Şahin Filiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Postmodern siyasal dinci olarak Papa 14. Leo: ‘İbrahimi Dinler’ bağlamında iki farklı siyasal dincilik, tek hedef

Postmodern siyasal dinci olarak Papa 14. Leo: ‘İbrahimi Dinler’ bağlamında iki farklı siyasal dincilik, tek hedef

featured

Şahin Filiz yazdı…

Papa 14. Leo,  geçtiğimiz günlerde İznik’te teopolitik ve stratejik bir ziyaret gerçekleştirdi. Din ve dinsel ritüeller daha çok görünür kılınmış olsa da ziyaretin ardındaki dinci tarihsel-siyasal amaçlar, Papa’nın din görünümü altında Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal birliğini, anayasal düzenini ve toprak bütünlüğünü tartışılır hale getirildiğini gizleyebilmiş değildir. Ekümenizm, imparator Konstantinus’un himayesinde  İznikte 325’te yapılan psikoposlar toplantısıyla ilk adımı attı. Siyasi himaye ve yönlendirme bu toplantının daha başlangıçta siyasal Hristiyan dinciliği olduğunu tescillemiştir. Bütün Hıristiyan mezheplerinin tek çatı altında toplanması, dinsel birleşme olduğu kadar Roma’nın siyasal bütünleşmesi çabasını da içermektedir. Tüm kiliseler ve Hıristiyan gruplar bu bütünleşmenin çağrılısıdır. İznik, hem dinsel hem de siyasal birleşmenin yeri olarak belirlenmiştir. Leo’nun ziyaretinin en önemli sonucu ise, Hristiyanlığın Anadolu’yu asıl yurt olarak 1700 yıl sonra yeniden güncelleme girişimidir. Terör örgütlerinin şımartıldığı, Barzani’nin Cizre’de koruma ordusuyla boy gösterdiği, kucaklayıcı kimlik Türklüğün yerine ırkçı-faşist etnikçiliğe barış ve demokrasi adı altında güzellemeler yapıldığı, ana/yavru  muhalefetin de iktidardan daha kralcı davranarak bu tehlikeli süreci desteklediği, Papa’nın Hz. Peygamber’in Medine’ye gelişini Müslümanların “Ay üstümüze doğdu (Tala’al Badru aleyna)” ilahisiyle karşılayan siyasal İslamcı iki yüzlülüğünün Atatürk’e bir mevlit’i haram kıldığı bir kırılma noktasında Leo’nun İznik’e gelişi, “Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur” atasözünü yeterince açıklamaktadır. Siyasal İslamcılar, Hz. Peygamber’e özgü olan karşılama ilahisini Papa’ya layık gördüklerinde çoğu insan şaşırmıştı. Oysa Papalığın benzer ziyaretini 100 yıl önce reddeden Atatürk’e, “kafir” deme alçaklığı açık etmekten çekinmemiş olduklarını akılda tutmak yetişirdi. Eperyalizm Fethullah’ı “İbrahimi Dinler”in gereği olarak “dinler arası diyalog” ile görevlendirdiğinde, bu diyaloğun, Ekümenizmin lehine ama İslam’ın aleyhine olduğunu bile bile aynı siyasal İslamcılar, Fetö’nün yanında saf tuttular, saf tutanlardan büyük bir bölümü hala hak ettikleri ihanet-i vataniye ve ihanet-i İslamiye’ye yönelik cürümlerinden dolayı cezalandırılmış değildir. Unification Church (Birleşik Kilise) diye bilinen Moonculuk, Fetullahçılara “İbrahimi Dinler” planını çok önceden öğretmişti. Fetö, bu tuzağı, “Unification Church, Masjid and Synagogue” (Birleşik Kilise, Cami ve Sinagog” şeklinde genişleterek “kandırılmaya teşne” Siyasal İslamcılarla bir olup  Ulus devleti yapısını tahrip etmeyi ve Türkiye Cumhuriyeti’ni etnik ve dinsel bloklara ayırmayı hedeflemişlerdi. Bu nedenle, Siyasal İslamcılık ve ekümenik siyasal Hristiyanlık, Türkiye ölçeğinde,  tek hedef olarak Türk ulus devletini hedef almış bulunmaktadır.

Ayrıntılarını aşağıda veriyorum. Sabır ve dikkatle okuyun.

