Nihat Genç yazdı…
Şaşkınlık içindeyim.
Arkadaşlar, sahiller yaylalar ormanlar madenler milli fabrikalar otoyollar vs. satılıp bittikten sonra ellerinde para kalmamış olacak ki hayret ki hayret şimdi de kelimeleri cümleleri deyimleri atasözlerini küfürleri nidaları zamirleri edatları satışa çıkardılar.
Özellikle küfürlü sözlerin satışı canımı çok sıktı, zaten ite köpeğe tazminat ödüyoruz, şimdi, it köpek dahi diyebilmek için önce it köpek kelimelerini satın almamız gerekiyor.
Maddi Olmayan Varlıklar Fonu kurmuşlar, Türk Dil Kurumu Özelleştirme İdaresi’ne bağlı.
Şöyle, bir yazar yazabilmesi için ‘kelime’ lazım, işte bakın burada kelimeler akıyor, şimdi, bir yazar ihtiyacı olan su, bardak, anne, gel buraya, hadi lan, taksi boş mu, gibi, ne kadar kalıp cümle kelime deyim vs. var, önce satın alacak sonra satın aldığı ölçekte kullanabilecek.
Ki, duyunca başımdan aşağı kaynar sular döküldü.
Çünkü son ödediğim tazminatlardan sonra acilen bana bol miktarda ‘.mına koduklarım’ ve ‘ulan puşt’ ve ‘Fetö’nün köpeği’ gibi kelimeler lazımdı.
Eeee’si, Türk Dil Kurumu Özelleştirme İdaresi’ne gittim, ki, benim gibi ‘kelimesiz’ kalmış bir çok yazar çizer var, sıraya girdim, acilen etiket fiyatları daha da pahalanmadan üç beş-on tane ‘puşt, pezevenk’ kelimelerinden almam lazım.
Baktım, kuyrukta önümde ünlü Galatasaraylı antrenör Fatih Terim var. Hayırdır, dedim. -Sezon açılıyor, on-bin tane kadar ‘.mına koduğum …bnesi’ satın alacağım, dedi.
Vay anasını dedim, zenginlik böyle şey, benim gücüm üç taneye yetmiyor adam sadece bir sezon için on bin tane satın alıyor, vallahi ağzım açık kaldı.
Gitmişken fiyatlara da baktım, ‘yazık olsun sana’ ‘tüh sana’ ‘Allah belanı versin’ ‘yeter artık’ gibi yüzlerce kalıba ihtiyacım var, kaç lira dedim, ucuzsa çuval çuval alacağım, pahalıysa şöyle sinirime uygun dermanlık birkaç tane ancak..
Fiyatlar el yakıyor, dokunmam mümkün değil, bugün Süleyman Soylu’ya bir ‘tüh sana’ demenin fiyatı, arkadaşlar, artık yazarlık bitmiş.
Geldiğimiz yere bakın.
Bir yazar ne yer ne içer nasıl geçinir düşündükleri yok.
Bir yazar nasıl düşünecek bu kadar kelimeyi cümleyi konuyu nasıl bulup yazısını nasıl yazacak kimsenin dert ettiği yok.
Şimdi de yazacağım her kelimeye bir ‘etiket’ fiyatı vermişler, ne kadar kelime ihtiyacın varsa gidip tek tek elma armut gibi satın alacaksın, olacak şey mi, her biri turfanda can eriği fiyatına.
Anlatamadım galiba arkadaşlar parasını vermeden ‘su’ bile yazamayacağız, su, su…
Arkadaşlar özelden yazmış ‘su’ yazamazsak derdimizi ‘lıkır lıkır’ diyerek de anlatırız deyip uyanıklık yaptığını sanıyor.
