Nihat Genç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. CHP liderinin 8 saat kimle görüştüğünü bulduk

CHP liderinin 8 saat kimle görüştüğünü bulduk

featured

Kılıçdaroğlu, Amerika’da 8 saat kimle görüştüğü konusunda samimi açıklamalarda bulundu!

Amerika seyahati sonrası, doğrusu, Kılıçdaroğlu’nu neşesini bulmuş gördük…

     …

     -Sayın Kılıçdaroğlu, Amerika seyahati size çok yaramış! Yüzünüze kan gelmiş. Yakın arkadaşlarınızdan tüyolar aldık. Huzursuzluğunuz gitmiş… Sebebini sorduk! Dediler ki, Kılıçdaroğlu ömür boyu peşinden koştuğu ancak yoğun işleri sebebiyle bir türlü bilip anlayamadığı ‘bilim’le kucaklaşıp nihayet dört saat görebilmiş… Efendim, ‘bilim’ nasıl bir şey! Neye benziyor!

     Kılıçdaroğlu: -Nasıl desem, çok boylu poslu, bilim’in çok parlak yüzü var, bir ışık huzmesi, çok güler yüzlü.. Dediler ki.. Burada ‘bilim’ sindirim sistemini rahatlatıyormuş.

     -Ortaokulda tarih hocamız söylerdi, Osmanlı’nın batmasına sebep bilim hiç yokmuş!

     Kılıçdaroğlu: -Doğru demiş, ama halkımız üzülmesin, bilimi sonunda bulduk…

     -CHP’nin kuruluş ilkelerini reddettiğinize göre Atatürk de bilimi bulamamış!

     Kılıçdaroğlu: -Hayır öyle demeyelim, o zamanın bilimi henüz çocukluk çağındaydı…

     -Ama sonunda halkımıza büyük müjdeyi veriyorsunuz!

     Kılıçdaroğlu: -Evet, artık biz niye geri kaldık diye yazılar yazmayacağız, çünkü bilimi bulduk, artık ‘hazımsızlık’ ‘kıskançlık’ ‘hasetlik’ çekmeyeceksiniz! Yahu insan bunca yıl hiç sormaz mı, bilim, neden Amerika’da yaşıyor, neden bizim ülkemize hiç uğramıyor!

     -Yani Amerika’da kaya gazından çok bilim var…

     Kılıçdaroğlu: -Doğru diyorsun, gaz da sıkışık yerde, çıkamıyor, neyle çıkıyor, bilimle, özgürlüğüne kavuşuyor!

     -Herkes bilim sayesinde özgür, diyorsun!

     Kılıçdaroğlu: -Hatta Özgürlük Heykelleri var, sordum, burada herkes niye özgür, dediler ki, biz de bilim var. Hatta, ünlü basketçileri var, Shaquille O’neal, annesinin adı ‘bilimmiş’! Gözlerimle şahit oldum, bilim, çok iyi zıplatıyor, iyi rebound alıyor, seri üçlükler atıyor!

     -Shaquille’nin üçlükleri çok zayıftı!

     Kılıçdaroğlu: -Ama çok yükseğe sıçrıyordu biz de yıldız savaşları çağlarına sıçrayacağız!

     -CHP de biz de artık çok yükseğe sıçrayacağız?

     Kılıçdaroğlu: -Valla orada insanlar ayçiçeği tarlası gibi hepsi yüzlerini güneş gibi bilime dönmüş!

     -Bu yüzden mi 2,5 milyon siyahı hapse atmışlar!

     Kılıçdaroğlu: -Orada şöyle bir bilimsel teori var, bakın, Afrika’da çok güneş olduğu için bunlar Afrika’dan kaçıp Amerika’ya gelmiş! Amerika’nın da güneşli bölgelerinde çok ışık var! Siyah nüfus güneşi bol bulunca tütsü yakıyorlar, kafa o biçim!

     -Kokain diyorsun…

     Kılıçdaroğlu: -Yani Amerika’da savcılar siyahlar fazla güneşte kalmasın daha da kararmasınlar diye bir kısmını hapse atıyor!  Güneş derilerine iyi gelmiyormuş! Merak etmediniz mi, siz hiç plajda güneşlenen bir siyah gördünüz mü? Yok, neden!

