Barış Adıbelli
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Asya’nın en uzun savaşı başlıyor mu?

Asya’nın en uzun savaşı başlıyor mu?

featured

Dr. Barış Adıbelli yazdı…

Günlerdir Pakistan ile Hindistan arasında süren gerginlik dün gece Hindistan’ın Pakistan ve Keşmir topraklarına 9 füze fırlatmasıyla yeni bir aşamaya geçti. Hindistan, hiçbir uyarı yapmadan sivillerin yaşadığı bölgeleri ‘terör unsurları var’ gerekçesiyle vurdu. Uluslararası hukuka göre böyle bir terör operasyonu yapmadan önce Pakistan hükümetini bilgilendirmesi ve siviller konusunda uyarması gerekiyordu. Hatırlanacağı üzere Türkiye, Irak’ta operasyon yapmadan önce bu konuda Bağdat yönetimini bilgilendiriyor. Bu saldırılarda çocukların da hayatını kaybettiği haberleri geliyor. Hindistan askeri tesislere veya altyapıya saldırmadığını açıkladı; ancak saldırdığı yerlere bakıldığında sivillerin yaşam merkezlerine hatta bir caminin de bu saldırıda isabet aldığı görülüyor.

Birleşmiş Milletler antlaşmasının 51. maddesi gereğince Pakistan uğradığı saldırı sonucu hem meşru müdafaa hem de misilleme hakkı kazandı. Pakistan hükümeti yaptığı açıklamada uygun gördüğü bir zamanda uygun gördüğü bir yerde misilleme yapacağını söyledi. Bu ifade maalesef bize tanıdık geliyor: İran-İsrail füze restleşmesinde de benzer ifadelerin kullanıldığını gördük. Ondan sonraki süreçte iki taraf da füzelerle birbirlerine karşı saldırıda bulundular. Ondan sonra da sessiz sedasız köşelerde çekildiler. Şimdi Pakistan-Hindistan gerginliğinde de benzer bir durumun olma ihtimali oldukça yüksek. Şu anda ABD, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan devreye girmiş durumda. Muhtemelen yakın zamanda bir uzlaşı veya bir ateşkes sağlanma ihtimali var.

Lakin saldırılardan sivillerin ve bir de caminin zarar görmesi otomatikman bu meseleyi bir savaş suçuna çevirme potansiyeline sahip. Eğer Pakistan meseleyi Birleşmiş Milletler nezdinde gündeme getirirse Hindistan’ı bu noktada zorlayabilir. Saldırıdan sonraki saatlerde Pakistan beş Hindistan savaş uçağını düşürdüğünü iddia etti. Hindistan Silahlı Kuvvetlerinin 72 saat içinde Pakistan’daki istenilen hedeflere ulaşabilecek güçleri olduğunu hemen her fırsatta belirtiyordu. Özellikle Rusya’dan alınan Brahmos ve Igla füzelerinin bu saldırıda kullanılıp kullanılmadığı da merak konusu. Eğer Rusya’dan alınan bu füzeler kullanıldıysa Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi iki ülke arasındaki gerginliğe bir başka Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi vermiş olduğu füzelerle katkıda bulunuyor demektir; ki bu da Şanghay İşbirliği Örgütü’nün ruhunu ve felsefesini oluşturan işbirliği ve güvenlik kavramlarının altını koymaktadır. Pakistan-Hindistan gerginliği ve çatışması Şanghay İşbirliği Örgütü’nün kuruluşundan bu tarafa yaşamış olduğu en önemli sınama ve meydan okumadır.

Hindistan, Pahalgam saldırılarını kendi 7 ekim saldırıları olduğunu söylemekte ve tıpkı İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamını kendine örnek alarak aynı stratejiyi Keşmir’de uygulamaya çalışmaktadır. Örneğin yakaladığı militanların evlerini yıkmak ve terör noktalarına şiddetli saldırılarda bulunmak, bunu yaparken sivil yerleşim merkezleri, mabetler, hastaneler gibi herhangi bir ayrımda bulunmamak Hindistan’ın İsrail’i örnek aldığı eylemler.

Şimdi Pakistan ve Hindistan’ın önünde bir yol ayrımı var; ya topyekûn büyük bir savaşa girişecekler ya da Pakistan’ın misillemesinden sonra bu meseleyi yavaş yavaş yumuşatarak tekrar eski pozisyonlarına çekilecekler. 1999’da Kargil savaşı olmuştu. Bu savaşta da Pakistan’ın topraklarına Hindistan hava harekatları düzenlemiş, topçu birlikleri karşılıklı atışlarda bulunmuştu. Fakat gerginlik daha sonra yerini yumuşamaya bıraktı ve taraflar o günden bugüne herhangi bir çatışma sürecine girmedi.