Satış yönetmeliğini okumamış olacaklar, arkadaşlar, su, derken, su sesi bütün aileyi kapsıyor. Şöyle, şırıl şırıl, şap şap, şıp şıp, şarıl şarıl, şarul şurul, şelale, şurub, şakır şakır vs. su sesi taşıyan bütün kelimeler…
Nida’ları da satmışlar arkadaşlar, ah! oh! eyvah! gibi bütün ‘sesler’ fiyatlandırılmış, ki, yan ürünleri yazık be, tüh be, olacak şey mi, hepsi arkadaşlar hepsi el yakıyor! Şimdi yazı yazacağım kaç taneye gücüm yeter, bilemedim.
Arkadaşlar bir ‘.iktirin gidin’in fiyatı ne oldu biliyor musunuz? Ulan, bir ‘puşt’ demenin fiyatı Cumhuriyet altınını geçti.
Şöyle ağız dolusu bir ‘.rospunun çocuğu’nun fiyatı, vallahi diyorum, ikinci el araba fiyatı.
Dün bir arkadaşım Trabzon Sürmene Yaylası’ndan aradı. Yaylaları Araplar’a satıyorlar ya.. Satış için oradaymış. Zengin Arap yaylaya bakmış ve ‘siz bizi mi kazıklıyorsunuz, hani burası cennetti’ dedi.
Satış görevlisi de ‘cennet ya işte, çimenler çayırlar kuşlar ormanlar, temiz hava’…
Zengin Arap: ‘cennet dediğin yerde huri olacak gılman olacak’ demez mi?
Bizim satış görevlisi ‘gılman eksik diyorsun’ deyip bir tereddüt yaşamış ve arkadaşımıza şöyle bir alıcı pazarlayıcı gözle bakıp: ‘dert etme iktidarımızda gılman bulunur’ demiş.
Satışa gelen arkadaş: ‘.orospunun çocuğu Arap’a beni mi satıyorsun, .mına koduğumun puşt’u…’ diye tekme tokat girişmiş.
Derken arkadaşımız tam beş tane .orospu çocuğu demekten ağır tazminata mahkum oldu ve parasını ödeyemeyince, şu anda bana içerden yazıyor.
Mecburuz arkadaşlar en kullanışlı kelimeler elimizden gitti, yetişme tarzımız yüzünden ağzımıza ilk gelen bütün kelimeler satıldığına göre bundan böyle ‘ima’yla konuşacağız. Ve derdimizi mecazlarla, nasıl becereceksek, oydu da şuydu da gibi salata tükürük kelimelerle anlatmaya çalışacağız.
Arkadaşa ulaştım, üzülme dedim, ben de .orospu çocuklarına ne paralar ödüyorum, dedim, arkadaş, ağbi, iş çok ciddi bunlar sadece kelimeleri değil her sesi satıyorlar, eşeğin .mına iyice….
Şimdi, sahilleri satmışlar, denize giremiyor yaklaşamıyoruz, hadi olsun, gidip uzaktan dalgaları seyredelim, diyorsun.
Olacak şey değil, söylesen kimse inanmaz, dalgaların seslerini satmışlar. Bayağı ciddi ciddi hangi rüzgar hangi fırtına gücünde sahile bir dakikada kaç dalga getirir ve dalgaların ses değerlerini hesaplamışlar, şöyle söyleyeyim ağbim, otuz tane dalga sesi bir şişe kolayla aynı fiyat!
Vay anasını işin ucunu kaybetmişiz bunlar iyice dağıtmış sıyırmış, dedim, şimdi bunlar afedersiniz büyük abdest öncesi sesleri de satarlar… ‘Sattılar ağbi, sattılar!’
İyide benim helada kaç kez osurduğumu nasıl bilip hesaplayacaklar, ‘akıllı telefonla’ ağbi, bir sistem indiriyorsun kolayca hesaplıyorlar, bu sistemi Fetöcüler icat etmiş, onlardan almışlar!
Ha .iktir, demeye kalmadı…
-Ağbi, ha ayrı .iktir ayrı fiyatlandı.
