Hamas’ın İsrail’e şok bir saldırısıyla güne uyandık!
Ortaya çok yönlü konuşulacak bir çok ‘yeni durumlar’ ve ‘yeni yorumlar’ çıktı!
Önce, hatırlatalım, bu bir ‘din’ savaşıdır, hatırlatalım, İslam henüz ortada yokken Yahudiler’in Roma’yla savaşıp sürgüne gitmesi de ‘din’ savaşıdır! Tarihin en uzun süren ‘din’ savaşıdır!
Şöyle diyelim, bir an için bugün savaşan Müslümanlık ve Yahudilik’in ortadan kalktığını düşünelim, şüpheniz olmasın yeni ‘din’ler kurulur ve ‘din’ savaşları kaldığı yerden devam eder!
İnsanlığın krallıkları ve kiliseyi yıkıp Cumhuriyet’i inşa etmesi ortaçağdan kalan kilise ve mezhep iç savaşlarına son vermek içindi!
Kilise yerine halkın seçimi ve iradesiyle ‘meclis’ kuruldu ve dini ve mezhebi kimlikler yerine soyutlanmış bir kimlik ‘yurttaşlık’ getirildi ve ‘herkes’ kelimesi inşa edildi!
‘Herkes’ kelimesi modern anayasaların kurucu çimentosu oldu, herkes kavramına göre hukuk karşısında din ve mezhep ve ırk kimlikleri dikkate alınmadan herkes ‘hukuk’ karşısında eşittir!
İşte ‘hukuk’la karşılaştık, hukuk nedir, ilahi vahiy mi yoksa oyla seçilmiş insanların milli iradenin mecliste çıkarttığı kararlar mı?
Vahiy’in kökeni ilahi, vahiye karşı insan elinden çıkmış hukukun savaşı kıyamete kadar sürecektir, bu yüzden Amerika Anayasası ve 1789 sonrası Fransa’da olanlar din ve devlet ilişkileri arasına kalın bir duvar koymuştur, geldik laiklik tartışmasına!
Laiklik keskin ayrımı konulmadığı sürece Müslümanlar içinde mezhep savaşları ve İsrail’in içinde de ortadokslarla keskin iç savaşlar bir ikibin yıl daha kıyamete kadar sürecektir!
Bu tartışmanın sonu yoktur, geçelim, ancak, meclis, halk iradesi, bağımsız yargı vs. gibi kurumlar olmadan bu kavgaları sınırlandırmanın sonlandırabilmenin imkanı yoktur!
Çünkü vahiyci görüşler, lider diye önünüze azizleri, evliyaları, şeyhleri, mesih ve mehdilerin liderliğini koyuyor. Ve bu üstün insanlara yanılmazlık dokunulmazlık veriyor! Hukuk tarafı ise, halkın oyuyla seçilerek gelmiş insanları ve partileri koyuyor! Tarih kadar büyük ve eski kanlı bir çatışmadır!
İngilizler Osmanlı’ya karşı Araplar’ı altın ve parayla kışkırttı ve Osmanlı topraklarına kendi seçtiği krallık-şeyhlikleri yerleştirdi!
Ve 1950’li yıllardan itibaren bu İngiliz kuklası krallıklara karşı Arap dünyasında subayların başını çektiği milli darbeler ortaya çıktı, Mısır’da Suriye’de Irak’ta; bu darbelerin tümüne Baas rejimleri diyoruz!
Baas, milli sosyalist bir program inşa etti ve tüm Arap dünyasını anti-emperyalist çizgide bütünleştirmek-birleştirmek istedi!
Hatta Soğuk Savaş yıllarında üçüncü bir pakt olarak ‘bağlantısızlar’ hareketinde yer aldılar ve mesela Cemal Nasır, Hindistan’ın Nehru’su ve Yugoslavya’nın Titosu’nun vb. bağlantısızlar hareketine katıldılar!
Bu durum Sovyetler’e karşı savaşan Amerika için affedilmezdi çünkü Amerika dünyanın bütün ülkelerini Sovyetler’e karşı savaştırmak için yanına almaya çalışıyordu!
