Şahin Filiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. İktidara değil Cumhuriyet’e muhalefet

İktidara değil Cumhuriyet’e muhalefet

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı

28.02.2022 tarihinde Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Temel Karamollaoğlu ve Gültekin Uysal, üzerinde çalıştıkları Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnini yapılan törenin ardından imzalayıp kamuoyuna duyurdular.

Yaklaşık 48 sayfalık bu metni başından sonuna kadar dikkatle okudum. İktidara yönelik eleştiriler ve bunun karşılığında sunulan çözüm önerilerinin, ülkemizin birliği konusunda  susarak, geçiştirerek ve dayanamayıp doğrudan ifadelerle Cumhuriyet’i hedef alan bir metinde ibaret olduğunu anlamamak için haddinden fazla iyimser olmak gerekir. Bu mutabakat metni, Cumhuriyet karşıtlığını güçlendirme ve berkitme bildirisidir. Sürekli yineledikleri “demokratik Türkiye” söylemini, mevcut iktidara yönelikmiş gibi dillendirmelerine karşın, Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine son vererek ama “eskiye de geri dönmeden” parlamenter sistemi güçlendirmeyi amaçladıklarını ileri sürdükleri bu metinde, iktidara değil, doğrudan Cumhuriyet’e muhalefette birleştikleri gözlerden kaçmamaktadır. “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit” mesajı ile eleştiriyor göründükleri iktidarın, kendilerince “yarım bıraktığı” veya “yapmayı planladığı” icraatlarının daha ilerisini yapmayı taahhüt ederek, iktidarı değil aslında Cumhuriyet’i hedef aldıkları apaçıktır.

Cumhuriyet rejimi Atatürk ilke ve devrimlerini, laikliği, Türk Milleti kavramını, bağımsızlığı, ülkemizin toprağı ve ulusuyla bölünmez bir bütün olduğunu vazeder. Hırsızlık, yolsuzluk, adaletsizlik, kayırmacılık, liyakatsizlik, düşünce, ifade ve vicdan özgürlüğüne dönük kısıtlar ya da yanlış uygulamalar, gittikçe ağırlaşan hayat yaşam koşulları gibi konularda getirilen eleştiriler ve öneriler, etnikçi-mezhepçi, Cumhuriyet ve Türklük karşıtı “yeniden inşa edilecek” bir Türkiye planını kuzu postuna sarmakta; vatandaşa sevimli gelecek vaatlerle “gizledikleri Cumhuriyet yıkıcılığı”nı meşru ve masum göstermeye hatta bir kurtuluş reçetesi gibi sunmaya çalışmaktadırlar.

Türkiye Cumhuriyeti’ne diz çöktürmek için her türlü dinsel, etnik ve mezhepsel araçları kullanmaktan çekinmeyen çevrelerle “helalleşme” furyası başlatan ana muhalefetten; bugün muhalif oldukları partinin dün organik parçası olan küçük muhalefete ve eskiyip bir kenara konulan diğer partilere kadar oluşturulan bu Altılı ekip, tek ve çok can alıcı bir konuda birleşmişlerdir: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilk dört maddesini görmezden gelmek…

Bu bir Anayasa taslağı değil ki, bu maddelere vurgu yapılsın, diyen hukukçular var. Peki,” bu maddeler neden yok ? diye sormak için Anayasa taslağı haline gelmesini mi bekliyorsunuz? “Yetmez ama evet” kafası dönüp dolaşıp aynı nakaratları tekrarlıyor. Beyin tutulması iki kere olursa artık ortada nörolojik bir sorun var demektir. Proje Altılısı yazdıkları metinde iki de bir “demokratik Türkiye” derken, Anayasanın bu maddelerine neden bir kez olsun atıfta bulunmazlar?

Parlamenter sisteme kararlı bir şekilde geri dönüş yerine, “güçlendirilmiş parlamenter” sistem kavramını öne sürerek ağızlarındaki baklayı metin içine serpiştirdikleri bölücü, etnikçi ve  sözüm ona çoğulcu jargonla ortaya çıkarmaktadırlar.