Lan git işine kimi yiyorsun, yok artık, bunlar yatak odası seslerini de…
-Tam isabet ağbiciğim o sesler de satılmış, 128 milyar kaybolduktan sonra, bütün yatak odası seslerinden gelecek gelirleri Bilal Erdoğan’ın başında olduğu vakfa satmışlar…
-Bildiğin gibi değil ağbi, Bismillah, Allah, maşallah, ne kadar dini terim var, hepsi gitmiş ağbi.
-Ulan ben her yazıda beş-on tane İnşallah maşallah derim..
-Hepsinin gelirini Diyanet’e ve Menzil’e bağlamışlar ağbi.
-Ha .iktir, bu nasıl tezgahtır ulan….
-Ağbi ha’sı ‘ulan’ı hepsi gitti, gözünü seveyim, daha ucuz henüz fiyatlanmamış kelimelerle yaz..
-Arkadaşım kelime mi kaldı ne yazayım…
-Ağbi şöyle yapacağız, yazıp parasını ödemeden memleketten kaçacağız, başka yolu yok!
-Şu işe bak, sen şu .orospu çocuğuna kaç lira ödedin.
-Ağbi geç geç onu geç, yirmi bin lira ödedim, dilinin ucuna getirme! Zaten iyi bir kelime değil ağbi bir de üstüne kadın dernekleri herkes seni suçluyor…
-Hayır .orospu çocuğu kelimesi anlam olarak değil tabii ki annenin suçu günahı maksat o değil, yok, ama .orospu çocuğu kelimesi ağız dolduruyor, ne bileyim ağzıma büyük kadayıf lokması atmış gibi ballı ballı tadı vardı, hani ‘lahmacun, muhabbet, muhallebi’ der gibi ağız dolduruyor, hay aksi..
Ağbi, memleket bitmiş, sen onu geç, bugün bir bebeği beziydi mamasıydı masraflarına yetişmek mümkün mü?
Şimdi bebeklerin kullandığı henüz kelime olmamış anlamsız sesler dahi satılmış.
Ağbiciğim diyelim çocuk su yerine ‘buuu’ diyor. Anne bez alır gibi ‘buuuu’ alacak.. Bebek diyelim iki yaşına kadar kaç tane ‘aguu’ der. Bugün bir bebek günde en az yüz tane ‘agu’ der.
-Kardeşim memleket o kadar mı iflas etti, ‘aguu’ nedir fiyat olsun.
-Öyle deme ağbi, ‘agu’ bir akide şekeri gibidir, ağızda şeker gibi yayılır, çocuğa enerji verir, çocuğun ağzını şaplandırır çocuğa kuvvet gelir!
-Yani bebe emerken ağzıyla şap şap da mı yapamayacak!
-Ağbi, zamlar satışlar akıyor, bildiğin gibi değil, şap şap, geçtim, şapur şupur öpmek bile.
Annelerin bebeklerini öpmeleri ısırmaları kucaklamaları her şey fiyatlandırıldı.
-Ha .iktir memlekete kaymış oğlum… Yahu bu kadar manyaklık olabilir mi? Kabus mu bu, rüya mı görüyorsun, dünyadan çıkmışız hangi boyuta girmişiz, konuşmak kelime öpmek aklına gelen her ses nasıl satılır, inanılacak gibi değil.
-Ağbi, bunlar tam takır sıfır sinek avlayan bütçenin halini düşünürken senin bir yazını okumuşlar.. Aynen şunları yazmışsın: ‘-Tanrı milyonlarca kelimelerimden birkaç tanesinin içine bir kum tanesi koymuş. O kum tanesi gözlerinizdeki ışıkla beyninizde zamanla inciye dönüşecek!’
-Evet, benim yazım, ancak bu romantik edebi bir cümle!
-Ağbi, sen diyorsun ya kelimelerin içinde kum tanesi istiridye içinde kum gibi inciye dönüşüyor, işte, bu yüzden kelimeleri elimizden alıyorlar, içlerindeki inci’yi araklamak için.
