Nihat Genç yazdı…
Krallığı-sultanlığı yıkıp milli egemenliğini halk iradesiyle -bir anayasa ve seçtiği vekillerle meclis kurup- gerçekleştiren/kurumsallaştıran Cumhuriyet, tüm dünyada-tarihte ve bugün, düşmanları tarafından defalarca yıkıldı. Ve bugün hala bitmeyen saldırılar altında. Artık Cumhuriyet’in anayasal kurumları yaşama şansı bulamıyor, Cumhuriyet her yerde boğuluyor!
Cumhuriyet’in en büyük amansız düşmanları monarşi, krallık, sultan, padişah, imparatorluk ve diktatörlük yanlılarıdır, çünkü, Cumhuriyet monarşileri krallıkları yıkmış ve karşısında ‘herkesin hukuk önünde eşit olduğu’ bir rejim kurmuştur. Bir kralın ya da padişah ‘herkesle eşit olmak’ istemediği için Cumhuriyet düşmanıdır. Ve ama İngiliz kraliçesi de senden benden milliyetçi İspanya diktatörü Franco da senden benden büyük vatanseverdir?!
Cumhuriyet’in amansız düşmanları kralın padişahın yakını/ailesi çevresi vs. gibi kendilerini ‘dokunulmaz’ bilen kral ya da padişahtan ‘imtiyazlı’ kabul edilen sınıflardır. Yani asilzadeler. Bugün asilzadeler’in karşılığı her ihaleyi alan korunan müteahhit grubu ve her dönem lidere yakınlığıyla torpillle seçtirilen bakan-vekil tayfası ve her dönem iktidardan nemalandırılan cemaatler ve vakıflar gibi kurumlardır. Cumhuriyet’i yıka yıka palazlandılar büyüdüler uçsuz bucaksız servetlerin hazinelerin sahipleri oldular.
Cumhuriyet’in asıl amansız düşmanı kilise’dir, çünkü Cumhuriyet onların elinden beleş oturdukları arazileri aldı ve ballı devlet korumasını ve yetkilerini ve statülerini bitiriverdi. Cumhuriyet yetmedi eğitim-öğretimi kilisenin elinden aldı ve artık okul bir mezhebin ideolojisi olmaktan kurtuldu. Cumhuriyet’e iki yüzyıldır saldıran yıkan parçalayan en azılı Cumhuriyet düşmanları kilise ve papazlar ve şeyhler vs.’dir, bugün yeniden her yerde her kasabada her üniversitede hukuk ve silahlı kuvvetlerde ve diyanette ve milli eğitim’de her taşın altında kıvıl kıvıl çoğaldılar.
Toprak ağaları bitmek bilmeyen nefretleriyle Cumhuriyet düşmanlarıdır. Gerçi genç Cumhuriyet toprak reformunu yapamadı ama yeterince rahatsız olan toprak ağaları Menderes tarafına geçip şeyhleri kışkırtıp karşı devrimi partileştirdiler kurumsallaştırdılar meşrulaştırdılar ve bu ittifaklarıyla 90 yıl iktidara el koydular. Unutmayın 1936’da İspanya’da ilan edilen Cumhuriyet’in bir iç savaş sonrası Franco tarafından yıkılmasına sebep sadece Hitler’in Mussolini’nin Franco’ya askeri yardımı değil, İspanya’da toprak ağalarının servet ve güçleriyle Franco tarafına geçmeleridir. Çünkü Cumhuriyet kurulur kurulmaz toprak reformunu seslendirmiş ve kısmen başlatıp toprak ağalarını ürkütmüştür.
Cumhuriyet’in en azılı düşmanları günümüzde ‘şirketler’ olmuştur, çünkü şirketler eskinin-geçmişin asilzadeleri büyük soylu aile ve sülaleri gibi kendilerine imtiyaz istemekte. Dün sülale adları vardı bugün ‘marka’ adlarıyla ayrıcalık istiyorlar.
Ekran-basın-avukat-lobi güçleriyle kamuoyunu manipüle edebiliyorlar, hatta istedikleri yasaları çıkartabiliyorlar hatta partiler kurup milli iradeye ambargo koyabiliyorlar. Ve zamanla insanlığın Cumhuriyetle kazandığı yurttaş-birey haklarına bugün dünyanın tüm cumhuriyetlerinde şirketler tamamen el koymuş durumdadır. Yurttaş hakları gitti bitti şirket hakları galip geldi, istediklerini kovuyor istediklerine tazminat vermiyor devletten istedikleri teşvik ve vergilerde ayrımcı haklar kazanabiliyorlar.