1950’li yıllarda Baas gerçeğiyle Orta-Doğu’da yeni bir savaş türü ortaya çıktı, Baas, İngiliz kuklası şeyhlik-krallıklara ve İsrail’e karşı savaşıyordu!
İşte bu dönemde CIA’nın orta-doğu şefi ünlü Özbek Türk’ü Ruzi Nazar’dı! Sonra Graham Fuller Ruzi Nazar’ın kaldığı yerden daha derinden örgütlerini kurarak (başta FETÖ’yü) devam edecekti!
Türkiye NATO’ya girdikten sonra Türk istihbaratı CIA ve NATO’nun oyun sahası haline geliverdi!
CIA ve Mossad’ın hedefinde milli sosyalist Baas ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ve İran’da petrolü millileştiren Musaddık’ın ve sosyalist Arafat’ın işini bitirmek vardı, hepsini başardılar!
Seksen uzun yıl süren yepyeni bir örgütlenme ve iç savaşlar başladı, CIA ve Mossad’ın ilk işi o günlerde örgütsel güçleri çok zayıf olan İslamcı cemaat ve tarikatları örgütlemek desteklemek oldu!
En affedilmez düşman olarak da ‘laikliği’ koydular!
Yani Müslüman Kardeşler’i Mısır’da laik Cemal Nasır’a karşı örgütlediler ve Filistin’de aynı örgüt olan Hamas’ı sosyalist Arafat’a karşı büyüttüler!
Türkiye’de olup bitenlere aşinasınızdır, 60’lı yıllardan itibaren CIA ve Mossad Türkiye’deki milli ve dini ama özellikle milliyetçi yapılar içinde örgütlemeye başladı!
CIA ve Mossad’ın yanında Orta-Doğu’da Baas’a karşı savaşan şeyhlikler-krallıklar da İslami cemaat ve tarikatlara para kaynağı oldu!
Mossad’ın CIA’nın desteklediği bu yapılar milli ve laik rejimleri yıkmak için beslendi, kafanızı karıştırayım biraz, 1980 öncesi istihbaratımız kimin elindeyse Baas rejimlerine karşı gizlice Müslüman Kardeşler’i tutuyordu!
Bir başka örnek Afganistan’dır, Afgan mücahidleri Amerikalılar tarafından silahlandırıldı ve Sovyetler Afganistan’dan kaçtı ve sonra mücahidler önce aralarında anlaşamadılar (1980’li yıllar) ve sonra savaşmayı ve silahı ve para kaynaklarını öğrenen mücahid gruplar bu sefer kendilerini var eden Amerika ve İsrail’e karşı saldırmaya başladılar (El Kaide, İşid) 2000’li yıllardan itibaren!
Tuhaftır, ülkemizde, 1960’lı yıllarda kurulan milliyetçi partiler CIA-Mossad projesine göre çok kullanışlı bir ideolojik örgütlenmeye sokuldu, mesela Türkçü parti birden İslamcı eki almaya başladı ve bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü milli laik Arap rejimlerine karşı düşmanlık başladı!
Kullanışlı ve çok yönlü ideolojileri gereği bu parti ve yapılar hem milli görüntüsü veriyor hem de İslamcı tarikatlarla cemaatlerle iç içe girmeye başlıyor!
Örneklersek, milliyetçi partinin en büyük ideoloğu Ziya Gökalp kabul edilirken, ki, Gökalp fikirleriyle Cumhuriyet’in kuramsal öncülerinden sayılır, aynı parti, Cumhuriyet’e kökünden çok sert muhalefet eden ve Cumhuriyet’i kuran kadroyu deccallık kafirlikle suçlayan Abdülhakim Arvasi ve Necip Fazıl’a yanaşıyordu, ki Necip Fazıl tarihimizin en büyük vatan haini Mustafa Sabri için ‘evliyadır’ diyordu!
