Nihat Genç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Suçlu Diyanet’tir, iktidardır!

Suçlu Diyanet’tir, iktidardır!

featured

Toplumun çürüyüp yozlaşmasında ‘karanlık-kapalı-belirsiz-kontrolsüz-denetimsiz’ alanlar olarak cemaat ve tarikatlar baş belasıdır.

Kiliselerde de çocuk istismarları asırlardır bu ‘karanlık’ alanlarda gerçekleşiyor.

Oysa bir okulda (diyelim lisede) olup biten her şey ‘görünür’ olmalı, koridorlor, sınıf, öğretmen odaları, vs. her şey açık görünür denetlenebilir ve şeffaf alanda cerayan eder. Mesela bir öğrenci öğretmeniyle kapalı alanlar ve ders dışı ve mesai dışı ‘görüşemez, birlikte olamaz’ hatta izinsiz sinemaya dahi gidemez.

Evliyalara tapınan meczuplara denetim dışı bu kapalı alanların ardına kadar suistimale açık olması bir toplum için ‘felaket’tir.

Mesele güven meselesi değil iki kişinin görüşmesi-buluşması-halveti, kontrol-gözetim-denetim yani ‘şahitlik’ dışına çıkmasıdır.

Diyanet, iktidara destek verdikleri için bu ‘karanlık-denetimsiz’ alanlara resmiyet-meşruiyet veriyor.

Bu karanlık kontrolsüz alanlara resmiyet veriyorsan bu karanlık alanlarda cereyan eden sapıklıkların sorumluluğu da üstüne alacaksın.

(Dikkat edin Diyanet desteği alındığı için mi artık tarikatlar dergahların bir yerine Türk Bayrağı’nı mutlaka koyuyorlar. Ve Diyanet raporlarında ‘geleneksel kurumlar’ olarak bu denetimsiz yapıları yüceltiyor, kutsanıyor.)

Artık ‘zikr’ nasıl yapılır kursları dahi var, çok istiyorsanız, zikirli halay diye folklorik alana indirip dini kitabı karıştırmayın.

Diyanetçiler, bilgisizsiniz, cahilsiniz, tarikat ve cemaatler hakkındaki tarihi bilgileriniz yalan/yanlış, bu tarikatların evriminden/gelişmesinden habersizsiniz.

Sizin din değil siyasetiniz gereği sahiplenişinizle hepsi cahil kitleleri suistimal ediyor, kendilerini hem yasal hem kutsal dini yapılar olarak kimseden korkmadan-çekinmeden destursuz selamsız Allahsız üstelik kabadayılar gibi efelenerek meydan okuyarak takdim ediyorlar.

Dini alanı ‘çürütüyorlar’ ve sonunda siz de eliniz kolunuz bağlı çaresiz kalıyorsunuz. En yüksek bakanlık bütçeniz işte 12 yaşındaki kızımızın namusunu koruyamıyor!

İşte Nurettin Yıldız anlatıyor, Mahmut Efendi Osmanlı’dan sonrasını ‘kafir’ diye görüyor, diyor. Bunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk Milleti’ne nasıl (tevil) açıklayacaksınız?

İşte Suriye’den kendine Seyid diyen biri Urfa’ya geliyor ve Youtube’an izliyoruz, başına yeşil sarık bağlamış müridleri seyyidleri için, ‘seyidimiz mevladır resuldur’ diye ilahi okuyor, bu başıbozukluğu nasıl açıklayacaksınız?

Tasavvufi hallerin batınıliğini suistimal eden meşhur Cübbeli Hoca’nın ‘Allah ete kemiğe büründü Mahmut Efendi diye göründü’ lafları Youtube’da duruyor.

Şimdi, şöyle açıklayacak, ‘bu hal’dir efendim’, ruhaniyettir efendim’, ‘Allah’ın dostları Allah’ın bilgisindedir efendim’ diye tevile çalışıyorlar. Güya Allah Mahmut Efendi’de tecelli ediyormuş. Tabii tasavvufu hal ilmiyle ‘ot, böcek, ağaç, yer, gök, Allah her yerdedir (vahdeti vücut) o halde sen de ben de her yerdedir’ deyip kıvırarak, dini Kuran’ı manipüle edip açıklamak sizleri yedi cihana ibretlik rezil ediyor, şarlatanlık sayenizde ‘evliyalık’ oluveriyor.

İsmailağa cemaatinin ‘istihbarat ve istihare bakanlığı’ dahi var, işte kayıtlarda, çözülmesi zor konular için de bir istihareci varmış, o rüyaya yatıp Allah’la (haşa) görüşüp şeyhe bildiriyor, şeyh de cemaat içindeki nifakları bu istiharecinin rüya bilgileriyle ayıklıyor bu rüyaya göre hüküm veriyor, ve Diyanet bu ‘hükmü’ seyrediyor.

Bu rüyalarla hüküm veren (yargı) istihare bakanına verilecek cevabınız yok mu?