EkümenikliktarihçesiHaçlı Seferleri ve Papa 14. Leo’nun (Leo XIV) yakın tarihli İznik ziyareti arasında, Hristiyanlık tarihi ve güncel dini diplomasi açısından çok güçlü ve karmaşık bir ilişki ağı vardır.

EKÜMENİKLİK NEDİR?

Ekümeniklik (veya Ekümenizim), kelime kökeni olarak Yunanca “oikoumene” (üzerinde yaşanan dünya/evren) sözcüğünden gelir. Terimsel anlamı ise; tarihsel süreçte Katolik, Ortodoks ve Protestan gibi mezheplere ayrılmış olan Hristiyan dünyasının tekrar birleşmesi, iş birliği yapması ve “tek bir kilise” idealine dönmesi hareketidir.

TARİHÇESİ VE İZNİK’İN ÖNEMİ

Ekümeniklik tarihinin başlangıç noktası, bugün Bursa sınırları içinde yer alan İznik’tir (Nicaea).

  1. İznik Konsili (MS 325):Hristiyanlık tarihinin ilk “Ekümenik” (Evrensel) konsilidir. İmparator Konstantin tarafından toplanmıştır. Bugün Hristiyanların büyük çoğunluğunun kabul ettiği temel inanç esasları (İznik Amentüsü) burada belirlenmiştir. Dolayısıyla İznik, “Hristiyan birliğinin doğduğu yer” olarak kabul edilir.

Tarihsel süreçte Doğu (Ortodoks) ve Batı (Katolik) kiliseleri, teolojik ve siyasi anlaşmazlıklar sonucu 1054 yılında “Büyük Bölünme” (Schism) ile ayrılmıştır.

HAÇLI SEFERLERİ İLE İLİŞKİSİ

Ekümeniklik çabaları ile Haçlı Seferleri arasında paradoksal (hem zıt hem ilişkili) bir bağ vardır:

Bölünmenin Derinleşmesi: Haçlı Seferleri, başlangıçta Hristiyan dünyasını “Müslümanlara karşı birleştirmek” iddiasıyla yola çıksa da sonuçları itibarıyla Doğu ve Batı kiliseleri arasındaki uçurumu derinleştirmiştir. Özellikle 1204 yılındaki 4. Haçlı Seferi‘nde, Katolik Haçlıların Ortodoks İstanbul’u (Konstantinopolis) işgal edip yağmalaması, iki mezhep arasında yüzyıllar sürecek bir nefret tohumu ekmiştir.

Modern İlişki: Günümüzdeki ekümenik hareketler (Papa ve Patrik görüşmeleri), Haçlı Seferleri’nin yarattığı bu tarihsel travmayı onarmayı amaçlar görünse de,  “Ekümeniklik” iddiaları ve Batı’nın ilgisi, Ekümenizmin,  Haçlıların yarım kaldığına inandığı 13. Ve 14. Yüzyıllardaki amaçlarını tamamlamayı hedefleyen  bölge üzerindeki emellerini sürdürmeye yönelik bir “Modern Haçlı Seferi” veya “Bizans’ı diriltme çabası” olarak yorumlanıp eleştirilmesi, haklı gerekçelere dayanmıyor değildir.

PAPA 14. LEO’NUN İZNİK ZİYARETİYLE İLİŞKİSİ

Sorduğunuz Papa 14. Leo (Leo XIV) ve onun İznik ziyareti, içinde bulunduğumuz dönemin (2025 yılı sonları) en önemli dini-politik olaylarından biridir ve doğrudan yukarıdaki maddelerle bağlantılıdır:

Ziyaretin Sebebi (1700. Yıl): 2025 yılı, Hristiyan birliğinin temeli sayılan İznik Konsili’nin (325) 1700. yıl dönümüdür. Papa 14. Leo, selefi Papa Francis’in (Nisan 2025’te ölmeden önceki) vasiyetini yerine getirerek, bu büyük yıl dönümü için Kasım 2025’te Türkiye’ye gelmiş ve İznik’i ziyaret etmiştir.

