Nihat Genç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Büyük Allah’ın yüce ahiret mahkemesi

Büyük Allah’ın yüce ahiret mahkemesi

featured

Nihat Genç yazdı…

-Tutanakların Tamamı-

Ahiret mahkemesinin tutanakları dün gece İsmail Saymaz’a e-mail yoluyla bana da ‘rüya’ yoluyla gönderildi, harfi harfiyen yayınlıyorum, önce mahkeme hakkında kısa bilgiler vereyim.

Mahkeme hakimi, kurban olduğum büyük Allah!

Bir elinde adalet terazisiyle baş köşede oturur, yan tarafta ‘sırat köprüsü’ vardır, sanıkları test eder.

Mübaşiri zebani ve diğer meleklerdir: Murat Övüç, Seda Sayan, Ali Babacan.

Ahiret mahkemesi cezaları:

Müebbed: bir kıyamet zamanı, demektir. Dünya on üç defa kıyamet yaşayıp yeniden kurulmuştur. Bir  kıyamet zamanı bir trilyon yıldır. (Nuh peygamberin cep telefonuyla yakalandığı 12. kıyamettir.)

Bir cehennem zamanı, kıyametten üç gün azdır, mahkümlar kıyametten üç gün önce salıverilir.

Diğer büyük ceza, sanık yeni hayatını sıçan, yılan, akrep, yarasa, sırtlan, bok böceği olarak yaşamak için tekrar dünyaya gönderilir.

Diğer büyük ceza: Sanık çocuklarının önünde rezil olur!

Diğer ceza: Sanık’a ‘arlanma -utanma- duygusu’ verilir!

Diğer ceza: yazar Nihat Genç’in kavanozlanmış .okundan sabah akşam kaşık kaşık zorla yedirilme cezası.

Ödüller:

Mahkemede beraat edenlere, sahillerin sahipliği, denizlerin sahipliği, petrollerin, altınların, yaylaların, fabrikaların, Toros dağlarının, ovaların sahipliği verilecek.

Ve en temizlerine Beştepe külliye sarayı verilecek.

Diğer ödül, şöhret verilecek, caka atması, kitabının yüz baskı yapması sağlanacak ve her akşam ekranlarda ağırlanacaktır.

Diğer ödül: Eskiden olduğu gibi yüce Allah’ın bir takım işlerini yapma görevini üstlenecek, o da yargılayacak, suçlayacak, yani Allah dostu olarak şeyhlik evliyalık gavsülazamlık hediye edilecek.

(Şeyhlik kabul etmeyenler merhamet sahibi gerçek iman sahipleri süngü zoruyla taş ocaklarına sürülecek.)

Ve isterse namazını hiç kılmayabilecek ve istediği kadar kadın alabilecek ve istediği kadar dondurma yiyebilecek ve istediği kadar rakı içebilecek!

Beraat edenlere bir de keramet verilecek ve en azından hamamböceği ve solucan yaratabilme imkanı tanınacak.

Ve kaş göz burun surat istediği estetik ameliyatları ve kaş alma ve şakak kemiği ilave ve çene kemiği küçültme gibi bir kıyamet zamanı sürecince yaptırabilecek.

Beraat edenlere ayrıca iki dinozor sürüsü cin hediye edilecek.

İlk duruşma:

Mübaşir Murat Övüç: Binali Yıldırıııııımmmmm!

Murat Övüç; Güzel Allahucuğum, Yıldırım bey huzurlarınızda efendim.

Büyük Allah: Açın dosyasını… Dur dur bakıyım, Yıldırım kulum senin parmakların çok uzunmuş. Niye böyle, doğuş kusuru mu?

Binali Yıldırım: Efendim çocuktan çok emermişim…

Büyük Allah: Bu uzun parmaklar emmeden büyümüşe değil de oraya buraya sokmaktan uzamışa benziyor! Siz Binalı kulum, ordular ilk hedefiniz Venezualla’ya dediniz mi?

