Metin Aydoğan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Suriyelileri Türkiye’ye kim neden gönderiyor?

Suriyelileri Türkiye’ye kim neden gönderiyor?

featured

Beş milyondan çok yabancıyı yani küçük bir ülke nüfusu kadar insanı, ülkesine kabul etmek örneği olmayan bir olaydır. Dünya tarihinde; savaşlar, işgaller ve zora dayalı göçler yaşanmıştır. Ancak, en yoğun olanlarda bile bu kadar insan, bu kadar kısa sürede bir yere yerleştirilememiş, böyle bir işe girişilmemiştir. Ülkesi ne denli büyük olursa olsun hiçbir devlet bu kadar insanı içine almamıştır. Hükümet, ilerde hiç kimsenin altından kalkamayacağı bir işe girişmiştir ve Türkiye’ye büyük zarar vermektedir.

Yapılanlar, güncel politikanın sınırlarını aşarak doğrudan ulusal varlığa yönelmiştir. Suriyelilere vatandaşlık düşüncesi, emperyalist isteklerle örtüşen ve Anadolu’nun Araplaştırılmasına yönelen bir girişimdir. ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’ne uygun olarak, Suriye’nin Kuzeyi Araplardan temizlenip Kürtleştirilirken, Güneydoğu başta olmak üzere Anadolu’da binlerce yılda dengelenen etnik yapı, Türk, Arap, Kürt karmaşası haline getirilmektedir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Orta Doğu, Amerikalıların ‘kaos kuramı’ adını verdikleri emperyalist girişime uygun olarak sürekli karmaşa ortamına sürüklenmektedir.

YURTTAŞ OLMAK

Recep Tayyip Erdoğan, 3 Temmuz 2016 günü Kilis’te yaptığı konuşmada, Suriyeliler için kardeşlerim tanımını kullandı ve “Kardeşlerimizin içerisinde inanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak isteyenler var. Bakanlığımız oluşturduğu bir ofisle takip etmek suretiyle bu kardeşlerimize bu yardımı, bu desteği yaparak onlara vatandaşlık imkanını vereceğiz.” dedi.1 

Oysa, yurttaşlık, yalnızca hükümet politikalarına bağlı yasal düzenlemelerle sağlanacak bir kavram değildir. İstemle, maddi güçle ya da kısa sürelere sıkıştırılan devlet uygulamalarıyla elde edilemez. Yurttaşlık kavramı, uzun dönemlerden geçerek tarihsel süreçler içinde olgunlaşan duygu ve düşünce birliği üzerinde oluşur. Bu yakınlaşma, toplumun ruhsal yapısını biçimlendirir ve kuşaktan kuşağa geçen kalıtlar bütünü olarak milletin özyapısını belirler. Yurttaşlık kavramıyla tanımlanan ruhi şekillenme birliği; dil birliği, toprak birliği ve ekonomik çıkar birliğinden sonra, toplumları ulus yapan dört temel koşuldan biridir.

Yabancıyı yurttaş yapmak, uluslaşmış ülkelerin yöneticileri tarafından çok dikkatlice ele aldıkları, nicel artışlara asla izin vermedikleri bir konudur. Kabul edecekleri az sayıdaki yabancıyı, uzun süre toplumun değerleri yönünde eğitirler yani asimile ederler, sonra yurttaş yaparlar. Bu işin; demokrasiyle, insan haklarıyla değil, ulusal varlığın korunmasıyla ilgili bir sorun olduğunu bilirler. Ulusal varlığı ayakta tutan değerlere uyum göstermeyen yapılanmalara yani farklı kültürlerin siyasi topluluklar oluşturmasına izin vermezler. Toplumsal karmaşaya yol açacak böyle bir girişimin, feodalizme geri dönüş anlamına geldiğinin bilirler.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 11 Temmuz 2019 tarihi itibarıyla Türkiye’deki ‘biyometrik verileriyle kayıt altına alınan’ geçici koruma altındaki Suriyeli sayısını açıkladı. Açıklamaya göre Türkiye’deki kayıtlı Suriyeli sayısı 3 milyon 630 bin 575 kişi oldu. Bu kişilerin 1 milyon 965 bin 595’i erkek, 1 milyon 664 bin 980’i ise kadın. 1 milyon 26 binini ise 0-9 yaş grubundaki çocuklar oluşturuyor.2 Kasım 2018 itibarıyla Türkiye’de doğan Suriyeli çocuk sayısı 405 bin 52. Doğum sayısı bugün 500 bini aşmış durumda.3