     -Yani bilim güneşi plajın sahilin güneşine rekabet ediyor, aman efendim, halkımız turizmle geçiniyor, sakın ağzınızdan bilim sayesinde plajlara ihtiyaç kalmayacak, demeyin!

     Kılıçdaroğlu: -Yok yok telaşlanmasınlar, şimdi, şezlonglarında güneşlenirken gözlerindeki güneş gözlüğünü değiştireceğiz o kadar, hazır uzanmışken bir de gökleri astronomiyi incelesinler, yata yata güneşlene güneşlene bilime katkı sunsunlar, parti programımızda var!

     -Çok iyi anladım… Efendim, Kim Kardashian’la da görüşmüşsünüz! Ermeni meselesini mi ele aldınız?

     Kılıçdaroğlu: -Şöyle… Şimdi biz CHP ambleminden altı ok’u çıkarttığımız için yerine ne koyacağız  arayışındaydık.. Kardashian’ın kalçalarının kalıbını aldık.. Aynen Altı Ok yerine monte edeceğiz…

     -Koy sepete, diyorsun!

     Kılıçdaroğlu: -Öyle demeyelim ama sandık başında seçmen davranışlarını değiştirmek için, evet, diyebiliriz, koy sepete!

     -Hoppala, çok erotik, şaka yapıyorsunuz!

     Kılıçdaroğlu: -Biliyorsunuz, Kibele, Ana Tanrıça, Anadolu’nun en eski tanrısı! Kardashian’ın da soyu Kibele’den geliyor! Geniş kalça doğurganlığı anaçlığı temsil ediyor!

     -Babacan’ın da kalçaları çok iri, o da mı Kibele Tanrısı!

     Kılıçdaroğlu: -Tam öyle denilmez, Kardashian’ın kalçalarında kozmetik cerrahi bilim var, Babacan’ın ki süzme yoğurt torbası gibi sarkıyor, öyle değil!

     -Yeme bizi sayın Kılıçdaroğlu, yahu geçecen bu Kibele mibele entel ağızları, harbi ol, Kardashian’dan istedin mi istemedin mi? Şöyle göz ucuyla da mı takılmadın!

     Kılıçdaroğlu: -Açık konuşayım, ben Seyid soyundan geliyorum, yoksa niye olmasın, istemedim, ama gruptan arkadaşlar istedi!

      -Vav, büyük haber, kimler istedi!

      Kılıçdaroğlu: -Kardashian’ın ameliyat olup kadın olmuş üvey babası varmış, partinize çok uygun dediler, kadın kontenjanından vekil yaptığımız Mehmet Bekaroğlu ve HDP kontenjanından Sezgin Tanrıkulu için, bir çöpçatanlık firmasıyla görüştük. Aslında Kardashian’ın üvey babası, neydi adı, Caityn Jenner, kimlik değiştirdiği için partimize çok uygun!

     -Valla mide bulandı, yahu a kadın ucube, olmadı, alıp Caityn Jenner’i alıp getirseydin! Baksana ameliyat sonrası bir peri kadar güzel bulanlar var, twitin altındaki yorumlardan okudum.. Amerika Gudubet Güzeli seçilmiş! Sezgin Tanrıkulu’yla şöyle el ele gezdiklerini düşünün, kesin, Diyarbakır’da CHP birinci parti çıkar!

     Kılıçdaroğlu: -Nasıl desem. Ameliyatla kadın olan erkeklerin şöyle ‘danavari’ vücutları var… Sezgin Bey, biraz daha kara kaşlı kara gözlü daha ince birini arıyor! Onun da kültürel kimlik hakları var tabii, hoş karşılamak lazım!

     -Sayın Kılıçdaroğlu, Fetöcü Enes Kanter, sizi görünce, Yunan bayrak direğine sarılır gibi sarılmış size!

     Kılıçdaroğlu: -Sorma yahu, neyi görse yeni gelin gibi sarılıyor! Ama Enes Kanter’i takdir ettim… Bulunduğu ortama iyi adapte olmuş. Baksana zencilerle basket oynaya oynaya dudakları saçları tıpkı bir zenci! Memleket hasreti işte şöyle bir kucaklaştık!

