Nihat Genç yazdı…
67 İsrail savaşında Arap milliyetçiliği neden yenildi çünkü İsrail’e karşı toprak kaybettiler ve bugün İsrail Suriye ve Lübnan Dağları’nda o günden sonra ilk defa toprak kazandı ve Orta Doğu bilinmeyenleri içinde tek bilinen İsrail’in asla geri çekilmediği!
Daha düne kadar canavarca 50 bin Filistinliyi soykırımdan geçiren İsrail’le el altından yaptığınız anlaşma nasıl bir beynin ürünü?
İslamcıların ve AKP’nin kimyası dağılmış!
İsrail istese suikast de yapmadan derin medya gücü ve ifşalarıyla AKP’yi bir günde devirecek yetenekleri varken Suriye’yi paylaşım masasına oturulması ve oyun kuruyoruz diye millete yutturmaları İslamcıların da milletin de kimyasını iyice bozdu!
Orta Doğu’da sınırları petrol yataklarına göre cetvelle çizen Sykes-Picot anlaşmasını yüzyıldır eleştirdik ve eleştirenlerin başında İslamcılar ve Davutoğlu da geliyor ve bu anlaşmaya, dar geliyor bu hudutlar, bize, deyip, müdahale edildi, şimdi, yine sınırları, aynı sahipleri aynı petrol şirketleri çiziyor, değişen ne?
Sykes-Picot anlaşmasının kökeninde tarihin en ünlü Ermeni zengini Kalust Gülbenkyan var ve mezarı, yine kendi topladığı antikalarla tarihin en büyük müzelerinden birini inşa ettiği Lizbon’da yatıyor! Yüzyıldır Ermeni vakıflarının en büyük foncusu-hayırseveri!
Bakü petrolleriyle ve sonra Irak ve Basra petrol yataklarıyla zenginlikleri ve imparatorlukları şu ana kadar gelen büyük petrol şirketlerinin kurucusu ve hissedarı ve güya bizim padişahımızın da adamıydı, şimdi sınırları çizen yine ilk hisselerini onun ayarladığı aynı şirketler!
Eskiden akıl hastanelerinde hastalara kibrit verilmezdi, hastaneyi yakarlar, diye, ama akıl hastalarına benzini bir defa verdik ve diğer ellerinde de Tevrat var!
Ve Tevrat’ı eline alıp soykırıma girişenlerin de beyinlerinde kimya sorunu var!
Sadece petrolden değil ilaçtan da zengin olup tarihin en büyük antika müzelerini kuranlar var, en başında meşhur Arthur Sackler var ve o da Amerika üniversitelerinin en büyük hayırseveri!
Google’a ‘purdue pherma’ ‘oxycontin’ ve ‘opiod’ salgını’ kelimelerini girin ya da Pain Killer ya da Acı İmparatorluğu kitaplarını okumuşsanız 450 bine yakın Amerikalının ölümüne sebep olmuş bir yahudi işadamıyla karşılaşacaksınız!
Sebep, kimya?
Önceleri akıl hastaları zindana atılırdı sonra ne fayda getirdiğini kimsenin bilmediği elektro şok uygulanmaya başladı ve sonra beyin cerrahisi yöntemi bulundu ve en sonra da bu işin sorumlusu beyin kimyası denilip ‘kimya’ ilaçları devreye girdi!
Akıl hastalığının kökeni kimyada yatar sorusunun karşılığı olarak ağrı kesiciler devreye girdi ve Arthur Sackler önce Librium sonra Valium’u, kaygı, depresyana karşı neşelendirici bir ilaç olarak piyasa etti, inanılır gibi değil, asla bağımlılık yapmaz denildi ama yaptı, dünyanın parasını kazandı, Librium ve Valium Amerika’da en çok satılan ilaç oldu!
Hafif sakinleştirici için yola çıkılmıştı ama sonuçları felaket oldu ve hiç ikaz etmeden bile bile yüzbinlerin canına mal oldu çünkü aynı Arthur Sackler’in başka numaraları da vardı, en başta, dünyaca ünlü tıp dergilerini finansa etti ve ilaçlarını orada reklam etti, ikincisi, bugüne kadar tartışılan pazarlama yöntemini buldu, şöyle, pazarlamacılar direkt doktorları kafalıyor!
Hem tıp dergileri hem de hayırseverliğiyle üniversitelere hakim olunca servetinin ucu bucağı görünmedi ama asıl kimyası, yazının sonuna kalsın! Arthur Sackler, şu ünlü Pfizer’le de çalıştı daha ünlü Roche ile de!
Ancak ağrı kesiciler üzerine iş felaketlere ve mahkemelere uzanınca ve bilimsel bir kanıt da sunulamayınca tüm dünyada ağrı kesiciler masaya yatırıldı!
