Nihat Genç yazdı…
1915’de İngiliz kraliyet ailesinin seçkin centilmen bilimadamları ve yüksek rütbeli askerlerle kurup bir yüz yıl ölümcül deneyler yaptığı yerin ve tesisin adı Porton Down!
Kimyasal ve biyolojik savaş araştırma tesisi!
En meşhuru Sarin Gazı!
Bir yüzyıl komplo teorisi dediler, bir yüzyıl insanları deneylerde kullandıklarını inkar ettiler!
2008 yılına kadar!
Deneklere aydınlatıcı bilgi verilmediğini nihayet 2008’de kabul ettiler!
İngiliz hükümeti bir yüzyıl Porton Down’un varlığını ne reddetti ne de kabul etti ve ‘etik’ tartışmalar ayyuka çıkınca 2008’de deneklere-kurbanlara tazminat ödemek zorunda kaldı!
Büyük boy 675 sayfalık ‘Gizli Bilim’ ‘Zehir Savaşları ve İnsan Deneyleri Yüzyılı’, yazarı Ulf Schmidt, Porton Down’da bir yüzyıl neler oldu’yu araştıran bilim adamlarından!
Sarin gazı, insan derisini dakikalar içinde mosmor yapıyor ve ağızdan köpükler çıkıyor ve kör ve sağır yapıyor ve insanı içinden boğup öldürüyor!
Bir çok ‘denek’ vatan savunması için gönüllü katıldığını ama sonuçlarının bu denli feci öngörmediğini söylüyor, bir çok denek ise ‘soğuk algınlığı’ gibi bir deney olduğu bilgisi verildiğini söylüyor, sonuç: Derin Devlet’in gizli tesisi deneylerini yüzyıldır sürdürüyor!
Sarin gazının asıl tehlikesinin gaz bulutları rüzgarla yön değiştirip kendi askerlerini öldürmesi!
Porton Down, İnsanlık ve hukuk dışı ölümcül gazların deneyleri, üretilmesi, yeni kimyasal silahların araştırılması için faaliyet gösteren bir yer! Kraliyet ailesinin seçkin bilim adamları, hiçbir şey olmamış gibi, Porton Down’da kriket oynuyor, partilere konserlere katılıyor! Bu elit bir ‘klüp’ bir yüzyıl ‘gizliliğini’ korumayı başardı!
‘Gizlilik tekeli’ devletin elinde olunca gerçeği örtbas etme ya da gerçeği tasarımlama hakkı da devletin ve seçkin elitlerin eline kalıyor!
Gizlilik tekeli ellerinde olanlar iddiaları ve suçlamaları ‘komplo teorisi’ diye marjinalize ve pasifize ediyor, tıpkı, Fetö’nün ordu ve hukuku ele geçirmeyi başardığı 2008’li yıllarda Fetö’yü görmezden gelen yazarların eleştirileri ‘komplo teorisi’ uydurmakla itham etmesi gibi!
Yetmez ama evet anayasasıyla ordu ve hukukun üzerine sarin gazı atılıp imha edildi!
Son seçimlerde bu sefer ‘sarin gazı’ CHP’li seçmenin üzerine atıldı ve an itibariyle…
Taşrada gördüğümüz şudur, Millet İttifakı’na oy vermiş kitleler, iddiaları, kurumları, fikirleri, inançları, umutları ve varlıklarıyla imha edilip tarih sahnesinden silindi!
Delilik bir akıl felcidir, ve şu an muhalif kitlelerin, sarin gazı gibi topyekûn imha edildiğini teşhis edemeyecek kadar gazın etkisindeler!
Muhalif kitleler aynada yüzlerini tanıyamayacak hale geldi ve şu an ölüm haberini verecek cesarette kimseleri de kalmadı!
Bu bir toplu ölüm, ve kurumları partileri ittifakları, an itibariyle çürüğe çıkartıldı!
Vekil maaşları –imkanlarıyla- ittifak’ın yanlışlarını kasıtla görmeyen bu mutluluk yuvasının topluca öldüğüne inanmak istemiyorlar, çünkü yemleri ve ahırları hala tıka basa dolu! Hala hiçbir şey olmamış gibi kaldıkları yerden devam etmek istiyorlar!