Pakistan Taliban’ı, Laşkari Tayyibe gibi Hindistan’ın saldırılardan sorumlu tuttuğu örgütler aslında Pakistan’ın da mücadele ettiği örgütlerdir. Özellikle Çin-Pakistan ekonomik koridoruna yönelik saldırıların arkasında bu örgütler var. Bu örgütler bu projede çalışan Çinli işçilere, Çinli mühendislere, baraj, demiryolu, karayolu gibi altyapı tesislerine sürekli saldırılarda bulunmaktadır. Aynı zamanda bu örgütler Belucistan’daki ayrılıkçı örgütlerle dirsek temasında ve onları desteklemektedir. Bu örgütlerin amacı Pakistan’da hükümeti ve düzeni yıkarak Pakistan’da bir İslam devleti kurmaktır. Oysa Pakistan anayasasına göre Pakistan şeriatla yönetilen bir İslami devlettir. Örgütler Pakistan’ı bu haliyle değil tıpkı Afganistan’daki Taliban iktidarı gibi bir iktidarla yönetme arayışı içerisindedir.

PAKİSTAN’DA DARBE TEHLİKESİ

An itibariyle, Pakistan’da ve Hindistan’da bir numaralı isim Pakistan Genelkurmay Başkanı general Asım Münir’dir. Özellikle Hindistan ne Pakistan Cumhurbaşkanı ne de başbakanını muhatap alıyor. Pakistan medyasının ve devletin tüm söylemlerinden temel muhatap olarak Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’e işaret ediliyor. Asım Münir gerçekten Keşmir konusunda sert söylemlere sahip bir komutan. Daha önce Pakistan istihbaratının başında olan bir isimdi. Şimdi Pakistan Silahlı Kuvvetleri’nin başında. Yakın zamanda yaptığı açıklamada Keşmir’in Pakistan’ın şah damarı olduğunu ve Keşmir halkının sonuna kadar yanında olacaklarını söylemişti. Bugünkü bu saldırılardan sonra Pakistan ordusu muhakkak bir sorumlu arayacak, muhtemelen bu sorumluluğu da sivil hükümetin üzerine atacak ve sivil hükümetin belki de müzakere, uzlaşma, diplomasi arayışlarına Pakistan ordusu karşı çıkacak. Geçmişte yaşanan tüm çatışmalarda, savaşlarda Pakistan hep askeri yönetim altındaydı. Hiçbir zaman sivil bir yönetim altında Hindistan’la savaşmadı. Örneğin 1999’daki Kargil savaşında yönetimde General Pervez Müşerref vardı.

Bu nedenle düşen füzelerden sivil hükümeti suçlayıp ordu yönetime el koyabilir. Kaldı ki topyekun bir savaş Hindistan’ın da işine yaramayacak. Zira Hindistan’ın diken üzerinde ve pamuk ipliğine bağlı bir toplumsal yapısı var. Böyle bir savaşın sonucunda Hindistan’ın üç dört parçaya ayrılma ihtimali var. Modi Hindistan’daki tüm halkları yanına alamadığı sürece sadece Hindu çoğunluğuyla Hindu milliyetçiliği ile bu işi halledemez. Çünkü içeride de büyük bir sosyal patlama olma ihtimali yüksek. Her şeyden önce 200 milyondan fazla Müslüman Hindistan’da yaşamaktadır ve Hindistan merkezi yönetimiyle Müslümanların arasında son dönemde gerginlik had safhadadır. Başta Müslümanların hayatına müdahaleler, camilerine yönelik saldırılar, kutsallarına yönelik saldırılar devam etmektedir. Dolayısıyla Pakistanlı kardeşleriyle yapılacak bir savaşta merkezi hükümetin yanında durma ihtimalleri düşüktür. Bu nedenle Hindistan cephe gerisinin güvenliğini sağlayamayacağı için topyekun savaşa girmekten kaçıracaktır.

Benzer durum Pakistan için de geçerlidir. Pakistan’ın yaşamış olduğu ekonomik sorunlar, IMF den almış olduğu 7 milyar dolarlık borç ve İmran Han’ın görevden alınması nedeniyle içeride yaşanan kriz topyekun bir savaşa girmesine müsaade etmeyecektir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!