Ekümenik Mesaj: Papa 14. Leo ve Fener Rum Patriği Bartholomeos’un İznik’te (özellikle göl kıyısındaki bazilika kalıntılarında) bir araya gelmesi, 1054’te ve Haçlı Seferleri ile bozulan birliği, “başladığı yerde” (İznik’te) sembolik olarak tamir etme girişimidir.

Tartışmalar: Bu ziyaret, Türkiye’de “Ekümeniklik” tartışmalarını yeniden alevlendirmiştir. 

Vatikan/Fener Cephesi: Bunu tamamen dini bir barışma ve inanç birliği (Ekümenizm) adımı olarak sunmaktadır.

Eleştirel Cephe: Bu ziyareti, Fener Rum Patrikhanesi’ne “Vatikan benzeri bir devlet statüsü” kazandırma girişimi olarak görmekte ve bunu tarihsel Haçlı zihniyetinin siyasi bir devamı olarak değerlendirmektedir.

Özetle; 14. Leo’nun İznik ziyareti, Hristiyan dünyası için 1700 yıllık bir döngünün tamamlanması ve birliğin (Ekümenikliğin) yeniden tesisi anlamını taşırken; tarihsel hafızada Haçlı Seferleri’nin yarattığı Doğu-Batı geriliminin gölgesinde gerçekleşen hem dini hem de siyasi boyutu çok yüksek bir olaydır.

Papa 14. Leo’nun İznik’i ilk yurt dışı seyahati olarak gerçekleştirmiş olması, sıradan bir dinsel ayin icrası olarak görülemez. Katolik liderin evrensel liderlik savı ve Siyasal İslam ile Siyasal Hristiyanlık (Crintendom) benzerliği, teopolitik (din siyaseti) ve jeopolitik stratejilerin kalbine inen çok katmanlı bir analizi gerektirmektedir.

KATOLİK BİR PAPA NASIL ‘BÜTÜN HRİSTİYANLARIN LİDERİ’ ROLÜNE NASIL SOYUNABİLİR?

Kısaca Katoliklik nedir, açıklamak gerekir: Katoliklik, Hristiyanlık dünyasının en büyük ve en köklü mezhebidir. Kelime anlamı Yunanca *“Katholikos’tan gelir ve “Evrensel” demektir. Merkezi Vatikan, ruhani lideri ise Papa’dır.

Katolikliğin tarihçesi ve temel inanç esaslarını maddeler halinde özetleyelim:

Katolik Kilisesi, tarihini doğrudan Hz. İsa’nın havarisi Petrus’a (St. Peter) dayandırır.

Kuruluş: Hz. İsa’nın, “Kilisemi bu kayanın (Petrus) üzerine kuracağım” sözüne dayanarak, Petrus ilk Papa kabul edilir. Roma, imparatorluk başkenti olduğu için Hristiyanlığın da merkezi haline gelmiştir.

İznik Konsili (325): Kilisenin temel dogmaları burada belirlenmiştir (İznik Amentüsü).

1054 Büyük Bölünme (Schism): Roma (Katolik) ve İstanbul (Ortodoks) kiliseleri, siyasi otorite ve teolojik yorum farkları (Kutsal Ruh’un kaynağı vb.) nedeniyle resmen ayrılmıştır.

Reformasyon (16. Yüzyıl): Martin Luther ve diğer reformcuların eleştirileri sonucu Protestanlık doğmuş ve Avrupa’da Katolik Kilisesi büyük güç kaybetmiştir.

Vatikan Konsilleri: 1. Vatikan Konsili’nde (1870) “Papa’nın Yanılmazlığı” ilan edilmiş; 2. Vatikan Konsili’nde (1962-1965) ise kilise modern dünyaya açılmış ve diğer mezheplerle diyalog (Ekümenizm) süreci başlatılmıştır.

TEMEL İNANÇ ESASLARI VE FARKLARI

Katolikliği diğer Hristiyan mezheplerinden (Ortodoks ve Protestan) ayıran temel özellikler şunlardır:

Papalık Otoritesi ve Yanılmazlık: Katoliklere göre Papa, Hz. İsa’nın yeryüzündeki vekili (Vicar of Christ) ve Petrus’un halefidir. Papa, inanç ve ahlak konularında “kürsüden” (ex cathedra) konuştuğunda yanılmaz kabul edilir. Bu, diğer mezheplerin en çok reddettiği maddedir.