Binali Yıldırım: İftiradır efendim.

Büyük Allah: Yalan konuşma, bak, bir düdük çaldım mı bir kıyamet cehennemdesin, mübaşir, oku şunun dosyasını..

Murat Övüç: Efendim, 26 milyar dolar serveti varmış, yani, tek başına Ermenistan, Gürcistan devletinden daha çok kazanmış. Ayrıca?

Büyük Allah: Nedir o ayrıca?

Murat Övüç: Efendim ayrıca serveti evine ülkesine getirmemiş, galiba bu mübarek Osmanlı topraklarında güvenebilecek bir Müslüman bulamıyor, yani iftiraaaa olmasınnnnn!

Büyük Allah: Nedir bu servet bre Yıldırım kulum, helal mi kolpa mı artık vakit geldi, hesabını ver! Sen de kendine saray mı inşa edecen şehirler mi kuracan sen de firavun gibi dolarlan piramitler mi yükseltecen..

Binalı Yıldırım: Yani büyük Allah’ım, siz hiç parasız yahudi gördünüz mü? Bir Müslümanın parası oldu diye kıyamet cezalar veriyorsunuz, aşkolsun valla, yahudinin kafirin serveti olacak Müslümanın olmayacak bunu mu diyorsun? Eğer böyleyse ben bu Müslümanlıkta yokum.

Büyük Allah: : Ne lan bu ayaklar, .iktir git istediğin dine gir..

Binali Yıldırım: Efendim, Allah şahid, helal kazançtır! Bir kuruş yetim hakkı yoktur! Yani bir mafya lideri puşt demediğini bırakmadı, buna kalırsa muhabbet tellalı olduk üçkağıtçı olduk, Allah şahittir külliyen iftiradır..

Büyük Allah: Allah benim lan, sen daha hangi Allah’ı şahit tutuyorsun!

Binali Yıldırım: Efendim, bize öyle din kitap iman öğrettiler, bizde zibil gibi bir sürü hadi Allah demeyelim de Allah dostu var, İsmailağa, İskenderpaşa, Diyanet Başkanı, Menzil, Erenköy erenleri duacınız şahidinizdir, tek kuruş haram yoktur. Yüzyıl efendim nasıl mağduruz nasıl mağdur anlatamam. Bakın anlatayım efendim, o birinci kafir deccal, cumhuriyet kuracağım ayağına aldı eline rakıyı geçti dini bütün mübarek şeyhlerimizin karşısına inadına inadına dikti ağzına dikti ağzına…

Büyük Allah: O rakıyı içen kaç lira yedi, kaç malikane kaç milyar dolar sahibi oldu, yoksa, içtiği rakıyla mı gitti?

Binalı Yıldırım: Yani büyük Allah’ım siz de böyle konuşursanız, sadece içki mi, mini etek modasını da o başlattı… Her Müslümanın evini köyünü bastılar Kur’an’ları yaktılar Müslümanları işkenceden geçirdiler. Efendim ben de bu mübareklerin ağzından duydum. Zaten her biri sizinle rüyayla irtibatı hiç kopartmadı, sizden aldıkları emirleri bize ilettiler!

Büyük Allah: Mübaşiiiiir! Çağırın şu kendini benim yerime koyan hokkabazları!

Mübaşir Murat Övüç: Menzilü gavsülazam, Mahmut efendiiiiiiiiii!

Büyük Allah: Söyleyin bakalım, bu Müslüman kardeşiniz 26 milyar kazancı nasıl kazandı? Yoksa bakın sopam burada sizi iki kıyamet zamanı eşek sudan gelinceye kadar döverim.

Mahmut Efendi: Helaldir efendim..

Seyida, Menzil:  Helaldir efendim.

Büyük Allah: Geçin bu palavraları, cahil yok karşınızda, sizin sözünüz Allah’ın sözü gibidir diye vaazlarınız var… İyi düşünün 26 milyarın hepsi mi helaldir, bir eksiklik yanlışlık olmasın.. Ulan yüzyıl önceki gibi olmasın, İngiliz kafirine inanıp vatanseverlere karşı isyan mı çıkarttınız!