Daha iyi örneklersek FETÖ’nün tohumları bu milli yapılar içine atıldı, daha iyi örneklersek, 28 Şubat kimin eseri? Ve laiklik-şeriat tartışmasını harlayan çatıştıran kimler?
Şöyle anlatalım, Türkiye’de laiklik-şeriat tartışmasını hangi odaklar açtı? Laiklik-şeriat savaşının arkasında hangi güçler var! Mossad-CIA’nın desteklediği yapılar! Daha iyi örneklersek, FETÖ’cüler İslamcılar ve liberaller eliyle Türk Ordusunu içeri tıkarken yanlarında kimler vardı! Adnan Hoca ve kedicikleri dahi işin içindeydi, Adnan Hoca’nın dokunulmazlığı buradan geliyor! Peki irili ufaklı milliyetçi partiler bu süreçte neredeydi?
Türk ordusunun mu yanında yoksa FETÖ’cü operasyonların mı yanında! Milliyetçi oluşumların bir kısmı ‘sessizlikleriyle’, ‘dava sürsün’ diyerek FETÖ’nün yanındaydı diğer milli oluşumlar FETÖ’ye açıkça destek verdiler ve bu iç içe girmişliğin kurbanı oldular, önce tarlaları ekildi ve Hrant öldürüldü sonra kurucu liderleri gizemli bir cinayete kurban gitti!
Daha iyi bir örneğe dönelim, Muammer Aksoy Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucusuydu ve Cumhuriyet’in yılmaz savunucusuydu, kim öldürdü? Peşinden gelen Çetin Emeçler’i Uğur Mumcular’ı Taner Kışlaları, Hablemitoğulları’nı vs. kim öldürdü? Ve bu süreçte Türk İslamcı ve tarikatçı ve İslamcı yapılar nerede kimin yanındaydı, MOSSAD ve gladyo kimdi?
Hamas’ın vahşi saldırısı başlar başlamaz bir takım kullanışlı milliyetçi mahfillerin İsrail’e destek vermesi, İsrail savunusu, soğuk savaşta başlayan bu siyasi örgütlenmeye çok uygundur, bizi hiç şaşırtmaz!
Türkiye’de hem İslamcı hem milli mahfiller içinde CIA ve Mossad tezleri kökleşmiştir!
Kardeşlerim, İslamcılar ve tarikatlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ordusuna hukukuna saldırıya geçilip bugün yağma ve talan edilirken seyredenlerin ya da kullanılanların ideolojilerini kimlerin oluşturduğunu biliyoruz!
Soğuk Savaş döneminde CIA ve Mossad tarafından kullanışlı hale getirilmiş kirlenmiş bu yapılara milli diyecek kadar aptal ve enayi hiç değiliz!
Ve kendine Türkçü diyen yapıların görünür şekilde ya da el altından birden kalkıp İsrail yanlısı twitler atmasına hiç şaşırmadık!
Bu kardeşler Türkiye Cumhuriyeti Devleti FETÖ eliyle yıkılırken bugün güya suçladıkları İslamcı yapılarla hatta FETÖ ile el ele iç içeydi!
Değişen nedir? Değişen, İsrail’i vuran artık İsrail’in kendi eliyle yetiştirdiği yapılardır, ve bizimkilerin ilk işi de yeni vaziyet’e uygun pozisyon almak!
Ve düne kadar yine İsrail’in manipülesiyle iç içe yaşadıkları tarikat ve cemaatlere bugün birden karşı gelmek şu anlama geliyor yeni bir ‘oyun’ kuruluyor, yine bir Mossad tezgahı, sızılmış milli mahfillerle üstün Arap ırkçıları karşı karşıya getiriliyor!
Soğuk savaş yıllarında İsrail istedi İslamcı oldunuz ya da İslamcı cemaat ve tarikatlarla iç içe geçtiniz ve bugün politikalar kökten değişti ama yine İsrail istedi diye İsrail’in düşmanları karşısında İsrail’in yanında yer alıyorsunuz, maşallah!
