Yazılarımı takip edenler hatırlar! 13 Temmuz tarihinde “Türk Telekom ve dijital soygun düzeni” diye bir yazı kaleme almıştım. İçerik servisi adı altında nasıl soyulduğumu ve parmak hesabı yaparak bu yöntemle halkın cebinden oldukça büyük paralar çekildiğini yazmıştım. Tabi ki bir sonuç alamayacağımı bildiğim ve devlet bünyesinde olan bir şirket eliyle soyulmanın hazımsızlığı ve öfkesinden başka bir şey elde edemeyeceğim için Türkiye’de milyonlarca abonenin başına gelmiş bir soygun düzenini köşemde sizlerle paylaştım. Aradan çok zaman geçmeden yine Türk Telekom şirketinin soygun düzeninin kurbanı oldum. Bu sefer ki kazık, kullandığım tarife bedelinin tam dört katı büyüklüğündeydi. 22 Eylül, saat 17.30 civarında telefonumun internet iletişimi kesildi. Yanımdaki insanlara “internetiniz arızada mı” diye sorduğumda hayır cevabını alınca sorunun sadece benim hattımdan kaynaklandığını anladım. Akşam sorunun ne olduğunu öğrenmek adına önce Türk Telekom mobil uygulamasına baktım. Ne göreyim! 44 tl sabit ödemeli faturam tam 4 katı bir oranla 164 tl olarak faturalanmış. “o hışımla bana olmayan saçımı da yolduracak olan” müşteri hizmetlerini aradım. Temsilci bana, “21 Eylülde, saat 18.46 da 12288 MB internet paket hakkımın bittiğini, kullanım hakkım yoksa kullanımlarınız 20 tl/100 MB’la en fazla 6 kez tanımlanır mesajı gönderildiğini ifade etti. Ben müşteri temsilcisine bu mesajı görmediğimi, her mesajı anında kontrol etmek zorunda olmadığımı, bundan dolayı beni arayıp bilgilendirmeleri ve ek paket almak isteyip istemeyeceğimi sormaları gerektiğini, benim onayım olmadan hattıma 600 MB’lık bir hizmet paketi tanımlayarak +120 tl bir ücreti benden talep etmelerinin açıkça bir soygun olduğunu, bunun düzeltilmesi gerektiğini söylesem de, geçmiş tecrübelerime dayanarak bu talebimin bir karşılığı olmayacağını bilerek sözlü itirazımın kayda geçmesini sağladım. Neticede Türk Telekom şirketi kurgulu ve kurulu bir tuzak sonucunda 4 aylık sürede 48 GB kullanım hakkı sonunda ödeyeceğim bir ücreti 3-5 saatte tüketilecek 600 MB‘lık bir yüklemeyi bilgim ve isteğim dışında hattıma tanımlayarak emekli maaşımın %5’ine tekabül eden haksız ve hukuksuz bir fatura kesti. Peki şimdi ben ne yapacağım? Gidip “paşa paşa aslanlar gibi” bu faturayı ödeyeceğim. Bana, Cimer’e yaz diyeceksiniz; daha önce yazdım da ne oldu! Bana, dava aç diyeceksiniz; açsam ne olacak? Edeceğim masraf, kaybedeceğim zaman, bozulacak ruh halimden başka elime ne geçecek. Hem dava açtım diyelim. Yapılan işlem hukuka uygun. Yani sizin anlayacağınız bunun adı oluyor hukukuna uydurarak soygun. Peki bizi bu telekomünikasyon şirketlerinin soygun uygulamalarından kim kurtaracak? Tabi ki devlet! devlet nerede/ağaca çıktı/ağaç nerede/balta kesti/balta nerede/ suya düştü/su nerede/inek içti/inek nerede/ dağa kaçtı/ dağ nerede/ yandı bitti kül oldu. Bu davayı hukuk adalet ve vicdan çerçevesi içinde yürütecek yargı mensubu kaldı mı bu ülkede! Hadi kendimi gaza getirdim. “Heyyyyt ulannn! Ankara’da hakimler var” deyip konuyu yargıya taşıdım. Adım gibi eminim ki, çıkacak kararın sonucu parmak kadar çocukken bize öğretilen bu tekerlemeden farklı olmayacak… Eğer devleti yönetenler iyi niyetli ve konuyu çözmek için samimi olsaydı milyonlarca vatandaşın parasının cebinden haksız şekilde çalınmasına dur deyip ticaret hukukuna uydurulmuş bu ve benzer soygun uygulamalarının önünü keser, büyük şirketlerin vatandaşı muz gibi soymasına izin vermezdi. Ayrıca bu türden açılmış davaları ortadan kaldırarak adliyelerin sırtındaki büyük bir dosya yükünü de ortadan kaldırmış olurdu. Cebimizdeki son kuruşu bile alicengiz uygulamalarla çekip alan büyük devasa şirketlere kim dur diyecek! Bunca yolsuzluk, arsızlık, hırsızlık ayyuka çıkmış, adalet sadece bir tabela yazısı haline gelmişken, yoksul, çaresiz, sahipsiz kalmış milletin hali, pürmelali ne olacak? Biliyorum ki, yüzbinlerce abone bu şekilde soyuluyor ve yine biliyorum ki, aynı bu düşüncelerle yüzbinlerce abone çaresizlik içinde bu ve bunun gibi soygunlara arkasında devlet olmadığı, devletin kurumları çöktüğü için boyun eğmek zorunda kalıyor ve adeta haraç ödemeye mecbur ediliyor. Zalimlerin zulüm ettiği, mazlumların sesini duyuramadığı, duyurmak isteyenlerin kolluk gücü kullanılarak korkutulduğu ve sindirildiği bir düzen daha ne kadar sürdürülebilir ki! Gelin vazgeçin bu yağma düzeninden. Yeter artık! etmeyin eylemeyin; Ne dayanacak gücümüz, ne söyleyecek sözümüz, ne de koşacak nefesimiz kalmadı. Türk vatanını ve Türk milletini Darülharp gibi görmeyin. Bu harami düzeninin kazananı olmaz. Yolun sonunda emin olun, hep birlikte kaybederiz.
Türk Telekom yine sahnede
Murat Bölükbaşı yazdı...
Türktelekom iktidar eliyle Araplara Peşkeş Çekildikten sonra anlatığınız olaya benzer soygunlar maalesef okadar çoğaldı ki; anlatmakla bitmez. Benim hattımda da 3-5sefer benzer olaylar yaşandi. Online İşlemlerden şikayetler oluşturdum, defalarca müşteri temsilcileri ile görüştüm fakat sonuç alamadım. Taahhüt süresi sonunda ayrılmaktan başka çözüm göremiyorum.
Şirketlerin iktidarında yurttaşın başına her şey geliyor.Ulusal egemenlik için birleşip Cumhuriyet’ imizi kendimiz yönetene kadar uğraşmaktan başka yok yok. Saygılarımla sabır diliyorum.
Osmanlı’nın çöküş dönemini aynı biçimde yaşıyoruz. gerçek yurtseverler ve aklı başında insanlarımız, nasıl bir kurtuluş mücadelesi verileceğini ve nasıl bir yeni devlet sisteminin kurulabileceğine kafa yormalı.