Subayın bileşenleri: cesaret-onur-vefa
İnsanın hayatını borçlu olduğu varlıklar vardır: Anası, babası, atası bunlardandır. Ülkeyi kuranlar ve ayakta tutanlar da…
İnsan köyüne, kasabasına da borçludur. Okuluna, öğretmenlerine başta olmak üzere kendini var eden herkese borçludur. Askerler için komutanları ve her rütbeden silah arkadaşı aynı kategoridendir…
Yaşadığı toprakları vatan yapanlara, bunun için ter dökenlere, kan akıtan şehit ve gazilere, onların yakınlarına…
Bütün bunlara borç bitmez. Çünkü ödenemez. Maddi bir karşılığı yoktur.
Tabii bir de, hiç tanımadığınız kimseler arasında, hayatınıza değer katan birileri çıkar; ortak özellikleri cesaretleri, onurlu duruşları ve vefa duygularıdır. Tarihsel gelişmeler sizi öyle bir anda onlarla karşı karşıya getirir ki, aranızda kopmaz bağlar oluşur. Bunlar sizin değer merkezli arkadaşlarınızdır.
Hiçbir beklenti içinde olmazlar. İsimleri duyulsun kaygısı taşımazlar. Değerleri kutup yıldızlarıdır. Onurlarıyla yaşarlar. “Benleri” kuvvetlidir ama “biz” olmalarına engel değildir. Hatta “biz” olmaya adanmışlardır. Almaktan çok vermeyi severler. İnançlıdırlar. Sevince de, acıya da yoldaş olurlar. Gıdaları ise saygı, sevgi ve güvendir. Meslekleri, cinsiyetleri, yaşları öne çıkmaz.
Bilim insanları, insanın “üç yüzü”nün olduğunu ileri sürerler: “Görünen yüz”, “arka yüz” ve “baskı altında ortaya çıkan yüz”… Yazımıza konu olanların bu üç yüzü de birbirinin hemen hemen aynısıdır. Maalesef az bulunurlar. Onları tanımak için olağanüstü ve zorlu dönemleri yaşamak gerekir.
Nasıl demek gerekir bilemedim. Bizler, o olağanüstü koşulların bir dönem muhatabı olduk. Bunun ağır üzüntülerini yaşadık. Ama aynı zamanda iyi tarafını da yakaladık diyelim…
Kumpaslar sürecinden bahsediyorum.
Bu sürecin iyi yanı, değer merkezli yaşayan seçkin karakterleri yakından tanıma imkânı vermesiydi. Onlar sayesinde daha kolay nefes almıştık. İtici güç olmuşlardı. Ülkenin başı dik, onurlu yurttaşları olarak tarihe geçtiler.
Birkaç kez onlara duyduğum minneti ifade etmiştim. Ama her seferinde eksik ve yarım kalmıştı. Bu sefer, kamuoyunun pek tanımadığı, içlerinde şahsen karşılaşmadığım ve sadece Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) mensubu olan ve 2014 yılında Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde nöbet tutarak gündüzünü ve gecesini verenlere yazılı olarak şükranlarımı/şükranlarımızı sunmak istedim. Başka bir yazıda başka kahramanlarımıza yer vereceğiz.
Günlerce AYM önünde nöbet tutan/nöbete katılan bu askeri şahsiyetlerin ortak özelliği gerçek asker olmaları, silah arkadaşlarının acısıyla yanıp tutuşan vefa duygusunu benliklerinde barındırma vasfına sahip olmalarıdır.
Hiçbirinin rütbesini yazamadığım için bağışlanmamı diliyorum. Genel olarak onlar, omuzlarındaki rütbeyle değil, benliklerini yansıtan sağlam kişilikleriyle komutanlık yaptıkları için beni hoş göreceklerdir.
