ASKERİ İŞGAL: ESKİ BİR ÖYKÜ
ABD’nin Türkiye’ye bakışı ve kimi zaman askeri işgali içeren söylemleriyle, yarım yüzyıllık eski bir öyküdür. 1946’da Türkiye’ye girerken; aldığı ve aldırdığı kararlar, yaptığı ikili anlaşmalar ve ekonomik ilişkilerle, Türkiye’ye bir daha çıkmamak üzere yerleşmişti. Kalıcılığa yönelik Amerikan siyaseti; bağımsızlığı köreltme, güçsüzleştirme ve yönetim işleyişine egemen olma üzerine kurulmuştu.
1946’da başlayan ve bugüne dek süren bu siyaset, bir gizli işgal girişimiydi ve gerekirse askeri güç kullanmaya dayanıyordu. Askeri işgalin, anlaşmasını da hükümete imzalatmışlardı. Türkiye’den hiçbir koşulda vazgeçmeyeceklerini ve Türkiye’de iktidarı da muhalefeti de kendilerinin belirleyeceğini işin başında açıklamışlardı. ABD Hükümeti adına 1949’da Türkiye’ye gelen ve adını taşıyan ünlü raporu hazırlayan Max Weston Thornburg, Washington’a, “Türkiye elden gitmesine asla izin vermeyeceğimiz bir ülkedir” diyordu.1
ABD’nin Türkiye’ye verdiği önemi gösteren güncel bir örnek, Pentagon’da ‘Güç Dönüşüm Birimi ve Stratejik Gelecek’ uzmanı olarak çalışan, Deniz Harp Okulu profesörlerinden Thomas P. M. Barnet’in, 2005 yılında yaptığı şu değerlendirmedir. “Ben, Türkiye’yi küreselleşmenin Entegre Olmamış Boşluk (Batı dışındaki ülkeler y.n.) içinde yer alan, bu nedenle kitlesel şiddet ve çatışma riskine en açık ülkeler grubu içine alıyorum… Oysa küreselleşmenin yayılmasında Türkiye’den daha önemli bir rol oynayacak çok az ülke vardır”.2
SİLAHLI MÜDAHALE HAKKI
Adnan Menderes hükümeti, 5 Mart 1959’da, ABD’yle Türkiye’ye silahlı müdahale hakkı veren bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, “Türkiye, doğrudan ya da dolaylı olarak; tecavüz, sızma, yıkıcı faaliyet ya da sivil saldırıya uğraması durumunda” ABD’ye askeri müdahale hakkı tanıyordu. “Tecavüz, sızma, yıkıcı faaliyet, sivil saldırı” gibi kavramların ne anlama geldiğini ve hangi durumda oluşacağını Amerikalı yetkililer karar verecekti.3
ABD, 1974 yılında, ‘haşhaş ekiminin yasaklanmaması durumunda İstanbul’un bombalanacağını’ açıklamıştı. Başkan Nixon, ABD Ankara Büyükelçisi Handley’i Washington’a çağırmış, ona, istenilen yasaklamanın yapılmaması durumunda, ‘Sultanahmet Camii başta olmak üzere’ İstanbul’un bombalanacağını ve 6.Filo’nun İstanbul’a geleceğini bizzat Başbakan’a (Bülent Ecevit) bildirmesi görevini vermişti.4
TÜRKİYE’YE ASKERİ MÜDAHALE ÖNERİSİ
Askeri işgale yönelik göz korkutmalar günümüze dek sürmüştür. Şubat 1996’da, ABD California Senatörü Brad Sherman, Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Türk Ordusu’nun Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde Kürt katliamı yaptığını ileri sürerek, ABD’nin, “NATO üyeliğine bakılmaksızın” Türkiye’ye askeri müdahalede bulunmasını istemişti. Amerikalı senatör şunları söylemişti: “Birleşik Devletler, Kürtlerin korunması için daha açık ve daha sert bir tutum izlemelidir. Baskıcı rejimlere karşı tutumumuz, bu ülkelerin NATO müttefiki olması ya da olmaması ile değişmemelidir. Türkiye’deki Kürtlerin korunması için Birleşik Devletler askeri güç kullanarak devreye girmelidir”.5
ABD Müşterek Kuvvetler Komutanlığı, 24 Temmuz 2002’de, California eyaletinde kapsamlı bir askeri tatbikat düzenledi. “Bin Yılın Meydan Okuması-2002” (Millenium Challenge 2002) adını taşıyan ve Lozan Antlaşması’nın 79.yıldönümünde başlatılan tatbikatın ayrıntıları gizli tutulmuştu. Ancak, konu ve açıklanan amaçlar, 24 Temmuz tarihiyle birleşince, ‘hedef ülke’ olarak ortaya Türkiye çıkıyordu.