Don lastiği koptu, götten düşmüş pantol modası değil bu, uçkur tutmuyor artık, cesetleri çürüyor ve kaldıran yok, ihanet kokusunun parfümle örtülmesi mümkün değil.
Bu büyük kitlesel zehirlenmeden hepimiz gençliği ve yarınları ve ülkemizi kurtarmak zorundayız!
Ülkemizde son seçimlerde muhalif seçkinler milli iradeyi milli refleksi yok eden sarin gazı kullanıldığını reddetmiyor kabul de etmiyor.
Acımasız gerçek ortada ‘etik’ dışı, hukuk dışı, insanlık dışı zehirli gaz kullandılar ve rüzgar yön değiştirip muhalif kitleleri hızla öldürdü!
Muhalif kitle mosmor olmuş durumda ağzından köpükler kusuyor ve görmüyor ve duymuyor ve sözde var olan siyasi sahnede milli bir irade milli bir refleks inşa etmek mümkün değil!
Korkunç sonuçları ortada, muhalif kitleler ‘denek’ olarak kurban edildi, aldatıldı, kendilerine ‘aydınlatıcı’ gerçek bilgiler verilmedi, yani elit(?) seçkinlerin oyununa tezgahına getirildiler!
Türkiye tarihinde hiçbir seçimin bu denli öldürücü yok edici imha edici sonuçları olmadı, Türk siyasetinin üstünden buldozerle geçen 12 Eylül darbesi dahil!
Muhalefet ‘kendini’ imha etti!
Nefes alamıyorlar bir gerekçe bir yalan bir hikaye uyduracak takatları kalmadı yeniden nefes alma ihtimalleri de yok!
Çürüyen kokan cesetlerin partilerin kurumların kitlenin kokusunu duymazdan gelmeye devam ediyorlar!
Kitleleri hızla zehirleyip iradelerini yok eden: muhalif kitlelerin içine sinmeyen milli düşmanlarla ittifak yapılması!
Burada ‘etik’ sorular devreye girmeli, niçin kitlelere açıklayıcı aydınlatıcı gerçek bilgiler vermediniz?
Ve ne olup bittiğini tam anlamayan kitlelerin rızasını baskıyla ittirerek gaz vererek tepeden inme zoraki alıp ölümlerine sebep oldunuz?
Hasar raporu çok vahim, vatan hainleriyle tezgah komplo ve işbirliği ölümcül tesirini göstermiş muhalif kitleler imha edilmiştir!
Türkiye’de artık bir ‘tarih’ sona ermiştir!
Toprak bütünlüğünün asla pazarlanmayacağı ve Türk Milleti’nin egemenliğini ilan eden anayasanın giriş maddelerinin asla tartışılmayacağı gerçeği bedeli çok ağır yaşanarak ortaya çıkmıştır!
Sarin gazı yemiş ittifak ve işbirliğine destek olmuş partiler ve kurumlar an itibariyle tarihten silinmiştir!
Sarin gazı verilmiş partiler ve kitlelerin yeniden hayata dönme ihtimali hikayesi umudu imkanı kalmamıştır!
Siyaseti takip etme cesareti gösterenler artık ittifak ve muhalif partilerin ağzından köpükler kusarak can verdiği hazin sahneleri günbegün yaşayacak umutsuzluk çaresizlik kökleşecektir!
İstedikleri de buydu ve bu komplo teorisi değildi, yıllardır bu sütunlarda bağırıyoruz!
Oscarlı ünlü yönetmen Spielberg’in yapımcılığını üstlendiği gözden kaçan felsefi bir filmi vardır: Gremlinler!
Hikayesi basittir, oğluna Çin Mahallesi’nden bir oyuncak alır, ancak oyuncağın talimatları vardır, parlak ışık görmemeli, gece yarısından sonra yemek yememeli ve su içmemeli.
Ancak bir merak ve yanlışlıkla oyuncağın kutusunu açar ve üstüne su dökülür ve oyuncak üremeye başlar, öyle ki bir oyuncaktan milyonlarca küçük canavar ortaya çıkar ve şehri ve uygarlığı herşeyi mahvetmeye yok etmeye başlarlar!