Vahiy Kaynağı (Kutsal Kitap + Gelenek): Protestanlar “Sadece İncil” derken, Katolikler İncil’in yanı sıra Kilise Geleneği’ni (Tradisyon) ve Papa’nın yorumlarını da vahiy ve otorite kaynağı sayar.

Araf (Purgatory): Cennet ve Cehennem haricinde, günahkâr ruhların cennete gitmeden önce arındıkları geçici bir yerin (Araf) varlığına inanırlar. (Ortodokslar ve Protestanlar bunu kabul etmez).

7 Sakrament (Kutsal Ayin): Kurtuluş için kilisenin uyguladığı 7 ayin şarttır: Vaftiz, Ekmek-Şarap Ayini (Komünyon), Günah Çıkarma, Güçlendirme, Evlilik, Ruhbanlık ve Hastaları Yağlama.

Transubstantiation (Özün Dönüşümü): Ayin sırasındaki ekmek ve şarabın, sembolik değil gerçekten Hz. İsa’nın etine ve kanına dönüştüğüne inanırlar.

Meryem Ana ve Azizler: Hz. Meryem’in “Asli Günah”tan muaf doğduğuna ve ölmeden göğe yükseldiğine inanırlar. Tanrı ile kul arasında Meryem Ana ve Azizlerin şefaatçi olabileceğini kabul ederler.

Ruhban Sınıfı ve Bekârlık (Celibacy): Katolik rahipler ve rahibeler evlenemez, kendilerini tamamen kiliseye adamak zorundadırlar (Ortodoks rahipler evlenebilir).

Özetle; Katoliklik, hiyerarşiye (Papa)geleneğe ve kurumsal kilise yapısına en sıkı bağlı olan mezheptir. “Siyasal Hristiyanlık” veya “Ekümenik Liderlik” iddiaları da gücünü bu katı merkeziyetçi ve “Tek Evrensel Kilise” iddiasından alır.

Normal şartlarda Ortodokslar ve Protestanlar, Papa’nın otoritesini tanımazlar. Ancak Vatikan, özellikle 2. Vatikan Konsili’nden (1960’lar) beri taktik değiştirmiştir. Papa 14. Leo’nun İznik’teki tavrı şu stratejilere dayanıyor:

“Primus Inter Pares” (Eşitler Arasında Birinci) Stratejisi: Vatikan, Ortodoksları kazanmak için “Ben sizin mutlak amirinizim” dilini terk etti. Bunun yerine, “Tarihsel olarak Roma Kilisesi kurucudur, dolayısıyla Papa, Hristiyan dünyasının ‘ağabeyidir’, onursal lideridir” tezini işliyor. İznik’te (Nicaea) 1700 yıl önce kilise tek vücuttu. Papa 14. Leo, İznik’e gelerek “Bölünmeden önceki mirasa” sahip çıkıyor ve kendini o mirasın doğal sözcüsü ilan ediyor.

Ortak Düşman/Tehdit Algısı: Batı dünyasında artan ateizm ve dünya genelinde İslam’ın demografik yükselişi karşısında Vatikan, diğer mezheplere şu mesajı veriyor: “Ayrı kalırsak yok oluruz. Benim (Papa’nın) diplomatik gücü ve şemsiyesi altında birleşelim.”

Bartholomeos Faktörü: Fener Rum Patriği’nin (Bartholomeos) “Ekümenik” (Evrensel) sıfatını kullanması, Ortodoks dünyasında (özellikle Rusya tarafından) kabul görmezken, Papa’nın onu bu sıfatla tanıması ve İznik’te yanına alması, Papa’yı “Meşruiyet Dağıtıcı” (Kral Yapan) konumuna yükseltiyor. Yani Papa, Bartholomeos’u onore ederek aslında kendi liderliğini perçinliyor.

SİYASAL HRİSTİYAN ÜMMETÇİLİĞİ VE SİYASAL İSLAMCILIK BENZERLİĞİ

Kavramsal olarak “Siyasal Hristiyanlık” (Christendom ideali) ile “Siyasal İslamcılık” (İttihad-ı İslam ideali), işleyiş mekanizmaları bakımından birbirine çok benzer ve birbirinin rakibidir.

Ulus-Devletin Aşılması: Her iki ideoloji de ulusal sınırları (Türkiye, İtalya, Yunanistan vb.) yapay görür. Asıl olan “İnananlar Topluluğu”dur.