Ve Cumhuriyetçiler kamucu oldukları için en büyük baş düşmanları liberallerdir, çünkü kamu politikalarından yana oldukları için diyelim parasız eğitim gibi, çocuklara süt gibi, fırsat eşitliği gibi, herkese eşit sınavlar gibi, kamu kaynaklarını ‘halktan’ yana kullandıkları için liberaller ve küreselciler ve şirketler tarafından hiç sevilmez. Dünyanın bütün cumhuriyetlerinde kamuculuk lanetlenir ve kamu politikaları iptal edilip akıllarınca milyonlarca imkansız işsiz yoksul halk serbest piyasaya köle ve kurban edilir. Liberaller tarihin her dönemi ve dünyanın her coğrafyasında Cumhuriyetçiler’in kamucu politikalarına karşı olmuşlar ve ulus devletleri çözmek dağıtmak için IMF ve Dünya Bankası ve küresel dayatmalarını şart koşmuşlar ve uluslararası şirketler’e dokunulmaz haklar vermişlerdir.
Bu yüzden Cumhuriyet’in en azılı asıl düşmanları ‘burjuvadır’. Teorik olarak Fransız devriminde Cumhuriyetçiler’in önünü açan burjuva değil mi diye soracaksınız. Ancak 1848 devrimine geldiğimizde burjuva çıkarları gereği kralı desteklemiştir yani burjuva karakteri gereği çok geçmeden Cumhuriyet’i satmıştır. Satmaya da devam ediyor. Hatırlayın 2010’lu yılları, Türkiye’de burjuva ve holding basını Fetö ve AKP tarafına geçip, Cumhuriyet’in işgal ve parçalanmasının önünü açmıştır.
Türkiye’de örneğini bolca gördüğünüz gibi Cumhuriyet düşmanları liberaller ve yobaz İslamcılar pekala yan yana gelebildi gelebiliyor, dünyanın her yanında gelirler, mezhepçiler, saraycılar, etnik milliyetçiler, federasyoncular, burjuva, uluslararası şirketler, her dönem pekala aynı partileri destekleyip Cumhuriyet’in yıkılması için ittifaklar kurdular kuruyorlar kuracaklar. Muhalefet partisinin karşı devrimci Abdullah Gül, Davutoğlu ve Babacan ve Ekmeleddin gibi isimlerle ittifak halinde olması gibi, Cumhuriyet düşmanları iktidar-muhalefet beklenmedik her yerdedir.
Cumhuriyet’i koruyan milli iradenin temsil edildiği iki sütundur, birincisi, kendi (kurucu) vekillerinin hazırladığı anayasa, ikincisi halkın seçtiği meclis. Libareller yobazlar kralcılar federasyoncular, alayının ilk büyük hedefi işte anayasayı çözmek ve halkın meclisini dağıtmaktır. Halkın meclisi dağılıp yerine monarşik (yani kralın atadığı) meclis koyulacaktır, koyulmuştur, koyulmaktadır, anayasanın çözülmesine de bismillah çoktan dillendirilip başlanmıştır.
Etnik milliyetçiler her yerde her zaman Cumhuriyet düşmanıdırlar, çünkü, toprak bütünlüğüne karşıdırlar ve ya federasyoncu ya özerkçidirler ya da ayrılmaktan yanadırlar. Mesela bugün İspanya’da iki büyük merkez parti ayrımcılık güden Bask ve Katalonya’ya karşı’dır. Karşı olan en büyük iki partiden biri Sosyalist İşçi Partisi. Bizde şu an iktidarda ve muhalefette özerkliğe ve federasyona karşı parti henüz yok. Ve anarşistler ve aşırı sol gruplar ve Lgbt gibi gruplar çok yerde deyip hafifletmeyelim her yerde etnik milliyetçileri destekleyen en sinsi Cumhuriyet düşmanlarıdır.
Özetle, uluslararası kurumlar: Dünya Bankası, IMF, Nato, ve milli egemenliğin devrini isteyen AB gibi oluşumlar ve (bir örnek olsun diye veriyorum:) başını imtiyazlı 15 kişinin tuttuğu İstanbul sözleşmesi gibi yapılar ve liberaller ve dinciler ve cemaatciler ve etnik milliyetçiler ve federasyoncular, alayının odaklandığı amaçladığı nişangah: Cumhuriyet’in anayasası ve meclisini yani milli irade ve toprak bütünlüğünü parçalamaktır.