Filmin verdiği mesaj şu, ‘kuralları’ ciddiye alın, kutuyu açmayın, deniyorsa açmayın, ışık görmesin deniyorsa ışık’a tutmayın, kutsallarla oynamayın!
Film, kuralları ciddiye almazsanız bir ‘oyuncak’ın üreyip milyonlarca canavara dönüşüp uygarlığı yok edeceği anlatılıyor!
Yani yaşadığımız dünyanın ‘tabuları’ ‘yasakları’ ‘kutsalları’ vardır, mesela seçim kazanmak uğruna toprak bütünlüğünü siyaset pazarlığında koz olarak kullanamazsınız!
İşte gördük seçim öncesi milyonlarca Gremlin (ki trollere ne kadar benziyor) üredi ve ülkeyi, partinizi, kurumlarınızı, ahlak, yasa, kutsal, vazgeçilmezler, asla tanımadan, seçim uğruna her şeyi feda edip birkaç gün içinde muhalefeti nefes alınamayacak şekilde tarihten sildi!
Ve bu sütunlarda bizler her şeyi göze alarak toprak bütünlüğümüz ve milli hakimiyetimizi ve Cumhuriyet kazanımlarını siyaset pazarlığına kurban edenlere karşı çok sert ve tedbirli davrandık!
İnfilak etmekte olan partilerin bugününü öngörüp Cumhuriyet sancağını yere düşürmedik!
Kutsallarımızla oynayan maceracılara tezgâhçılara işbirlikçilere ittifaklara hiç şans tanımadık!
Uyanalım ve gözlerimiz açalım, artık hepimiz için sıfırdan yeni bir hayat başlıyor!
Çürümüş cesetleri çürüdükleri yerde bırakın!
Sidik rengi suratlı elitleri, domuz gözlü siyasileri, yularlarını ajanlara kaptırmış çok bilmişleri, balgam yeşili suratlı küstah muhalif gazeteleri yazarları, can çekiştikleri yerde bırakın!
Milli egemenliğimize, hukuk önünde herkesin eşitliğine, Cumhuriyet kazanımlarına ve adaletsizliklere ve toprak bütünlüğümüze sahip çıkacak pırıl pırıl bir nesille kendimize ve ülkemize yepyeni bir yol açmalıyız!
Kirlenmemiş lekelenmemiş kaynak suları gibi pırıl pırıl yepyeni vatansever bir gençlikle buluşmak için yola koyulmalıyız!
Bağımsızlık ateşinin bayrağı, bizleri bekliyor!
Sıra bizde, arkadaş!
Kırk yılı aşan yazarlık ve insan tecrübemle bu yeni süreçte bir yazar olarak Nihat Genç’e büyük sorumluluklar düşüyor, 30’lu yaşlarımda 10 yılı aşkın Leman’da, 40’lı yaşların sonunda beş-altı sene SKY televizyonunda ve 50’li yaşlarda 10 yılı aşkın ODA TV yazdım ve büyük bir okuyucu kitlesine ulaştım!
Geniş kitleler yazılarımı ve beni tanıyor! Bu süreçte test edilmiş güvenilir ve test edilmiş ve güvenilmez yüzlerce elitle tanıştım! Halen dahi güven raporunda yanılabileceğimiz gerçeğini unutmadan! Diyelim Edirne’de İzmir’de Adana’da Trabzon’da Van’da Yozgat’ta vs. yüzlerce idealist genç insanla irtibatım söz konusu, halen birebir görüştüğüm!
İşte bu tertemiz vatan evlatlarını yan yana getirmek birbiriyle tanıştırmak, yazar Nihat Genç’in ve hepimizin ilk görevi olmalı!
Taşraya çıktığım zaman, ki, yeni geldim, onlarca grupla insanla ayrı ayrı görüştüm, artık ben konuşmuyorum, bizden çok daha ateşli ve bizler gibi siyasi elitlerin ihanetini görmüş ve eli kolu bağlı kahır yaşayan on binlerden bahsediyorum, Anadolu’nun mayası ve çiçek tarlası bu gençleri yanyana getirebilmeliyiz, çok düşündük ve çok yazdık ve yola çıktık!
