BİR
Tarih bize otoritenin olmadığı başıbozuk yüzyıllar en çok sahte peygamber ve mesihin türediğini gösteriyor.
Mesela Anadolu’da güçlü Hitit Devleti aşağıda güçlü firavunlar var ancak ortada kalan Kenan illeri Babil’in Persler’in Yunan’ın Roma’nın saldırılarına açık kalıyor ve bu otorite boşluğunda bir çok uydurulmuş din, mezhep, mesih ortaya çıkıyor.
Aynen, Anadolu’da Selçuklu iktidarı Moğol saldırılarıyla sarsıldığında aynı şey oluyor Anadolu’daki ilk yüzyıllarda kendini mehdi mesih ilan edenlerin sayısı artıyor!
Ve ne zaman otorite kuruluyor, ki, Osmanlı yüzyıllarında Orta-Doğu ve Anadolu’da kendini mesih mehdi ve peygamber ilan edenlerin sayısında çok ciddi azalma oluyor, ancak ilan eden olursa, ki, sebatay vakasında olduğu gibi duruma el konuyor…
Ve ama, ne zaman ki Osmanlı’nın batıyla arasında askeri ve ekonomik bilimsel fark açılıyor, 17. yüzyılın sonundan itibaren şeyh ve tarikatlar yine kalkışmalarla başa bela oluyor ve II. Mahmut hem tarikatları kapatıyor hem de onbinlerce yeniçeriyi öldürtüyor!
Yakın tarihte de mesih mehdi ve sahte peygamberin en aza indiği dönem otoritenin kurulduğu Cumhuriyet’in ilk yılları!
Ve ancak ne zaman ekonomi oturmuyor ve köyden kentte büyük sosyal göçlerle dirlik düzen bozuluyor mehdi ve mesih ve sahte peygamberlerin artışında 1950’den sonra çok ciddi artışlar meydana geliyor!
Ki, ekonomi ve sosyal göçlerin hızlandığı bu dönem Anadolu tarihinde şeyh ve tarikatların kontrolsuz şekilde büyüyüp devleti ve milleti tehdit eder bir vaziyet alıp siyaseten bitmeyen iç karışıkların kurbanı haline geliyoruz.
Ki, Fetö de kendini kainat imamı bir mehdi mesih hareketi olarak görüyor!
80 uzun yıl sürmüş yoksullukla baş edemeyen sağ partiler dönemi… Ticaniler, Nurcular, Süleymancılar, İsmailağa, İskenderpaşa ve Fetö ve Menzil gibi milyonlarca müridi olan her biri sahte uydurma kendinden menkul şeyh ve tarikat illegal büyümesine ve kalkışmalarına ve devlet hazinelerini yağma ve talanlarına sahne oluyor!
Ekonomi, yani üretim ve bölüşümün bir plan ve düzene ve işsizlik ve fırsat eşitliği karşısında sosyal devlet devreye girmedikçe tarikatların daha da büyüyeceği açık ve bilinen bir gerçek!
Tarihin kaçınılmaz yasası, aynen şu olacak, servet ve zenginlikleri ele geçiren şeyh ve tarikatlar, ruhbani ruhani kilisevari dokunulmaz ve ayrıcalıklı üstün bir sınıf olarak devleti ele geçirecek, geçirdiler bile.
Otorite devletin değil şeyh ve tarikatların eline kalacak, kaldı bile.
Çünkü milyonlarca taraftarlarıyla seçim sandıklarında boy gösteren tarikatlar sadece servet ve hazineleri değil siyasi gücü de elinde tutuyor, ve an itibariyle siyasi ve sosyal kuvvetler şeyh ve tarikatların elinde…
Ve, şu anda devlet organizması ihaleleri ve makamlarıyla ne idüğü belirsiz kontrolsüz bu hukuksuz illegal yapıların elinde!
Ki, 15 Temmuz’a gelişimizin sebebi de aynıydı, devlet içinde kontrolsüz bir güç, CIA adına ordudan hukuka kadar her yeri ele geçirmişti…
Artık .ötü büyüyen tarikat şeyhlerinin üfürükleriyle durmaksızın mesih mehdi ve sahte peygamber üreten bitmeyen bir döngünün içindeyiz!