Çünkü bu ilaçları kullananlar sersemliyor şapşallaşıyor ve bakışları odaklanıyor ve tiryakilik yapıyor, ki, bu ağrı kesici furyanın uyuşturucu istilasına geçiş yaptığı da ortada!
Henüz 80’li yıllarda önce ağrı kesiciler sonra aynı firmanın antibiyotikleri olağan şüpheli haline geldi ve 80’li yılların sonunda yazmaya başladığım hikayelerimi yazarken aldı beni bir telaş, bu yahudilere ve Amerikalılar’a hiç güvenilmez dedim, bakın para için yüzbinleri öldürmüşler!
Amerikan yardımı ‘balık yağı’ hapları kullanmıştım, dedim ki, bizdeki şapşallığın kökeni bu balık yağı hapları olmasın?
Amerikan yardımı süt tozu geliyordu, ulan, bizdeki bu sersemliğin kökeni bu süttozları olmasın ve devam etti, ulan bu margarin sana yağları, bu vita yağı, şapşallaşmamızın kökeni olmasın ama henüz kelimelerin hipnotik ağrı kesici gücünü tanımadan!
Ve 2000’li yıllarda israilliler Bolu ve Karadeniz dağlarına yirmi yıl gidip geldiler ve kibrit kutuları içinde küçük bitkileri kaçırıyorlardı, ne yapıyorlar, hangi kimyayla uğraşıyorlar bilen yok, ve peşinden o yıllarda Adnan Oktar’ın Babunası halktan yüz binlerce şişe kan toplamış ve Amerika’ya göndermişti, ortalık ayağa kalkmadı, sadece Sağlık Bakanı Osman Durmuş, ne oluyor ulan gen haritamızı biyolojik bir savaşta kullanmak için çıkartıyorlar, diyebildi!
Dün İngiltere’de bir haber çıktı ve Facebook’un işine gelmeyen Filistin haberlerini algoritmayla oynayarak kıstığı belgelendi, aynısını, soykırım savaşının başında biz yaşadık, Facebook’da ortalama 100-150 bin okunan yazılarım İsrail tecrit olacak dediğim için binin altına düştü!
Şapşallaştırma aracı artık sadece ağrı kesiciler değil, medya, ve çoğunlukla yahudilerin ellerinde!
Kıbrıs’ta yahudilerin 20 bin evi var ve buradaki onbinlerce yahudi casus yazılım ve radar ve sensörler ve cep telefonlarıyla ilgili büyük şirketler kurmuşlar!
İsrail’e Rusya ve Çin’in ve Avrupa’nın ses çıkartmayışı sadece politik değil, şu an, Akdeniz’i gözleyen bütün gözlem kulelerinde radarlar ve sensörler yahudilerin elinde ve Rusya ve Çin’in casus yazılımları İsrail’le ortak!
Ki, İsrail Hizbullah ve İran’a büyük tarihi hüsranı çağrı cihazlarını patlatarak yaşattı! Düşünün İtalya’daki gözetleme kulesi, ta Senegal’dan yola çıkmakta olan Senegalli bir gencin elindeki telefona giriyor ve onun hangi güzergahı izleyeceği bilgisine sahip oluyor!
Yani elimizdeki cep telefonlarının hepsi güvensiz!
Üstelik hem Adnan Oktar hem de FETÖ casuslarıyla da ellerinde seksi bir siyasi arşiv var!
Ülkemizde bir çok maden, elektronik ve enerji vb. şirketleri var, suyumuz bile ellerinde!
Şu en büyük holdinglerimizle ortaklıkları var ve ötesi PKK’yla ortaklar ve bir savaş anında geçmişte olduğu gibi ülkemizin çeşitli noktalarını patlatacak teröristleri var!
Ve sadece casus yazılımları değil çok sinsi biyolojik savaş güçleri var ve Allah korusun tetikledikleri bir iç karışıklıkta bankaların ve o lüks araçlarınızın çalışabileceğini de hiç düşünmeyin!
Medyada, holdinglerde ve siyasette ve teknolojide ve ilaçta İsrail gücünü asla abartmayalım ama çağrı cihazlarını patlattıkları o an, artık her şeyden kıllanalım düşüncesine gelmeyen tek bir dünyalı kalmadı!
Bu toprakların bir yazarı olarak, şu an panik içindeyim, çünkü medyaya ve holdinglerimize ve siyasetimize sızıntıları gördükçe, tam anlamıyla akıl hastanesi zindanlarına kapatıldığımızı görüyorum! Ağır uyuşturucular kullanmış hastalara dönüverdik! Ulan bu İsrail, diyorum, düne kadar İsrail’e ana avrat düz gidenler bile hiç oralı olmuyor, sarhoşluk içinde gözleri tarihe odaklanmış kaybolmuş gitmişler!
Bebeksi bir saflık içinde zaferlere koşuyoruz!
Zindanımızın kovuşlarına tıkışmış tarihi zaferlerin coşkularıyla hayaller içindeki akıl hastalarıyız!