     -Boyu da çok uzun, kucaklaştığınızda kafanız Enes’in neresine denk geldi, fermuar ağzında bir arıza çıkmadı inşallah! Ne diyeceğim, sayın Kılıçdaroğlu! Johnny Depp’le görüştünüz mü, mahkeme sonrası yine içmeye başlamış diyorlar!

     Kılıçdaroğlu: -Görüştüm, hatta, Karayip Korsanları filminde Tuncay Özkan’la Faik Öztrak’a bir rol ayarladık!

     -Rol, film derken, bir şeyler duyduk, Baba filmlerinin yönetmeni Coppala’yla görüşmüşsünüz!

     Kılıçdaroğlu: Doğrudur, Baba 1, Baba 2, gibi, CHP 1, CHP 2, filmlerine başlayacağız! İlk bölümde mafya ailesine odaklanıyoruz, Tuncay Özkan’ın Fetö imamları ve belediye üç kağıtları ve Yapıkredi kredi  ilişkileri…. Tuncay Özkan Levent Göktaş ilişkisi… Ve Enver Altaylı Tuncay Özkan Levent Göktaş…

    -En baş rol, Baba rolünde, Marlon Brando’yu kim oynayacak!

    Kılıçdaroğlu: -İnan Kıraç’ı düşünüyoruz!.

    -Ne diyeceğim, şu Oscar töreninde tokatlanan zenci Chris Rock’u da görüp bir helalleşseydiniz..

    Kılıçdaroğlu: -Chris Rock’ı Adana Film Festivali’ne davet ettik… Biliyorsunuz Adanalılar da biraz esmerdir, yabancılık çekmez!

    -Yahu Adanalılar da şimdi bu kara oğlan tokattan hoşlanıyor diye sahnede haşatını çıkartırlar!

    Kılıçdaroğlu: -Yok yok, Adana Belediyesi’ne bilim getirdik!

    -Sayın Kılıçdaroğlu, sadede gelelim, o meşhur sekiz saat nereye kayboldunuz? Burada başınıza bir şey geldi diye canımız çıktı!

    Kılıçdaroğlu: -Tane tane anlatayım, malum Amerika’nın meşhur sihirbazı David Copperfield’le görüştük.. Ayak üstü bize sahnede kaybolma numarasını öğretti. Kaybolma numarası on saniye sürüyordu… Acemilik işte.. Sekiz saat sürmüş…

    -David Copperfield kaybolma numarasını öğretmeden önce size bir şey içtirdi mi, kokain olmasın!

    Kılıçdaroğlu: -Orasını bilemem.. Kaybolma numarasının aslı şuymuş.. Aslında, çok sıkkın bunalmış çok kızgın kimselere öğretiyormuş kaybolma numarasını.. Kaybolan da aslında siz değil içinizdeki gerginlikmiş.  Valla, sekiz saat uçtuk kaybolduk, alemlere kaydık! Kendimi uzayda buldum! Bir baktım Jüpiter sağ tarafımda..

    -Ağzınızla tuzağa düştünüz, yakaladım sizi… O jüpiter, Feetö’nün Sızıntı Dergisi kapaklarındaki Jüpiter… Sayın Kılıçdaroğlu, size sızmış olmasınlar!

     Kılıçdaroğlu: -Valla odasında Kur’an okuyup kan ter ateş içinde bağıran birini gördüm, Fetö olabilir mi, tam emin değilim!

     -Ne akıllar verdi size!

     Kılıçdaroğlu: -Önce dedi, burada, sünni Kızılderililer var onlarla görüşmeyelim, sonra, Kürt Meksikalılar sonra Alevi Çinliler var, sonra, Ermeni Kübalılarla, hepsiyle görüştürdü! Ancak Kolombiyalı LGBT’lilere fazla zaman kalmadı!

     -Sayın Kılıçdaroğlu, insan Amerika’ya kadar gider de David Letterman’ın Ellen De Generes’in bir talk şovuna katılmaz mı?

     Kılıçdaroğlu: -Bir dahaki sefere! Cumhurbaşkanlığını kaybedersem. Arkadaşlar, Alaska’dan aday olmamı istediler! Neden dedim, Alaska’nın nüfusu çok az! Nüfus az olunca kazanmamız kesin! Zaten biz Türkiye’de seçimleri neden kazanamıyoruz, nüfus fazla! Herkesi bu palavralara inandırmak mümkün değil!