Maddi yaşamını üretemeyen her insan ve topluluk sahte peygamber ve tarikatların yani Allah’ı ve Din’i kullanan ve kandıranların elinde oyuncak olacak!
Olduk bile!
15 Temmuz, bu sefer Yunan’dan değil Fetö’den kurtulduğumuz bayramın adı.
Yarınlarda bakalım başka hangisinden kurtulmanın bayramını ilan edeceğiz, oysa, Cumhuriyet devrimleriyle şeyh ve tarikatlar yasaklanmış hepsinden kurtulmuştuk.
Çoktandır neoliberal ve islamcıların gazıyla inanç özgürlüğü adı altında ortaçağda kalmış bu şekilsiz yaratıkların hepsini sokaklara saldık ve tedirginlik diz boyu, Fetö’den şeklen ve kısmen kurtulduk ancak sırada şimdi kim var!
Camiler bakanlıklar hukuk kurumları çoktandır tarikatların kontrolünde!
Sıradaki tehlike iktidarla aynı beden içinde.
Ancak tehlikeli olup olmadığını kitlelere anlatamıyoruz ve bu tehlikeyi toplumsal olarak sınamamız için bir musibet bin nasihattan değerlidir yine iktidarın değişmesi gerekiyor.
Ki, değiştiğinde bakanlıklara orduya hukuka sızmış bu karanlık güçlerin nasıl direneceği ne gibi tepkiler vereceğini tahmin etmek zor değil, herkesin bilip ama tek kelime konuşmadığı acımasız siyasi gerçeğimiz işte bu.
Zaten muhalefet de tarikatlara rağmen iktidar olunamayacağı bilinciyle Süleymancı ve Fetöcü ve başka tarikatlarla irtibatlı ve iyi geçinerek seçim hazırlığı yapıyor!
Muhalefetten tek parti tek kişi, şeyh ve tarikatlara bu yüzden laf edemiyor!
Çünkü tarikatlara rağmen iktidarı darbesiz kavgasız kaossuz kalkışmasız alabilmeleri hiç mümkün görünmüyor!
Çıkışsızız ve önümüz görülmüyor, denilen yer, işte burası!
Devleti ele geçiren İslamcılar devletin otoritesini başka otoritelerle (tarikatlarla) kasten bölüşmüş, çünkü, bir iktidar değişikliğinde kendi partisi ve servetlerini korumak için kayıt dışı din dışı ahlak dışı hukuk dışı bu ‘otoritelere’ ihtiyacı olacak!
Herkesin düşündüğü ama söyleyemediği tam da böyle, kafamda deli sorular, peki ne olacak, bir fetva için Diyanet’i aradım…
İKİ
-Ala, Diyanet Fetva mı?
-Aleykümselam, evet, Din İşleri Yüksek Kurumu, Diyanet Fetva hattındasınız, nihayet kucağımıza düştünüz, buyrun sorunuzu alalım!
-Efendim, bilmediğim bugüne kadar hiç şahit olmadığım bir dini ritüeli gözlerimle gördüm, imanım sarsıldı kafam karıştı!
-Neymiş?
-Efendim, sarayın bahçesinde Mercedesler’ine Range Rover’larına binmiş şeyh müteahhitler gördüm, topluca, ağızlarını havaya açmış öyle başlarını sallıyor! Niye başlarını sallayıp ağızlarını havaya açmışlar, bu bir bidat mı?
-O sarayın bahçesinde o havada siz münafıkların göremediği nice yüce sırlı hikmetli hakikatler var! O sarayın bahçesinde Allah’ın gökten meleklerle yağdırdığı bereketler var…
-Gökten, iş, ihale, makam, dolar yağıyor!
-Güzel kardeşim, siz de dini bütün bir müslümansanız gidin sarayın bahçesinde ağzınızı açın siz de nasibinizi alırsınız!
-Göklere doğru ağzımı açmam kafi mi?
