Şahin Filiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Hafızlık bir ibadet midir?

Hafızlık bir ibadet midir?

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı...

featured

Hafızlık dediğimizde ilk aklımıza gelen şey, Kur’an’ın baştan sona sağlam bir şekilde ezberlenmesi ve bu ezberin diri kalmasını sağlamak üzere periyodik olarak tekrarına bağlı bir Kur’an çalışmasıdır. Hafız sözcüğü Arapça “hıfz” yani “korumak”, “ezberlemek” demektir. Hafız da, halk arasında bilindiği şekliyle, Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kimse diye bilinir.  Genel bakış açısı böyledir. Ancak her hafız, sözcüğün anlamı gereği Kur’an’ı bütün olarak ezberlemiş olan kişi değildir.  Belirli sureleri ya da her sureden bire ikişer ayet ezberleyen de hafız adını alabilir. Namaz surelerini ezbere bilenler de bazen hafız diye anılır. Ancak günümüzdeki uygulamasına bakılırsa hafız denildiğinde, Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişi akla gelir ve böyle bilinir.

Böyle bilinmesi, hafızlıkla ilgili sağlıklı bir bilgiye sahip olduğumuz anlamına gelmez. Kur’an’da “hafız” sözcüğü çok yerde geçer. Ama bugün bizim anladığımız manada değildir. Hafız kelimesi, özellikle Allah’ın sıfatlarından biri olarak anılır.[1] Allah “hafız”dır; her şeyi en ince ayrıntısına kadar, unutmadan ya da herhangi bir şeyi eksik bırakmaksızın, tabir yerindeyse, “aklında tutar.” O, unutmaz; her şeyi kaydeder. Hiçbir şeyi eksik bırakmadığı gibi her şeyi bütün olarak ve aynı zamanda ayrıntılarına kadar hıfzında tutar. Allah bu anlamda “Mutlak ve Sınırsız Hafız”dır. Takdir edersiniz ki O’nun hafızlığı, bizim hafızlığımıza benzemez. Biz Kur’an’ı anlamadan şekil olarak hıfzediyoruz; sürekli unutma tehlikesiyle karşı karşıyayız ve unutkanlığı önlemek için de ezberimizi sürekli tekrarlayıp tazeliyoruz. Allah’ın hafızlığına özenmek şu haliyle düşünülemez.

Bu yüzden hafızlık, “müstehab” (sevap umulan bir eylem) olsa da, resmen bir ibadet sayılmaz. Ancak her sevap umulan şey, mutlaka yararlıdır demek de tartışma götürür. Hatta hafızlık, Kur’an’ın anlamını çözümlemeye engel teşkil edecek biçimsel bir uğraş alanına hatta sektörüne dönüşmüşse, müstehap olmaktan da çıkar; bid’at (sonradan uydurulan yararsız bazen de zararlı icat) haline gelir.

İlk zamanlar, Kur’an’ın tamamını ezberlemese de onun hakkında geniş bilgisini olana “Kurra” (çok okuyan) denirdi. Hz. Ali’ye karşı savaşan Hariciler arasında 8000 kurra vardır ve bunlar arasında hafız olanların sayısı azdır. Hz. Ali, hafızları bir araya toplayıp onları sulh için ikna etmeye çalışmıştır.

Daha sonraları anlamını bilmeden ezberleyenlere kurra denilmeye başlamıştır. İbn Haldun’a göre (ö. 1406) kurranın yerini sonradan “fukaha” (İslam hukuk bilginleri) ve ulema (İslam bilginleri) almıştır. Dikkat edilirse, hafız ve kurra sözcüklerine bağlı olan, Kur’an’ın biçimsel ezberlenmesi geleneği zamanla yıkılarak bunların yerine geçen fukaha ve ulema kavramları, Kur’an’ı derinlemesine anlayıp yorumlamanın önem kazandığını göstermektedir.

Önce İstanbul Yeşil Camii’de sonra da Trabzon’da Hafızlık İcazeti alanlardan oluşan kalabalıklar sokaklara döküldü. Öyle ki, Cumhuriyet’e karşı bir kalkışma görüntüleri ortaya çıktı. Tek tip elbise ile Cumhuriyet’e meydan okunduğu şeklindeki yorumlara kapı araladı. Bu tip eylemleri onaylamak ne hafızlık ne de dindarlık adına mümkün değildir.