Hepsi kendine ya ‘Mehdi’ ya ‘Gavs’ diyor, nedir Gavs? Allah’ın tüm bilgilerine ve kendinden önceki bütün evliyaların toplamı bilgisine sahip demek, yani, fizikte doktora yapıyorsunuz, Einstein’ı okumadan dahi ruhani alemde rüyalarla bu bilgi sizin içinize geliyor.

Bu saçmalıklara karşı tek lafınız yok mu, ‘bilgi, okuyarak öğrenerek emek sarfederek, bir dizi mesleki disiplin içinde ilim yapılarak öğrenilir’ diyemiyor musunuz?

Yanına iki tane cahil adam bulan ben Gavs’ım yani bütün deruni bilgilere sahibim, hatta ‘kutbuyum’ diyor ve susuyorsunuz.

Dikkat edin bir İslam toplumu var, ümmet var, müslüman cemaat var, ama, tarikatlar bunun dışında başka bir ‘yapı’ oluşturdu: Allah’ın Dostları.

‘Allah’ın Dostları’ işte kendileri ve evliyaları. Cahil kitlelerin beyinlerini işte böyle yıkıyorlar, ‘Allah’ın Dostları’yla beraber olursanız, bereketiniz artır, Allah’a kolay ulaşırsınız, şefaat edilirsiniz, günahlarınız affedilir.

‘Allah’ın Dostları’ dedikleri Allah’tan haber alan Allah’la oturup kalkan ayrı bir ‘evliya’ sınıfı.

Evliyalara (kutsiyet atfedilen din büyüklerine) tapınmanın kapıları böyle açıldı.

Ki, bu evliyaların alayı Allah’la mümin arasında ‘aracı’ kurumlar, nedir aracı kurum: Kilise’dir.

Kilise’nin tıpkısıdır, papazlar, kardinaller, papalar, hristiyanlarla Allah arasındaki beşeri ve dini ilişkileri düzenler. Proteston mezhebinin çıkışı ‘aracı’ kurumlara isyanla başlamış Hristiyan iki büyük tayfaya ayrılmıştır, katolikler ve protestonlar diye.

Aynı büyük kavga İslam dünyasında ve ülkemizde yaşanmaktadır, şeriatçılarla-tarikatçılar arasında büyük bir iç savaş vardır, açın dergilerini, açın Youtube sitelerini, birbirlerini tekfir etmektedirler, yani dinden çıktıklarını batıl olana bidat’e tapındıklarıyla birbirlerini kafirlikle suçluyorlar, birbirbirlerine kılıç çekmedikleri kaldı, ona az kaldı, çünkü şeyhlerin çoğu birilerini kafirlikle suçlarken eline kılıç da alıyor.

Diyanet’in din içre memleketin düzeni asayişi için bu iç savaşta taraflara söyleyecek tek lafı yok mu?

Yoksa kalabalık cemaatleri ‘oy deposu’ görüp dini kullanan bu yapılara sessiz mi kalıyorsunuz?

Bize oy versinler de sapık olsunlar bize oy versinler de şeyhlerin iti köpeği olsunlar bize oy versinler de dinle Allah’la Kuran’la istedikleri gibi dalga geçsinler mi demek istiyorsunuz.

İşte sapık Uşşaki şeyhi kız çocuğun babasına sapıklığını şöyle tevil ediyor: ‘Peygamberimizin sünnetinde de vardır.’ Be rezil, kendi sapıklığını haşa Peygamberden delille mi açıklıyorsun, bir dine daha ağır bir hakaret nasıl olur, Diyanetimiz hala susuyor.

Müminlerin birbirine üstünlüğü takvayladır, ancak, bu tarikatlar neden hep ‘statü’ yani üstün bir dini mertebe peşinde.

Sıradan müslümanlar ayrı ‘evliya, şeyh’ sınıfı ayrı. Dinimizde böyle aşağı sınıf-üst sınıf diye bir kategori olmadığını neden anlatıp aldanmaya kullanılmaya müsait cahil kitleleri uyarmıyorsunuz.

Tarikatlar neden bütün sohbet ve vaazlarında kutb, gavs, evliya, gibi yüksek en yüksek ruhani makamları ifade eden bu kelimeleri kullanır.

Dünyada başka konu mu yok.

Neden birbirleriyle en büyük gavs benim en üstün mertebe benim yarışına girerler. Müslüman ahlakı ve sadeliği ve mütevaziliğiyle bu en üste benim yarışının ne alakası var, niçin cahil kitleleri uyarmıyor musunuz?

Kibir, böbürlenme, büyüklüğün dinimizde en büyük günah olduğunu bu cahil şeyhlere ve müridlerine neden söylemiyorsunuz?

Yani bir evliya sınıfı ve aynı şekilde irtibatlandırılan bir ‘efendi’ sınıfı, nedir bu sınıflar, Kuran’da bunları delilleyecek tek satır ayet yok. Maşallah hepiniz ne çabuk efendi oldunuz? Söyler misiniz kimin efendisi oluyorsunuz? Bu efendilik anayasanın ya da Kuran’ın hangi maddesinde!

