Murat Bölükbaşı
Murat Bölükbaşı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Yaşasın Cumhuriyet! 

Yaşasın Cumhuriyet! 

featured

Murat Bölükbaşı yazdı…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos 1924’te Afyon Dumlupınar’da Meçhul Asker Anıtının temel atma töreninde halka hitaben yaptığı konuşmanın sonunda Türk gençliğine seslenerek, ‘’Ey yükselen nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek sizlersiniz’’ demişti. O, yok olmuş yıkılmış bir Osmanlı’dan kalan bakiye ile pırıl pırıl genç bir cumhuriyet kurdu. Türk’ü yok sayan, ezen, ezdiren, azınlıkları yücelten koruyup kollayan Osmanlı padişahlarının kullarım diye hitap ettiği Türk milletine yaptığı her konuşmada ‘’Efendiler’’ diye seslendi. Padişah olması için çok ısrar ettiler. Cumhuriyeti ilan edeceği güne kadar en yakın arkadaşlarının büyük baskı ve karşı çıkmalarına pabuç bırakmayarak Türk milletinin eşitlik, özgürlük, laiklik, çağdaşlık gibi cumhuriyet değerleriyle buluşmasını sağladı. 15 yıl süren liderliğinde Osmanlıdan kalan dört fabrikaya 46 fabrika ekledi, demir yollarına önem verdi. İktisadi kalkınma programlarıyla ekonomide, sanayide, tarımda, eğitimde, kültürde, sanat ve sporda sağlıkta büyük ve temeli olan ilerlemeler kaydedildi. Askerine savaşta çarık veremeyen bir ülke, ilk uçağını 1936’da, ilk denizaltısını 1937’de yaptı. Pırıl pırıl çocuklarını yurt dışına eğitim almaya gönderdi. Gönderirken, ‘’Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum, alev olarak geri dönmelisiniz’’ dedi. Osmanlıda nüfus sayımında sayılmayan kadına seçme ve seçilme hakkını çağdaş bilinen birçok devletten önce veren de bu cumhuriyetti. Cumhuriyet Türk milletine Osmanlı’da hiç yaşamadığı umudu, saygınlığı, özgüveni, cesareti, refahı verdi. O Cumhuriyet, Şirketi Hayriye’de çalışan Ahmet Reis’in oğlu Recep Tayyip Erdoğan’a cumhurbaşkanı olabilme  hakkını verdi… 

Gazi Paşa, Dumlupınar’da yaptığı konuşmada şöyle diyordu: Efendiler, kendilerine bir milletin geleceği emanet edilen adamlar, milletin kuvvet ve gücünü yalnız ve ancak yine milletin gerçek ve kabul edilir yararalar elde etmesi yolunda kullanmakla sorumlu olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar. Bu adamlar düşünmelidirler ki, bir memleketi işgal etmek, o memleketlerin sahiplerine hükmetmek için yeterli değildir. Bir milletin ruhu baskı altına alınmadıkça, bir milletin kararlılığı ve iradesi kırılmadıkça, o millete hükmetmenin imkanı yoktur… 

Bu söylevden yola çıkarak sırtımızı koltuğa dayayıp özellikle son bir yılda yaşadıklarımızı bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçirelim.  Bahçeli 22 Ekim 2024’te ‘’Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısında konuşsun, terörün tamamen bittiğini ve örgütün lav edildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın.’’ demiş ve sözde Türk milliyetçisi bir partinin genel başkanı olarak çocuk katili terörist başına özgürlük kapısını aralamıştı. Birinci açılım sürecinde olduğu gibi ikinci çözüm sürecinin de sözcüsü ve baş aktörü olan, ‘’Ben bu cumhuriyetin ne hıyrını gördüm’’ diyen Sırrı Süreyya Önder’in ani ölümü sonrasında sevgiyle resmini okşayan, Abdullah Öcalan’ı kurucu lider sıfatıyla ‘’İhanet Komisyonu’’ masasında devletin karşısına oturtmaya çalışan  ‘’Bilge Lider’’ Devlet Bahçeli’yi Türk Milletinin hafızasından silmek mümkün mü? 

Açılım sürecinde önümüze  getirilen 10 maddelik müzakere belgesinde olduğu gibi eşit etnisiteler, yeni vatandaşlık tarifi, iki yada daha çok ortaklı temsiliyet, Türk adının kaldırılarak, ‘’Egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletine aittir.’’ diyen devletin temel yapısını hedef alan, yasama yürütme yargının nasıl olacağı, ekonomik varlıkların nasıl paylaşılacağı, yeni oluşacak yapının asker, polis güvenlik yapısının nasıl olacağı, ekolojik ve kültürel sorunların nasıl çözüme kavuşturulup güvence altına alınacağı, Kürt kimliğinin alt kimlik olmaktan çıkıp bir statü kazanacağı en az iki ortaklı yapının anayasaya yerleştirileceği bir mutabakat planı Dolmabahçe reddiyesiyle ve Hendek operasyonuyla yerle bir olmuş, devlette ve millette kapanmayacak yaralar açmıştı. Emperyalist ve siyonist projelere hizmet eden, sözüm ona ‘’Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’’ adıyla dayatılan ‘’Kanlı BOP Projesinin’’ komisyon ortakları, Atatürk’ün Dumlupınar söylevine kulak vermeli, devlete baş kaldıran çocuk katillerine kapıları kapatan Türk milletiyle bilek güreşine girmemelidir. Bir Sur Kahramanı olarak ‘’İhanet Komisyonuna’’ tepki gösteren Albay Orkun Özeller sözde Türk milliyetçisi Devlet Bahçeli’nin şikayetiyle bu yüzden 41 gündür tutuklu. Tuzla Piyade Okulunda bir teğmenin 10 Kasımda Atatürk’ün resmini yakasına takmadığı için yaşanan kavgada Atatürkçü 5 teğmen ordudan atılırken, Atatürk’e saygı duymuyorum diyen teğmen orduya geri döndü. Şunu iyi bilmenizde fayda var. ‘’Atatürk’e düşmanlık Türk milletine düşmanlıktır.’’ Cumhuriyetle ve Atatürk’le hesabı olan ve hesaplaşanlar unutmasınlar; o hiç yenilmedi, onu hiç yenemeyeceksiniz! İnanmıyorsanız yarın ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir’e gelin. ‘’Ey yükselen nesil’’ diye seslendiği milyonları orada göreceksiniz. Ne Mutlu Türküm Diyene! 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 29 Ekim 2025, 07:00

    Geçmişten bugüne yaşananları özetlemekle çok iyi yapmışsınız. Hatırlatılmaya çok ihtiyaç var. Kaleminize sağlık.
    Eminim ki yaptığı her işte, her adımda ve her işte geleceğin altın çağın başlamasına dair temelleri atmak var. Yine eminim ki ulusa seslenişlerinde bahsettiği gençlikten beklentileri gerçekleşecek ve bizler yüksek öngörüsüne hayran kalacağız. Ülkemiz uyanacak ve dünyadaki insanlık yükselişini başlatacaktır.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!