En büyük devrelerden başlayarak seçkin şahsiyetlerimiz: Erdoğan Karakuş, Yıldırım Türker, Orhan Yöney, Ahmet Özteker, Tanzar Dinçer, Erol Adayener, Işık Koşaner, Nazım Er, Engin Heper, Tuğbey Daver, Nuh Naci Doğutepe, Abdullah Öztürk, Ömer Sevdik, Naci Beştepe, İ. Yüksel Kuş, İbrahim Erge, Yelkan Aşetay, Murat Dinçer, Erden Alp, Hayrettin Yılmaz, Mustafa Acar, İbrahim Cihan, Ender Singil, Sami Demirel, Metiner Birkan, Metin Akyol, Rauf Mumcu, Fikret Köse, Orhan Altınçubuk, Bedri Sezenler, Mahir Ün, Mustafa Tarık Özyılmaz, Hamdi Kuyrukçu, İlhan İşler, Yavuz Çiçek, Yavuz Türeli, Ali Demir, Nihat Yılmaz, Erhan Çatkın, Recai Karagöl, Baha Eren, Ali Er, Orhan Turfan, Yusuf Demirci, Sabahattin Akkaya, İbrahim Sebzeci, Hakkı Eyüboğlu, Ömer Çelikkesen, Kerim Koçer, Abdülaziz Dike, Atilla Tunca, Yaşar Kunduh, Hüseyin Güçlü, Sait Pank, Ali Erdoğdu, Süleyman Özgün, Cevdet Akın, Atilla Özdöl, Süha Yanıkömeroğlu, M. Ali Elçi, Selahattin Kısacık, Yurdakan Yıldız, Atilla Kezek, Tevfik Bedük, İbrahim Özışık, Ali İhsan Gönüldaş, Ergun Mengi, Mehmet Kırtaş, Fevzi Karahan, Murat Kaya, Muzaffer Özkan, Raşit Özgül, Vedat Şentöregil, Cantürk Aypar, Hüsnü Şimşek, Erdal Karaarslan, Nihat Ermiyan, N. Kemal Çalışkan, Fikret Tolungüç, Gıyasettin Ersoy, Sabahattin Anaç, Nurettin Özmen, Adnan Demir, Haldun Emanetoğlu, Rafet Yavuz, Kemal Uzar, rahmetli Yıldırım Türkmen, Necdet Bakkal, İsmail Durlu, E. Korkut Telli, Gündüz Alp Demirus, Enver Arslan, Yusuf Marangoz, Emin Erol, Haluk Ektirici, Orhan Torun, Ömer Tutumlu, Nazmi Cinek, Sermet Tan, Türkay Kısa, Yavuz Kirişçioğlu, Sabahattin Çiftçi, Erhan Güler, Arif Çetinkaya, M. Ali İkbal, Erdoğan Özdil, Süleyman Polat, Murat Soyöz, Mehmet Gürel, Haluk Kerman, Muzaffer Budak, Ramazan Bayraktar, Ercan Moran, Ahmet Keleşoğlu, İbrahim Aydıntan, Ümit Kişi, Doğan Başaran, Yusuf Çeşme, Çetin Şimşit, Ömer Uçar, Güven Kaya, Ergin Savaşçı, İbrahim Kılıçoğlu, Önder Büyüküstün, Teoman Temel.
Pozitif ayrımcılık gereği birkaç çiçek ekleyelim: Derya Beştepe, Çiğdem Kezek, Sabahat Önsel, Hürriyet Tatar, Ümit Gönüldaş, Leyla Tatar, Müyesser Yıldız, Şule Nazlıoğlu Erol ve sevgili gazimiz Erten Acır.
