BİR
Önce Taha Akyol’un şu satırlarını okuyalım:
“Soruşturma aşamasında hakim ve savcılara emir ve talimat vermek bu iktidar tarafından altı yıl önce suç olmaktan çıkarılmıştır. Demokratik dünyada bunun örneği yoktur. Bugün Türkiye’de herhangi bir iktidar yetkilisinin Sulh Ceza Hakimlerine falancayı tutukla yahut itirazı reddet diye emir ve talimat vermesi suç değildir.”
Ne kadar doğru diyor değil mi, savcılara emir ve talimat verildiği nerede görülmüş, bu cümleleri okuyunca siz de isyan ediyor ve ’emir ve talimatla adalet mi olurmuş’ diyorsunuz. Doğruya doğru.
Ancak aynı yazar ‘altı yıl’ önce koskoca hukuk sisteminin tepeden tırnağa CIA ajanı kendine ‘Kainat İmamı’ diyen ilkokul mezunu bir vaizden emir aldığını bir şekilde gizlemiş oluyor.
Yani yukarıdaki satırlara doğru bir tepkiyle hak verirken altı yıl önceki sümüklü şeyhe bağlanmış hukukumuzu görmezden gelmiş dolayısıyla o dönemin hukukunu da yüceltmiş oluyorsunuz.
Sinsilik budur, emir ve talimatın bugünü de yanlıştır, altı yıl önce FETÖ’ye bağlanıp emir ve talimatların bir şeyhden alınması da yanlıştır.
Şimdi Taha Akyol’a soralım, ‘demokratik dünyada bir şeyhin hukukun bütün kurumlarını yönetmesi mümkün müdür, olmuş mudur?’
Niçin uzun FETÖ yıllarında FETÖ’nün hukuku işgaline tek satır itiraz etmediniz?
Niçin okuyucunuza iki tarafı da söylemiyor tek tarafı işaret ediyorsunuz?
Acaba, FETÖ döneminde FETÖ’cü savcıları ve kararlarını çok sevip ellerinden öpüp başınızın üstüne koyduğunuz övdüğünüz ekrana çıkartıp yere göğe koyamadığınız için olabilir mi?
Yani size kalırsa hukuk reformu derken ‘Altı yıl öncesi FETÖ dönemine dönelim’ mi demek istiyorsunuz, açık konuşun!
İKİ
Gelelim daha önce FETÖ’cüler için ‘içerde namaz kılıyorlar’ diye teröristleri masumlaştıran ifadelerine sert çıktığım için mahkememiz olan, aynı gazeteden Ahmet Taşgetiren’in bugünkü yazısına…
‘Çok açık söyleyelim bir paralel devlet oluşmuşsa bu başta AK Parti iktidarı olmak üzere tüm devletin himayesi sayesinde olmuştur. Devlet MİT’iyle TSK’sıyla ve siyaseti ile fark etme katsayısının düşüklüğü ayrıca tahlil edilmeli.
‘Niye 17-25 aralık diye bir milad var, o zamana kadar iktidarla bu yapının birlikte işlediği günahların görülmemesi için. Yılandan söz ediliyorsa yıllarca beslenip büyütülen yılan iktidarı soktu da onun için.!’
Yazarımız FETÖ’yü besleyip büyütenin AKP olduğunu söylüyor, ne kadar doğru, insan bu yazıyı okuyunca bir sıkıntı yok, tam da benim düşündüğüm gibi yazıyor, diyecek, iş bu yazıyı duvarınıza asacak ya da büfenize koyacaksınız.
Oysa yazar burada FETÖ’nün büyümesinde AKP kadar büyük etkisi olmuş İslamcı ve liberal yazarları unutmuş.
Mesela kendisi de FETÖ organlarında yazarak FETÖ’yü hiç eleştirmeyerek FETÖ’ye meşruiyet-haklılık sağlıyordu.
Yazarımızın bu yazısını okuyup kendinin ve liberal arkadaşlarının FETÖ’nün büyümesinde serpilip gelişmesinde hiç etkisi yokmuş gibi bir fikir edinebilirsiniz.
Evet, bu yazı ve nicesi çarpıtma-manipüle yazı türüne en iyi örnektir!
Ey millet, kendi suçlarınızı her dönem başkalarına yıkın siz de misler gibi tertemiz olup, kurtulun!
Oysa suçu bir tarafa yıkmak da ‘kumpasa’a girer.
ÜÇ
İki gün önce Habertürk ekranında FETÖ kanallarından hiç inmeyen birkaç azgın liberali de görünce hortlak görmüş gibi korkmuştum. Binnaz Toprak, Halil Berktay, Serap Yazıcı, bilin bakalım ne konuştular? Tabii ki hukuk reformu?
Bilin bakalım hukuk reformundan ne anlamışlar, bildiniz: Biden’a biat!
Yeni bir dönemi müjdelediler, çocuklar gibi şendiler, ABD yeni başkanı Biden’a sarılalım kucaklaşalım mutluluk mesajları verdiler ve Biden’la birlikte kurallara ve hukuka uyalım(?) dediler.