Tabii şeyhlik makamı herkese yetişmeyince şeyhliğin bir alt kategorisi ‘soylular meclisi’ gibi bir de ‘efendiler sınıfı’ kaim etmişler, unutmayın, bir zamanlar FETÖ’ye ‘hocaefendi’ demeyeni içeri tıkıyorlardı.

Evliyaya efendiye kul köle olmak evliyaya efendiye tapınmak nedir?

İnsanlar ‘dini sohbet’ arzu ediyor dini ortamlarda ‘bulunmak’ istiyorlarsa 70 bin faal camii ne işe yarıyor, bu camilerde bu cahil kitleleri uyaracak onları doyuracak onlarla dost olacak vaazları siz verin, samimiyetle söylüyorum gelip abdestimizi alıp biz verelim, dilimiz döndüğünce tarihimizin geleneklerimizin sanatımızın şiirimizin en güzel örneklerini tefsir edip biz anlatalım.

Ey Diyanet, neyi eksik yapıyorsunuz ki, insanlar camilere değil bu sahtekarlara koşuyor!

Bu cahil kitlelerin nereleri bu kadar aç ki Kuran bu cahillere neden yetmiyor!

Mason örgütlerinde olduğu gibi yoksa bu tarikatlara yanaşma sebepleri eş dost yakın bulup han için hamam için çiftlik ve vakıf için inşaat için işe girmek için yani torpile yakın olmak için mi? Artık üniversite mezunları KPSS’ye değil işe girmek için bir de sizden ‘sertifika mı’ almalı?

İktidarınız niçin kitleleri aç sefil perişan çaresiz bırakıp bu tarikatların ‘torpiline’ ‘inayetine’ muhtaç hale getiriyor?

Rabıta denen bir Hint Yogosu üzerine neden konuşmuyorsunuz, bir mürid her yerde hatta helada bile şeyhin fotoğrafına gece gündüz bakarak şeyhin ruhaniyetine girecek, fotoğrafa bakarak bereket ve fazilet ve ahlak kazanacak, gibi, saçmalıklar karşısında niçin susuyorsunuz? Evli kocasının yatak odasında dahi kocası yataktayken gece namazı diye kalkıp üstüne bir tülbent atıp eline yetmiş yaşındaki şeyhin fotoğrafını alıp, ey Diyanet bu müslümanların gözünü karartan nedir nereye kime bakıyorlar böyle?

Rabıta denen bu meditasyonun dinimizle Kuran’la ne alakası var, bir ayet (delil) var mı, yok, binlerce yıldır insanlarımız hurafeler peşinde ve el atan konuşan yok, ama sorarsan bu Diyanet’tekilerin hepsi alim hoca hepsi din bilgini, istisnasız hepsi TRT’de on dakikalık konuşma yapmasın, on dakikasına otuz bin lira telif alıyorlar.

Babadan oğula saltanata neden tek lafınız yok, binlerce yıldır halife seçimle (şurayla-istişareyle) değil babadan oğula geçiyor, bir itirazınızı görmedik.

Beş aylık çocuk beşik şeyhi oluyor, nedir bu? Beytülmal (hazine) kimin elinde? Hangi mürit tarikat ve cemaatinin yani şeyhinin zenginliğini sorgulayabildi? Bu paralar kimden geldi diye şeyhine itiraz edebildi. Ya da devlet ve Diyanet bu şeyhlere bu paraların kaynağını tarih boyu sorabildi mi? Yoksa yüksek bütçenizin hesabını bu topraklarda tek sormayan yerler bu tarikatlar olduğu için mi bu tarikatları bağrınıza basıyorsunuz?

Hem beşeri hem ilahi alanda bu kadar kontrolsuz denetimsiz ‘başına buyruk’ boş alanlar olabilir mi? Diyanet’in görevi nedir, bu boşlukları ‘tanzim’ etmek değil mi?

Lütfen bizle de bilgi yarıştırmayın, tarikat ve cemaatlerin ortaya çıkışı zaten İslam’ın ilk fetih yıllarında İran ve Horosan ve Türk illerinde lidersiz-başsız-emirsiz kalan toplumlarda oluşan boşlukları o yıllarda din büyükleri gidermeye çalıştı.

Suriye-Irak Savaşı’nda oluştuğu gibi ‘denetimsiz’ ‘devlet dışı’ alanlar oluştu. İşte bazı insanlar bunları dergahlarında toplayıp o yıllarda başı bozukluğu giderdi. Dergahlarına gelen insanlara iş verdiler yurt verdiler fethedilen yeni bölgeleri üleştirdiler ve fethedilen yeni toprakları bu cemaatlerin kalabalıkları şenlendirdi. Bugün itibariyle bu denetimsiz idari boşluklar ve coğrafi bölgeler yoktur, çünkü artık egemenliğimiz vardır, o halde, vakfı, geliri, ritüeli, yasaya bağlanmalı.

