Barış Adıbelli yazdı…
ABD’nin ve NATO’nun Afganistan’dan çekilmesi ve yönetimi Taliban’a devretmesi Avrasya coğrafyasının mevcut dengelerini de yerinden oynattı. Öyle ki 31 Ağustos’tan bugüne kadar yaşanan jeopolitik gelişmeler de bölgesel ve küresel aktörlerini bütün hesaplamalarını kökten değiştirmelerine neden oldu. ABD’nin çekilme hamlesi Avrasya’da büyük bir türbülans yarattı. Bu türbülansın etkileri sürerken ABD bir hamle daha yaparak Avustralya’yı nükleer güç haline getiren AUKUS’u kurdu. ABD’nin Asya-Pasifik bölgesinin yeni güvenlik paktı olarak adlandırdığı AUKUS, Çin’e karşı yeni bir ittifak modeli olarak çıktı. AUKUS’un kuruluşunun ilan edilmesinden iki gün sonara Duşanbe’de toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) liderler zirvesi de nihayet İran’ın tam üyelik başvurusunu kabul ederek süreci başlattı. İran uzun zamandan beri tam üyelik için beklemekteydi; ancak Rusya ve Çin uluslararası konjonktürü göz önünde bulundurarak İran’ı beklemeye almıştı.
Afganistan’da ABD’nin ve NATO’nun çekilmesi en fazla İran’ı rahatlatmıştır. ŞİÖ’nün İran’ı tam üye olarak kabul etmesi İran’ın Reisi yönetimi altında ilk ve en önemli diplomatik başarısı olmuştur. Aynı zamanda, ŞİÖ, İran için büyük bir jeopolitik zafer olmuştur. ŞİÖ’ye tam üyelik sürecinin başlaması İran’a inanılmaz bir özgüven getirdi. İran, bölgesel bir jeopolitik güç olduğunu hatırlatırcasına geçmişe yönelik yarım kalmış hesaplaşmaları tekrar gündeme getirmeye başlamıştır. Özellikle İran’ın Azerbaycan sınırı yakında Hayber Fatihleri adını verdiği bir tatbikat başlatması ve bu bağlamda bu bölgeye askeri yığınak yapması; hatta İran Genelkurmay Başkanının Bakü’ye yönelik sert sözleri İran ile Azerbaycan arasında bir gerginliğin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunun yanında İran’ın halihazırda Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan’ın birlikte Azerbaycan’da yaptıkları tatbikatı sert bir şekilde eleştirmesi de dikkatlerden kaçmamıştır. Ancak esas gelişme İran’ın İsrail’in Azerbaycan’daki varlığı nedeniyle sınır bölgesine asker kaydırdığını söylemesi olmuştur.
İran’ın arkasına ŞİÖ’yü, Çin ve Rusya ikilisini alarak, ya da aldığını zannederek böyle bir hamlede bulunması açıkça ABD ve NATO’yu bölgeye davet etmekten başka hiçbir çıkara hizmet etmemektedir. Zira Azerbaycan’da olası bir çatışmada Türkiye’nin Azerbaycan’ı yalnız bırakmayacağını Ermenistan’la yaşanan savaşta görülmüştür. Bir NATO üyesi ülke olarak Türkiye’nin İran’la olası çatışması ABD, NATO ve İsrail için bulunmaz bir fırsat oluşturacaktır.
Özellikle Azerbaycan’ın son dönemde İsrail ile savunma alanında geliştirdiği derin işbirliği İran’ı endişelendirmektedir. Bu nedenle, İran’ın esas tepkisi Azerbaycan’ın İsrail ile olan stratejik ilişkileri ve yakın pozisyonu gibi gözüküyor. İran’ın çok fazla dile getirmese de esas endişesi son zamanlarda İran’da artan İsrail sabotajları ve suikastlarının Azerbaycan üzerinden koordine edilmesi ihtimalidir. İran’a göre İsrail istihbaratı Azerbaycan’da konuşlanmış durumda ve İran’a yönelik operasyonlar Azerbaycan’dan planlanıyor ve yöneltiliyor.
Ancak tüm bunların bir komplo teorisi olması ihtimali de oldukça yüksek. Tabii ki İran’ın elinde ne tür kanıtlar var bilinmiyor ama bu meseleler istişare ile çözülebilecekken hele de Türkiye’nin İran ile birçok farklı mekanizmalarda işbirliği zeminine sahipken İran’ın bu tip anlamsız mücadelelere girmesi Reisi hükümetini de zor duruma sokacaktır. ŞİÖ’nün temel felsefesi üyelerinin kendi aralarındaki sorunlara taraf olmamaktır. Örneğin Pakistan-Hindistan sorununda ŞİÖ çok fazla role sahip değildir. Yine benzer şekilde Rusya’nın ABD, Gürcistan ve Ukrayna ile yaşadığı krizlerde de ŞİÖ’nün rolünün çok fazla olmadığı görülür. Bu nedenle, İran, eğer ŞİÖ, Çin ve Rusya’ya güvenerek böyle bir adım atıyorsa hele hele Afganistan meselesinde inisiyatif alma adına bu yönde hareket ediyorsa mevcut jeopolitik durumu iyi okuyamadığı anlaşılmaktadır.