Menzilü gavsülazam: Bir eksiklik varsa da büyük Allah’ım, bu mübarek kullara bizlerin ahirette şefaat sözü var, bu mübarek kulunuzu şefaatimden affedin ve cennete yollayıverin

Büyük Allah: Şefaat ayağına kaç lira aldınız ulan…Mahmut Efendi, Seyida, saraya ses çıkartmayacağız rüşvetiyle on binlerce müridiniz hakim savcı oldu, içlerinden Binali Bey’in hesaplarına bakan biri çıktı mı_

Mahmut Efendi: Haşaa efendim, Müslümanın hesabını laik dinsiz kafir devletin hesaplarıyla incelemek dinimize sığmaz. Ben hakim müridlerime tenbih ettim, Allah’a havale edin, diye, işte huzurunuzdayız, ne cezası varsa siz verin efendim.

Büyük Allah: Sizi sahtekarlar, yıkılın karşımdan, size ceza olarak Hitler’in Stalin’in .oklarını kürekle temizleteceğim tam üç kıyamet cehennemde kürek cezası.

Seyida: Efendim, daha geçen akşam müritlerimle toplandık şöyle birbirimize kurdelalar bağladık ve en son kurdelaya sizlere bağladık ve sabaha dek döndük döndük efendim 10 milyar kez yüce isminizi zikrettik, bir indirim yapsanıız!

Büyük Allah: Mübaşiiiir, al bunları gayya kuyusuna atıver.

Mübaşir Murat Övüç: Efendim bunları gayyaya götürene kadar mahkemeye kim bakacak?

Büyük Allah: Diğer mübaşiri gönder..

Diğer mübaşir Seda Sayan gelir ve kapıdan bağırır: Süslüüüüü Sülüüüü!

Büyük Allah: Kızım nedir süslü sülü, bu mübarek kulun bir ismi yok mu?

Mübaşir Seda: Süleymaannnnn Soyluuuuuu!

Büyük Allah: Söyle Süleyman kulum, senin günahın ne?

Süleyman Soylu: Efendim, ona buna çöktüğüm söyleniyor, yalandır, ben zaten dünyanın en kötü adamıyım. Ülke işgal altında. Yasadışı örgütler cirit atıyor. Nefes alacak vaktim yok. Yani hem savaşıyorsun hem de demokrat partiden devraldığım demokrat erdemlerle siyaset yapıyorum. Efendim mafyası çakalı eroinmanı yakalamaktan yorulduk. Keşke ülkemiz komünist olsaydı da bu kokain baronlarının elinde oyuncak olmasaydık.

Büyük Allah: İşinde gücünde adamların servetlerine çöktün mü çökmedin mi?

Süleyman Soylu: Efendim, bazen çok yoruluyor bir ağacın altına çöküyorum, ama onun bunun malına servetine haşaaa çökmüş değilim, ben yalnızca efendim kendi şirketimdeki poliçe seslerini duyunca mutluluktan şöyle çöküveririm, gerisi iftiradır efendim.

Büyük Allah: Mübaşir Seda hanım, Süleyman kulumuz doğru mu söylüyor?

Mübaşir Seda Sayan: Kesinlikle doğru söylüyor, kimseye çöktüğü yoktur, bazen akşam vakitleri çok yorulunca bizim Tırcı kızların görmüşlüğü vardır şöyle yol kenarına gariban dilenciler gibi çöküp kalır efendim.

Büyük Allah: Süleyman evladım yol kenarına çöküp bu kadar parayı ne yapacağım diye mi düşünüyorsun?