İsrail, Hamas, İran, Rusya, Çin ya da başkaları, bizler, bu devletler ve yapılara karşı, emperyalistler dün böyle istedi diye bunlardan bir takımına, bugün başka bir şey istediler diye diğer takımına karşı pozisyon belirtmek zorunda hiç değiliz, biz fırıldak değiliz!
Emperyalist emperyalisttir, dinci dincidir, Soğuk Savaş’ta başka FETÖ işgalinde başka İslamcılar iktidarı alana kadar başka ve şimdi yine aynı fırdöndü manipülenin aynı kuklası hiç olmayız!
Bizler Cumhuriyetçiyiz, istiklalimizi Kurtuluş Savaşı’yla kazandık ve milli egemenliğimizi anayasamızla Cumhuriyet’e yazdık!
Önce kendi toprağımız kendi insanımız ve bölünmez bütünlüğümüz, sonra Yurtta Sulh Cihan Sulh diyoruz, sonra hukuk karşısında herkes eşittir diyoruz, sonra laikiz diyoruz, sonra kamucuyuz vs. vs.
Biz hiçbir ‘devletin’ etnik, mezhep, din savaşlarına meze hiçbir ideolojinin adamı neferi müridi kölesi kullanışlı yazarı hiç değiliz!
Türk Milleti’nin vicdanını hiçbir ideolojiye ipotek edemeyiz!
Türkiye’de fikirlerin ideolojilerin partilerin seksen yıldır beyni yıkandı algılar oluşturuldu!
Ancak bugün arkası karanlık yapıları görecek kadar elimizde çok büyük çok trajik ciddi olaylar var!
28 Şubat gibi, FETÖ gibi, aydınlarımızın öldürülmesi gibi, Madımak gibi, Cumhuriyet’in başına gelen felaketler gibi, İslamcı yapıların-tarikatların-cemaatlerin nasıl kullanıldığı gibi!
Sinsi istihbarati yapıların önce FETÖ ve AKP sonra MHP ve CHP’nin içine nasıl sızıp kökleştikleri gibi ve ortada ‘sığınılacak’ milli bir yapı bırakmadıkları acımasız gerçeği gibi!
Soğuk Savaş’ın çok kullanışlı Mossad’ın aparatı olmuş bu tarikat cemaat milli yapılarla Türkiye Cumhuriyeti Devleti gözlerinizin önünde yıkıldı, hala Hamasınıza İsrailinize doymadınız!
Ve siz hala Soğuk Savaş’ın bu kirli istihbaratıyla iç içe geçmiş yapıları hiç sorgulamıyor arkasını hala hiç merak etmiyorsanız sizin bir onurunuz sizin bir ülkeniz sizin bağımsız bir bayrağınız olamaz!
Arkadaşlar, biz Cumhuriyetçiyiz, İsrail istedi diye Hamas’a düşmanlık yapmayız, biz Hamas’a karşıyız çünkü Ortaçağ gibi eşitsiz dinci bir devlet istiyorlar, vahiyle devlet kurulmaz! Biz Hamas istedi diye İsrail’e karşı düşman değiliz, İsrail hukuk tanımayan gaddar acımasız ve yayılmacı-fetihçi ve emperyalist bir devlet olduğu için karşıyız!
Seksen yıldır yıkanmış beyinlere kar edeceğini hiç sanmıyorum ama sıralayalım, biz Amerika istedi diye İran’a karşı değiliz, İran dinci bir rejim kurduğu için karşıyız! Biz Amerika Çin’e karşı Uygur Türkler’i savunduğu için Uygur Türkleri’ni savunmayız, Çin devleti Sincan’ı hukuksuzca işgal ettiği için Çin’e karşıyız ancak Amerikan ağzıyla değil!
Bunlar zor sorular olmadığı halde neden milli yapılar bu tuzağa çok sık düşüyor, çünkü beyinleri ideolojileri ‘kurulmuş’!
Bir de şöyle sorun, Hamas zamanında niçin Mossad ve CIA’yla çalıştı, şöyle dediler, ‘bizim için en büyük düşman laikliktir çünkü laikler dini ortadan kaldırıyor, Amerika ise dinimize müsaade ediyor’!