-İyi de bu gerçek bir inci değil ki, bilgelik anlamında inci.
-Ağbi bunların gerçeği mi kalmış alayı dağıtmış. Ağbi ‘şahıs’ isimleri dahi etiketlendi.
-Nasıl?
-Bugün Süleyman Soylu, Tayyip Erdoğan diyebilmen için kaç kez bu isimleri yazacaksan o kadar parasını ödeyeceksin.
-Ha .iktir, ulan neler duyuyorum, Abdülhamit, Fatih, Kanuni Süleyman?
-Hepsi ağbi hepsi, paraları Fetih Derneği’ne gidecek.
-Ağbi aslında çok da şey etmemek lazım, erken davranıp harekete geçmeliyiz, şimdi sen günde kaç tane Atatürk kullanıyorsun..
-Lan git işine puşt, Atatürk ismini satmak mı, senin .mına korum puştun çocuğu…
-Bak güzel ağbim, kızma, çağa ayak uydurmalıyız, hadi Atatürk kelimesinde hassassın, elimizde başka çok kullanışlı herkesin alabileceği kelimeler var… Mesela ‘anne’.. Bugün itibariyle Türkiye’de her çocuk her gün binlerce kez ‘anne’ diyor. Anne kelimesinin sahipliğini alalım. Paranın .mına koruz.
-İyi de benim annem öleli çok oluyor, şöyle ciğerimin içinde kurumuş kalmış birkaç tane ‘anneciğim’ var, dilimin ucuna gelince ağlıyorum, yani dünya yıkılsa satamam…
-Canını sıkma ağbi, o, bu, şu, zamirleri var, bak henüz fiyatlanmamış, istediğin kadar kullan..
-Oğlum, yazımızı yazıp göndereceğiz, sen satışa çıkartılmayan fiyatlanmamış kelimelerden söylesen..
-Ağbiciğim, ‘muhteşem, muazzam, şahane, sultanım, harika, yerin göğün efendisi, mirim, pirim, padişahım, ağbimsin, babamızsın, kurtarıcımızsın, dünya lideri, ellerinden öpeyim, .ötünü yalayayım, ayağının tozu olayım…’ Hepsini kullanabilirsin ağbi, vallahi yazıyı bedavaya getirirsin.
-Hayırlısıyla, şimdi okuyucular da benden yazı bekliyor, dur bakiyim, şöyle, etiketsiz fiyatsız bizi dara düşürmeyecek banka hesaplarımıza el koymayacak eve haciz getirmeyecek kelimelerle bir yazı, hadi bismillah, bakalım yazabilecek miyim?
-Ağbi, bismillah, dedin, parası Seyida Semerkant Vakfı’na gitti, geçmiş olsun..
-Dur sıkma canını, hiç yazmazsam, korktu yazamıyor, derler, bir yolunu buluruz.
Bugünkü yazımdır:
‘Arkadaşlar, bir mafya liderinin suçlamaları iftiralarıyla koskoca bir dünya devi liderimizi töhmet altında bırakamazsınız.
Kabul etmeliyiz, büyük komutanlar büyük liderleriniz varsa harcamalarınız da büyük olur.
80 milyonluk bir ülkeye dahi ümmete gece gündüz hizmet veren bir lidere bin odalık sarayı çok mu görüyorsunuz?
Hele hele Türk Ordusunu fethetmiş ve yerine dini bütün zikr içinde yepyeni bir ordu kurmuş kahraman bir komutansa.
Ve dahi orduları ve ceamatleri ve dahi Afrin’i sadece mikrofon kullanarak yönetebilmiş bir kahramandan konuşuyoruz.
Üstelik Fetö hançerini yemesine rağmen ve dahi Abdullah Gül ve Davutoğlu ve Babacan’ın pençe, ısırık ve dişleri hala sırtında.