Cumhuriyet’i parçalarsanız kendini herkesle eşit gören yurttaş hakları tarihe karışır, artık hepimizden üstün dokunulmaz şeyhler siyasiler asilzadeler şirket yöneticileri vs. toplumun seçilmemiş halkın iradesini yansıtmayan siyasi önderleri olarak ortaya çıkar!
An itibariyle iktidarı-muhalefeti hepsi bir ucundan hepsi başka ideolojik bahanelerle ve ama topluca hepsi Cumhuriyet’e düşmandırlar.
İktidar partisi anayasanın kendisine karşıdır, Türk Milleti’nin egemenliği lafzından rahatsızdır, şeyhlerine sarayına müteahhitlerine ayrıcalık-imtiyaz istemektedir, vs. Muhalefet partisi özerkçi-federasyoncudur, hatta IMF ve Dünya Bankası ve AB dayatmalarından yanadır.
İrili ufaklı partiler mesela NATO’dan yanadır. Mesela dün Cumhuriyet’i yıkmak için Fetö’nün kucağına oturan liberaller bugün mesela alayı anlaşmış gibi Doğu Akdeniz-mavi vatan milli siyasetlerine tamamen kökten karşıdır.
Mesela diyor Nagehan Alçı ve kocası, Orhan Pamuk iktidara karşı ama ‘rejime de’ karşı, bakın diyor, mesela, Kaftancıoğlu iktidara muhalif ama ‘rejime de’ muhalif.
Yani, liberaller-federasyoncular-iktidar-etnik milliyetçiler-burjuva vs. alayı Cumhuriyet’i yıkma peşinde.
Mesela T 24, Halk TV, Şirin Payzın, Medyascope, Karar Gazetesi ve yeni CHP vs. aynı çizgide yanyanalar.
Milli iradenin son kırıntılarını tüketme milli egemenliğin artık sözde kalmış defterini dürme peşinde.
İktidar ve muhalifetin anlaştığı tek yer: Cumhuriyet’i Yıkmak!
İktidar partisi değiştirilmez ilk dört maddesine gözünü koymuş, muhalefeti (CHP ve İyi Parti ve Davutoğlu ve Babacan) ‘özerkliğe ve federasyona’ kapı açmanın sözünü verdiler ve siyasi ince hesaplar peşinde.
Şimdi Cumhuriyet’i merkeze koyun ve kendinize sorun, iktidar kimdir, muhalefet kimlerdir, rejim neye nedir, statüko kimdir, kimler kimlerle beraber olunca muhalefet olur.
Sonuç: Cumhuriyet kimsesiz ve yalnızdır.
İktidarda ve muhalefette Cumhuriyet’in partisi basını üniversitesi vs. kalmamıştır.
Hatta 2010’lu yıllarda Fetö ve Nato tarafından Türkiye işgal olurken hep beraber sessizlikleriyle ya da bildirileriyle emperyalist dayatmalara destek oldukları gibi, Cumhuriyet’e sahip çıkan bir hukuk mektebi, bir mülkiye, bir üniversite de ya da Cumhuriyet aydını savcısı dediklerimiz de kalmamıştır.
Peki şimdi bizden ne istiyorlar, bütün kurumlarıyla Cumhuriyet’i bırakın, milli irade ve egemenliği ve anayasasını ve milletin seçtiği meclisi ve toprak bütünlüğünü ve herkesin hukuk karşısında eşitliğini terkedin.
Kendinizi, Nato’nun ya da AKP’nin ya da Dünya Bankası’nın ya da AB ve ABD adamı-sözcüsü liberal tezlerin ve bunların kurduğu oyuncak kukla partilerin dayatmaların kucağına bırakın, rahat edin.
Ve Cumhuriyet’i yıkmak için harekete geçirilmiş internet sitesi parti vs. alayı dış maddi destekler görmekte, önleri açılmakta ve karşı devrimcilerin her biri ayrı ekranlarda birbirlerini kucaklayarak ağırlamakta, görünüşte güya birbirinden farklı görünse de karşı devrimin iktidarı-muhalefeti Cumhuriyet’in anayasasını ve toprak bütünlüğünü parçalamakta aynı cephededir.
Zaten Cumhuriyet’i ve anayasasını ve toprak bütünlüğünü ve yurttaşlık haklarını sahiplenen basın üniversite ve parti kalmamıştır, varsa söyleyin bilelim.