SENARYO
Tatbikat senaryosuna göre; “Bir ülkede büyük yitiklere yol açan bir deprem oluyor (Kocaeli depremi). Aynı günlerde uluslararası mahkeme o ülkenin sınırlarını ilgilendiren olumsuz bir karar alıyor; etnik ve dinsel oluşumlar siyasi olarak güçleniyor. Ülke güvenliğinin tehlikeye girmesi nedeniyle ordu duruma müdahale ediyor ve deniz taşımacılığını önleyecek biçimde ülkeyi güvenlik çemberine alıyor. Birleşmiş Milletler ABD’nin girişimiyle, yaptırım kararı alıyor. Bunun üzerine ABD ordusu, hava saldırısına geçerek ülkenin önemli kentlerini 96 saat içinde (Türkiye’nin seferberlik süresi) işgal ediyordu”.6
ANAYASAYA AYKIRI OLARAK ÜLKEYE ABD ASKERİ SOKULUYOR
ABD Müşterek Kuvvetler Komutanı Orgeneral Kernal o günlerde, Millenium Challenge 2002 Tatbikatı ve Spiral 1, Spiral 2 senaryolarını kastederek, “kendimizi izin verilmeyen durumlara hazırlıyoruz” demişti.7
Bu tür açıklamalar; Türkiye’deki dengesiz yönetim, bölgedeki Rus-ABD gerilimi ve PYD’nin ordulaştırılmasıyla birlikte ele alınmalıdır. Bu yapıldığında, yaşanmakta olan sürecin boyutu genişleyecektir. ‘Türkiye’nin hava sahası NATO hava sahasıdır’, ‘NATO Türkiye’yi korumada kararlıdır’ türünden sözlerinin taşıdığı anlam, hala netlik kazanmamıştır. Türkiye’ye yabancı askerin girmesine izin sorunu ya da bir başka deyişle, ‘izinli askeri işgal’, bu ülkede tartışılmamış bir konu değildir. Bu olasılık, 2003’teki Irak müdahalesinde, gerçeğe dönüşmekten kıl payı kurtulmuştu. Şimdi ise, Anayasa’ya aykırı olarak Meclis’ten karar çıkarmadan ülkeye ABD askeri sokuluyor.
DİPNOT
1 “BozkırdanDoğanUygarlık-KöyEnstitüleri”YalçınKaya,TiğlatMat.,İst., 2001,2.Cilt,sf.501
2 “TürkiyeMerkezÜs”NilgünCerrahoğlu,a.g.g.30.06.2004
3 “Menderes’inDramı”Ş.S.Aydemir,RemziKit.,İst., 1969,sf.29
4 “SivilDarbeGirişimiveAnkara’daIrakSavaşları”FikretBila,sf.184;ak.AhmetErimhan“ÇuvaldakiMüttefik”BirharfYay.,İst., 2006,sf.35-36
5 “HaksızSuçlama”Cumhuriyet,12.02.1999
6 “ÇuvaldakiMüttefik”AhmetErimhan,BirharfYay.,İst., 2004,sf.216veAydınlık11.08.2002
7 a.g.e. sf.216