Ve dahi liderlik sanatını öğreneceği bir üstadı selefi yok idi, iktidara geldiğinde eski Türkiye’de buzdolabı, kokain, yol, fabrika, köprü, saray dahi hiç yoktu.
Muhaliflerine gözdağı verme ve korkutma kabiliyeti doğuştandı, dahi, düşmanları er meydanına çıkamaz ve dahi düşmanları korkudan toplu intihar ya da toplu istifa ya da aralarında nifak çıkartıp savaştan kaçarlardı.
Arkadaşlar, Napolyon’u yaratan Fransız İhtilali karışıklığı, Mozart’ı yaratan müzik, Atatürk’ü var eden yedi düvelin işgaliyse büyük liderimizi yaratan da Milli Görüş gömleğini en hızlı çok hızlı bir saniye kadar hızlı çıkartabilme kabiliyetiydi.
An itibariyle Türk Tarihinin Kanuni ve Abdülhamit’ten sonra en uzun süreli saltanat süren padişahıdır, dahi, belediye başkanlık dönemini ve jet uçağında geçirdiği uzun uzun saatleri saymıyoruz.
Ve dahi muhalifleri Ege’de ada dahi olmayacak beş-on kayalıkları kaptırdığını söylüyorsa da Suriye topraklarına defalarca sefer düzenledi ve dahi PKK ve HDP liderleri kıskıvrak yakalayıp zindana tıktı.
Ve dahi İşid’in ve PKK’nın ve Gezi’nin bir çok isyan ve ayaklanmasına başarıyla karşı koydu.
Ve dahi Bush’u Trump’u Bıden’i ve dahi Putin’i parmağında oynattı.
Ve dahi Karadeniz ve Akdeniz’de defalarca petrol kaynakları keşfetti müjdeyi zaferi milletiyle paylaştı.
Ve dahi etrafındaki bütün cemaat ve tarikat ve lise arkadaşlarına holdingler malikaneler ihaleler verip doyurdu ve dahi Arap krallarına yaylalar bankalar hediye etti.
Ve dahi laik kafirlerden aldığı KDV, Özel Tüketim Vergisi tümünün yüzde yirmisini Dine Diyanet’e bağladı.
Ve onun döneminde bütün mezhep ve kavimler ve tarikatlar ve iş adamları paraya şöhrete boğuldular ve dahi kazandığı tazminat davalarını döner yapıp törenle halka dağıttı ve dahi meydanlarda halka çay kahve ve dahi partinin en küçük üyelerine dahi TOKİ’den ev dağıttı.
Ve dahi hazinesi o kadar büyüktü ki 128 milyar doların kaybolmasını sinek vızıltısı kadar dert etmedi, damadının başını okşayıp canın sağolsun, dedi..
(Arkadaşlar, parası verilmiş, elimde bir tane ‘ha .iktir’ var, çok idareli kullanıp buraya koyuyorum)
Ha .iktir!
Onun devrinde Rizeliler Trabzonlular köylerinden inip sahillere ovalara Boğaz’a Ege’ye milyonlarca TOKİ’ye yerleştiler ve dahi eski Türkiye’de üç tane olan hafız sayısını saltanatında beş milyon’a ve dahi eski Türkiye’de gizli olan birkaç tarikat medresesi sayısını da elli binlere çıkarttı!
(Arkadaşlar, dayanamayacağım, paralar giderse gitsin, eve haciz gelecekse gelsin, bir tane daha kullanmayalım..)
Ha .iktir!
İhalar ve Sihalar onun döneminde zaferlerden zafere koştu ve dahi Karabağ savaşını kazandı ve Aliyev’le Karabağ’a askeri törenle girdi ve dahi onun devrinde Türkiye Hitit’ten beri bölgenin en güçlü devleti haline geldi ve dahi ‘süleymancılar ve Fetöcüler’ uzun müddet imparatorluğun bünyesinde kıllık karışıklık yapmalarına rağmen.