Türkiye’de kırk uzun yıl süren laik-şeriat tartışmalarında da aynı şeyi söylemediler mi, İngilizler Amerikalılar namaz kılmamıza karışmıyor (Diyanet’le seksen bin hocaya maaş ödediğimiz halde) oysa Türkiye çok katı laiklik uyguluyor ve dinimizi elimizden alıyor, FETÖ ve İslamcılar iktidara böyle gelmedi mi?
Türkiye Cumhuriyeti yedi düvele karşı savaşarak kuruldu ve bugün de yedi düvele karşı!
Bakın gençler, sizden önceki ağbileriniz koskoca bir kuşak bu sinsi istihbarat oyunlarının kurbanları olarak enerjilerini ve hayatlarını bitirdi, geçin bunları, size başka bir hikaye anlatayım, geçen gün, başında havari olduğunu söyleyen bir Hristiyan cemaatin belgeselini izledim, Havari (cemaatin başı) on yıllarca yüzlerce genç kızı iğfal etmiş ve hepsi mahkemede konuştu delil oldu, buna rağmen, şartlı tahliyedir kefalettir, Havari serbest kaldı ve ama, devlet, cemaate vergi kaçırmaktan dava açtı ve cemaati mahküm etti!
Düşünebiliyor musunuz devlet kız çocuklarının iğfal edilmesinin değil ‘para’nın peşinde, para, kız çocuklarımızdan daha değerli!
Sen kimin yanındasın gibi çok ileri zekalı yorumlarla birbirinizi hırpalayacağınıza bu savaşın paracukları kimden geliyor diye bir sorun!
Emperyalist Amerika ve İsrail ve ülkemizdeki İslamcı iktidarlar, şeriatla yönetilen Körfez’in şeyhliklerine laf ediyor mu, hatta, laf edeni, ırkçılıkla suçluyor?
Hatta Araplar’ın cesedi çok güzel kokuyordu diye Arap’ı üstün ırk ilan eden bizim Diyanet hocalarımız!
Küçücük beyinlerinizi yormayın, bağımsız olabilmek için kendi ekmeğini kendin kazanacaksın, onun bunun gazetesinde sosyal ağında kucağında bağımsız olunamaz!
Kendi ekmeğini kazanamayan ülkeler başka ülkelerin köpeği olur, kendi ekmeğini kazanamayan yazarlar başkalarının ekranlarında kullanışlı kuklalar haline gelir, geldiler, ve kaç defa Cumhuriyet’i Ekmeleddin ve HDP gibilere sattılar!
Türk Milleti vicdanına sizin sinsi rüzgarlarınıza göre ayar vermekten yoruldu ve önce sürüleştirildi ve sonra köleleştirildi!
Körfez’in şeyhleri para verdi ve sonra İsrail önünü açtı ve sen milli rejimleri laiktir dinsizdir diye yıkacak ve milli ordumuzu ve laikliği ve hukuk kurumlarını Cumhuriyet’in elinden alacaksın ve koskoca ülkenin dağını taşını sahilini ormanını talan ve yağma edeceksin ve edenlerle ortaklık kuracaksın ve aydın cinayetlerine sessiz kalacak arkasını hiç kurcalamayacaksın ve şimdi gelip bana ‘ayar’ verecek racon keseceksin!
İsrail’inize Hamas’ınıza sahip çıktığınız kadar keşke Cumhuriyet’imizin istiklal harbiyle kazanılmış milli bağımsız kurumlarına sahip çıkabilseydiniz, bağımsızlığına, anayasasına, laikliğine ve kamuculuğuna sahip çıkamayan kişiliksiz sünepe şu din zekalıya bak, yok Hamas’ın yanındaymışım yok İsrail’in yanındaymışım, senin, suyuna havana toprağına ve eşitliğine ve bağımsızlığına el koyanlara karşı başka bir cümle kuracak kişiliğin zekan yok mu?