Bu azgın liberallerin bir gecede ön cepheye sürülmeleri ne anlama geliyor?
FETÖ’nün ayak sesleri!
Azgın libareller hiç bir şey olmamış gibi sütre gerisinde tetikte ve heyecanla bekliyorlar, yarım kalan FETÖ ve AKP aşklarına devam için.
DÖRT
Şimdi de ot yiyen ‘et kafalılar’ alemine geçelim.
Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçaslan, sanatçı Yıldız Tilbe tweet atıp vatan hainlerine sahip çıkınca Yıldız Tilbe’ye ve vatan hainlerine bakın nasıl sahip çıkıyor!
“…Seyit Rıza ve Şeyh Sait meselelerinde öyle çok dezenformasyon var ki kimin haklı kimin haksız olduğu konusu kendiliğinden önemini kaybetmiş görünüyor. Bana sorarsanız elbette Şeyh Sait ve Seyit Rıza haklı. Zira ikisi de büyük bir mağduriyet ve mazlumiyet yaşamış. Üstelik ikisinin de genç, yönünü tayin etmeye çalışan bir ülkenin ‘doğrusu budur’ zannederek katledildiği çok açık. ‘Alınabilecek son tedbiri’ en başta almak, belki genç Türkiye Cumhuriyeti için ‘zannedilen bir gerçeklik’ olarak orta yerde durmuş olabilir ama 2020’de ‘olmuş artık olan’ deyip meselelerin üzerini kapatmak dururken, insanların kendilerini yaralanmış hissettikleri yerden konuşmalarına bile engel olmaya çalışarak alınabilecek bir gram mesafe yok, olmayacak. Mağdur edilerek katledilmiş iki insana rahmet dilemenin bile bir sürek avına döndürülmesi tek başına Kamalizm’in nasıl bir ‘azınlık ideolojisine’ dönüştüğünün açık göstergesi!”
Bu satırların yazarı halen bu ülkede yaşıyor, kafa yapısı yukarıdaki satırlarda çok açık beyan edilmiş, Allah milletimize sabır versin. Henüz ‘hain kimdir’ anlayabilmiş değil, harakiri yapıp kendini mi bıçaklıyor anlamak mümkün değil, ama yazısını Türkçe yazmış. Elli yaşına dayanmış bir yazarın hala düşmanı tanımaması ve düşman ağzıyla yazıp çizmesi, AKP medyasının besleyip büyütüp ortalığa ne tür canavarlar saldığının açık göstergesi.
Hiç şüpheniz olmasın, hukuk reformu dediğiniz yine vatan haini Seyit Rıza heykellerine megri megri tapınmak olacaktır.
BEŞ
Yine bir Karar yazarına dönelim, dünkü yazısında Tayyip Erdoğan’ın hukuk reformu üzerine sevinçten havaya fırlayan bir yazı yazmıştı. Bugünkü yazısında ise Garo Paylan’ı övüyor yere göğe koyamıyor, neden? Garo Paylan Suriyeli mültecilere sahip çıkmış.
“Paylan’ın insani, ahlaki, vicdani ve ayrıca gayet rasyonel yaklaşımını dinlerken mutluluk duydum, heyecanlandım. Telefon numarasını bulup kendisine tebrik mesajı bile attım. Ama her halde bu yaklaşımı beğenenler azınlıkta kalacak ve internette bu yazımın altı olumsuz tepkilerle dolup taşacaktır. Suriye mülteciler hakkındaki her yazımda öyle oluyor. Alenen ırkçılık yaparak nefret kusanlar da oluyor, hem de çok.”
Bir İslamcı yazarın bir HDP’liyi kutlaması şaşırtıcı değil, ancak, aleme ‘faşist, ırkçı’ diyen yazarımızın Davutoğlu’nun çok yakın siyasi arkadaşı olduğunu unutmayalım. Atatürk’e karşı şu meşhur ‘olmasaydın da olurduk’ ilanını pozunu veren arkadaş. 2013’lü yıllarda yazarımızın El Kaide-IŞİD-Nusra-ÖSO arasında, hangisi hak, hangisinin tarafındayız, gibi, İslamcılar’ın konumunu tayin edici, içerden yazılar yazdığını da, unutmayın.
Hukuk reformu derken PKK’yla ÖSO mu barıştırılıyor pek anlayamadım.
Beyinleri ruh dünyaları hayalleri ilgi alanları rahatsızlıkları bilinçaltları işte yukarıda sıralanmış, PKK’ya, Seyit Rıza’ya, FETÖ’ye ve Biden’a ‘sarılmak’.
Hukuk mu dediniz, essalamünaleyküm verahmetullah!
Değerli okuyucu kardeşlerim, yukarıda beş ayrı metinden sizlere dün ve bugün yazılmış bir inci gerdanlık takdim ediverdim, inci gerdanlığın bir de adı var: Dejavu (bz: bu filmi gördük)
Hukuk derken kimler kimleri hukuk adına kolluyor, açık beyan ortada, oysa, hukuk, herkesin imtiyazı dokunulmazlığı olmadan karşısında eşit olduğu insanlığın olmazsa olmaz gerçeğidir, mesela hukuk reformu, önce tarikat, cemaat, şeyhlerin ‘dokunulmazlığını’ kaldırmalı.