    -Vallahi maşallah, 80 günde devri alem’i, dört günde tamamladınız! Bir de üstüne bilimle tanıştınız! Hakikaten Kristof Kolomb gibi Amerika’yı bilimi aydınlığı yarınları geleceği ekonomiyi yeniden keşfettiniz! Ama sanki… Yahu hepsi laf… Bir icraatinizi hala görmedik!

     Kılıçdaroğlu: -Olur mu? New York’a Seyid Rıza’nın heykelini dikeceğiz! Dünkü gün Amerika Haiti’yi istila etti, neden, Haiti’ye de Said Nursi’nin Apo’nun heykellerini dikeceğiz! Uşak, köle, işbirlikçi hain, dünyanın her yerinde aynıdır, Türk siyasetini temsilen biz de Seyid Rıza ve Said Nursi’yi uygun gördük.. Bence de partimizde kökleşen Dürrizadeler’in Mustafa Sabrilerin Fesli Kadirlerin heykellerini franchise bayilikler gibi her eyalette inşallah!

     -Hakikaten özgürlük ve aydınlık adına verdiğiniz bu savaşa milletçe hayran kaldık! Şu ‘bilim’e dönelim tekrar…

     Kılıçdaroğlu: -Bilim’in vatanı yok, peygamberimiz onu Çin’de bulun, demiş bu yüzden geri geri tersine ta nerelere gittik, ama, doğrusu, Bilim Amerika’da!

     -Mübarek neye benziyor!

     Kılıçdaroğlu: -Bilim’i diyorsun…

     -Evet, kaşları gözleri endamı, evet, bilim!

     Kılıçdaroğlu: -Yumuşak bir yüzü var, önce insan, tanıyınca onu, içindeki karamsarlık bedbinlik depresyon çöküntü sona eriyor…

     -Neye benziyor, altına mı dolara mı petrole mi seçim zaferine mi?

     Kılıçdaroğlu: -Ben bilimden şunu anladım, gökkubbe onun üstünde duruyor, Beyaz Saray’da Biden sabah kahvaltısında hep ‘bilim’ yiyormuş.. Acun Ilıcalı’ya da söyledim.. Mastercheff programında şöyle içi kıymalı kızarmışının bir tarifini verse!

     -Yani Amerika’da herkes bilimi dürüm yapmış üstüne de kolayı dikip…

     Kılıçdaroğlu: -İnsan bilimi görünce, yahu hiç sormayın, içiniz ferahlıyor, ruhunuz kabarıyor, kavgayı dövüşü bırakıyorsunuz, insan bilimi bir görünce, bağrınızda yemyeşil otlar büyüyor, yalnızlığınız gidiyor, bilim, kutsal bir ahlaki tapınak!

     -Ereksiyon hapı, cinsellik artırıcı viagra gibi bir şey!

     Kılıçdaroğlu: -Nasıl desem, ülke memleket bağımsızlık açlık ekonomi diye derdiniz kalmıyor! Bilimi bir tanıyın artık dünya .kinizde değil!

     -Vallahi merak ettim, bugüne kadar hiç tanımadığım bir şey tarif ediyorsunuz, Freud, Newton, ereksiyon, hard porno, hepsi içinde!

      Kılıçdaroğlu: -Yani şöyle söyleyeyim, aşk’ın düzüşmenin yerini Amerika’da bilim almış.. Gelir gelmez, Beyaz TV’de Seren Serengil’e söyledim. Biz doğulu toplumlar aşk’ın peşine yıllardır boşuna çöllerde sürükleniyoruz, gerçek mecnun bilimmiş..

      -Yani artık düğün zahmetine, halaylara, gelinlere, gelin başlığı, koltuk takımı, yatak odası, masraflarına gerek yok, her Türk gencine birazcık bilim… Şimdi anlayamadığım.. Bu ‘bilim’i şimdi nasıl bir paket yapıp Türk halkına anlatacaksınız?

      Kılıçdaroğlu: -Mesela, giderken, Shaguille O’neal’e çiğ köfte, Çubuk turşusu, Kayseri sucuğu götürmüştüm… Gelirken onlar da bana sağolsunlar ‘bilim’ paketleyip verdi!