İran’ın özellikle, Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan’ın Azerbaycan’da düzenledikleri ortak tatbikatı da sert bir şekilde eleştirmiş, bir nevi kendi ulusal güvenliğine karşı bir tehdit olarak görmüştür. Özellikle Türkiye ve Azerbaycan’ı kendi ülkesindeki Azeri Türklerini bağımsızlık yönünde kışkırttığı havası Karabağ savaşından bu yana daha güçlü hissediliyor. Bir şekilde İran, Türkiye ve Azerbaycan’ın İran’ı bölme gibi gizli gündemleri olduğuna yönelik bir endişeye kapılmış durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakü’de okuduğu şiirden bile rahatsız olan İran yönetimi, tatbikatlardan ve öteki birlikteliklerden de kendi payına bir takım düşmanlıklar çıkarmaktadır.
İran, özellikle Türkiye, Pakistan ve Azerbaycan’ın bir millet üç devlet söyleminden de rahatsızdır. Özelikle Pakistan ile Batı Asya’da yaşadığı üstü kapalı jeopolitik rekabet de bunda etkilidir. Ancak İran’ın Pakistan ile jeopolitik rekabetin ötesinde mezhepsel sıkıntıları da bulunmaktadır. Özellikle de Pakistan’da konuşlu bulunan militan grupların zaman zaman hem Pakistan içindeki hem de İran’daki Şiileri hedef alması ve terör saldırılarında bulunması bölgede mezhep çatışmalarını gündeme getirmiştir. Ayrıca, Pakistan’ın ŞİÖ’nün daimi üyesi ve Çin’in stratejik ortağı olduğu düşünüldüğünde büyük bir tarihe ve devlet geleneğine sahip olan İran’ın acemice bir tutum takınmayacağı da aşikardır. Zira bir tarafta Çin-Pakistan ikilisi diğer tarafta Türkiye-Azerbaycan ve ABD-İsrail ikilisi ile mücadele etmek İran için çok rasyonel olmayacağı açıktır.
iran ile ilgili çok yanlış yorumlar görüyorum aşağıda. iran ,ermenistan’i destekler her zaman. bizimle ilgili çok ciddi meseleleri var. türkiye ve azerbaycan’in birleşmesinden ödü kopuyor. kendi içerisinde bulunan milyonlarca türk”ün elinden gideceğini düşünüyor. oysa azerbaycan tek değildir. bunu iran’da biliyor. azerbeycan ‘a saldırıda bulunduğu anda bizimle de çatışmayı iyi hesaplamasi gerekir. bu akıllıca olmaz. iran akıllıdır, karabağ savaşı’nda değişen konjonktürü hazmetmesi zaman alabilir ama hazmedecek.
‘@voronoi: Tatbikat İsrail’e karşıydı. Sen ne dersen de. Mantık dışı tartışmalara yoğum.
Türke karşı tatbikatı yedirirler onlara bi gün!
İran tatbikat ile cevap verdi. Bunda ne var? Tatbikatın adı Hayber Fatihi. Hayberde Müslümanlar ve özellikle İmam Ali Yahudiler ile savaştı ve yendiler. Bu tatbikat İsrail’e mesaj. Sayın yazar bunu unutmuş yada bilmiyor olsa gerek. Bana kalırsa artan petrol fiyatlarının İran’ı işgal etme hayalinde olan güçlere de yeni gerekçe sunduğunu düşünüyorum. Bunu da yazar göz ardı etmemeli. Türkiye ve İran hatta tüm orta doğu ülkeleri kardeş ülkedirler. Şam da cuma namazı kılacağız hayeline kapılanlar Täbrizde cuma namazı kılarız hayallerine kapılmasın bir zahmet. Cuma namazı kıla kıla geldiğimiz durum malûm.
Iran bizim kapi komsumuzdur bizim onunla daha yogun isbirligi yapmamiz gerekirken Israil’in Azerbaycan’la dostluk ve stratejik iliski kurmasini destekliyor dolayli olarak Iran’in egemenligini tehdit eden bir duruma ortak oluyoruz.Pakistan’la tatbikat yapan Türkiye neden Iran’la yapmaz cünkü Amerika izin vermez Pakistanla yapar cünkü Azerbaycan,Pakistan, Abd’nin taseronlaridir.
Daha önce de dediğim gibi “sinsi düşman İran. Üstelik 4-5 günlük ya da yıllık değil, 4-5 yüzyıllık.. İçindeki Türk varlığı nedeni ile, Kendi güvenliğini Türkiye’nin zayıflığında görüyor.
Yaptığı her harekette, orantılı karşı hamleyi görmelidir. Bu tüm ilişkilerde temel kuraldır.
Bülent bey, çok haklısınız. Sadece bu konuda değil, aynı şey Ergenekon davası isimli davada da inatla yapıldı ve hala yapılıyor. Suriyeli, afgan, pakistanlı kaçkınlara hala inatla göçmen deniyor. Hadi yandaş medya yapıyor, anlaşılır bir şey, diğerleri neden yapıyor.? Diğerlerinin tam tersine inatla bu kavramları doğru kullanarak, kasten kullananların oyununu bozması gerekir, ama nerede !!
Çünki maalesef hiç biri işin özünde değil, sadece sözünde. !
Sayın yazar lütfen şu “azeri” lafını artık bırakalım. Bu yanlış Türk medyasında süregitse de en azından Veryansıntv yazarları bu konuda dikkatli olsunlar. Bölgedeki halkın adı Azerbaycan Türkleridir. Azeri diye bir millet yoktur. Lütfen siyasi yazı yazıyorsanız bu konularda kendinizi biraz geliştiriniz. Umarım bu yorum editörün sansürüne uğramaz da okur olarak uyarımız yazara ulaşır.