-Siz ağzınızı açın öyle bekleyin, melekler o ağzınızı balla şerbetle şurupla dolarla altınla besleyecektir!
-Vallahi mi? Ulan ne güzelmiş? Doğru mu diyorsun, vallahi maaş yetişmiyor, şimdi gitsem ben de sarayın bahçesinde göklere ağzımı açsam…
-Evet sarayın bahçesinde havaya ağzınızı açın evet sonsuza kadar kıyamete kadar iki cihanda artık para mara iş geçim derdiniz kalmayacak ve güzel kardeşim siz de sıçmayan osurmayan yargılanmayan dokunulmaz mübarek fanilere dönüşeceksiniz!
-Allah razı olsun, çok sağolun, hemen dolmuşa binip Beştepe’deki saraya gidiyorum…
-Yooo, güzel kardeşim, hemen olmaz, Allah’ın dostu olabilmenin şartları var, önce bir tarikata intisap edeceksiniz!
-Ne bileyim, bu tarikat devlet işine beni sokmasanız, geçmişte çok acı tecrübelerim var!
-Tarikatlar Allah dostlarının zikr ettiği yerlerdir, güzel kardeşim, ne gibi şikayetiniz olmuş, kim ekmeğinizle oynamış, kim üzmüş sizi!
-Nasıl söylesem efendim, bir defasında bir dergaha girdim, Allah sizi inandırsın, millet donu sıyırmış .ötünü havaya doğru açmış!
-Mümin kardeşim, şeyh, peygamberin vekilidir, .ötünü aç diyorsa açacaksın, senin kalbin mühürlü, şeyhine sadakatla bağlanmayanın dergahta camiide işi olmaz! Allah’ın huzurunda madden manen çırılçıplak soyunmayana ilahi nimetlerden zırnık koklayamaz!
-Hayır hayır, yanlış anladınız, biz de toplum içinde nasıl hareket edilir edep erkan biliriz. Baktım herkes .ötünü havaya kaldırmış, ben de donu indirdim .ötü havaya diktim… ..ötümü açmamla .ötüme tekme yemem bir oldu, neye uğradığımı şaşırdım. Bir acemik bir densizlik yapmışız nedir anlayamadım!
-Güzel kardeşim, o mübarek yerin bir yolu yöntemi var, tarikatların kıblesi şeyhtir, anlaşılan sen .ötünü bayıra açmışsın benden söylemesi Allah korusun şeytan yılan gibi kıvrılır içeri sızar, dinini diyanetini dinle, bir daha yolun düşerse aklında olsun .ötünü şeyhe doğru açacaksın, aman, istikameti kıbleni şaşırma!
-Ah, acemilik işte, doğru diyorsun, tekmeyi yedikten sonra toparlandım kendime geldim akıllandım, ben de .ötü şeyhe doğru açtım, inanın mucizeler kerametler gökten .ötüme .ötüme yağmaya başladı!
-Ne kadar güzel, rahmeti bereketi dünya nimetlerini bulmuşsun işte…
-Yo yo, bir terslik büyük sıkıntı oldu, yanımda herkes tencere .ötüyle altınları dolarları doldururken, benim .öt, tencerenin tersi gibi gökten düşen dolarlar altınlar .ötümün üstünde durmayıp kayıp yere düştü ve toplayamadım, o kadar altın dolar ihale boşa gitti…
-Kısmetinizde yokmuş, sorunuza gelin!
-Efendim, tarikatdaki ihvanlarla benim .öt aynı .öt, ama, onlarınki kepçe gibi toplarken benimkinden neden kaydı gitti… Vallahi sağanak yağmur gibi altın yağarken anlayamadım bizim tepside bir sıkıntı mı var!
-Güzel kardeşim, nereden bilelim, delik mi hasarlı mı değil mi, o tepsiyi, bizim de görmemiz lazım!
-Ben de öyle düşündüm, benim sepette bir arıza var dedim, beni hemen şeyhin huzuruna çıkardılar, dediler ki, senin tepsiye önce şeyhimiz öbür dünyanın marifet gözüyle bir baksın!