Zaten hiç bir gücünüz yok, zaten cürmünüz kadar yer yakarsınız, zaten, ilerici aydınlanmacı kemalist dediğiniz bir çok yazar-aydın da işbu Cumhuriyet düşmanı cephe ve ittifaklardan birinde mevzilendi.
Siz de ya susun ya da milletin kafasını dağıtmayın.
Rahat olun, gevşeyin, Cumhuriyet adına konuştuğunu sandığınız her yazar aydın büyük maddi imkanlarla ‘kontrol’ altına alınmıştır. Tayyip Erdoğan, Kaftancıoğlu, Taha Akyol, Akşener, Abdullah Gül, yeni CHP, İmamoğlu, mafya ve gladyö milliyetçileri, Fetösü, Menzil’i vs. hepsi iki yüz yıldır KARDEŞTİR, ortaktır, aralarında anlaştıkları tek ve en büyük düşmanları Cumhuriyet’tir.
SON KALSAM BILE, MEZARA GIRERKEN BILE ASLA CUMHURIYET’TEN, TAM BAGIMSIZLIKTAN VE LAIKLIKTEN AYRILMAYACAGIM!
BELKI YIRTIK PIRTIK, IR KURU EKMEGE KALIRIM, AMA BIR AYDIN YOL ICIN YASAMIS OLURUM!
BUDA GAZI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE TÜM KURTULUS SAVASI VE CANAKKALE SAVASI KAHRAMANLARIMIZA BORCLUYUM!
ANCAK COK UTANIYORUM
Nihat bey Yazıyı okudum. O kadar çok cumhuriyet düşmanı var ki ișin ìcinden cikamadım. Sayıyı azatsanız iyi olur Bu gidişle azınlikta kalacaksınız. Selamlar
Kötü fikir yoktur kötü olan fikirsizliktir
Daha önce 16 Türk Devleti yıkıldığında yeniden ayağa kaldıracak ve devlet kurduracak aklı-selimlerden oluşan gizli bir vatansever güç vardı. Madem hiç Cumhuriyetçiler kalmadı, Atatürk’çüler kalmadı o zaman yeni bir devlet kuracak mekanizmalar kalmamıştır. Elveda Türk varlığı mı diyelim?
Bi zahmet benim adımı kullanmayında yorumlarımız karışmasın. Sonra benim kötü fikirlerimi sizinki zannederler…
toprak ağalarının karşı devrimi örgütleyip kurumsallaştırmak gibi bir gücü olamaz toprak reformunun yapılamamış olmasını genç cumhuriyetin çelimsiz omuzlarına bırakmak insafsızlık olur Cumhuriyetin babası Atatürktür vefatıyla yetimin üstüne cullanmayan kalmamıştır asıl soru şudur elimizde kalan şey cumhuriyetmidir?
Ülkede Cumhuriyetten eser kalmadi, biz nasil bir milletiz,85 milyonun hepsi suclu. Ülkeyi bu hale getirenleri biz sectik, yaziklar olsun bize. Söyleyecek söz bulamiyorum. Saygilarimla.
Dersleri iyi takip etmiyorsunuz diye bir şakayla başlayayım. :)
Nihat Genç in “İstanbul Sözleşmesi’yle hiç işim olmaz” ve
Avukat Mihriban Ünal ın ‘Hıyararşi’ ve ‘Grevio’ yazılarını okursanız, kadını korumak diye kamufle edilmiş bir batı projesiyle karşı karşıya kaldığımızı görürsünüz. :)
Yaşadığımız bu sürece hizmet eden ekran kuşatması kadar, kamuoyu araştırma kuruluşlarının rolleri de yadsınamaz.Anayasada bireyin ifade özgürlüğü teminat altında olmasına rağmen anketlere cevap verilmediği için para cezası ile karşılaşan vatandaşlarımızı internet haberlerinden öğrenebilirisiniz. Vatandaşın ankete cevap verme yükümlülüğü getiren yasa 2005 yılında çıkan, 5429 numaralı yasa. Bu kanun yasalaşmadan önce ifade özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi iptal etmiş lakin ısrarlı tutum nedeniyle tekrar yasa teklif edilmiş, kanunlaşmış ve Anayasa Mahkemesi dahil hukuk yolları kapanmıştır. Bu yüzden yönetim her adımını kamuoyu araştırmalarına göre belirliyor gerekiyorsa geri adım atıyor yani iki ileri bir geri amacını gerçekleştiriyor.
Yorumcuların bazısı çaktırmadan ülkeyi yokuş aşağı duvara çarptıran iktidarı savunma adına
İstanbulu anasının aksütü gibi kazanan İmamoğluna laf atıyor.