      -Tarifini de verdiler mi? Ne yapacığız Bilim’i.. Başımıza iş çıkartmasak!

      Kılıçdaroğlu: -Tabii çiğnenmeden olmaz, zihninde önce yoğuracaksın… Şöyle dediler, bilim, hayal kırıklıklarına da iyi geliyormuş. Seçim’den sonra iki konteynar dolusu sipariş verdim, CHP’lilere dağıtacağız!

      -Vallahi öyle anlattınız ki benim de ağzım sulandı!

      Kılıçdaroğlu: -Bilim, dediğin, bir dudağı gökte bir dudağı yerde, Alaattin’in cini var ya.. Ne istersen yapıyor, ekonomiyi düzelt, hemen düzeltiyor, Anadolu’yu yüzlerce fabrika aç, hemen açıyor! CHP’lilere akıl ver, hemen veriyor! Abuk subuk saçmalıkları seçim vaadi yerine halka yedir, bilim deyince, hemen yiyorlar!

      -Muska gibi bir şey mi, bu bilim cin olmasın!

      Kılıçdaroğlu: -Tabii çok fazlası insanı hayalperest yapıyor, dozunda alırsan, memleketi sonsuza kadar kurtarırız, köylüler çiftçiler herkes canlanır, herkes CHP’ye oy verir!

      -Bu bilim, vatan hainliğine de kansere de iyi geliyor mu?

      Kılıçdaroğlu: -Ne diyorum sana, nezleye virüse her türlü mikroba, illa ki, bilim, diyorlar! Bir tutam kullanıyorsun, artık hiç bir şeyden utanç rezillik duymuyor ar damar kalmıyor, artık hiç bir şey size acı vermiyor!

      -Kokain gibi birşey mi, yoksa, Fetö de bu bilimden mi kullanıyor!

      Kılıçdaroğlu: -Yahu zenciler Hollywood sanatçıları Çinliler İspanyollar herkes sabah akşam kullanıyor!

      -Vay anasını satiyim, nasıl haberimiz olmamış!

      Kılıçdaroğlu: -Valla bilim’in kafası hiç bir şeyde yok, acayip kafa yapıyor!

      -Yani, şöyle mi, matematikten örnek verirsek, iki kere iki dört eder, diyorsun, sonra, dört kere dört onaltı, sonra, sayılar uzaya sonsuzluğa kadar katlandıkça yer dünya ayaklarının altından kayıp fenafillah alemlere karışıyorsun ve merkez bankası bir anda altınlarla doluyor! Gerçekten iyi kafa yapıyormuş, maşallah, sizde de iyi kafa yapmış..

      Kılıçdaroğlu: -Ama size bir şey diyeyim mi, yine de herşeyin başı ‘bismillah’.. Bismillah demeden iki çarpı iki dersen, bilimin de işi rast gitmez! Ne diyeceğim, uçaktan iner inmez, havalanı, karayolu, mağazalar, ne  göreyim, her taraftan bilim akıyor! Arkadaşlara, yahu burada çok fazla bilim var, ışığından gözlerimizi kaybetmeyelim!

      -Sayın Kılıçdaroğlu, Fetö sizin gözlerinizi kör etmiş, sakın, Fetö size bilim diye görünmesin, bu hainlerde her numara vardır!

      Kılıçdaroğlu: -Vallahi Fetö de yatmadan iki kaşık alıyormuş, artık cinlik kumpas puştluk düşünecek vakti yok, bilim Fetö’ye o kadar iyi gelmiş ki.. Ben ‘Allahımı’ buldum diyormuş. Yaraları cinneti piskopatlığı iyileşmiş, hastalıklardan kurtulmuş. Türkiye’den bahsettim.. Mal mal gözlerimin içine baktı, Türkiye neresi anlamadı, o kadar uçmuş gitmiş yani.. Öyle ki Tayyip’e aşk şiirleri yazıyormuş…

     -Tayyip’e aşk şiirleri? Bak burası önemli, kesin, karşılıksız aşk değildir!