Mevcut Anayasayı işlevsel hale getirmek dururken, bireylerin eşit ve özgür vatandaş olarak düşüncelerini özgürce ifade edemediklerinden söz edilmekte; “inandığı gibi yaşayabildiği demokratik bir Türkiye’yi inşa edeceklerini” söylemektedirler. Onca tarikat ve cemaat, dinsel kurumlar, kişiler ve topluluklar inandıkları gibi yaşamıyorlar mı? Birbirileriyle kıyasıya din sömürüsü yarışı içinde olanlar, inandıkları gibi yaşamıyorlar mı? Hatta tüm Türk milletini her biri kendi inandığı gibi inanmaya bile zorlamıyor mu? Hangi inanç özgürlüğünden dem vuruyorsunuz? Tevhid-i tedrisata meydan okuyan molla medreseleri, her biri kendi kafasına göre sözüm ona din eğitimi veren tarikatlar ve cemaatler, vakıflar, hatta bunların suyuna giden bir takım kurumlar varken, hala “inandığı gibi yaşamak”tan söz etmek, Cumhuriyet’i “inancı gereği hedef almanın yolundaki engelleri ortadan kaldırmak değildir de nedir? Fetö örneğinde olduğu gibi, milli varlığımızı ve bekamızı doğrudan tehdit eden dinci yapılanmalara daha da cesaret veren bir metinden söz ediyorum.

Eşit vatandaşlık yok mu? Mevcut anayasa bile bu haliyle her Türk bireyini eşit vatandaş saymıyor mu? İnsanları renklerine, ırklarına, din ve mezheplerine göre ayıran yasalar ve rejim var da, biz mi bilmiyoruz? Neyi yeniden demokratik olarak inşa edeceksiniz? İkide bir demokratik Türkiye inşasını tekrarlamak, Fetö ve bölücü örgütlerin dillerine pelesenk ettikleri “inandıkları gibi terör estirme özgürlüğü”ne atıfta bulunmak değilse, nedir? Önerdiğiniz yeni sistem, Cumhuriyetin yerine ikame edeceğiniz bir sistem mi, adı nedir? Nato ve ABD yapımı post-halifecilik mi?

Temel hak ve özgürlüklerin güvencesi mevcut yasalardır. Sorun, bu yasaların işletilip işletilmemesi sorunudur. Özgürce ifade edilen düşüncelerden kastınız nedir? Örneğin, devletin ve ulusun varlığına kast eden her türlü düşünce bu özgürlük kapsamına mı girecek diyorsunuz? Yıkıcı, bölücü ve terörü içeren düşünce ve söylemler, hiçbir zaman düşünce ve söylem değerinde olamaz. Düşüncenin namusu, ayarı, ölçüsü, adaleti ve makuliyeti olur. Özgürlük böylesi düşünceler için geçerlidir. Fetöyü yıllardır din, inanç, düşünce ve vicdan özgürlüğü kapsamında görmekle bu yuvarlak ifadeler arasında hiçbir fark yoktur. Din ve vicdan özgürlüğü vurgusu, hangi kısıtlamalara karşı dillendirilmektedir? Cemaat ve tarikatlar, fazlasıyla özgür değil midir? Devleti yıkmak ve milleti bölmek için her türlü kutsalı, özgürlüğü ve imkanları kullanan bu yapılar daha hangi özgürlük vaadini beklemektedirler? Siz bu gizli beklentilere “Güçlendirilmiş” mesaj mı veriyorsunuz?

Yine din ve vicdan özgürlüğü başlığı altında, din ve vicdan özgürlüğünün demokratik laik hukuk devleti çoğulcu toplum düzeninin temeli olduğu belirtilmektedir. Çoğulculuktan laikliğe gidilmez; tam tersine laiklik, çoğulcuğu dayatmanın önündeki birleştirici engeldir. Laiklik birleştirir; kim neye nasıl inanırsa inansın, laiklik her bireyi, tek bir çatı altında toplar. O çatı, laik hukuk devleti ve cumhuriyet rejimidir. Bireylerin kendi aralarında bireysel farklılıklar göstermesi, bu farklılıkların sisteme birebir yansıtılmasını gerektirmez, zaten böyle bir temsil de olamaz. Hayal ötesi bir kurgudur. Tüm bireyleri tek bir ülkü ve amaç çevresinde toplamak devletin varoluş temelidir. Her bireyin öznel inanç, tercih, düşünce ve vicdanına göre devlet oluşmaz. Kimlikleri bölerek sonra da onu toplayıp birleştiriyorum demek, çalıyı tepesinden sürüklemek; kamuoyunu yanıltmak demektir. Herkes kendi kimliği ile toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama eşit olarak nasıl katılacak? 84 milyon insan bireysel olarak birbirinden farklı ise, buna rağmen tutup her biri kendi kimliğiyle (ne demekse?) siyasi ve toplumsal yaşama katılacak demek, milleti 84 milyona bölmek gibi akıllara zarar bir “Zihni Sinir” projesi uydurmaktır. Bu komedi bizim Proje Altılı’nın Cumhuriyet’e yönelik tuzaklarından korkmamamız gerektiğini gösteriyor. Çünkü ciddiyetten uzak bir metindir. Zelensky bile bu zor zamanında bu metne gülerdi.