İstanbuldaki yolsuzluk hırsızlıklar gayya kuyusu gibiydi.
Ayıptır.
Gerçektende aklı fukara olanın dili ukala oluyor.
İyi hoş da, bu yazıda İstanbul Sözleşmesi gibi kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair yasa ile Cumhuriyet düşmanlığı arasında nasıl bir bağ kurabildiniz onu anlayamadım.
Değerli Metin Bey,
Siz ve dostlarımız bence VP’den kalın Ve bir kazık yemişsin ama nedir bu tam bilemedik.
Kalemine sağlık ve çözüm nedir. Ne yapmalıyız
“hepsi iki yüz yıldır KARDEŞTİR, ortaktır, aralarında anlaştıkları tek ve en büyük düşmanları Cumhuriyet’tir.”
Peki, yok mu kurtaracak, bahtı kara maderini.
Nihat Abi, bu kısacık yazısında bile dünyadaki ve ülkemizdeki ekonomi politiğin resmini çok güzel yakalamış ve çekmiş.Toprak ağalarının , rantçıların, sonrasında sermayedarların ve şirketlerin ve işbirlikçileri din tüccarlarının doğal yapıları gereği Cumhuriyet ve Halk düşmanı olduklarını çok yerinde tespit etmiş.Cumhuriyet gerçekten de kimsesiz ve yalnız kalmıştır ki ne kadar acı da olsa bunu bugün tespit ve kabul etmez isek çözüm üretemeyiz.VeryansınTV nin yapmak istediği tam da budur anladığım kadarı ile.. Yazıda adı geçen ve duyunca ,görünce miğdemin bulandığı satılmış politikacı, gazeteci ve haber mecralarının ülkemizi ve milletimizi ikinci dünya savaşı sonrasında olduğu gibi abd-ab tasmasına bağlamayı , daha da yoksullaştırıp ,kutuplaştırıp geçmişte olduğu gibi birbirine kırdırarak nemalanmayı amaçladıkları çok açıktır. Erdoğan düşmanlığı perdesi arkasında devlet ve halk düşmanlığı yaparak siyasi ve ekonomik çıkar peşindedirler ve eğer bunlar amaçlarına ulaşsa idi bugün sarayda Erdoğan yerine fethullah -gladyo-kontrgerilla oturuyor olacaktı.Bu yeni CHP denilen garabete Bülent Ecevit DSP yi kurarak, halktan teveccüh görerek ve ve en az iki defa iktidara gelerek en güzel cevabı vermiştir. Halkımız kimsesiz ve yalnız bırakılsa da özünde sabırlı ve namusudur ve yeri geldiğinde ve zaruret hasıl olduğunda sesi namussuzlardan daha fazla yankılanmaktadır. Halkımızın da günü gelecek..Saygılarımla
Biz buradayız, Muhyi Abdal’ın dediği gibi SAYILMAYIZ PARMAK İLE, TÜKENMEYİZ KIRMAK İLE. Cumhuriyet yalnız kaldı, evet, ama kimsesiz kalmadı abi. Bu yukarıda saydığın isimlerin alayı aynı memeden süt emmiş ve hala meme kavgası veren, egemenlerin emzirdiği, bulanık karışık kuruşuk adamlar. Allahsız kitapsız paraya tapan, egemen emperyalist efendiler höt deyince hizaya gelen ipini kaptırmış tipler. Bir tanesi bile kurtarıcı ve Cumhuriyetçi olamaz, olmak istese bile ekarte edilir. Nihat Abi sendeki yiğitlikten bize de nasip olsun, azı bile yeter.. mahkeme mahkeme sürüklediler, öf demedin. ayağına taş değmesin. Allah seni esirgesin koynu haçlıların zulmünden.
İmamoğlu Türkiye’nin en bulanık adamlarından birisi, pkk’lılarla utanmadan sıkılmadan kolkola geziyor. Alın size kurtarıcı diye adamı gözümüze …ümüze soktular, kusura bakmayın alkışlayamam İmamoğlu’nu.
Bir yorumcu Nihat Genc’in haksizlik ettigini soyledikten sonra soyle buyurmus. “Cumhuriyeti ve devrimleri cansiperane savunan bir VP var (mis)”. Tayyip’in ceketinin astarina asilip, muktedirin her KHK’sina (buyruguna) devrim diyen, iktidarin rahmet okuttugu hukuka altin cagini yasiyor diyen, askeri okullara giristeki irtica sartinin kaldirilmasina “iyi oldu” diyebilen, tekkedeki sarikli amiral icin parmagini oynatmayan, gerici ve Ataturk dusmani osmanli dernekleri ile sokaklarda yuruyup slogan atan bir parti Cumhuriyeti “cansiperane” nasil savunuyormus biz bir turlu anlayamadik.