Mısır’daki Sisi’den Somali’deki Boko Haram’a ve Yemen’deki Hussiler’e kadar bütün büyük dünya meselelerine el attı ve laiklerin devlet bürokrasisindeki yayılmasına son verdi ve dahi başörtüsünü ilan etti ve yüzlerce camiyi kendi elleriyle açtı ve dahi marinaların başına kızağa çekilmiş eski devlet büyüğü Mehmet Ağar’ı yerleştirdi ve dahi ünlü fedai Çakıcı’yı hapisten çıkartıp başsızların başına koydu.
Ve bugün adamları haksızca haince üç beş gemicik kokain yüzünden suçlanıyorken o dünya devi hiç oralı olmadı ve sayısız havaalanı ve otoyol açmaya, yani memleketin dirlik düzen din diyanet içinde kalkınmanın önünü açtı.
Onun devrinde düşmanları çil yavrusu gibi kaçıştılar, ve dahi Afrika’ya Orta Asya’ya karakollar kurup hainleri yakalayıp geri getirdi, ve dahi düşmanlarının servetlerine el koyuldu ve dahi kayyumlar koyulup ne var ne yok ellerinden alındı ve dahi savcılar aracılığıyla Fetö borsası kurulup servetler milli hazineye geçirildi.
Arkadaşlar, onu hiç kimse mağlup edemedi, ve dahi şimdi yabancı ajanların kuklası mafya bozuntuları üç-beş gemi kokain iddiasıyla onun en ünlü komutanı Süleyman Soylu’nun üstüne gidiyor ki, Süleyman Soylu’yu dahi hiç kimse mağlup edemedi, ekonomik buhranlar teğet geçti, ünlü komutan Süleyman Soylu Avrupa’da dünyada en çok kokain yakalayan kahraman oldu.
Ve dahi devrinde yüksek faize inad etti hiç inanmadı, sosyoloji, tarih, botanik, gastronomi, mimari, iç tasarım eğitimi alan dünya liderimiz, düşük faize karşı çıkan hazine ve merkez bankası vezirlerinin alayının kellesini aldı ve meydanlara çıkıp gümbür gümbür düşük faizi anlatıp peşinden halkımızla el ele şarkılar söyledi ve ertesi gün dolar 9 lirayı onun devrinde gördü.
Propaganda, algı sanatı, inandırıcılığı, gündem oluşturması, yüksek sanat eseri muhteşemdi, gerçek, onun devrinde tek kişi arabasız ve evsiz kalmadı, general rütbesi almayan tek cemaat üyesi, hakim savcı olamayan tek İskenderpaşa müridi kalmadı ve dahi on milyon bekçi ve dahi yüz trilyon ağaç dikti! Onun devrinde ördekler sürüler halinde gelip baraj ve göletlerden nasiplenirdi! Hatta bir ördek sürüsü bir barajın suyunu içip tüketince hiç kızmadı onları da Allah yarattı canları sağolsun, dedi.
Ve dahi onun devrinde TV’lerde tartışma programlarına hız verildi, dünya ve insanlığa felsefe ve bilim ve siyaset’te üstün öngörülü deha yazarlar kazandırdı ve düşmanları boş durmadı tartışma programı sunucuları her tartışma sonrası on milyonluk rüşvet aldığı iddiasıyla oralı olmadı ve dahi mafya babalarından on milyon maaş alan siyasiler iddiasına şöyle yüzünü dönüp dahi bakmadı.
-Hayır arkadaş daha fazla dayanamayacağım, buraya bir tane ‘ha .iktir’ yazacağım.
-Ağbi, baştan söylediklerimi tam anlatamadım, şimdi, tekkeye gidip tecavüz edebilirsin, bedava, soruşturma açan yok, orada sorun yok.
Mesela twitter’a gir kadına kıza mini etek bahanesiyle pis pis küfret çak, bunda da sorun yok.