-Bizim de fetvamız bu yöndedir, şeyh bakmışsa, tepsiyi incelemek bize düşmez…
-Mübarek efendi şeyh hazretleri dedi ki, evladım, rahat ol, kendini sal, biz peygamber varisiyiz, sen önce eline benim resmimi alıp geceler boyu (rabıta) iç geçirip bakacaksın. Olgunlaştıktan sonra dergaha gelip .ötü havaya dikeceksin… Sen çalışmadan talimsiz gelmişsin! Edep erkan bilmiyorsun! Sen dersine iyi çalış, sabahlara kadar rabıtaya gir ve beni peygamber gibi görmeye başla!
-Güzel kardeşim budur işte, ne kadar güzel yol yöntem öğretmiş, eee nedir sıkıntı?
-Dedim ki, mübarek şeyhim, hayatımda ilk defa peygambere bu kadar yakınım, siz onun yanında bu aciz kulunuz ben sizin yanınızdayım. Efendim sizin bilginiz derya deniz alemlerin rahmanın bilgisi ancak benim de biraz tarih bilgim vardır. Şeyhime dedim ki, mübarek efendim, bakın Musa’yı İsa’yı gören yok… Musa ve İsa diye bir peygamber var mı yok mu tarihi belge hiç yok. Hepsi uydurma. Ne Küdus’te ne Sina’da Musa ve İsa’nın var olduğuna dair arkeolojik hiç bir kanıt yok! Oysa ne güzel bana sizi dünya gözüyle görmem naip oldu!
-Kısa kes, kafir, yolu çatallama!
-Efendim, tarihi kanıtı belgesi olmayan Musa ve İsa’ya inanan milyarlarca taraftar çıktı, bugün yüzbinlerce kiliseleri havraları var…. Ancak, peygamberimiz Hazreti Muhammed öyle değil. Peygamberimizi çıplak gözüyle gören yüzbinlerce sahabi var! Tarihi kanıtları var! Hazreti Muhammed efendimiz yaşamış işte yüzbinler görmüş.. Ama Musa ve İsa yok, uydurma! Bizim peygamberimiz dünyada gözle görülen tek peygamber!
-Kısa kes be dinsiz, Musa’dan İsa’dan ne istiyorsun, melekleri de gören yok ama inanıyoruz işte…
-Hayır efendim, şunu diyorum, peygamberimiz tarihte canlı canlı yaşamış görünmüş kanıtı olan tek peygamber!
-Eeee, ne güzel işte…
-Ama efendim, peygamberimiz deveye binmiş, bunların kapıda onlarca Mercedes!
-Şeyh efendi ne buyurdular size?
-Dedi ki, ben de, işte karşındayım, canlı canlı…
-Anlatamadım efendim, Musa ve İsa zamanlarında deveye binilmiyormuş ama Tevrat deveye binildiğini söylüyor, yani deve binek aracı değil ama uydurmuşlar, oysa, bizim peygamberimiz deveye binmiş, yüzbinler görmüş, Tevrat’ın uydurma olduğu buradan belli çağlar öncesi deveye binilmediği halde binildi, diyor!
-Evladım şeytan mısın sen, dinimize fitne mi sokuyorsun, nereye varacaksın!
-Tamam efendim, kısa kesiyorum, ben öyle, .ötü havaya dikmiş, şeyhin önündeyim, sonunda mübarek şeyhe dedim ki, size inanabilmem için ‘deveye’ binmeniz şart, oysa, deveye değil mercedese biniyorsun!
-Be kafir, sen cehennemlik olmuşsun, git abdest al, tövbe et, sen münafık olmuşsun… Sana fetva metva yok… Kardeşim, o zamanların mercedesi de deve! Şimdinin mercedesi de deve yerine geçiyor! Bunu anlamayacak ne var?
-Ne bileyim içime kuşku düştü, ben dinimi tam yaşamak istiyorum, tam da buraya gelmek istiyorum, hani ben .ötü yanlış yere mi diktim… Bugünün devesi mercedesse benim de mercedes bayiine gidip .ötü oraya dikmem lazım değil mi?