Süleyman Soylu: İnanın efendim kokain dolusu eroinleri yakalamak için yol kenarlarına tebdili kıyafet karanlıkta pusu kurup çöküyorum, yoksa, İnanın efendim bu paraları İslam’ın hizmetine harcayacağım, yetim gureba besleyeceğim. Hatta büyük inşaat firması garibanlar var üç beş kuruş nasiplensinler diyorum.

Büyük Allah: Süleyman kulum, Seda hanımın (da dikiş yerleri hala duruyor yeni diktirip yapıştırdığı) yüzü suyu hürmetine sizi  şimdilik affediyorum. Derhal ihaları sihaları al dağlara çık, PKK nöbeti tut..

Süleyman Soylu: Ellerinizden ayaklarınızdan öpeyim efendim.

Büyük Allah. Ne eli? Allah’ın eli ayağı mı olur. Ben ne yerdeyim ne gökteyim, ben içinizdeki ses kalbinizdeki vicdanım, bu mahkeme bir ben vardır benden içeri mahkemesi be salak kulum! Mübaşir! Diğer sanıkları getirin!

Seda Sayan: Veyis Ateş, Korkmaz Karaca, Sezgin Baran Korkmaz!

Büyük Allah: Mübaşir kızım, bunların hepsi Müslüman mı?

Mübaşir Seda Sayan: Şu sonuncusu Sezgin Baran Korkmaz’ı gözüm tutmadı. Sanki yanlış mahkemeye geldi, kilisenin engizisyonuna mı havale etseydik…

Büyük Allah: Doğrusun kesinlikle benim kuluma hiç benzemiyor, bu başka bir dünyalı. Oku bakayım dosyayı kızım.

Seda Sayan: Karı kız ayarlamak, gazetecilere rüşvet, Suriye savaşı çıkartıp Müslümanı Müslümana kırdırtmak..

Sanıklar: Efendim bizim Suriye savaşıyla hiç alakamız yok, dosyalar karışmış.

Seda Sayan: Özür dilerim efendim, dosya karışmış, Suriye savaşı dosyası Ahmet Davutoğlu…

Büyük Allah: Kızım hepsini getir hepsini, fetösü saidi nursisi Davutoğlu’nu hepsini, kızım en iyisi bütün dosyaları birleştirelim, sen Davutun oğlunu da içeri al bakalım.

Davutoğlu: Efendim, Suriye savaşı olalı ooooo yıllar oluyor, üstünden çok sular aktı, bir yanlışlık var, memlekette parti başkanlarına küçük kızları satıyorlar holdinglere çöküyorlar eroin satıyorlar, benim bir suçum günahım yok, benimkisi sadece masum bir stratejik derinlik!

Büyük Allah: Dur dur, kazın ayağı öyle değil. Sen nasıl olur da milyonlarca Müslümanı Müslümanlara öldürtürsün be bre kafir!

Davutoğlu: İnanın İslam’a hizmet için. İstedim ki Osmanlı gibi büyüyelim. Gelen paralarla Arakan Müslümanlarına yardım edelim. Bizim de beleşten petrolümüz fosforumuz zeytinliklerimiz olsun efendim.

Büyük Allah: Oğlum, hiç ağlayıp zırlama, sana, on kıyamet cezası veriyorum, yani, dünyada on kez kıyamet kopup on kez dünya kurulduğunda kodestesin! Ve ikinci cezam dünyaya yeniden fare diye geleceksin.

Davutoğlu: İstedim ki ümmetimiz büyüsün. Ümmete yer açmak için diğer ümmeti ortadan kaldırmak gerekiyordu efendim. Sonra efendim, katil İşidcilere destek verdiğimi söylüyorlar, yalandır efendim, o işidci kardeşlerimin parmaklarında siğil çıktı, bu yüzden bizim doktorlara gösterdim. Ayrıca efendim Şam, Mescidi Aksa bir Müslüman memleketidir, niye pasaport çıkartalım, sınırdan çıkınca düz yol dua için Şam’a Kudüs’e girebilelim.

