinizdir?
Pazarda kurban yerinde bir kenardan kurbanlara bakar çocuk aklımızla hep şu soruyu sorardım, acaba bu koyunlar biraz sonra kafalarının kesilip kurban edileceklerini biliyor mu. Biliyorlarsa neden kuzu kuzu otlarını yiyor hiç bir şey olmayacakmış gibi sessiz ve uysallar.
Çocuk aklımızla sorardım, bıçak altına sokulup kurban edileceklerini bile bile niye bizimle tıpış tıpış geliyorlar.
Ve sanki bazı koyunlar kesileceklerini anlardı ve bizimle gelmemek için direnirdi.
Ve bizimle gelmemek için direnen kurbanlıkları eve götürmek için avcumuza bir tutam ot alırdık.
Koyunun ağzına önüne doğru tutardık, koyun ot’a uzanmak için yürümek zorunda kalır, biz de koyunu sürükleyip çekiştirmeden kolayca evin önünde bekleyen kasaba götürürdük.
Ne kadar büyük bir insanlık sorusudur, bir canlının öldürülmesi, bıçak, kan, kanlı kelle, derisi yüzülür, bağırsaklar çıkartılar, kalbi böbrekleri çıkartılır, bu koyun dersin, biraz önce yaşıyordu ve biz ona sarılıp seviyorduk?
Sonra kasap bıçağını çıkartınca, korkudan bakamaz gözlerimizi kapatır ya da kaçırırdık.
Babam, gözlerimizi kapattığımız ellerimizi zorla açar, ‘oğlum erkek adamsın, biz öleceğiz, büyüyünce o koyunu sen keseceksin…’
Ne ürkütücü ne korkunç yapılması ne zor bir erkeklik ‘görevi’, bu ne içinden çıkılmaz bir ‘gelenek’…
Nasıl bir hayatım olmuşsa sizler gibi ben de ‘kasap’tan hep korktum.
Nasıl bir hayatım olmuşsa, ağzımın önüne koyulan ot’tan, bu ot-yem, beni nereye sürüklüyor diye hep kuşkulandım.
Yaşım 65’e geldi kırk yılın yazarıyım, bir gün olsun, ot’a doğru yürümedim.
Bir de peşlerinden de yürüyecekmişim, kesecek olan burada da keser beni.
Ey Atatürkçüler ey Cumhuriyetçiler!
Cumhuriyet Gazetesi, ODA TV, Sözcü, Halk TV, Tele I, kasap olmuş, koyun ürkmesin diye yazarlarıyla ekranlarıyla kurbanların gözlerini bağlamış.
Bu kasapların bu yazarların önüne acaba hangi ‘ot’ konmuş?
Ey Atatürkçüler ey Cumhuriyetçiler, sizi kimler hangi kanlı etnik temizliklere etnik savaşlara yine nereye sürüklüyorlar, içimizde onbinlerce şehit yüzbinlerce şehit çocuğu ve malul yürüyemeyen yüzbinlerce gazimiz var, doymadınız mı?
Ülkenizi toprak bütünlüğünüzü anayasanızı Cumhuriyet’i kuran partiyi, dışardan-içerden anlaşmışlar yine kimler ‘kurban’ ediyor, pazarlık yapılmış, kurultay bitmiş.
Kılıçdaroğlu, dostlarımızla diyor, anlaşılan kurbanlık ‘dana’ya yedi ortak girmişler.
Abdullah Gül’e Davutoğlu’na Babacan’a Kaftancıoğlu’na PKK, yedi ortak ülkenizi kesiyor anayasasınızı kesiyor yarın çocuklarınız askerleriniz ve öğretmenleriniz, 1990’lı yıllarda olduğu gibi.
Arkadaşlar, iş başa düştü.
Artık toprak bütünlüğümüzü korumak için Cumhuriyet için, bu sütunlarda kasapları da koyunları da kurbanları da bir bir ifşa etmek milli vazifemizdir.
Bu milli refleks bu milli görev, bugüne kadar o kanlı bıçaklarıyla o otlarıyla bir türlü teslim alıp eğip Atatürkçüyüz Cumhuriyet’in partisiyiz salavatlarıyla(?!) bir türlü kandırıp kesemedikleri bizim de ‘Boynumuzun Borcu Olsun’.
Boynumuz, Cumhuriyet’e toprak bütünlüğümüze feda olsun.
Nihat hocam
Yine doğruları, yine en acısıyla yazmışsınız
Varolun sağolun
Bayramınız kutlu olsun
Atatürk kürtlere özerklik sözü vermiş fakat şeyh şahit ayaklanmasindan dolayı.ordaki dinci hareketlerin guclulugunden dolayı vaz gecmis
ayrıca Kuvvai Milliye’yi kurup zaman geçirmeden mücadeleye başlanmalı.