Çok kolay, dernekler masası her derneğin kongresine yasa adına gidip gözlemliyor ve denetliyor, bu tarikatların da denetlenmesi gerekir.

Müridleri, kaynakları, tıpkı ‘dernekler’ gibi gözlem altına alınıp ‘düzenlenmeli’. Zaten ülkemizde bu tarikatlara göz yumulmasının bir sebebi de ilk ortaya çıktıkları eski çağlara çok benziyor, doğuda bölücü PKK’nın gücünü kırmak için, devlet denetim ve kontrolünün az olduğu bu bölgede bir istihbarat çalışması olarak gaz verildi, şişirilip desteklenip çoğaltıldı.

Zaten müridlerinin bilgi dağarcığına bir bakın, hepsi din, devlet, Türk, İslam, bilgilerini Kurtlar Vadisi’nden öğrenmiş. Bu müridlerin her biri dünyaya Türkiye’ye dizinin kurmaca kahramanı Polat Alemdar gibi bakıyor, sabah akşam sohbetlerinde müridlerine ‘bir Mason-Kemalist yapı var yıkılmalı’ emri veriliyor.

Ey Diyanetçiler, düşünün bir stadyumda gece maçı oynanıyor ama ışıklar yok, hakem görünmüyor, saha görünmüyor, seyirciler görünmüyor, futbolcular hiç görünmüyor. Dini diyaneti İslam’ı ve Allah’ı soktuğunuz karanlık burasıdır. Kim gol atıyor kim kime küfrediyor seyirciler birbiriyle savaşıyor, hakem kimin yanında, kim şampiyon gavs oluyor kim şeref locasında ağırlanıp efendi evliya oluyor, bilen anlayan gören, yok.

Ama DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI var.

10-12 yaşlarında iki milyon tarikat çocuğu şeyhin fotoğrafına ‘rabıta’ yapıyor ve bu çocuklar büyüyüp güya ‘Müslüman ahlakıyla’ devletimize asker ve bürokrat oluyor.

Yoksa dünyadan habersiz, mesleksiz, sapık, histerik, başkasına tahammülü olmayan ve kendi Müslüman kardeşine dahi kafir diyen; şeyhinin şu anda Allah’ın yanında dünyayı (Trump’ı, Bıden’ı) yönettiğine inanan, kitleler?

Bir de ‘gelenekçiler’ çıktı, bu sapık tarikatlar nedir dediğimizde, ‘efendim, hepsini suçlamayın, geleneğimizde var’ diyenler.

Her gelenek dinidir tutarlıdır müslümandır ahlaklıdır, demek, ne kadar saçma?

Arızi bozukluklar ruh hastaları manyaklar delileler boş beleş geçinenler yüz yıl önce de vardı bin yıl önce de vardı, hangi gelenek?

Geleneğin iyilerini kötülerini ‘ayırd’ edecek olan bir toplumun kanaat önderleri hocalar aydınlar sanatçılardır.

Siz toplumun kanaat önderleri olarak şeyhleri seçmişsiniz. Onlar da gelenek diye kendi şecerelerini (soy kütüklerini) gelenek diye bize yutturuyorlar, yani yeşil seyyid sarığı takanlar kendilerini bu topraklardaki devleti ve mülkünü ve seksen milyonun sahibi olduklarını iddia ediyorlar!

Tarihte milyarlarca gelenek var, dinimizi ve ahlakımızı yüceltecek olanlarını dinden tasavvuftan şiirden mimariden sanattan siyasetten vs. bulup bugünümüze taşıyacak olanlar bu sapık şeyhler mi? Yoksa tarihi ve bu gelenekleri kökünden okumuş sosyolojik felsefi sonuçlarıyla akademilerinde tartışmış insanlar mı çürümüşünü ayıklayıp sosyal eleklerden geçirip bugüne taşıyacak?

Ey Diyanet, dini, tarihi, geleneği ve bu cahil adamların ellerine, insafına, meşreplerine, tıynetlerine, sapıklıklarına, boş beleş sohbetlerine, kibirlerine, birbirleriyle düzüşen kalkan yerlerine, vs. sessiz kalıp teslim eden sizsiniz!

Sapık şeyhin, sorsan kırk bin faal müridi var, (sohbetlerde 400 bin diyorlar), ancak o kalabalık ordu içinden tecavüz edecek 10 yaşındaki kız çocuğundan başka kimseyi bulamamış, Allah belanızı böyle verip bütün dünyaya sizleri rezil ediyor. Ey Diyanet peki Allah sizi neden rezil ediyor? Çünkü yediğiniz haram, başkalarının vergileri-emeğiyle kaloriferli klimalı odalarda keyif çatıp ahkam kesiyorsunuz?

Kardeşlerim, Uşşaki Şeyhinin sapıklığı küçük bir olay değildir, bu hadise çok derindir, çünkü sürekliliği vardır, yaygındır.