Büyük Allah: Senin var ya senin Allahın yok.. Sana üç kıyamet cehennem cezası. Dördüncü kıyamet zamanında dünyaya döndüğünde de fare olup geleceksin…

Mübaşir Seda: Efendim, fare suratı estetiği için estetik ameliyatçısı doktorumun adresini veriyorum…

Büyük Allah: Gerek yok kızım zaten fare cezasını suratına bakıp ilham alıp söyledim, hadi, diğer sanıkları çağır!

Mübaşir Seda: Şöyle öne çıkın Korkmaz Karaca Veyis Ateş..

Büyük Allah: ikiniz de şöyle yaklaşın bakayım, hadi artistler, köşkler otellerde hava yapıp selfi çektirmeyi biliyorsunuz hadi tek tek şu Sırat Köprüsü’nden geçin de bir göreyim.

(Veyis Ateş Sırat köprüsü’nden ağlaya zırlaya titreyerek geçerken düşer…)

Mübaşir Seda: Efendim düştü gitti, yazık oldu fötr ve fularına, hay Allah nereye düştü?

Büyük Allah: On kıyamet zamanı yanacak! Sen gel geç bakayım liderlerin .öt kılı Korkmaz kulum.

(Korkmaz Karaca Sırat’tan geçerken selfi çektirme telaşına düşer ve bir anda Sırat’tan düşüp gözden kaybolur!)

Mübaşir Seda: Aaaa birden ateşlere düşüp kayboldu, tüh ne de güzel otel isimleri biliyordu. Büyük Allah’ım, bilmiyorum yani ama siz de çok gazaplısınız, bir şans daha verseydik gencecik adamlara!

Büyük Allah: Seni mi kıracağım Seda kulum, çıkartın şunları cehennem ateşinden… Müslümanlar feryat figan gece gündüz dizlerini dövüp yakınıp ağlayıp bunların alayını bana havale etti seda kulum.  Ben de bu iki kulumu senin ellerine veriyorum. Al istediğin gibi tepe tepe kullan! Kuaförün mü yaparsın ayakcın mı yaparsın, artık bunlardan bir bok olmaz ama sen bilirsin!

Seda Hanım: Karı da ayarlıyormuş otel işlerine de hakimler fotoğraflarına baktım giyinmeyi de biliyorlar, bunlar piyasadan bana genç genç kocalar bulur, ekranda program da yaparız!

Büyük Allah: Hangi tür program Seda kızım…

Mübaşir Seda: Öyle deme güzel Allah’ım ben de akıllandım artık iftara doğru programları yapıyorum. Bu iki sünepeyle iftar öncesi ezanlar ilahiler okur pudra şekerleri koklar, ohh hacıları hocaları ortamıza alır Kars’tan Edirne’ye iftar vakitlerini birlikte sunarız!

Büyük Allah: Kızım sakın ha bunları bir daha mümin Müslüman teravih sahur diyanet iftar sadaka fitre işlerinde kullanıp beni rezil etmeyin! Sen de ne fettanmışsın kızım. Alayınıza ‘utanma arlanma’ cezası veriyorum.

Seda hanım: Yani büyük Allah’ım sen de diyanetin hocalarına utanma arlanma suratı vermez gelir bana şarlarsın. Bu arlanmaz surat bana işlemez büyük Allah’ım. Bak üç kıyamet zamanı dayanıklı suratımı yeniledim.

Gavsülazam, Mahmut Efendi, Süslü Süleyman, Binalı Yıldırım: Seda Sayan hanım,  Seda hanım…. Bize de bir surat, şu estetikçinin telefonunu bir verseniz..

Büyük Allah: Yahu bu ilahi ahiret mahkemesinde bir yanlışlık eksiklik var. Kime ceza versem işlemiyor gidip estetikçiden kendilerine yeni bir surat takıyorlar. Yoksa ben önce ‘estetik doktorlarına mı’ ceza vereyim.