Türk varlığı ve kimliğinden söz etmemek için, kırk türlü tavra girmeye zorlandıklarını gösteren bu metinde, Türk, Türklük, Türk milleti kavramlarının adı bile geçmiyor. Nasıl geçsin ki? 84 Milyonu Cumhuriyet idealinde ve pratiğinde zaten birleştirmiş, kaynaştırmış olan Türk Milleti kavramı, bunların proje bölücülüğünün önünde, kimlik istismarcılığının önünde çelikten duvar gibi duruyor. Bu duvarı bir türlü aşamayacaklarını iyi bildiklerinden, bu kez milleti birey birey bölmeye yönelik dâhiyane taslağı kamuoyuna kurtarıcı metinmiş gibi deklare ediyorlar.

Kuruluş ilkelerimize “dar kalıp” diyorlar. Atatürk ilke ve devrimlerinden; 3 Mart 1924 deki temel devrim yasalarından, Cumhuriyetimizin vazgeçilmezliğinden, Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden asla söz etmiyorlar. Çünkü bu ilkelere rağmen, etnikçi-mezhepçi kimlik siyaseti yapamayacaklarını gayet iyi biliyorlar. Geçmişin Cumhuriyetini yıkarak geleceğin Türksüz Türkiyesi’ni inşa edeceklerini sanıyorlar.

Cumhuriyet’in her bir vatandaşını, kökeni ne olursa olsun Türk Milletinin şerefli bir üyesi sayıp yücelttiği felsefesini, kabileci, aşiretçi ve ırkçı kimlik propagandasıyla yıpratmayı hedef alan bu metin, Proje Altılı’nın sandığı ve umduğu gibi, Cumhuriyetimizi, Anayasamızın ilk dört maddesini ve Türk Milleti’nin egemenliğini hiçbir zaman sarsamayacaktır.

İktidarı eleştiriyorum ve ona alternatifim diyerek bu kez de “kimlikçi siyaseti” ve “çoğulcu dinci” siyaseti devreye sokarak, Cumhuriyetimize  ve bağımsızlığımıza yeni bir saldırıya Türk milleti bir daha izin verecek kadar aymazlık etmeyecektir.

Gerçek muhalefet, iktidara muhalefet yapmaktır. İktidara muhalefet yapma iktidarında olmayan muhalefet, bu metinde ancak sahipsiz sandığı Cumhuriyet’e muhalefet etmeye kalkıyor.

Ama unutmayın ki “Cumhuriyet ilelebed payidar kalacaktır”.

Masalar yıkılır; Cumhuriyet asla yıkılmaz.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 Yorum

  1. 3 Mart 2022, 00:37

    Bizi bu altı Natocuya muhtaç eden Atatürkçü aydınlarımız için de bir şeyler yazmak söylemek gerekmez mi? Rahatlarından vazgeçemediler bir türlü, bizi kötülerin içinden birini seçmeye mecbur bırakıyorlar. Örgütsüz olursak olacağı budur.

  2. Nato’nun 6 kuklası tıpkı Sivas Kongresi’ndeki mandacı zihniyeti gibiler..
    Ulu Başbuğ ATATÜRK gibi TÜRKÇÜ vatanseverler buna asla izin vermeyecektir..
    Tek kalsamda ”Ne Mutlu TÜRKÜM…

  3. 2 Mart 2022, 21:06

    Aynı endişeleri bende paylaşıyorum hocam.
    Emeğinize sağlık.

  4. Yeniçağ gazetesi be yazarları artık kendine gelmeli Akşenere desteklerini çekmeli! Onun ne olduğu ortaya çıktı artık bir Nato projesi kendisi diğerleri gibi!

  5. Yüreğinize sağlık Hocam ne güzel anlatmışssınız .

  6. Millet kendi kaderine el koymalı.

  7. kırk satırmı, kırk katırmı.. açmazına sürülüyor bu millet.. bile isteye !

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!