“Boynumuz, Cumhuriyet’e toprak bütünlüğümüze feda olsun.”
Başka söze gerek yok. AKP’nin başlattığı, sı.ıp sıvadığı açılım politikalarını Cumhuriyet’i kuran parti sürdürüyor. Dört tarafımız karşı devrimcilerle sarılı.
Hop hop! One minute! Bu Avrupa özerklik yerel yönetimler şartnamesi de nerden cikti simdi? Birileri CHP’ye secimi kazanıp memleketi bolerseniz sizi AB’ye alacağız mi demisler acaba? Benim bildigim kadarıyla bir tek Katalonya var az çok özerk olan, o da ayrılmaya kalkınca kızılca kıyametler koptu, Carles Puigdemondt poposunu zor kurtardı, soluğu Belçika’da aldi. Eh, Belcika da az bucuk ikiye boluk. Ha, bir de Birleşik Krallık var, gerci AB’den zaten cikti ama, adi üstünde Birleşik Krallık. Orada da Iskocya hik mik ayrilalim dedi, yari tatlı yari eksi vazgeçirdiler adamları.
Yani, simdi bir bize kaldı memleketi dağıtmak. Gercekten, koyun sürüsü olmusuz haberimiz yokmuş. Bari otumuz taze ve yeşilinden bolca olsun.
Nihat abi , Fetö’nün başına gelenler herkese ders olmalı. Bu millet , bölücü ve işbirlikçi hiç bir unsuru ,din, ırk mezhep ve siyasi görüş gözetmeksizin eser. Bu siyasi iktidara da , muhalefete de göz dağı oldu. Son Türk ölene kadar bu toprak için mücadele bitmez ….
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersem, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağım vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeden canımı fedaya hazırım!
Sizlere ve Türkiyem için canını fedaya hazır olanlara Hayırlı Bayramlar dilerim.
Kurbanlık danaya yedi ortak girmişler…Ancak bu kadar güzel ve basit anlatılır. Selamlar.
TEŞEKKÜRLER GENÇ C H P MAALESEF ÇIKARCI VE BÖLÜCÜLERİN KARARGAHI OLDU
Kaleminize,yüreğinize sağlık…
Sevgili Nihat bey,
Bayramınızı kutluyorum canı gönülden. Sizleri , tüm yazarlarınızı ve YouTube kanalınızı soluksuz takip ediyorum. Özverili çalışmalarınız , gayretleriniz ve tüm doğrular icin size ve takım arkadaşlarımıza teşekkürü borç bilirim.
1.Anamıza sövülse ancak bukadar ağır gidecek, Bülent Arınç olayı, kozmik,bağırsak.2 Göz göre göre ,FETÖ. yle mücadelede zafiyetler,hatta ikram gibi makamlar.3Saraylar, anlamı padişahlık 4 Bu rejimin değişmesini sağlayan olayın ,başarısız bir darbe girişimi sonucu gerçekleşmiş olması (Nediyordu Condaliza 23 ülkenin yönetim veya toprakları değişecek) oldumu oldu.5 Her fırsatta Atatürkçü Ulusalcı ,laik karakterli kesimi ,çıldırtacak derecede açıklamalar ,en son Ayasofya ,İbrahim Kalın.Yok bizden ne isteniyor ,içimize atıp kanser mi olalım ,yoksa padişahım çok yaşa mı diyelim.Eğer özgürlük yoksa,gelişim de yok,gelişim yoksa Bir ülke ilerleyemez ve sonunda topyekun köle olur.
Nihat Ağabey adamsın!
Bu şizofren dünyada gerçeği korkmadan dile getiren cesur bir kahramansın.
Eksik olma!
Lafı geveleyip durmayın. Kürt diye bi ulus yoktur diyin bitsin
Borcumuza sadığız,helal hoş olsun,Amin
Ychp nin gittiği yol apaçık ortadadır ve bunu kimse inkar etmiyor,edemiyor artık.
Bu yola neden girildi acaba?Saf ve iyi niyetli düşünenler köprüyü geçene kadar misali akp den kurtulmak için tavizlerin verildiğini söylüyorlar.
İşin aslı akp den kurtulma ayağına gizli projeleri uygulamak için uygun ortamı buldular ve tam gaz devam ediyorlar.Seçmen kitleden ciddi itirazlar yükselmediği için hızlarını arttırarak devam ediyorlar.