Hafızlık konusunda tartışmalar ne olursa olsun, yine de böyle bir geleneğin yaşıyor olması çok garipsenecek bir uygulama değildir. Bu uygulamanın ibadet olmadığını; her ne kadar bazı hadislerde ezberlenmesi konusunda öneriler varsa da, namaz, oruç, kurban gibi resmi ve zorunlu bir ibadet sayılamayacağını bilmeliyiz. Ancak Kur’an’ı derinlemesine anlamasa da inanan her yurttaş hafız olmayı isteme hakkına sahiptir. Şu şartla ki, kendini fukahadan veya ulemadan saymayacaktır. Çünkü hafızlık, ne âlimliktir, ne fakihliktir, ne de bilginliktir. Haddini hudunu bilerek davranacaktır ve bunun farz-ayn (herkesi bağlayan zorunlu bir farz ibadeti) olmadığını önce kendisi bilecektir. Bu şartla, Diyanet İşleri Başkanlığı, kurumunda icazete layık olduğuna karar verdiği hafızlar için resmi tören düzenler ve bu tören, dışarıya taşmaz. Tep tip sarıklarla, cübbelerle sokaklarda kanunsuz bir nümayişe dönüşmesine izin veremez.

Kur’an hafızlığına engel olunamaz ama hafızlık da sokaklara, yurttaşların günlük yaşayışlarına  müdahaleye ve hele hele Cumhuriyet’e karşı bir devrim imiş gibi izlenim uyandırmaya varan ideolojiye dönüştürülmemelidir. Kocaeli valisi “ideolojimiz İslam’dır” dese de bu yanlıştır, heyecanla atılmış boş ve anlamsız bir slogandır. İslam dini sloganların, dövizlerin ya da ideolojilerin dini değil, gerçek dindarların gönül kapısıdır.

Hafız olabilirsiniz ama bu sizi diğer dindarlardan üstün ve ayrıcalıklı kılmaz.  “Üstünlük, takva iledir”, bunu bilesiniz.  Hafızlık İslam dininde herkesi bağlayacak bir ibadet (farz-ı ayn)  olmadığı gibi, sizin hafız olmanız da, tüm toplum adına ibadet yaptığınız anlamına da gelmez.  Yani farz-ı kifaye bile değildir.

Öyleyse,

“Artık Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah’ın lütfünü (rızık) aramak üzere yeryüzünde dolaşacak, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaktır. O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun.” (el-Müzzemmil 73/20).

Yani gerçek Müslüman olmak için hafız olmak gerekmiyor.

Demek ki hafızlık, ne bir ibadet, ne de dinsel  bir ayrıcalıktır. Türkiye’de en az bir hafızı hatta çoğu zaman birden fazla hafızı dinleyerek ezberlerinin kontrol edilmesini dinen doğru bulmayanlar, “ Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki merhamet olunsun”[2] ayetinin hükmüne ve sünnete aykırı görmektedirler.[3]

Kur’an’ı ezberlemek mi, yoksa onu anlayıp emir ve yasakları konusunda derinlemesine düşünüp dersler almak mı?

Hafızlık, çok uzun ve yorucu bir uğraşıdır. Kur’an’ın tamamını ezberlemek bir zorluk, onu neredeyse ömür boyu tüm tazeliğiyle ezberinde tutmak başka bir zorluktur. Hafızları kutlamamak elde değil. Ama hafızlar da, kendilerince ibadet, bana göre “müstehap” amellerini özgürce yapabildikleri için, sokağa döküldüklerinde “Biz de Mustafa Kemal’in hafız askerleriyiz” diyerek yürüyüş yaparlarsa, işte o zaman Türk milletinden olduklarını yeniden hatırlamış ve Atatürk’e vefa borcunu ödemiş olurlar.

Üniversitelerimizde yüksek lisans ve doktora payesini almaya hak kazanan öğrencilerimize cübbe giydiriyoruz. Şimdi eskisini yenisini çağırıp sokaklarda cübbeleriyle yürütsek el bize ne der? Sizin cübbelerinizin farkı nedir? Tek tip cübbe ve sarık, gerçekten İslam’da var olan bir uygulama mı? Neden sembolleri öne çıkarmak yerine, takvayı, güzelliği, helali, doğruyu, vatan sevgisini, Türk milletinin istikbal ve istiklalini düşünmüyorsunuz? Bu vatanın ve bu milletin ekmeğini yiyip suyunu içmiyor muyuz? Bu yabancılık nedendir? Hafızlık icazeti,  devlete karşı gövde gösterisi ile mi tanrısallaşıyor?