-Bak güzel kardeşim, imanını kaybeder haşa dinden çıkarsın, sen bu tali konulara takılıp kalma…
-Hayır, merak ediyorum, Diyanet İşleri Başkanı’nın bindiği mercedesin dinimizde yeri nedir? Hani mercedes helalse biz iman sahipleri de yanlış yere .ötü dikmeliyim! Kur’an’da deve var ama Mercedes yok…
-Bi .iktir git, .aşak mı geçiyorsun koskoca Diyanet’le! Kardeşim padişahların padişahı Fatih Sultan Mehmet Han da Macar topları kullandı, ne var bunda?
-Efendim bir sorum daha olacak, mercedes şart mı? BMW, Porsche, Volkswagen, Jaguer’e karşı da .ötü dikebilir miyim?
-Bak evladım, bugün Ford’un Fiat’ın Renaul’un hatta Bursa Tofaş’ın teneke arabalarına binersen .ötü asıl o zaman dikersin!
-Evet, ben de lafı buraya…
-Meramın anlaşıldı evladım, seni ikinci el piyasasına yönlendireceğiz, elimizde henüz semirmemiş Nakşibendi’nin şöhret bulmamış kenarda kalmış ikinci el tarikatlar var, oralarda garip guruba zavallı ihvanlar Doblo, Liane biniyor… Sen dini kitabı edebi erkanı öğrenebilmek için ilk önce oralara git! Anladığım sana Mercedes fazla gelmiş, gözünü döndürmüş seni dinden çıkartmış.. Servetlere hazinelere berekete alışabilmen için en alttan başlamalısın, mercedes’in nur’u sana fazla gelmiş. Biz de zamanında Şahin’le Serçe’yle Murat’la başladık, acemiliğini atarsın!
-Doğru diyorsun ama sarayın bahçesinde gördüğüm başka piyasaydı, başını sallayıp ağzını havaya açanların altında hep Porshe, Range Rover…
-Demek ki o düzeye gelmedin. Senin imanında sakatlık var, .ötü başı dağıtmışsın! Anlıyorum evladım, bir acemilik yapmış, edep erkan yol yöntem bilmeden .ötü yanlış zamanda açmış şirke düşmüşsün!
-Allah sizden razı olsun, çok faydalandım, son bir sorum olacak, efendim, ortalıkta yüzlerce tarikat, önce hangisine gidip .ötü açayım, yoksa… Bu mümin kulunuza bir kolaylık yapsanız. Ben önce Diyanet’e gelip .ötü açayım, siz hangi tarikata uygun görürseniz tükürükle bir pul yapıştırıp oraya postalasanız! Biz de bilmeden günaha şirke girmemiş oluruz!
Evde her yerde Nihat Genç kitapları, 8 yaşında kızım arkamdan sürekli Nihat Genç diye sesleniyor, Nihat Genç, Nihat Genç, çok şükür ki senin gibi bir adamı erken yaşta keşfedip okuyacak
2.bölümü ekleyerek ne güzel yazıyı cıvıtmışsın. Komedi işini senden çok iyi yapanlar var. Bırak herkes bildiği işi yapsın.
Yazık, bu kadar entellektüel ve donanımlı birisi Cumhuriyeti kuran kadronun ve M.Kemalin mesihi hareket olduğunu bilmiyor.
Kanıt Sazanikos Türkçe yazın dakika 13 -14 izleyin kendiniz görün.
Sabetay Sevi ölmedi 18 kez Reenkarne oldu.
Bilin bakalım kim ?
Çok güldüm ya :D
Nihat Genc’in yazilarinin altinda genelde yorumlar az olur. Okunmadigindan degil, okuyanin yorum yapmasina cok bir yer kalmamasindan. Itiraz edecek yer yok, eksik kalan yer yok Durumun acik ozeti. Sagolun, var olun. Insallah, soyle doya doya agzimiza geleni ozgurce soyleyebilecegimiz gunler de gelir. Hakaret yasalarinin tamami cope atilmali, ki “ote ot, hirsiza hirsiz” diyebilelim.