Ancak şunu bilsinler yolun sonu sert bir duvardır ve kaçınılmaz olarak toslayacaklar.Bu duvar çantada keklik zannedilen gerçek vatanseverlerdir.
Sorun nerede bılıyormusunuz chp secmenınde uyesınde. uyelerı gectık kımbılır kımlerı 0 sene ıcınde partıye kaydettıler. ama secmen . olmuyor secmen arkadasalr % te takılıp kalan partıye bır kere oy vermeyın su yonetım degıssın bakın bakalım onddan sonra ne oluyor. partı calısmıyor kı ılkelrını fıkırlerını herkese anlatmak zor gelıyorsa o partının ıcınde olmanın ne anlamı. is cep doldurmak veya cıkarsa bırakın chp ye bu ıs ıcın bır suru partı var. lütfen oraya kaydınızı yaptırın bu partının adını kırletmeyın bu partı Atanın partısı bu partı TC nın kurucusu partı. yazık oluyor.
Sn. Genç çok değerli bir yazı yazmışsınız. Yalnız maskelerle kandırılan o insanları uyarmak için sadece sizin yazınız yeterli olmayacaktır. Takip eden herkes bunu görev edinmeli, eşine, dostuna etrafına bu programı ve kirli ittifaklarını anlatmalıdır. Sitenizde köşe yazıları yayınlanan tüm yazarların da en az sizin kadar konuya duyarlılıkla eğilmesini ve çağrıda bulunmaları gereklidir. Bu planlara tepkisiz kalmayacak bir vatansever bloğun oluşturulması çok büyğk önem taşımaktadır.
Eline koluna saglik abicim. Utanmazlar ki, arlanmazlar ki. Kime ve neye hizmet ettiklerini bile bilmiyor gerizekalilar.
Heleee işte tam da öyle
açılım ile y-CHP’lilerin dediği gib “kendi valinizi seçin öz savunmanızı kurun” DEMEDİK”,
derdiniz dilinizdeki gibi BARIŞ KARDEŞLİK ise DAĞDAN İNİN, DEVLET BÜYÜKTÜR, BAĞIŞLADIK, MAHKEMEYİ DE AYAĞINIZA KADAR GETİRDİK, silahı bırakın ovada siyaset yapın” DEDİK! ARADAKİ FARKI GÖREMEYENLERE DE kmal gibi bir GENEL BAŞKAN YETER DE ARTAR BİLE!..
sayın Genç, yazınızı, size olan beğenim nedeniyle çok dikkatle okudum. Sizi veryansın programınızda zevkle dikkatle dinler öğrenirdim. Bu yazınız beni üzdü. Bir, totaliter islam devlet yapısınını fetö ile birlikte yıllardır oluşturmaya çalışan bir siyasi partinin açıkça deklare ettiği dindar ve kindar nesil sizin de önünüze bir avuç ot tutmuşlar siz de bu otu elinde tutanların küfür ettiği tv lerieri, yazarları, cumhuriyet sevdalılarını Atatatürkçü tüm aydınları isim isin yazıp saldırırca yazmışsınız. bir küfür etmediğniz kalmış. zaten aynı yöntemi aqp de kullanıyor. siz de o bir avuç otun peşine takılmışsınız izlenimi edindim. şöyle bir silkinin ve kendinize ilk ayarlarınıza dönün. biz nihat genç i büyük harflerle tekrar yazmak istiyoruz. geç kalmayın.
Amin!
Mukemmel otesi bir yazi…Eger millet ittifaki bir gelirse Hersey bir sene icinde biter..Daha fazla surmez…Cunku Abd boyle bir firsati bir daha bulamaycagi icin cok cabuk halletmek zorunda kalacaktir..Kafanin kesilip derinin yuzulmesi ve dananin yedi parcaya bolunmesi o kadar hizli olacak ki etler pisirilirken segirme devam edecek…Ama hersey coktan bitmis olacak…Yaziya aynen katiliyorum…
Delege seçim sistemini değiştiren, ve CHP nin tüm delegelerinin yüzde 80 e yakınını PKK eğilimli Kürt kökenli yapan imparator kemal Kılıçdaroğlu…!
Kimin (hangi ülkenin veya ülkelerin) çıkarlarını savunuyor.?
Türkiye Cumhuriyeti olmadığı kesin…
And olsun ki ot’a doğru yürüyenlerden olmayacağız…..