Aslında ‘taşra’ diye bir şey yok, en ücra köşelerde dahi herkes her şeyi görüyor, herkes senden benden çok detaylı ve derin felaketi satır satır izliyor ve biliyor!
Ve herkes holding ve elit medyanın ve akademinin ve ülkenin sinsice işgal edilip Türk Milleti’nin egemenliğinin elinden alındığını-alınmakta olduğunu-son aşamaya gelindiğinin, farkında!
O halde, muhalefet tarafından aşağılanıp çöpe atılan Altı Ok’u ve Cumhuriyet kazanımlarını ve istiklalimizle kazandığımız milli egemenliğimizi ve kamucu ve karma ekonomimiz ve bir kadro ve bir manifesto ve bir parti tüzüğü ve ilan edip yola düşeceğimiz bir meşale lazım!
Kapalı devre ilk buluşma ve tanışma ve manifesto ve programımızı masaya koyacağımız ilk toplantımızı Eylül’ün ilk haftasında Ankara’da yapacağız!
İşi, mesleği, konumu ve haklı gerekçeleriyle bize açık destek veremeyecek insanlardan sessiz katılım bekliyoruz. Ki, büyük çoğunluk, gözleri kulakları bizde, bir şey yapmak istiyorlar ama elleri kolları bağlı. Herkes işine gücüne zarar vermeden pekala destek verebilir!
Kendi kaderine kendi hükmeden bir milli iradeyi bir tabela altında toparlamalıyız!
Cumhuriyet’imize ve hukukumuza ve toprağımıza kıyanları asla affetmeyecek bir milli irade!
Bıkmadan, yorulmadan, hukuktan ve vatan toprağından tek adım geri atmayan bir milli refleks!
Kalın enseli, domuz gözlü, mercimek beyinli küstah elitlerden ihanetlerinin hesabını soracak!
Yağmurla bulutlarla pırıl pırıl gençlerimizle yeniden tohumlanacak Cumhuriyet’i geri istiyoruz!
Kurucu bir meclis ve yeni bir devlet inşaası kadar uzun bir yolumuz var!
Bir milli irade bir milli refleks bir milli heyecan dalga dalga bizi bekliyor!
Hiçbir şey yapmadan tatlı tatlı oturmak isteyenlerle işimiz olmaz, vatansever olmadan iyi bir insan olunamaz, düşünceli ve merhametli ve iyi niyetli olmak yetmez, mensubiyet ve aidiyet ruhunu bir tabela altında pekiştirmek hepimize farz oldu!
Hiç birimizin elinde metalleri altına çevirecek ortaçağın sihirli filozof taşı yok ama bir büyük davayı üstlenip gençlerimize sorumluluk verip toprağımızdaki cevherleri siyaseten bulup çıkartmak elimizde, bu topraklara ve Türk Milleti’ne inancımız imanımız tamdır!
Sözün lafın şikayetin mızmızlanmanın başkasından beklemenin çağı bitmiştir, memleket bizden, sadık, fedakar ve kalbi hızla çarpan evlatlarının siyasete taşınmasını bekliyor!
Biraz daha geç kalırsak ülkemizin çok uzağına düşer ancak boğuluşunu ve son nefesini vermesine seyirci kalır ihanete ortak oluruz!
Namaza (eyleme) durmayanın duası, nafiledir, heybemiz aşkla rüzgarla dolu!
Ağbi, usta, sahip, önder, lider, şöhretli, dayı, arka, tanınmış, hepsini gördük, hiç birine ihtiyacımız yok, vatan toprağının namusundan başka malımız mülkümüz yoktur!
Onur olmadan insan olunamaz, herkesin hukuk önünde eşitliğini savunamayanlar köleler ve esirlerdir!
Müzik aleti yontmak için Toros’un sedirleri Karadeniz’in ladinlerinin, doğusu, güneyi, kuzeyi, hangi tarafı içli hüzünlü hangi tarafı dayanıklı ve tok ses verdiğini bilecek kadar insan tecrübemiz var, Allah utandırmasın!
Ayrı derelerden akan şırıldayan suların çağıldayan derin nehirlerde buluştuğu gibi.