Ülkemizi kavimler göçü ile çökertmeyi planlayan emperyalistlere, hangi siyasi parti ya da inançtan olursa olsun, ülkemizin zenginliklerini çalan, çırpan, talan edenlere, çocuklarımıza cinsel tasallutta bulunanlara, ormanlarımızı yakanlara, Türk düşmanı etnik ırkçı her türlü teröre, Fetö ve benzerleri gibi dinci sahtekârlıklara karşı yürüdünüz de size laf eden oldu mu? Bunlar için yürüyün, hepimiz sizin icazet yürüyüşüne eşlik etmeye hazırız.

ne var ki Kur’an’ı ezberlemekle yetinmek, ancak ve ancak “icazet” için yürümenize yetiyor.

Eğer Kur’an’ı anlamıyla birlikte ezberleseniz, yalnız icazet için değil, Türk milleti ve Türk vatanı için de yürürdünüz.

Öyleyse Kurra değil, fukaha ve bilginler olmayı deneyin; hem ibadet yapmış, hem de Türk milletine katkı vermiş olursunuz.

Dindarlık, akılsızlıkla birlikte bulunamaz.

[1] Yûsuf 12/64; el-Hicr 15/9; el-Enbiyâ 21/82).

[2] el-A‘râf 7/204.

[3] https://islamansiklopedisi.org.tr/hafiz–kuran

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 Yorum

  1. 5 Temmuz 2022, 08:02

    Saygıdeğer hocam; dincilere dinden ayet, örnek verince önümüze kılıç kalkanla çıkan onlar oluyor. Şimdi ne alâka diyenler olsa da babamın söylediği; “biz fakir değiliz ama paramız yok” lafı muzipçe bir şaka gibi geliyordu çocukluğumuzda. Fakat şimdi düşünüp kaba saba ifade edebilsem de donumuzu, mintanımızı annemiz ipek iplikle diker, yamalardı. Çoğu şaka zannetse de o ipek ipliği de ipekböceğinden, kozasından kendileri üretirdi. Şimdi dini bile naylondan olanlara ne anlatacaksın?

  2. Elinize sağlık.
    Keşke “ hafızlar “ da okuyabilseydi…

  3. 5 Temmuz 2022, 09:00

    Şahin Filiz şunu da atlamış: anlamıyla okusaydınız Türk milleti ve vatanı için de yürürdünüz!?
    Bütünüyle geçersiz…
    İnsanların bir bölümü de Türkçesini okuyor ve “hiç bir anlamının olmadığını görüyor!”
    Tekrar, geçersizlik, bilim dışılık vs. vs.
    Muhammed peygamberin politik, stratejik vb. egemenliğini ve liderliğini kurmak için yazılmış bir kitap olduğunu inkar edecek misiniz?
    Ahzab-53’ü okudunuz mu?

  4. 5 Temmuz 2022, 15:04

    Yazdiklarinizi ,Diyanet Isleri Baskani okusa,ogrense ve uygulasa ne iyi olur Turkiye icin .

  5. 8 Temmuz 2022, 17:15

    Teknolojinin zirve yaptigi gunumuzde hic hak etmedigi halde hafizligi olaganustu bir seymis gibi kutsamak akleden insanı aldatma sahtekarliginın dikalasidir.
    Yüreğine sağlık hocam

  6. 1Kur’an-ı Kerimi okuyana her harfi için sevap verilirken hafizin bunu düzenli olarak okumasıyla alacağı sevabı ibadet (kul olma,Allah’ı anma,tefekkür,tezekkür) olarak görmemek ahmaklık olacaktır.2)tebdili kiyafet ile meydanlarda yürüyüşün aslinda lgbt gösterilerine tepki olarak yapıldığı cumhuriyete meydan okuma olarak anlayanlarin sığ bakışlarından gündemi okuyamadiklari görülmektedir.3)Cemaatler ne zaman tehlikeli olur? meydanı bos bulurlarsa yani işin içine para makam adam kayırma torpil olan her hadisede feto örneğinde olduğu gibi..Sonuçta Allah ile kul arasına girmemek lazım HAFIZLIK kurumunu bayagilastirip kelime oyunlarıyla hedef göstermek olsa olsa bir mustesrikin oryantilistin işi olur isminin önünde prof yazar ama adam ateist olur deist olur lgbtli yürür herif eleştirmez çocuk sarigi ile sırf peygamberi giydi diye sevgisinden taklite bile müsamaha göstermez neymiş yasakmış sende şapka kanununa muhalefet ediyorsun hiç eleştiri aldinmi din samimi olmaktır arkadaşlar biraz samimiyete davet ediyorum cennet kolay değil cehennem lüzumsuz hiç degil

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!