Türk gençliği, uluslararası barıştan yanadır. Salakdeğildir. Önce ülkesini düşünür.
1 tane Milliyetçi gösteremezsiniz ki bugüne kadar İsrail’i savunsun.
Fakat bugünkü savaşın başlangıcı ve gelişimi, “Filistin meşruyetini” ağır zedelemiştir. Göz göre göre “İslamcı Terörizm” uygulandı.
Siyasal islamcılar gibi düşunmeyen her milliyetçi “MOSSAD” ajani değildir.
Türk Gençliği “Filistin’e hizmet örgütü” de değildir.
Milyonlarca Yahudiyi “yalnızlık” hissine ve şeytanlaştırmaya maruz bırakmak da akıl karı değildir ve insanca değildir.
Türkiye Neoloberalizm ve Komünist propagandanın belki de en yoğun hissedildiği ülkedir(gençlik açsından öyle). Türk Gençleri ABD ye göre ya da Rusya ya göre düşünmez. Türkiye’ye göre düşünür.
Bu yüzden Azerbaycan’ı destekleyince Rusya yanlısi, İsrail’in (mevcut durumda) hakkını teslim edince Mossad Ajanı Neoliberalizm ajanı felan olmuyoruz.
Eleştirlmesi gerekenler, durduk yere bütün insanları terörizmin kucağına atanlar.
Türk Gençliği olayları 60, 70, 80 kuşağından daha iyi anlıyor.
işgal altında sürekli işkence edilen katledilen bir halk örgütlenmiş düşmanı hiç ummadığı anda gafil avlamış sen buna utanmadan terör diyorsun isarail de terör diyor sonra da biz israilden yana değiliz diyorsun. ulan daha nasıl israil yanlısı olacaksın. bir Türk 40 yıldır 2. israili kurmak için asala pkk terörünü başımıza bela eden hesaplanamayacak kaynaklarımızı heba eden bir terör devletine karşı yapılan meşru müdafa saldırısna terör diyemez.
İyi günler Nihat Bey, çok güzel yazı olmuş, ben tamamen okudum. Kendi duruşunuzu da net olarak çizmişsiniz. Eğer gücenmezseniz yazının içeriğiyle ilgili değil de şekliyle ilgili bir eleştirim olacak: Dikkat dağınıklığı çağında, özellikle de yazıda seslendiğiniz hedef kitle gençler ise bunu anlatmak üzere yabancıların “op-ed” dediği, daha kısa bir formatta yazmanız mümkün mü? Beynindeki dikkat merkezi, arkada oyun videosu dönmeden başka bir videoyu izlemeyecek kadar dağılmış olan bu kuşağa daha rahat ulaşmanızı sağlar. Sevgiler.
“senin, suyuna havana toprağına ve eşitliğine ve bağımsızlığına el koyanlara karşı başka bir cümle kuracak kişiliğin zekan yok mu?”
Bu “senileri” secenlere ne demeli ?! Onlarin akli ne kadar?
Mossad’in bu saldiriyi ogrenmemis olmasi son derece sacma. Bu saldiriyi tum Filistin’lileri oradan surmek icin bahane edecekler
Zafer partsi ve Nato sevdalısı ÜmİT özdağ da dahil mi Nihat bey?
Sonuna kadar İsrail’i destekliyorum, Filistin diye bir ülke ya da bölge tanımıyorum, dedemin ordusunu arkadan vuranlara yardım etmeyeceğiz, arap hayranlığına son…
Seni gidi Şamanist-ateist-zaferci-natocu seni!!!!
Nihat Bey’in yazısına çok teşekkür ederim. Tam bağımsızlıktan yana olan vatanseverlerin bu olayla ilgili düşüncelerini tam olarak özetlemiş.
Yazıya yapılan yorumlardan anladığım, ya okuduklarını anlamıyorlar ya da manipüle etmeye çalışıyorlar.