Mesela bu tarikata bağlı işinde gücünde tertemiz binlerce insan şimdi hayal kırıklığı içinde utanmış yıkılmış insan içine çıkamamanın rezilliğiyle kişilikleri itibarları mahvolmuştur.

Bu insanları bundan sonra iyileştirecek merhemimiz de tıpkı FETÖ’ye aldananlar gibi yoktur.

Bu kadar çürüğe çıkmış mümin müslüman kardeşe bilmem Diyanet’imiz hangi yüzle nasıl el uzatabilecek?

Kardeşlerim, anlatılmayan facianın en derin tarafı, başörtülü mümin müslüman kadınlarımızdır, çünkü, bu tarikatlarda kadınlar erkeklerden daha fazladır, yüzde yetmiş diyenler vardır, erkek halakalarından daha çok kadın halakaları (zikir halkaları) vardır.

Ve sıkı durun bu kadınların da yüzde sekseni kocalarından habersiz bu tarikatlara gidip gelmektedirler.

Ki, bu kadınlar evlerinden mahrem alanlarından pek çıkmayan sosyal hayatlarına ağır sansür uygulanan ev kadınlarıdır!

Ama tarikatlara kitleler halinde girip çıkıyorlar, tarikatların da ayak işlerini en ağır işlerini bu kadınlar şevkle coşkuyla bir dini hevesle yapıyorlar.

Ne desek şimdi tam ifade edemeyiz, ama Diyanet de araştırsın, milyonlarca ev kadınının bu vahşi sapık tarikatlara koşmasının bir sosyolojik çalışması var mı?

Kafa dinlemek için mi, boş zamanlarını bir meşguliyetle doldurmak için mi, üstlerindeki baskıyı kırmak için mi? Hayatlarında eksik olup aşamadıkları-ulaşamadıkları ne olabilir, ki kitleler halinde bu sapık dergahlara koşuyorlar ve orada sahiden ne buluyorlar? Dinse müslümanlıksa ve dinde ve ahlakta derinliğe ulaşmaksa sosyal hayatta yardım ve iyiliklerle ya da namazdan sonra evin bir köşesinde kendi halinde tefekküre dalarak pekala manevi ihtiyaçlarını giderebilirler, o denetimsiz kontrolsüz cangılın içine neden koşuyor?

Ey Diyanet, kasıtla ve siyaset gereği cevaplanmamış susulmuş sessiz kalınmış o kadar çok soru o kadar denetimsiz kaos alanı bıraktın ki…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

31 Yorum

  1. Maalesef bu çifte deliliğin pençesine düşmüş müritler sizin dediğiniz gibi hayal kırıklığına filan uğramamakta, tam tersi şeylerine haksızlık yapıldığını düşünmektedirler. Nitekim çocuğun babasını linç etmeye kalkmaları bunun en büyük delilidir. Müritler tedavi edilmediği sürece o çocuğu da paramparça etme hisleri içindedirler. Bekleyin görün o sapık serbest bırakıldığında cezaevi kapısında kaç bin kişi karşılama yapacaktır. Dediklerinizi bu memlekette çok az kişi dillendirebilir. Yüreğinize sağlık

  2. Arkadaslar, nıhat bey eleştırıyor,biz eleştırıyoruz. bu ülkenin ilerici vatanseverlerı kemalsıtlerı eleştırıyor. tamam.
    sözümü şuraya getırecegım. nıhat bey muhalefetı eleştırınce tüü kaka oluyor.bakın şimdi bu gibi durumlarda ychp den tık var mı?. eski chp olsa yer yerınden oynardı. kıyamet kopardı. nasıl ki ayasofya da susuldu ,nasıl ki ataturke hakaretlerde susuldu. nasıl kı laık karsıtı soylemlerde şerıat ısteklerınde susuldu. Susan kım KK nın chpsi. sonra bıze dıyorlarkı efendım sımdı sırası mı ıktıdarı nıye eleştırmıyorsunuz. hadı bir çıft laf edın bakim

  3. 4 Eylül 2020, 11:42

    sevgili nihat genç beyefendi. hangi diyanet kurumundan bahsediyorsunuz? ben alemlerin imamıyım diyen, kelime-i tevhidi traşlayan, temel ibadetlere teferruat diyen bir zihniyete 30 senedir ilmi bir reddiye bile yazamayan-yazmayan bir kurum ve bu kurumun temsil ettiği zihniyetin arkasında inananlar namaz kılmaya zorlanıyor. bir müslümanın, en çok ilmi reddiye bile yazmaktan aciz bu kurumun kendisinin, yöneticilerinin ve mensuplarının hallerinden hicap duyması gerekiyor. ayrıca tarikatlarla ilgili genel çerçevede tespitlerinize katımakla birlikte mal bulmuş mağribi gibi konuya atlamanıza da gerek yok. aydınlanmacı batı kafasıyla bu meselelere sağlıklı yorumlar yapamıyorsunuz.