Akıl hastalığının kökeni: kimya!
Kimyayı artık ağrı kesiciler ve bitkilerle elde etmiyorlar, kimyayı artık içinde yaşadığımız iletişim araçlarıyla yapıyorlar, Türkiye Türkiye’den büyüktür ya da Halep Türk’tür gibi sloganlar kitlelerin kimyasıyla oynuyor, neşeli bir saflık veriyor!
Ve bu sloganlarla tarihte donup kalmış İslamcılar kitlesel bir uyku hali yaşıyor!
Eğitimleri siyasetleri akılları yani dünyayı nasıl algılıyorlar sorusu tam anlamıyla bir fikri sabite bağımlılık üzerinde!
Türkiye eğitimi ve akademisiyle bu büyük maçı kaybetmekte, çünkü devleti ele geçiren İslamcıların tarihe bakışları, şiirleri, coğrafyaya bakışları, tam anlamıyla islamcı bir ideolojik süreçten yani elektro şok geçirmiş ve kitlesel bir şapşallık yaşıyoruz!
Arkadaşlar her büyük tarihi dönüm noktası büyük heyecanlar bize nasıl bir beyin kimyası taşıdığımızı gösterir ve nelere nasıl tepki verdiğimizi, işte, kafalar donmuş kalmış uçmuş gidiyoruz!
Ellerine 10 yıl önce benzin verdiler ve Orta Doğu coğrafyası tarihin en büyük felaketlerini yaşadı, film bitmedi, iletişim araçlarının ve güncel siyasetin elektro şok etkisi dünden daha hararetli etkisini sürdürüyor!
Oysa fırsat bu fırsat deyip tarihi düşmanla el altından anlaşma yapıp kanlı bir coğrafyaya atlamadan önce düşmanı tanımamız lazım, düşman ne kadar içimizde, teknolojimizde, holdinglerimizde, medyamızda ve ne kadar beynimizin içinde yuva yapmış!
Sebepsiz koşular, sebepsiz yürüyüşler, durduk yere sebepsiz gülmeler, sebepsiz naralar, sebepsiz coşkular, düşman kimyamızı ele geçirmiş!
Anlatamadığımız bu, tanımadığınız düşmanla coğrafya paylaşımı yapabilecek bir kıvama nasıl geldiniz, beyninizde nasıl bir kimya oluştu, bu kimyayı kim oluşturdu? Sizi asırlardır zindanınızdan çıkartmayan ideolojileriniz mi yoksa birkaç slogan mı?
Arthur Sackler inanmayacaksınız, bir ilaçcı eczaneci kimyacı değildi, Sackler, sadece reklamcıydı ve ağrı kesicilerin reklamını yapıyordu ancak bu reklamlar ağrı kesicilerden daha etkili oldu, sorun da burada, Sackler büyük sanatçılarla da çalıştı Andy Warhol gibi, ikna edici bir tıbbi dil buldu, güvenilir cümleler kurdu ve inandırıcı reklam spotları, ağrı kesicilerden daha etkili hale geldi!
Birileri islamcılara çok iyi gelen reklam metinlerini iyi bulmuş!
Evet, Sackler dünya çapındaki zenginliğini bir reklam spotunda kullandığı birkaç kelimeye borçlu, bir düşünün, İslamcı siyasetin iletişim dilini siyasi söylemini ve sloganlarını, anlayın, kitlesel şapşallığımızın tarihini!
Yazınızı okuyunca, ismini hatırlamadığım bir filmden “Delilerin körlere rehberlik etmesi çağımızın bir trajedisi.” cümlesi geldi.
İslamcılar, Arap masallarıyla Türk milletini düdüklemekle meşgul.
Kardeş İslamcı dediğin şeyi bir açsan.Çünkü müslümanım diyen herkes İslam’ı kabul etmiş demektir.Yanı senin deyiminle İslamcı oluyor.İslamcı olmayan biri nasıl müslüman olacak bi anlatsan.Mesela İncil’e inan biri Hristiyan olur.Kimse ona Hristiyancı demez.İslamcı kelimesi çok saçma.Hanı şunu desen anlarım.Çok dindar,muhafazakar ya da dini kendi çıkarları için kullanan v.b.Ama İslama inanan birine İslamcı demek çok saçma.Zaten -cı,ci ekleri bizi biraraya getirmemek için ortaya atılmış fitneden başka birşey değil.
Güzel bir yazı. Bizim devlet kuruluşlarımızda, içinde İsrail’ in köşesinden bucağından bir şekilde bulunabileceği herhangi bir yazılım kullanılıyor mu?
Sanmıyorum, herhangi bir devlet kuruluşumuzun yazılımı, islâmi sloganı olan bir hükümet tarafından direkt İsrail’ den alınsın da, Nihat Genç’ in yazısı da hiç kenara atılabilecek şey değil, çok önemli.