Nihat bey şimdiye kadar sizi izler ve beğenirim. Ancak bu yazınızı çok talihsiz bir açıklama olarak gördüm. Bence tarikatlara giden bir anlayış ile Cumhuriyet değerlerine Atatürk’e küfür edenlerin size sunduğu otun peşinden gittiğinizi siz göremiyorsunuz. Yazınızda bakıyorum Kaftancıoğlu’nu Pkk ile özdeşleştirmişsiniz. Elinizde başkada bir done yok gerisi hep hikaye. Kafanızı sağa sola çevirin belki takip edecek başka bir ot görürsünüz inanın bulacağınız yeni otun yolu şu anki den daha iyi olacaktır.
cumhur ittifakı önümüzdeki seçimi kazanırsa Türkiye Cumhuriyetinin sonu gelir.Bu yazıya reis bayılmıştır.bak adam ne diyor “Eger millet ittifaki bir gelirse Hersey bir sene icinde biter.”
İşte yaşananların bir çırpıdaki özeti.
Gözler bağlanmış, ağzımıza tutulmuş bir tutam ot ile bir bilinmeyene doğru götürülüyoruz.
Maskeli Atatürkçülerin peşine takılarak geri dönüşü mümkün olmayan, telafi edemeyecek kayıplar verileceği aşikardır.
Yurtseverlerin, tertemiz insanların bir araya gelerek örgütlenmeleri zorunlu hale gelmiştir.
Veryansın TV yazarları, Ü. Kocasakal, Barış Doster, Ahmet Yavuz, M. Önsel, Bartu Soral vb yurtseverlerin bu örgütlenmeyi gerçekleştirmek için öncülük yapmalarına ihtiyacımız var.
erenlerın derdının kemalıstler oldugu ortada yanı bu zat aslında chplı degıl chp de yasayan asalaklar takımına uye .ot dıye gorduklerı gercek chplıler kemalıstler. neyse bu vesıle belkı aklı basında olan tıpışlar belkı kemale ereler de kımlerle bırlıkte oldukalrını ot yemeye kalkanlatla yoldas oldukalrını goyurler.
İyi Parti böyle bir duruma karşı çıkmazmı?
Cok guzel bir yazi. Iki yol da yol degil. Ikisi de ayni cukura acilan delik. Secim oncesi apo mektubu okutanlari da biliyoruz. Gizemli feto borsasi ve kozmik oda levyesi de ortada. Ne yazik ki siyasetci denilen kitlenin bos, avanta makam ve mevki icin yapmayacagi sey yok. Gelecege bu kadar karamsar da bakmamak gerek, biraz ironik ama, neyseki bunlar beceriksiz insanlar oluyor pek cogu. Yani, nasil ki acilim ellerinde kaldi, bu yeni acilim da ellerinde kalir bence. Istedikleri kadar soz versinler. Olan kahramanlarimiza ve arkada biraktiklarina oluyor ne yazik ki. Kucuk de olsa, bizim de kendi hak hukukumuzu, degerlerimizi koruyacak bir olusuma ihtiyacimiz var. Varsin iktidar olmasin.
Yazınız çok doğru tesbit te yüzde yüz haklisiniz devam kalemine yüreğine sağlık Nihat bey.
Yıllardır Sizi yüreğiye izleyen birisi olarak bir kez daha Size güvenmekte ne kadar haklı olduğumu anladım.Bu toprağın her zerresini seven sizin ve bizim gibi insanlar oldukça hiçbir açılımcının fırsat bulamayacağını anladım.Aklını kinine kurban etmeyenler oldukça,ideolojisini kişilere ya da olaylara göre değil de ideallerine göre şekillendirenler oldukça Türk mağlup edilemeyecektir.Allah yardımcın olsun Bozkurt Nihat Genç.
Her şeyi gayet açık yazmışsınız.Bu CHP tabanını uykudan uyarmak lazım.Yoksa vatanın bir tarafı elden gidiyor.Kaleminize saglık.Arkandayım
Nihat bey ,
Bence CHP ye çok fazla bel bağlamışsınız. CHP’ nin savunduğu tek bir politika söyleyin bu politika ABD politikalarının dışında olsun. Sadece bir tane…Mümkün değil. Cumhuriyeti kuran parti , anayasayı kuran parti vb. vb. ifadelerinin tamamen hamasi olduğunu söyleyebilirim. Çok uzun zamandır ABD politikaları çerçevesinde dediğiniz tarzda iş gören bir yapı var. CHP tabanını uyandırmak filan gibi düşüncelerde hayalidir. Çünkü , bu taban Tayyip Erdoğan karşıtlığı uğruna tamamen dönüştürülmüş , dönüşmüş bir tabandır. Bu taban bunun uğruna her türlü yönlendirmeye açık ve hazır bir tabandır. Bence sosyoloji tamamen değişmiştir.
Kolay gelsin…