Türkiye’ye kabul edilen Iraklı, Afgan ve Afrikalı sığınmacılar ile Avrupa Birliği’yle yapılan Geri Kabul Anlaşması nedeniyle Türkiye’ye gönderilmesi planlanan, yaklaşık 1 milyon kaçak göçmen de eklenirse, sığınmacı sayısı 6 milyonu aşıyor.4

UYGULAMALAR

AKP, Türk siyasetinde yer almaya başladığı günden bugüne dek Cumhuriyet’in sağladığı yurttaşlık kavramını ve Anadolu’da binlerce yılda oluşan nüfus yapısını bozacak uygulamalar yaptı. Sunnileşmeyi, bağlı olarak Araplaştırmayı öne çıkardı. Suriyeliler başta olmak üzere bölgenin en geri unsurlarını sığınmacı olarak kabul etti. Onlara TC yurttaşlarında bile olmayan haklar verdi.

Suriyeliler konusunda yaptıkları, kendi özgür iradesiyle belirleyip uyguladığı bir politika değildi. ABD ve AB’nin istekleri yerine getiriliyordu. Yapılanlar, emperyalizmin öngördüğü küresel boyutlu politikanın parçalarıydı. Anadolu’daki Türk varlığının yalnızca bugününe değil, geleceğine yönelik yıkıcı bir girişim tasarlanmıştı ve tasarı uygulamaya sokulmuştu.

Türkiye’ye gelen Suriyelilerin hemen tümü Suriye’nin Kuzeyi’nden geldi. Bu kendiliğinden oluşan bir göçmen akını değil, ABD’nin düzenlediği bir insan sevkiyatıydı. Kuzey Suriye boşaltılıp PYD’ye teslim edilirken, Türkiye Arapların oluşturduğu bir sığınmacı deposu haline getiriliyordu. Aslan Bulut’un tanımıyla, Türkiye’de ‘Türk-Arap-Kürt Federasyonu’nun alt yapısı’ oluşturuluyordu.

SURİYELİ AYRICALIĞI

Suriyeli sığınmacılara, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından daha ileri haklar verildi ve ayrıcalıklı bir kitle haline getirildi. Yalnızca onların yararlandığı sağlık birimleri oluşturuldu, hastahanelere ücretsiz kabul edildi ve ücretsiz ilaç almaları sağlandı. Pasaport yerine geçen bir kart verildi, bu kartla pirim desteği alarak çalışmaları kabul edildi. Türkçe bilmeyenler dahil, KPSS sınavına girmeden özel sınavla devlet memuru olmaları sağlandı.

Suriyelilerin kamu kuruluşlarında işe alınacağı açıklanmış, doktor olduğunu söyleyen 28 Suriyeliye çalışma izni verilmiştir. Değişik sektörlerdeki işletmelerde, Suriyeli çalışan kontenjanları oluşturulmuştur. Türk öğrencilere, geri ödeme koşuluyla aylık 450 YTL kredi verilirken, Suriyeli öğrencilere geri ödemesiz aylık 1200 YTL burs verilmektedir.5

OLACAKLAR

Beş milyondan çok Arap, Anadolu’nun değişik bölgelerine gruplar halinde yerleştirilerek kimliklerini korumaları sağlanmıştır. Türkler, Suriyelilerin yerleştikleri yerleri terk etmektedir. Türk yaşam biçimine uyumsuz gelenekleriyle kültürel bozulmanın taşıyıcıları durumundadırlar. Suriyelilere verilen ayrıcalıklar yurttaş olduklarında da sürecek, koloniler halinde ülkenin değişik yörelerinde yaşayacaklardır. Türkiye’de yeni bir azınlık kitlesi yaratılmaktadır.

Bu büyük kitle örgütlenmeye başlayacak ve anadilde eğitim adıyla Arapça eğitim isteyecektir. Bu istek, müfredata Arapça dersi koyarak Türk milli eğitimini Araplaştırmaya çalışan AKP tarafından yerine getirilecektir.

Diyanet, Suriyelilerle yeni bir Sunni kitle bulacak ve bu kitleyi amaçları yönünde kullanacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı, şimdiden, Türkiye’ye gelen bin kadar Suriyeli ‘alim ve ilahiyatçı’ için harekete geçmiş ve ‘tarih, tefsir, hadis’ gibi konularda Türkiye’ye katkı yapacak Suriyeli sığınmacıya, vatandaşlığa alınmada öncelik tanınmasını istemiştir.6

Sığınmacılar, yurttaşlık hakkı aldıktan sonra örgütlenecek ve giderek artan isteklerde bulunarak, yurt dışıyla bağlantılı siyasi çalışmalar içine gireceklerdir. Bu eğilimin ön uygulamaları şimdiden başlamıştır.