     Kılıçdaroğlu: -Valla, bilimi doya doya görünce, ve orada vatansız evsiz barksız hainlerin bilimle mutlu mutlu yaşadıklarına şahit olunca, ben de vatana dönmek istemedim, dedim ki, bilim neredeyse vatanım orasıdır!

     -Ama Bilim’i orada bırakıp geldiniz!

     Kılıçdaroğlu: -Geldim ama içimde bilimin özlemi hasreti…

     -Vallahi büyük acılarınız var, şimdi bu çorak cahil ülkede, bilimsiz çok zor günleriniz bilmem nasıl geçecek, Allah yardımcınız olsun! Tüh unutuyordum, şu Cumhuriyetçi parti, biz evangelistiz, dinimizde kürtaj yoktur diye bütün eyaletlerde kürtajı yasaklamış…

     Kılıçdaroğlu: -Doğru demişler… İnsan bilimi bulunca, bir kadına bir çocuğa niye ihtiyaç duysun. Bilim zaten kopyalıyor, suni döllenmeyle üretiyor, doğuma ihtiyaç yok!

     -Bak, burayı doğru dedin, CHP içinde fesli Kadirler Ali Kemaller habire pratanya solucanları gibi kıvıl kıvıl kendi kendilerine ürüyorlar!

     Kılıçdaroğlu: -Bilim dediğin, bu bir rüya çemberi… Şimdi oturmuşlar niye keresteden mobilya yapalım diyorlar, genlerini düzenler ağaçlar büyürken masa şeklinde büyür diye çalışıyorlar, aynen, bir Fesli Kadir’in aynısını suni döllenmeyle, bir Seyid Rıza’nın binlercesini üretmek mümkün! Sanki taş atıyorsun da kolun yoruluyor! Ne güzel işte birlikte çoğalıyoruz!

     -Kafamın tasını attırma be adam, zaten, başörtüsü yasası çıkartalım deyip Tayyip’in anayasa değiştirmesine fırsat tanıdın!

     Kılıçdaroğlu: -Bakın ağaçların genleriyle oynayan bilim adamları, ne diyor, başörtüsüne de gerek yok, çünkü, ceninde genleri kültürümüze dinimize göre düzenlen, çocuklar peçeli çarşaflı başörtülü doğacak!

     -Ulan nedir bu kız çocuklarının çilesi, ceninde bile rahat bırakmıyorsunuz, biraz da, sanki erkeklerin saçları yakışıklı suratları yok mu?

     Kılıçdaroğlu: -Bakın Amerika’da bilimi görünce bunu da akıl ettik, erkek çocukları da doğuştan fesli doğacak! Hatta ellerinde kitapla doğacaklar!

     -Bak bu aklıma yattı, çocuk okula gidecek kütüphaneye gidecek, hepsi masraf! En iyisi ceninde genlerini düzenler beyinlerine bir kütüphane dolusu cip takarız!

     Kılıçdaroğlu: -Hah, bilim işte bu! CHP vekillerimize sözcülerimize bakın, İsmail Saymazlar’a Emre Kongar’lar’a Ayşenur Arslanlar’a hepsi cip takmış…

     -Biz cip taktık diye bu değerli özgür kalemleri küçümseme, onlar, doğuştan kudreti ilahiye, Allah tarafından takılalarak doğmuşlar! Aklıma gelmişken… Sayın Kılıçdaroğlu, genetik kodlama derken, Talibancı alimler şöyle diyor, doğuştan sünnet geleneğine uygun diye kestirdiğimiz parçayı, cip diye takarsak, beyni tamamlamış oluruz, diyorlar…. Amerika’da İşid ve Taliban’a bu aklı veren bilimadamlarıyla görüştünüz mü?

     Kılıçdaroğlu: -Müsaadenizle, sünnetli yer derken, bilimim geldi, birazdan dönerim!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 19 Ekim 2022, 12:59

    Bu mizahi bi yaklaşım. Yazarın çok yakın geçmişteki yazılarını okumuş olsaydın bu cümleleri kurmazdın zaten. Sen de o yüzde 99 içindesin olan bitenden bihaber..

  2. 19 Ekim 2022, 11:50

    Kılıçdaroğlu’na, nam-ı diğer dersimli’ye bu mizah bile sökmez, adam ders falan almaz.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!