Her birine ayrı ayrı minnet duygularım, saygı ve sevgilerimle…
Sevgili Kardeşim Ahmet Yavuz; Sizler Silivri’de haksız ve hukuksuz olarak esarette iken bizlerin , zulmeden bir yargıya karşı nöbet tutup, bir nebze uyarabildiysek, ne mutlu bize. Ancak; sizlerin yıllarca ömürlerinden alınırken , Sürekli uyarılmalarına rağmen , zulmedenlerle kol kola giren, iktidardaki ve TSK üst düzeyindeki Komutanların, kulakları üzerine yatıp duymamazlıktan gelmeleri çok acı idi. Sonunda; benzer haksızlığa uğradıklarında “Kandırıldık” sözü ile kurtulacaklarını zannetmeleri de ayrı bir acımızdı. İnşallah yapan ve yaptıranlar gerekeni ve hakkettiklerini bulacaklardır. Bizleri hatırlayıp yazında yer verdiğin için teşekkürler. Sevgi ve Saygılarımla..
Ayırım olmadan ortak değerlerimiz vardır.Ordu Okul Cami Çevre Yeraltı yerüstü kaynaklarımız Tam Bağımsızlık Eşit yurttaşlik Anayasal haklarımız ….Bunlara saldırı olduğunda hepimiz karşı koymalıyız .Atanan seçilen herkesin maaşını bizim vergilerimizle ödüyoruz.Tüm kurumlar bizim değerli varlıklarımız…….Demokratik tepki Karşı koymak hakkımızdı….İsmimim değerli Kalem sahibinin değerli yazısında geçmis olması onere etti duygulandırdı.Maalesef bazı basın yayının halkı yanıltması çıkarcı davranması ülkeye yazık etti.. ..Yazik ki sorunlu ortam yaratılıyor geçmisten ders alınmıyor adalete hesap da verilmiyor….Ulusal Çağdaş Eğitim Öğretim birliği zafiyeti sınırsız Din sömürüsü başımıza bu olayları getirdi….Din sömürüsü özellikle Kumpasları …15 Temmuzu yarattı Demokrasiyi ağır yaraladı…..Mücadelede isimleri bilinmeyen atlanan geride duran binlerce Kahramanımız var…Herkes görevini iyi yaparsa huzurlu rahat kardeşçe yaşayacağız .Mesleklerimiz Partilerimiz ayrı da olsa Ortak değerlerimize gec olmadan sahip çıkalım…. Sevgi saygılarımla… ..
sayın komutanım. ben sıradan bir vatandaşım. kumpas zamanlarında sokullu mehmet paşa gemisinde askerdim. atabeyler ergenekonlar balyoz davaları. benim gemimde terhis olduktan sonra tutuklanan ayhan gedik ve şafak duruer komutanlarım vardı. bunlar sırasıyla ikinci komutandı. birinci komutansa her seferinde yükselen ve en son 15 temmuzda sivillere ateş eden sinan sürer. ben bile normal bir vatandaşken neden bu adamları içeri aldılar gayet vatansever askerlerdi diyorum. hatta ayhan gedik komutanımız askerleri çok severdi. bu adamların içeri alınması ve hatta tanımadığımız sizin gibi komutanlarımıza karşı söylenenler yapılanlar hep içimizi acıttı. benim ise bu konuda en çok sinir olduğum şey komutanlarımızın kurbanlık kuzu gibi beklemesiydi. sonuçta asker olan sizlerdiniz. istihbaratı analizi ve gerekirse canınızı vermek uğruna bu oluşuma karşı durması gereken en baş kurum askerimizdi. boru göstermek haricinde bir tepki koyamayan ilker başbuğları düşünüyorum birde çine karşı 40 çerisiyle ölümüne meydan okuyan kürşatları. yani milletini devletini korumak için türk askeri düşmanına karşı nokta operasyonlar yapıp belki de 15 temmuza gelmeden ülkeyi bu urdan kurtarmalıydı. cemaat denilen yapıya karşı durulamadı. herkesi anlarım da askerlerimizin duramaması beni çok ama çok üzdü. bunları gerekirse teker teker tespit edip gereğini yerine getirmesi gereken bu ülkede ordu değilse nedir. bu benim şahsi görüşüm.