  4. İkinci bir Atatürk ile sorun çözelebilir.

  5. 4 Eylül 2020, 15:26

    Çürümüşlüğe ışık tutmuş olduğun gibi, aydınlara da bir görev düştüğünü görüyoruz.
    Eğer ülkemizde aydın kaldıysa!..

  6. İkinci bir Atatürk beklediğine göre Atatürk’ten hiçbir şey öğrenememişsin.

  7. Bu bence arz talep meselesi.Donemsel olarak işe yarayan unsurlar iktidar tarafından kullanılıyor .Toplumu konsolide etmek en azından( bir bolumu) kitlesel harekete zorlamak içindir.Tabii bu unsurların istihbaratlar ile olan ilişkilerine iyi bakmak lazım.Adamlari tek tek kontrol etmek lazım.Su an bunlara susanlar olay kendilerine dokunduğu zaman ikinci bir feto dönemi başlatırlar.

  8. Gokten beyaz bir atin uzerinde gece yarisi inecek..Sen yatarken sabaha kadar herseyi duzeltip gidecek. Seni uyandirmaya bile kiyamayacak.

  9. sn. Okur. Onun demek istedigi ikinci Ataturk zaten var. YCHPye gore Imamoglu, AKPye gore ise Reis. Yani Gunes rumuzlu kisi ya YCHPli yada AKPli olmali. Onlar icin cozum kolay, etiket meselesi.

  10. AKP bu tarikatlarin partisi. Yalan mi?

  11. Tevhidi tedrisat gibi tevhidi tarikat yolda mi acaba? Hislerim devletin bu ise el atacagi yonunde..Yoksa tamamen kontrolsuz bu yiginlarla gelecege yurumek imkansiz gorunuyor. Boyle bir kontrol altina alma olayinda yuzde yuz eminim ki muhalefet oy kaygisiyla bunlari savunmaya gecer..Isbirligine gider.Feto operasyonlarinda Zaman gazetesi onunde polise karsi etten duvar olusturan chplileri unutmadik. Ya tasfiye ya devletin kontrolunde seffaflasma..Baska caresi yok. Insallah bu olay devletin bekasi acisindan hayirlara vesile olur da kurtulup gideriz bu tip devamli tekerrur edip duran milleti dinden sogutan hadiselerden.Biri bitiyor, oteki basliyor..Ayrica bunlar siyasete girmiyoruz deseler de buz gibi siyaseti dizayn ediyorlar..Herkes bunlarin pesinde, bunlarin oylarinin pesinde..Kim daha cok verirse oraya gidiyorlar.Medyaya oyumuzu suraya verdik deseler bile kime oy verdikleri devamli degisken..Acaba ne zaman ihanet edecekler diye de sonsuza kadar bekleyemez bu millet bu devlet.Bu durum milletin diger fertleri acisindan bakildiginda basli basina haksizlik olusturmakta, esitlik ilkesini zedelemektedir.

  12. 5 Eylül 2020, 10:50

    Nihat Genç o çok tapındığınız Atatürk’ün günahlarını diyanete ve iktidara yüklemek ayıp değilmi? İslama ait herşeyi yasaklayıp uymayanları dar ağacına çekip dini yapıları karanlık kapalı gizli köşelere mahkum edip böyle istismarcıların kucağına milleti itekleyen o çok sevdiğiniz Atatürk’ün icraatları değilmiydi? İyi olan herşey bizden kötü olanlar diyanetten iktidardan mantığı çok şahane

  13. 5 Eylül 2020, 12:54

    bir de bu tarikatlara sızmış, kontrol altına almış, Batılı istihbarat kuruluşlarını unutmayalım.

  14. 5 Eylül 2020, 12:58

    ancak, iktidar İhvancı ideoloji güdüyor; ülkeyi ve halkı araplaştırmaya çalışıyor. bunları göz ardı etmeyin. siz yanlış yerlere bakıyorsunuz.

  15. Oyle gorunuyor da oyle degil..Tarikatlar butun mahalle delikanlilarinin pesinden kostugu yaris yaptigi mahalle dilberi..Kim hakediyorsa o aliyor. Her turlu gruplasma asiretler gibi mesela ayni gruba girer siyaseten. Kimse o kadar ucuza gitmiyor. Goruntu bu.

  16. 5 Eylül 2020, 15:43

    ” Kafa dinlemek için mi, boş zamanlarını bir meşguliyetle doldurmak için mi, üstlerindeki baskıyı kırmak için mi? ” Nihat beyin sorusu…

    Ben genelde kendi annem, ve okumus aydın kesim üzerindeki gözlemleri le bu soruyu cevablayabilirim. Ancak yazıdan aynı cevabın bu sorudaki milyonları da ilgilendiren cevab olduğunu sezinlediğimden yazma ihtiyacı hissettim Nihat bey.