Mesela, hukuk, ruhban sınıfını Diyanet’i de sorgulayabilmeli değil mi?
Tayyip Bey’in aristokratik imtiyazlı ihaleci sınıfını da sorgulayabilmeli, değil mi?
İnşaat sektörü, imam hatip, köylüsü, mahallesi, Milli Görüş, yakını arkadaşlarıyla kurduğu ‘imtiyazlı’ yüksek İslamcı burjuva sınıfını ve sarayı malikaneleri yargılayabilmeli, değil mi?
Mesela hukuk tevhidi tedrisat dışında öğrenim gören iki milyon cemaatlere bağlı sübyan okullarını yargılayabilmeli, değil mi?
Hukuk reformu, Türkiye’nin beşyüzmilyar dolarını, hazinelerini, ormanlarını, madenlerini, yaylalarını, otoyollarını, ihalelerini vs. yiyen ruhban sınıfı ve islamcı burjuva sınıfını yargılayabilmeli, değil mi?
Ama değil, hukuk reformundan anladığımız FETÖ ve PKK’lı günlere geri dönmek!
Hukuk ve adalet isteyenlerin konusu Fetöye ve PKK ın özgürlüğü, salıverilmesidir. Arınç da Altanlara, Kavala ya , Demirtaş a özgürlük adalet istiyor. İşsizliğin , sosyal adaletsizliğin, imara aykırı yapıların, depremde yerle bir olan demirsiz betonsuz bataklığa kurulu binaların, tecavüze uğrayan çocukların, öldürülen kadınların hukuku tartışılmıyor. Sabır gösterip yazıyı anlamaya çalışın Asaf Bey.
Hukuk sizi niye rahatsız ediyor Nihat GENÇ? Demokrasiden korkmayın bu kadar. Milletin üstünlüğüne karşı gelemezsiniz.
MÖ 209 daha mantikli. Hazir yola cikmisken 2200 yil geriye gidelim..Cinlilere bela oluruz yeniden.
Azgın liberal tanımı bahsedilen insanları çok iyi anlatmış,uzun yıllar böyle anılacaklardır.
“halkı umutsuz ve çaresiz bir duruma düşürmek ve onlara bir “kurtarıcı” sunmaktır; ondan sonra bu kurtarıcı ne yaparsan yapsın hemen kabullenecektir.”
Cumhurbaşkanı Nihat Genç’i unutmuşsun
30’ların ayarlarını gerçekten öğrenmek niyetindeysen Yakup Kadri’nin “Ankara”‘sını tavsiye ederim. Romantizmden başka ideoloji tanımam dersen devam et…
Deveye neren eğri diye sormuşlar deve nerem doğru ki demiş, ülkenin ne tarafından düzeltmeye kalksan orası elinde kalıyor.
Sübyan mektepleri, Türkiye’deki Ruhban sınıfının altını doldurmak ve onları daha da güçlendirmek için gereklidir. Gelecek on yıllar, bu gidişle, ruhban sınıfının kontrolü altında yaşanacaktır. :(
tayyip iktidari bu ulkenin genetigini bozmus en buyuk nedendir ve bu nedenle Turkiye Cumhuriyetine ve kurulus ilkelerine en buyuk hasari vermis tek merciidir. Oncelikle tayyip iktidari gitmeli ve yerine Turkiye’yi 1930larin ayarlarina dondurecek ulus devletci, uretimci, vatansever, adil ve namuslu bir idare gelmelidir. Turkiye 21inci yuzyilda hakettigi konumu ve saygiyi ancak bu sekilde yakalayabilir.
” Yeni bir hukuk reformuna ihtiyacımız var ” diyen ve bunu ülkede yapabilecek olan kim? İktidar partisi ve baş yöneticisi. Peki bilin bakalım Nihat bey yazısında kimi eleştirmemiş, topa tutmamış? :))))
Yenisafak yazari devlet buyugumuz olmus, resmi aciklamalarda bulunmus, hdpli mv devlet buyugumuz olmus, binnaz topraklar devletin resmi organi olmus, taha akyol icisleri bakani olarak resmi gazeteye demec vermis, yildiz tilbe disisleri bakani olmus, gazeteci tasgetiren mit mustesari olmus, sen pasa ben pasa herkes pasa olmus devlet yonetiyor….Masallah masallah..Cocugumu gazetecilik okuluna gondereyim de o da devlet buyugu olsun bari.
PKK/hdp M.Vekili Garo Paylan Suriyeli mültecilere sahip çıkmış.
Çok mantıklı.. Çünkü Suriye’nin Kuzeyinde hem azınlık hem yurttaş olmayan Kürtlerin çoğunluk olabilmesi için
Çoğunluk olan Arabların Türkiye’de olması gerekiyor..