Türkiye’de yaşayan Arapların partileşme çalışmalarını yürüten Beyt Nahreyn Arap-Arami Birliği adlı örgütün Sözcüsü Mim Yavuz Binbay; Türkiye’de 8 milyon Arap ve Arami yaşadığını ve diğer halklar gibi “anadilde eğitim” hakkı başta olmak üzere, tüm hakların verilmesini istedi. Binbay, ayrıca partileşme kararı aldıklarını, partileşme çalışmalarını yürütmek üzere bir komisyon kurduklarını açıklamıştır.7

DİPNOTLAR

1 Suriyeli Göçmenlere Vatandaşlık Hakkı Geliyor!” politikmotto.com

2  https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/

3 https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/

4 “Türkiye’nin Yeni Seçmenleri: Suriyeliler” www.hurriyet.com.tr

5 http://bmshaber.com/suriyeli-ogrencilere-karsiliksiz-1200-lira-burs-verildigi/

6 “Vatandaşlık Hakkı ve Enternasyonalist Tutum”  www.evrensel.net

7 “Türkiye’de Araplar Partileşiyor” 124.com.tr

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 Yorum

  1. Güvenli bölgeyi tamamladiktan ve Mavi vatan cikarlarimizi aldiktan sonra ittihat terakki nin aklina ihtiyacimiz var. Ermeni yunan süryani gönderildiyse vatanindan kacan korkaklarda gönderilecek. Dün de emindim bugünde eminim. Yarin olacaklar icin de eminim.

  2. 29 Ocak 2020, 12:21

    çok mantıklı, bunlar ileride yaşanacak şeyler fakat insanlarımız uykularından uyanmak istemiyor sonumuz hiç iyi değil

  3. 29 Ocak 2020, 11:32

    Türklerin de epeyi Avrupa’da ,çocuklarda ab ve Amerika’ya gidiyor,köyler boşaldı insanlar ilçeye geldi ilçeyide beğenmeyip mega şehirlere doluştu,boşalan yerlere kim gelcek,hayvana kim bakcek,tarlayı kim ekcek,boşalan yeri daima birileri doldurur.

  4. 29 Ocak 2020, 08:30

    Bir konu haricinde, noktasına virgülüne kadar katılıyorum bu yazıya.
    İtirazım; “tayyibin bu işi ABD ve AB’nin istekleri doğrultusunda yaptığı” konusunadır..
    Bu doğru değil. Elbette ABD ve AB’nin bu doğrultuda istekleri vardır. Bundan hiç kuşkum yok. Ancak onların bu doğrultuda istekleri olmasa da bunlar zaten Anadolu’nun araplaştırılmasına dünden razı ve gönüllüler.
    Çünkü çok açık bir şekilde söylemek gerekirse bunların damarlarında Türk kanı dolaşıyor mu bilmem ama, kendilerini arap hissettikleri çok âşikâr.
    Ama benim asıl bu konu ile ilişkili olarak dikkat çekmek istediğim nokta;
    Her konuyu getirip “emperyalist emellere” bağlama düşüncesinin, sanki bu konularda AKP’nin hiç sorumluluğu yokmuş gibi bir algı yaratmasıdır.
    Emperyalistler biz bu topraklarda var olduğumuz günden beri bizden bir şeyler istiyorlar. Ancak bu güne kadar Osmanlının yıkılış dönemi ve AKP iktidarı dönemi haricinde böylesine emperyalistlerin elinde oyuncak -ve hatta ortak olmuş- bir yönetim görmedi bu ülke.
    Ayrıca Osmanlıdan farklı olarak AKP dönemi, bu isteklerin ortak amaçlara hizmet etmesi nedeniyle, gönüllü yerine getirildiği bir dönemdir.
    Bence bu ihanete “emperyalist istekleri gibi hafifletici sebepler” sunarak, AKP’yi sanki “emperyalizme karşı ve onunla mücadele eden mazlum” seviyesine çıkarmak hiç bizim üzerimize vazife değildir.

  5. Faşıst ırkcı diye diye Türkiyeyi parcalamaya calışıyorsunuz ne var cokmu urkutucu ırkcı olmak bir parca belki ama milyonlarca insan hayır
    Butun avrupa ırkcı faşist degil bize gelince ırkcı faşıst gayet güzel ve doğru yazmış yazar

  6. Sayın Yazar,
    Yazdıklarınız beni dehşete düşürdü.! Bu nasıl şöven, faşit ve ırkçı bir yaklaşımdır !!!!!!!!

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!