    Cevab su. 1) toplumu yonlendiren baskın cinsiyet caga ve topluma göre değissede, bir toplumun duygu ve düsunce dünyasındaki evrimin kısa ve derin yolu kadın cinsinden gecer. Cünkü kadın erkeğin en zayıf algısıdır.(annesidir, kardeştir, kızıdır, han’ımıdır.)
    2) teoremi su : bu topraklarda yasayan kadınlar mazoşist bir duygusal idollerle cevrelenmesi için cok yogun psikolojik bir saldırı var… Televizyon artık bu işin en basit halkasıki toplumun hemen her kesimi televizyon programlarının, haberlerin, gazetelerin sublim mazosizmiyle dolu yasıyor. Ne yazıkki Türk dilinde artık siddet diline evrilmeye basladı. Bir cok kalıplasmıs Kelime ve sözcüklerin duygusal yapıları infekte. (örneğin ” ak ” gibi derin bir kelimenin haline bakalım.) 3) işte kadınlardan cogu bu mazosits ve hatta kiminde sadist bir hale evrilebilen ” duygusal efsun bölgeleri” (kodlamalar) tıpkı bir virus gibi kendi evlatlarını, eslerini enfekte etmekte. Ve asıl eylemi ve vahseti sergileyecek gurubu (erkek egemen sürü-erkil linc toplumu) olusumunu adete virusleyen ve bilincdısı egiten kitle olarak hedef konumda. işte bu öfke birikimleri eğitimli kesimde dedikodu, devamlı sikayet, dırdır, eylemsiz veryansın ve aile içi kavga (mazosizm, sadizmin 2. Asama eğitimi) olarak bunlar olmazsa da vucutta hastalık olarak dısa vurmakta 4) bu yazıdan cozumlediğim kadarıyla da baskı altındaki yada egitim konusunda erişimi kısıtlı hanımların da dısa vurumu yazıda gecen cesitli örgütlenmeler içinde acıga cıkıyor, bu sayede duygusal tiyatrolarının oyuncu ve kodlamalarının kurbanı hale geliyorlar.. Cozum: tüm televizyonların, tüm gazetelerin kapatılması, tüm sosyal medya yasak istisnasız 2 ay sessizlik ilan edilmesi, herkes işaret dili konusacak.. Ancak bu kadar agır bir sessizlik ve eylemsellik böyle bir kodlama -ve duygusal tiyatroyu farklı bir yöne verilmesi için sans tanıyabilir. En azından kisisel evrim ancak bu yolla mümkün. Saygılar.. (En azından bir fikir ama dimi)

  17. Bu yazı yankılanacak. Ben umutluyum.
    Diyanet, bir cevap yazısı ile sorulan sorulara cevap yazacak. Cevabına uygun planlar yapıp önleyici çalışmalara başlayacak.
    Hükümette ilk iş olarak Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarındaki gibi her türlü eğitimin parasız olmasını sağlayacak politika ve uygulamalara dönecek. Muhalefet, muhalefet olamamaya, seyirci kalmaya ve sızlanmaya devam edecek.
    Siz de hep beraber nereden bildin diyeceksiniz.

  18. Hadi buyrun buradan yakin. 2016 da darbeden 2,5 ay evvel, bu sahte seyhin odatv de haberi cikmis.Muhalif seyh olarak.Hani altayli demisti ya, “sakin sahte seyh demeyin buna da, gercek seyh bu” diye..Hos sahtesi de gercegi de olsa karsiyiz ayri mevzu ..Odatv yillar once gercek seyh olarak tanitmis bile haberinde..Hem de “Tayyip bey misyonunu tamamladi, hersey davutogluna birakildi,biz artik davutoglu ile beraber yuruyoruz, biraksin bu baskanlik islerini filan” diye muhalif demecler vermis meger..Bu konular cok karisiktir. Bu alan cumhuriyet oncesinden de cumhuriyet sonrasindan da daima kontrol disindadir..Niye bu duruma gelinmistir, gelin bunlari tartisalim. Sadece devletin bekasini merkezde tutarak.

  19. Daha gecen 10 kasim da Ataturk fotografina ilkokul cocuklarini secde ettiren zihniyetle seyhine secde eden zihniyet arasinda fark mi var? Illaki birine secde etmeden duramaz bunlar, yuce Allah CC dururken.Bu iki celiskili grup yedi bitirdi bizi. Yapayalniz kaldik koca memlekette.

  20. 6 Eylül 2020, 12:06

    Eleştiremeye çabalıyorum ama bakın bu tarikat pisliğini sürekli gundemde tutarak bir sonuç alamazsınız, asıl mesele kuklanın kuklalarını anlatmak değil bu kukuklalarin iplerinin uzandığı eli deşifre etmektir. Örneğin diyanetin bu aymazlığı siz onu eleştirince çözülmez cozulmeyecektirde, ama onları atayan meydan açanlar orada oldukça siz asıl hedefi gizledikce sezsiz kaldıkça kendinizi ve okuyup okuduğunu tam anlayamayan bir grubu tatmin edersiniz. ATATÜRK çü düşünce sistematiği ile meselelere radikal yaklaşmadıkça iyide edebide yazıp konuşsanızda sonuç alamazsınız, alamıyor gittikçe yanlizlasiyorsunuz. Bence bunu biraz düşünün kardeşim…

  21. Suçlu Yeni CHP ve İmamoğludur.

  22. agızdan dolma konusunca bu yorumcular gıbı konusuluyor ıste. cemametlerde uyduruk dın sımsarlarının kıtaplarını okursan olacagın bu.