İpe çekilsek de iftiralara uğrasak da ölümcül yaralar bedeller ödesek de, Tanrı, Türk Milleti’ni korusun!
Buralarda hala ne olup bittiğini sadece uzaktan dikizleyenlerin gözleri görmez çünkü ateşe elini uzatamayanlar ateşin harını alevini hissedemez, göremez!
Elleri kolları bağlı oturmak çaresizlik kabul edilemez, Türk Milleti’nin çocukları, şarlatan şeyhlere, Fetö’ye, PKK’ya ve işbirlikçilerine ve kumpaslarına yenilecek tırsacak kadar sahipsiz onursuz iradesiz hiç değildir!
Makus talihimizi kıracak paha biçilmez bir gençliğimiz var, kafaları daha fazla karıştırılmadan, ajanların ve komploların elinde artık yeter daha fazla kukla yapılmadan, ölümüne bağlandığımız toprağımız ve kutsalımız Cumhuriyet idealleri kazanımları etrafında kardeşliğimizi bir siyasi tabela altında tohumlamak zorundayız, Allah utandırmasın, ya Allah Bismillah!
Sinsi sinsi yavaş yavaş işgal edilmiş siyaset sahnesinde tek bir vatansever ve Cumhuriyetçi aday olmayışı ağrınıza gitmiyor mu?
Ağzımızdan köpükler kusarak boğuluyoruz boğulduk, Osmanlı’nın son yüzyılında Namık Kemal’in feryadı dinmedi ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında aynı feryat hala içimizde fırtınalar kopartıyor: ‘vatanın bağrına düşman dayadı hançerini, yoğimiş kurtaracak bahtı kara maderini!
Kurtaracak olan, herkesin hukuk ve ekonomik eşitliği, Cumhuriyet’tir, yaşasın Cumhuriyet!
Duyduk duymadık demeyin, bu çağrıyı duyan her kimse ben ne yapabilirim desin ve en yakınlarını bu çağrıdan haberdar etsin!
Eyvallahsız öfkenizi ve içinize sığmayan heyecanlarınızı vatan aşkınızı yanınıza alın ve kollarınızı sıvayın, Cumhuriyetçi Vatanseverler, uzun bir yola çıkıyoruz!
Çok yerinde ve bir o kadar değerli bir girişim.
Tarafımız tam bağımsız Cumhuriyet’ten yanadır, kutlu yolculuklar Nihat Abi.
‘Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.”
Çok kıymetli ve elzem bir iş için yola çıkıyorsunuz, yolunuz açık olsun.Yurtseverler’ in de gözü aydın!
Yolunuz..yolumuz açık olsun..Ata’nın evlatları olarak , altı sağlam ve hedefi tam bir vatansever kadro oluşturmak zorundayız..işte Hatay..canım Hatay ! Truva atı ile girdiler ve fırsat kolluyorlar ..başaramayacaklar Türk milletini tanımamış [email protected]şasın Türkiye Cumhuriyeti.
Yaşasın Atatürk fikirleri…
Merdan Yanardağ ile ilgili bir şeyler yazarsınız diye düşünmüştüm.. Daha önce birlikte program yaptığınızı hatrlıyorum.
Nihat Abi nihayet manifesto geldi. Eylül de oradayız abi. Ben zaten siyaseten bazı riskleri aldım ama bu iş esas işi medya olan bir grup olmadan yürümez.
Her yaş grubundan, gerçekte hak ettiği okullar konumlar ve görevleri gasp edilmiş cumhuriyetçi ve Atatürkçü birçok insan var. Bir araya gelip çözüm aramamız lazım.
+1
Haydi hayırlısı!Bu ülkede” Mustafa Kemal’ler tükenmez.”
Mustafa Kemal de yanıt vermiş. “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini , bulunur kurtaracak bahtı kara maderini” demiş. Cumhuriyete, vatanımıza olan aşkımıza ve bu vatanda milyonlarca vatan sevdalısı olduğuna imanım tamdır. Vira bismillah. Kemal’e asker olmak öyle bir ukte ki içimde,
gereğini bu vatana aşıklarla birlikte yapmak boynumun borcudur.
Elbette varız.
Mekanı cennet olsun
Ben varım!