Bu ülkede 70 yıldır ; eğitim sistemi ile, basın yayın organları ile ( dizi, sinema, kitap, dergi, gazete, haber kanalları … ) siyasetçilerin küçük hesapları ile ve sağlık sistemi ile istedikleri gibi bir toplum yaratmak için çalışan CIA / Mossad ikilisinin bu saldırı planlarından haberi olmadığını söyleyenler lütfen yorum yapmasın.
ABD ‘deki 11 Eylül saldırılarını anlayamayanlar bu çatışmayı da anlayamazlar.
Size tavsiyem biraz daha araştırma yapın.
Okuyalım, okumak önemli.
Önce öğrenelim sonra yazalım.
Sayın Nihat Genç ve tüm Veryansın ekibine selamlar.
Birkaç şey eklemek isterim.
Şu an batılıların kör gözüm parmağına israil sevdalıları ile memleketimizdeki İsrail âşıkları bir noktada birleşiyor. Şöyle ki: Batılı bir ülkenin liderinin sarf ettiği bir söz vardı; “Holokostun çocukları rahat olana kadar desteğimiz devam edecektir.” Bu lafın sahibiyle “Araplar bize ihanet etti. Hülooooğ İsrail” diyenler aynı amaca hizmet etmektedirler. İsrail’in daha doğrusu siyonizmin kural-hukuk-kánun tanımazlığını meşrulaştırmak. Ama bizim buradakilerin göremedikleri şey, batılıların yarın öbür gün Türkiye’ye veya batılı olmayan herhangi bir ülkeye yönelebilecek saldırılarda da aynı şeyleri kullanabilecekleri. Ki bize karşı 100 yıl evvel kullanmışlıkları vardır. Rum ve Ermeni terörü hep haklıydı. İsrail de haklıdır çünkü onlar ezilmiş, katledilmiş, soykırıma uğramış bir millettir. Yahu katlettiniz, katlettiniz; mallarına mülklerine çöktünüz; geriye kalanları da Batı Asya’nın başına bela ettiniz.
Ey Zaferist ve Meralist’ler!!! Sözüm ona Türk-Türkçü-(Sahte)Atatürkçüler! İsrail denen ülkenin AB/D’nin Batı Asya’daki ileri karakolu olduğunu anlamanız için gözünüze ne sokmak gerekir? Nihat Bey, bu zümrelerle yaptığım tartışmalarda dikkatimi çeken bir şey var. Sizinle de paylaşmak istiyorum. Bu mesele hakkında bunların sarfettiği pro-İsrail söylemlerini çelikten sinirlerle dinledikten sonra, bu arkadaşlara siyonizm, küresel örgütler, para babalarını anlatıyorum. Daha doğrusu anlatmaya çalışıyorum çünkü bir iki kelam ettikten sonra işi dalgaya vuruyorlar. Alay etmeye başlıyorlar. Aynı tavır fetullahçılarda da vardı. Fetöcülere de cemaatin yapısı, Vatikan-Cia-Abd ilişkilerinden bahsettiğimde onlar da dalga geçmeye başlarlardı. Bu iki tavrın aynı istihbarat merkezinden çıkartılaran bir algı operasyonunun parçası olduğunu düşünüyorum. Gerçi zaferin başındaki zat, istihbarat işlerini iyi bilir. Almanya’da eğitim görmüştür nihayetinde.
Nihat Bey, şahsî bir kanaatimi de söylemek istiyorum. Nasıl ki İslamcılar ve Ülkücü(!)ler eski-Gladyo iseler; bendeniz bu İp ve Zafer’in Neo-Gladyo olduğu fikrindeyim. İP bunun yumuşak kanadını, ZP ise saldırgan kanadını temsil ediyor diye düşünüyorum.
Yazdıklarıma tepki koyanlar olacaktır. Onlara da şimdiden söyleyeyim. İslamcı+Ülkücü ittifakının ne halt olduğunu zaten herkes yazıyor. Özellikle Nihat Bey… Bense gelecekte tehlike olacaklara dikkat diyorum. içimizdeki İrlandalılara kulak kesilin diyorum.
Saygılarımla.