Etnik milliyetçilere kapı açan, hdp’ye oy uğruna köle olan İmamoğlu’ndan mı bahsediyorsun!
Bence çok yerinde tespitler. Bir hastalığı iyileştirmek istiyorsak önce teşhisi (tanı) doğru yapmamız gerekiyor. Yanlış tanılarla yapılacak iyileştirmelerin hepsi kötü sonuçlar verecektir ve hayattan bıktıracaktır. Hele şu Menderes, Özal, Çiller gitti de ne oldu? Hele şu Erdoğan gitsin de bakarız yanlış bir tanıdır. Erdoğan gitsin, evet, ama asıl konu; biz cumhuriyetçiler var mıyız/nerdeyiz/neyiz/ne yapıyoruz!
V.P.’sine haksızlık ediyorsun Nihat bey, Cumhuriyeti ve devrimleri cansiperane savunan tek örgüt ve partidir. Zira bu uğurda çok bedeller de ödedi, uzun uzadıya bahsetmiyeceğim , sizlerde biliyorsunuz… saygılarımla,
Sayın Nihat Genç, düşüncelerinize katılıyorum ve değer veriyorum. Ancak çözüm için ne yapılabilir? Bu konudaki fikirlerinizi de merak ediyorum.
Nihat abi gene çorba gibi her şeyi karıştırmışsın tamam chp içindeki bir grup liberal sola yakın ama hala bizim gibi cumhuriyetçiler aktif, imamoğlu cumhuriyetçi değil mi şimdi şeriatçı mı ? başkanlıkçı mı ? yani imamoglu ile tayyibi nasıl aynı kefeye ya da imamoglu ile abdullah gul u nasıl aynı kefeye koyarsın anlamakta gucluk cekiyorum. senin istediğin uçta değil diye senin kadar sert bakmayıp stratejik davranıyorsa adam suclu mu yani. hangi 19 mayısı 29 ekimi 23 nisan ı boş geçti imamoglu dolu dolu değerini anlattı durdu adam. abi haklısın bazı elestirilerinde ama yılanın bası bastan kesilmedi yıllar yılı darbeler vs boyle oldu sen de bir dusun şu anki iktidarı imamoglu ve belediye secim taktigi dısında ittifak dısında nasıl yenebiliriz ? formül ver abi elestiriyorsun ama ürkütmeden maksimum %1i sandıktan yanına alabilirsin bu dusunce ile o zaman da sadece konusma kalır.
O zaman soralım AK AŞİRETİNİN liderine “-Anayasal düzene ve Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı mısınız?” diye.
Eline, yüreğine sağlık Nihat kardeşim,
bu kadar çarpıcı, bu kadar net ve anlaşılır anlatılabilir idi bu konu…
Biz böyle düşünüyoruz diye paylaştım ben de, ustamın dediği diyebildim kendi sayfamda ve tanıdığım arkadaşlarımla.
Bu yazı bir Turnusol kağıdı gibi, Cumhuriyetçiler – Vatanseverler ile Cumhuriyet karşıtları arasında.
Cumhuriyetimize, Atatürk’e sahip çıkacak isek İnönü ile başlayan ihanete cepheden karşı çıkacağız.
Bu karşı çıkışımızın nedeni, Vatını için şehit olan binlerce Mehmetçiğin nedensiz ölmediğini ispat etmektir.
Atatürk bu kurtuluş savaşını boşuna vermemiştir, biz de veririz, sonunu düşünmeden, onursuzluğu kaldıramayız
Kendi ülkemizde maraba olamayız. Bu aptallıklara sessiz kalamayız. Bizim gücümüz de buradan gelir.
Hakkın hiyerarşisi olmaz, haklı olan daima en yüksek mertebededir.
Haksızlığa karşı çıkmak eğer isterseniz, en büyük ibadettir…
Selam ve sevgi ile
Abi teşşekürler, net ve öğretici olmuş, Cumhuriyet kurumsal olarak kimsesiz kaldı ama duygusal ve sosyal olarak Türk milletinin himayesindedir.
İktidar ve muhalifetin anlaştığı tek yer: Cumhuriyet’i Yıkmak!