  23. 6 Eylül 2020, 19:48

    83 milyon insanın yaşadığı bu ülkedekiben temel problemi,Allah indinde ve beşer indinde dosdoğru dile getiren bu kardeşimizin eli öpülmelidir.Geri kalan tüm bizler,suskunluğumuz,gafletimiz ve cehaletimizin cenabetlğini ummanlara dalsak çıkaramayız.Bana göre bu ülkede müslümanın tek ve has olanı kimdir deseler sensin derim.Allah senden razı olsun.Ben razıyım.

  24. 7 Eylül 2020, 08:31

    Daha çok beklersin kardeşim!

  25. Memleketi kurtarmanın yegane yolu; cumhuriyeti kuran CHP’yi aslına döndürmektir. CHP’yi aslına döndürma görevi biz KEMALİSTLERİN görevidir.bunun da tek yolu ilk seçimde sandığa gitmeyerek YCHP’ye büyük bir şamar vurmaktır. ben öyle yapacağım nokta…..

  26. nıhayet dogru konusan bırını bulduk.ama daha sımdıden eksı 4 yorum almıs. tıpışlık boyle bır sey işte. gore gore baka baka ucurumdan atlarız bız. bızler tıpışız

  27. Ciguli beye eksi basanlar muhtemelen gorevli memur. Hani medyada trol ordusu kurmuslardi ya 200 bin kisilik. Heryerde her sitede milleti mezbahaneye tıpış tıpış surukleme ordusu.Biz coguz algisi ancak boyle yaratilabilir.

  28. 8 Eylül 2020, 22:32

    O kontrolsuz cangilin icine niye kosuyorlar? Nihat abi bunun cevabi mine kirikkanatta sakli..Hani giyim kusamlarina bakarak bunlari bocek yerine koyarak yazdigi yazilar vardi ya zamaninda, iste bu tarikatlar iste bu feto gibi cemaatlar yillar boyu bu tip otekilestirici, asagilayici, insan yerine bile koymayan kisileri, yazilari can simidi gibi alip Bu asagilanan insanlara yillar boyunca bikmadan usanmadan gosterince, bu insanlar da kendilerini otomatikman gelisen bir savunma mekanizmasiyla oralarda buluyorlardi..Cevap bu kadar basit..Ha neden Ataturk dusmanligi peydahlaniyordu Bu arada? Bu gorevli asagilayan otekilestiren kesimler kendilerini Ataturkcu olarak tanimladiklari icin..Uzerine kimbilir ne yalanlar ilave ederek..Ilk gosterdikleri dogruyla (kendileri hakkinda gazetelerde yayinlanan asagilayici makaleler), onlarin guvenini bir kez kazanmislardi artik…Sonrasi tamaminin hipnotize edilerek amac dogrultusunda kullanilma safhasi…..Acaba diyorum, bunlarda tarikat ve cemaatlerle ayni yerden emir aliyor ya da ayni yere calisiyor olmasinlar….Hala benzer tuzaklarin icinde yuzuyoruz, hem bu taraf, hem karsi taraf..Aman dikkat.

  29. Senin gibi AKAPE trollerini yemiyor bu site. Hadi yallah Arabistana. İstanbulu kaybettiniz Ankarayı kaybettiniz. Seneye tüm Türkiyeyi kaybedeceksiniz.

  30. 10 Eylül 2020, 07:58

    Nihat hocam yine harika bir yazı.
    Bu iğrenç güruhun içinde bende bulundum,
    Ellerinde bir Salih baba divanı kuran bunlara göre o divan, Allah ta şeyhler i (haşa)
    Divandan bir dörtlük yazayım :
    Haşa ki zemmedem mülki cihanı
    Saninin sunidir, mülki zeydani
    Uyandırmak için gafil insanı
    Söyledik bir miktar daneyi haşhaş

    Varın gerisini siz düşünün tarikatte neler olup bittiğini. :)
    Esenkalin sağlıklı ve akıl bilimle kalın.

  31. Yallah arabistana deyip te suudi arabaistan, misir, bae ile ayni kafada ayni safta olmak, dogu akdenizde TC nin karsisina dikilmek, ypg ye finansal destek vermek, libyada fransanin yaninda durmak nasil bir duygu ertem kardes? Yallah dediklerin suudlarla kapisirken, siz onlarla bestas oynuyorsunuz..Hadi ordan

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!