Bak ağbim, şimdi Yalıkavak Marina’ya yerleş, ne iş yapıyorsun bu ne ayak diyen yok, orada da her şey bedava.
Bak ağbim, şimdi Paramount Otele git, orada da her şey bedava… Manken kovalamaca kokain kaşık kaşık bedava gemiler bedava. Küçük kızları sapıkça satanlar danışman ağbi, ne savcılar dava açıyor ne hakimler, hepsi bedava ağbim… Ağbiciğim sen yanlış yere tezgah açmışsın, yazarlık ne ağbi, Allah aşkına kelime ne cümle, ne, bak dünyada bu kadar bedava iş varken, gitmiş tazminatmış cezaymış, yok puşt kelimesine Cumhuriyet altınıymış sanki gibi para öde…
Aman güzel ağbim, şu satır arasına ha .iktir yazıp durma, dinimize milli değerlerimize hakarettir, ağbim, şimdi, iti köpek’i bize it köpek dedi ha .iktir dedi diye gönderir kapına hacizleri…
-İyi de kardeşim, ben ne yapayım, içimde çok yüksek enerji var, çok dolmuşum kardeşim, eroine kokaine şöyle ağız dolusu bir şey yollamam lazım…
-Deme güzel ağbiciğim deme, çık sokağa şöyle bir tur at!
-Bu enerjiyle sokağa çıkmam çok tehlikeli, yahu baksana kadına kıza laf atmak kaç lira, şöyle dolu dolu bir ‘vay ablam, maşallah’ desem.
-Bedava ağbi, çık takıl, kızlara laf bedava, kızları kovalamak bedava, sapıklık, tecavüz, cimcik, takip, kovalamaca, ağbi halkımız gibi bedavaya koşacaksın.
-Niye bedava, mini etek giydiği için mi?
-Güzel ağbim, bak şu cumhuriyetçiler’in hali ne öyle, hepsi dağıtmış, çak bir tane, ağız dolusu….
-Doğru diyorsun: -Ulan yediniz bizi …spunun çocukları!
Yazı, tamam, baskı için göndereyim mi?
-Dur güzel ağbim, önce Türk Dil Kurumu Özelleştirme Dairesi’ne gönder, şöyle harf harf kelime kelime bir hesaplasınlar, sonra, evindeki malları bankadaki paralarını bir incelesinler, şayet ödeme yapacak gücün varsa, o zaman yayın izni verirler!
-Ama bu haksızlık. Burada bir tuhaflık var. Tamam çoğu kelimeye para ödüyoruz ama yandaşlar çoğu kelimeden para kazanıyor, muhteşem, şahane, sultanım, deyince, para alıyorlar.
-Güzel ağbim, sen muhalifsin, sana paralı, onlara alem bedava, kokain bedava, rüşvet bedava, marinalar oteller bedava, sapık kız satışları bedava, makamlar bedava, güzel ağbim, onları savcılar hakimler görüp başlarını niye ağrıtsın! O savcılar hakimler tekkelerde zaten yeterince zikrini çekip milyonlarca Allah deyip düşün bir gecede on bin Allah, bismillah, sübhanallah, malı götürüyorlar ağbi…
Ağbi, nasıl düşünmezsin, bir savcı bir general, sabaha kadar yüzbin tane Allah subhanallah kelimesini niye zikretsin, düşün ağbi. Her biri bir lira olsa? Bu tekke güzel ağbicim darphane.. Sen akıllı yazar olsan önce darpane tekkelere gidip önce milyonlarca kelime satın alacak zikir çekersin. Sonra .tünün klıymış, ..öt herifmiş, .tüne …uğummuş, ohhh bin defa döne döne yazacak zenginliğin gücün olur!
Akıllı ol be ağbim!
Türkiye ‘nin en iyi yazan konuşan adamını televizyonlardan men ettiler