Mübaşir Seda: Büyük Allah’ım, estetik doktorlarından ne istiyorsun, günahları nedir, sen medya sahiplerine ceza ver, ki, bunların kirlerini paklarını pisliklerini her akşam aklayıp yıkayıp yağlamasınlar!

Büyük Allah: Kaç tane dosya kaldı?

Mübaşir Seda: Dün akşam Sedat Peker tweetlerinden sonra dosya sayısı yüzyirmiyedibin’e yükseldi efendim, dahası, sarayın dosyalarına sıra hiç gelmedi..

Büyük Allah: Bu kadar dosyaya zamanımız kalmadı, ortalığı da bok götürüyor, dibinden başına  tavana kadar pisliğe boğulmuşuz, temiz bir Müslüman kulumuz kalmamış. En iyisi.

Çağırın şu borucu İsrafil’i, üflesin sur’u… Sizle mi uğraşacağız…

Mübaşir: Efendim pandemi günlerinde İsrafil isyan edip kızıp sur’unu parçaladı!

Büyük Allah: Üfleyecek başka bir şey yok mu? Bir Ege Türkmen sipsisi bir zeybek havası da olur!

Mübaşir: Efendim millet sipsiyle pudra şekeri çekiyor piyasada sipsi de kalmadı!

Büyük Allah: Yahu çalın bir şey işte aman Adanalı canım Adanalı da olur!

Mübaşir Seda: Yalvarırım güzel Allah’ım, hepimize harcama.. Yaz geldi mevsim meyveleri dutlar kirazlar da yeni olgunlaştı daha plajlara gidecektik. Birazcık erteleyemez misiniz:

Büyük Allah: Hangi Müslümanla devam edelim, şaşırdım kaldım.

Mübaşir Seda: Bari gelecek kıyamet zamanına örnek numune olsun diye hiç değilse Engin Ardıç, Yusuf Kaplan, Mustafa Armağan gibi kullarını bağışlasan… Dut gibi kiraz gibi kaysı gibi tertemiz yazar çizer alim insanlardır hepsini heba etmeyelim. 

Büyük Allah: Doğru söylüyorsun, seni mi kıracağım güzel kızım, kararı açıklıyorum, gelecek kıyamet zamanı insan soyu Mustafa Armağan ve Engin Ardıç soyundan devaaaam edeeeeeeeee!

(Mahkeme seyirci sıralarından alkışlar): Yaşa ulu hakim! İnsanlığa ve Türkiye’ye ve ümmete verilebilecek en güzel ceza bu… Bravooo… Bravoooo.

Büyük Allah: Mübaşir kızım seyirci sırasında alkışlayanlar kimlerdir?

Mübaşir Seda: Muhalefettir efendim. Dinimiz imanımız iyice batsın istiyorlar. Sizden de bir ricaları var… Gelecek kıyamet zamanında peygamberleri Engin Ardıç Mehmet Barlas’ın tertemiz helal sulbünden gelsin istiyorlar. Bu yüzden cezanızı çok beğendiler efendim!

Büyük Allah: Yerdeki gökteki bütün melekler ve müminler duysun, üç kıyamet zamanı Mehmet Barlaslar Deli Kadirler Engin Ardıçlar ümmetimizin direği sarayımızın danışmanları olmaya devam ede!

Ancaaak her birinin altından jeepler ve cep telefonları ve göründükleri ekranlar sonsuza kadar ellerinden alına!

 

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 Yorum

  1. Allah c.c hepinizi islah eylesin. Amin

  2. 4 Temmuz 2021, 13:00

    Uzun zamandır okuduğum en iyi yazı.

  3. Çok iyi Nihat abi gülmekten öldüm

  4. “Büyüklere yeterince masal anlattın.” derdi Şçedrin seni görseydi.
    “Zamanın Faust – unu yazma zamanın geldi.” derdi Goethe seni görseydi.

  5. 4 Temmuz 2021, 08:28

    Bazı kişilerin servetleri ülke parçalanıp yeni devletçikler içinmi ayarlandı?

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!