Siyasal İslamcı için asıl olan Ümmettir.

Vatikan/Ekümenizm için asıl olan “Corpus Christianum” (Hristiyan Bedeni/Birliği)dir.
Papa’nın İznik ziyareti, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal egemenlik sahasında, ulus-üstü dini bir otorite alanı yaratma girişimi olarak okunabilir.

Küresel Nizam İddiası: Her iki akım da dünyayı kendi dini değerlerine göre şekillendirmek ister. Papa 14. Leo’nun hamlesi, Hristiyan dünyasını tek bir siyasi/diplomatik blok haline getirip (Modern Haçlı Ruhu), küresel masada “İslam Dünyası” veya “Seküler Batı” karşısına bir güç olarak koymaktır.

‘İBRAHİMİ DİNLER’ KAVRAMI VE TUZAĞI

“İbrahimi Dinler” kavramı, bahsettiğim bu iki “Siyasal Ümmetçiliğin” kesiştiği ama aynı zamanda çatıştığı gri alandır.

Vatikan’ın Bakışı (Dinlerarası Diyalog): Vatikan, “İbrahimi Dinler” (Yahudilik, Hristiyanlık, İslam) kavramını kullanarak İslam’ı teolojik olarak kendine yaklaştırmayı, sivri uçlarını törpülemeyi ve Hristiyan teolojisinin liderliğinde “uyumlu” bir İslam türetmeyi hedefler. Buna “Ilımlı İslam” projeleri de dahildir.

Benzerlik ve Tehlike:  “Siyasal İslam” ve “Siyasal Hristiyanlık”, küresel sermaye ve güç odakları tarafından “İbrahimi Dinler” çatısı altında birleştirilmeye (senkretizm) çalışılmaktadır. Bu proje, dinlerin kendine has iddialarını silip, tek bir “Dünya Dini” veya “Küresel Etik” oluşturma çabasıdır.

Papa 14. Leo’nun İznik ziyareti sadece dini bir hac değil, Siyasal Hristiyan Ümmetçiliğinin gövde gösterisidir.

Papa; “Ben sadece Katoliklerin değil, İznik Konsili’nin mirasının sahibiyim” diyerek Ortodoksları da kapsayan bir “Hristiyan Birleşik Devletleri” (manevi anlamda) liderliği taslamaktadır. Bu yapı, yapısal olarak Siyasal İslamcılığın “Hilafet/Ümmet Birliği” iddiasının Hristiyan versiyonudur (ayna görüntüsüdür).

“İbrahimi Dinler” söylemi ise, bu iki dev bloğun çatışmasını önlemek adı altında, aslında İslam’ın Hristiyan/Batı değerler sistemi içinde eritilmesi (asimile edilmesi) riskini taşıyan bir jeopolitik araç olarak eleştirilmektedir. İznik’teki bu buluşma, bu yüzden Türkiye’nin egemenliği ve bölgedeki İslam kimliği açısından basit bir turistik ziyaretten çok daha derin anlamlar taşır.

Etnik ırkçılık, bu iki siyasal dincilik ve bunlara öyle ya da böyle göz yuman teopolitik aktörler, sadece Türk ulus devletini değil, Hristiyanlarla Müslümanların uzun vadede yeniden Haçlı Seferleriyle çatışmalarına yol açacaklardır. Etnik terörizmde nasıl ki barış ve kardeşlik yoksa, ekümenik kışkırtmada da dinler arası barış olmaz.

Türkiye Cumhuriyeti için siyasal İslamcılık ile ekümenik siyasal Hristiyan dincilik, benzer tehlikeler içermektedir. Çünkü hiçbirinin vatanı, milleti ve dini yoktur. Papa’yı Medine ilahisiyle karşılayanlar ile belki de karşıladıkları bu din atalarını yurdu sokmadığı için Atatürk’e bilenmiş Türk düşmanları arasında hiçbir fark yoktur. Apo ile Feto, Papa ile Meto aynı efendinin farklı aktörleridir.

Gelecek yazımda, Siyasal ümmetçilerle ekümenik Katoliklik arasındaki benzerliği ayrıntılarıyla veryansıntv okurları için araştırıp yazacağım.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!